Artvin Köşe Yazıları
»Suların Senfonisi (Acı Hayat)
SİNEMA
"Mazide kaldı büyük aşkımız
Bir hayâl oldu artık şarkımız
Şimdi çok uzak o tatlı günler
Bir yabancıdan yok ki farkımız..."
Sevim Şengül "sinama" ya çağırıyor yine...
Belediye "hoparlor"undan yayılan "kırık" ve "buğulu" sesi, Ardanuç´un gri göğünde yükseliyor...
"PİLAÇ"
Aylardan Mayıs yine.
Yağmur yağmıştır. Kasabanın caddeleri,sokakları kara balçık içinde...
Yapışkan ve inatçı. İstediğiniz kadar kazıyın,izi kalıyor "Cıslavat" ların,"Çızma"ların,"Trabizon" Lastiklerinin,
Ve "Pilaç