Artvin Köşe Yazıları

Anılarımız Benzerdir
Yazar : Necat BAYRAKTAR


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Anı ve Anekdot



»Anılarımız Benzerdir


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  


Daha altı yedi yaşlarımda idim. Okula gitmiyordum. Okuyan ablam okula geç kaldığı için, kahvaltı yapmadan okula gitmişti. Annem bir mendile mısır ekmeği ve peynir koyarak, ablana götür dedi. Okul köyün dışında, hava yağmurlu idi. Ayağımda yırtık, Trabzon Lastiği vardı. Çoraplarım yoktu. Cıvık çamur yırtık lastiklere doluyor, ayağımı her yere bastığımda, lastikler bir, bir tarafa bir öbür taraf dönüyor, kendine has çamur sesleri çıkarıyordu. Çamurla dans ederek, okula geldim. Koridora girince, okul ve öğretmenle ilgili duygularımın heyecanı bastı. Sağa, sola bakınarak sanki heyecanlarımı kontrol etmeye çalışıyormuşum gibi davranıyordum. Anlamsız, anlamsız bakınırken öğrencilerin ayakkabılarını çıkarmadan derse girdiklerini fark ettim. Eve girerken avluda lastiklerimizi çıkardığımız halde derse girerken neden çıkarılmamıştı? Hal bu ki okul evden daha bir önemliydi. Durumu kavrayamadım. Yine de okula saygısızlık olmasın diye, çamurlara bulanmış kara lastiklerimi çıkardım. Kapıya vurulacağını bilmediğimden, sınıfın kapısını vurmadan içeri girdim. Ablamı göremiyordum. Sıralara doğru rastgele giderken öğrencilerin bana bakarak güldüklerini fark ettim. Önüme bakınca, ayaklarımın yerde çamur izler bıraktığını gördüm. Gözlerim kararmıştı. Artık öğrencilerin ayaklarında lastik var mı yok mu? Aklımda bile yoktu. Durum değişmişti.

Öğretmen durumun tekrar değişmesini sağladı. Beni mendille beraber ablamın yanına oturttu. Başımı okşadı. Çok sıcak davrandı. Sende okumak ister misin dedi? Kısa sorular sordu. Ne yanıt verdiğimi yanıt verip vermediğimi unuttum. Ancak orada fazla duramadım. Çıktım. Fakat Okula ve öğretmene olan ilgim daha da arttı. Gururlandım. Bu anlattıklarım okulla ve öğretmenle ilgili ilk anımdır. Eve nasıl geldiğimi, neler anlattığımı hiç hatırlamam…

Birinci sınıfa gittiğimde okumayı çat, pat biliyordum. İlk günden net olarak hatırladığım; öğretmenin; kim tahtada KUŞ yazabilir? Sorusu idi. Birkaç kişi parmak kaldırdı. Öğretmen beni işaret etti. Kalktım, yazdım, oturdum. Öğretmen benim yazdığımı silmeden yanı başına doğrusunu yazdı. Aradaki “u” harfini unutmuştum. Tabi i ki heyecandan…

Köyüm ilçeye uzaktı. Kışları soğuk ve uzun geçerdi. Köylünün konuşmaya, sohbet etmeye zamanları çoktu. Köy kahvesi olmadığından; caminin önünde tahta çıtalarla çevrili, birkaç meyve ağacının gölgesinde, tahta oturakları olan yeşil bir alan vardı.“Cami kapısı“dediğimiz bu yerden hiç insan eksik olmazdı. Çoğu zaman kalabalık olurdu. Bu oturmalar, kış aylarında, evlerde misafir odalarında devam ederdi.

Köyümüzün öğretmenleri geldiğinde, herkes ayağa kalkar, en uygun yerler onlara verilirdi. Sohbetlerde en çok soru öğretmenlere sorulurdu. Herkes onları saygıyla dinlerdi. Çocukların okumaları, siyaset, radyoda dinlenen haberler sohbetlerin konusunu oluştururdu... Öğretmenlerimizde her konuda bilgili, yol gösterici idiler. Köy halkı ile sıcak ilişkileri vardı. Oturup kalkmaları, giyim, kuşamları, görevlerine bağlılıkları öğrencilerin okumaları için gösterdikleri gayretleri, köylüye karşı yabancılaşmamış olmaları çocuklarının gelecekleri için canlı örneklerdi.

Yaz aylarında köye gelen takım elbiseli kravatlı gençler görürdük. Öğretmen okullarında okuduklarını yakında öğretmen olacakları söylenirdi. Biz de onlara heveslenirdik. O okullardan birinin adı da Cılavuz’du. Bizim köylerimizden bu okula otobüsle gidebilmek için önce Artvin’e oradan Erzurum’a, Erzurum’dan Kars’a oradan da Susuz İlçesine gitmek yani masal gibi bir yolculuk gerekirdi. Bu yüzden orda okuyan öğrenciler kışın en zor günlerinde bile 2500 metre civarında yükseklikteki Sahara Dağından aşarak yayan gitmeyi tercih ederlermiş. Karne Tatilinde köylerine gelenlerin böyle bir zorunlulukları varmış.

İşte böyle bir tatilin sonunda okullarına dönmek zorunda kalan öğrencilerden biri dağda boğulmuş. Bu haber bütün Artvin’de duyulmuştu. Herkes çok üzülmüştü. Çevre köylerin hepsi yas tutuyordu. Ağıtlar yakılmıştı.
“Cılavuz’dan çıktım, başım selamet, Sahara’ya vardım koptu kıyamet.” Bu ağıt o yıllarda halkın dilinden hiç düşmüyordu. Ancak hiç kimseyi okuma hevesinden caydırmamıştı. Aksine, okumanın önemi daha da artmıştı. Uğruna ölünebilecek bir şey olarak algılanmaya başlanmıştı. Bizler işte böyle bir ruh haliyle yetiştirildik. Çocukluğumuzu ve öğrenciliğimizi böyle duygularla yaşadık. Böyle bir toplumsal zihniyet içinde büyüdük.

İkinci sınıfta harıl, harıl okuyordum. Dedem okumamı, köyümüzdeki öğretmenler gibi olmamı çok istiyordu. Şal pantolon, ceketli, başı beyaz sarıklı, beyaz kısa sakallı bir ihtiyardı. Beni çok severdi. Okul ihtiyaçlarımı hep o alırdı. Gittiği her yere de beni de götürürdü. Zaman, zaman bilmediğim bir yerlerden kitaplar bulur, getirir, bana okutur, büyük bir zevkle dinlerdi. Hem benim okumamdan hem de kitapların içeriklerinden çok hoşlanırdı. Kitabı ve gaz lambasını evimizdeki tahta soframızın üstüne koyar, fitilini de biraz yukarı verir bağdaş kurardık. Ben okurdum o dinlerdi. İkimizde çok güzel zaman geçirirdik.

Okuduklarımdan bu gün adları aklımda kalanlar Mevlit, Hikâyeyi Geyik, Hikâyeyi Kesik Baş gibi kitaplardı. Hikâyeyi Kesik Başı okurken korku ile karışık heyecanlar yaşardım. Kesik bir insan başının, dörtnala giden bir attan birkaç arşın önde gitmesi beni korkuturdu. Tüylerim diken, diken olurdu. Çok özel bir nedenle Kan Kalesi Cengini de şöyle hatırlarım. ’’Hz. Ali cenkte… Çok zor durumda… Halit Bin Velid mahiyetindeki savaşçılarla O’na yardıma gidiyor. Bir dağda kara saplanıyorlar. At halsiz düşüyor. Çok çabalıyor ama çıkamıyor. Hal bu ki o da durumun farkında. Komutan üzülüp ağlıyor. Atta onu görünce ağlıyor. Gözlerinden yaşlar geliyor. Bu duruma ben de çok üzüldüm. Hıçkıra, hıçkıra ağlamaya başladım. Dedem de ağlamaya başladı. Ses sese verdik. Hüngür, hüngür ağladık. Çok duygulanmıştım. Birkaç kere denedim. Okuyamadım. Başka bir gün okumak üzere bıraktık... Bu kitabı uzun zaman ne kadar doğru hatırladığımı merak eder dururdum.

Daha ileri sınıflarda, tasarruf olsun diye kalemlerimizin ucunu iyice sivrilterek, çoğu kendi yaptığımız tahta cetvellerle defterlerimizdeki satır aralarını ikiye böler, bir satırdan iki satır yapardık. Bazen defterlerimiz bazen kitaplarımız olmazdı. Eski lastik parçalarını silgi olarak kullanırdık. Okulumuzdaki temizliği kendimiz yapar, sobamızı evlerimizden getirdiğimiz odunlarla kendimiz yakardık. Buna rağmen girdiğimiz bütün sınavlardan başarılı sonuçlar alırdık. Hele ilkokuldan sonraki öğrencilik hayatımız anlatmakla bitmez çoğu acıklı öykülerle doluydu. Ya soğuk pansiyonlarda geceleri diş dişe vururduk. Ya da üç beş arkadaş birleşerek bir oda kiralardık.

Yine de okuduk. Bütün engelleri aştık. Çoğumuz öğretmen olduk. Büyüdükçe okuduğumuz kitaplar da değişmeye başladı. O kitapların yerini; Yılanların Öcü, Susuz Yaz, İnce Mehmetler aldı. Öğretmenlerimizin bizler için gösterdikleri gayretleri, biz de öğrencilerimiz için gösterdik. Sınıflarımızda halkın ve hayatın içinde hep iyi hep yol gösterici olmaya çalıştık. Ülke olarak bütünlüklü kalkınmayı hedef aldık.

Bireysellikten uzak durduk. Demokratik, temel insan hakları taleplerimizde, mücadeleci ve önlerde olduk Çoğumuz sürgünlere gönderildik. Çeşitli cezalar aldık. Ama yılmadık. Daha yapılacak çok iş var. Ülkemiz adına…

Necat BAYRAKTAR

Not: Bu yazı tahminen on yıl önce ANKARA ARTVİN KÜLTÜR DERNEĞİNİN çıkardığı ATABARI adlı deride yayımlanmıştı. Ufak tefek yeni düzenlemelerle yeniden internet ortamında yayımlamayı düşündüm.

1. Bizim kuşağın anılarını tazelemeleri,
2. Gurbette doğup büyümüş olan yeni nesil Artvinlilerin de geçmişleri hakkında bilgi
edinmeleri amacıyla yineledim. N. BAYRAKTAR

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
7 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 5 yıldız aldı.


Yazar :Necat BAYRAKTAR Yayım Tarihi :14 Ara 2011 ÇrşOkunma :685

« Akp Devletçi Oldu-1

HEPİNİZ TUTUKLUSUNUZ!!! »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Necat BAYRAKTAR

1949 yılında Artvin Ardanuç Kapı köyünde doğdum. Ardanuç Ortaokulundan sonra Trabzon Öretmenokulunda okudum. Meslek içi Ön Lisans okudum. Samsun Artvin ve Sakaryada öğretmenlik yaptım. Sivil toplum Örgütlerinde aktif görevler aldım. Eğitim - Sen in Türkiye kurucularındanım. Emekliyim. Kara Mavi yayımlarından iki kitabım yayımlandı. 1. Gönül Duvarım 2008 de çıktı. 2. Fişlendik :: 2012 de çıktı. İki şiir dosyam iki de öykü anı türü çalışmam. Bir de yerel kültürümüzü işleyen 200 sayfa civarında bir çalışmam hazırdır. Şu anda Sakarya ilinde yaşıyorum.
necatbayraktar@hotmail.com

Diğer Yazıları

  • Yusufeli
  • Kaçakçının Oğlu
  • Empati; Duygusal Zekâ
  • Anılarımız Benzerdir
  • Hopalıyım, Eşkıyayım, Özür Dilemem
  • Osman Kaya
  • Artvin Günleri
  • Bizim İçin Artvin
  • Türk Sorunu mu Kürt Sorunu mu?
  • Nostalji ve Geleceği
  • Laiklik ve Helallik
  • Türkiye Laikliğin Neresinde?
  • Ruh Halimiz
  • CHP Sosyal Demokrat Parti mi?
  • Kornasız Kültür
  • Şiir

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 22 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 769 tekil kişi,5512 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222035 tekil kişi, 10797373 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.208 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:


Sayfa olusumu: 1,34375 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap24 Mayıs 2012 Prş Saat: 19:14:36 Css | Sayfa Başı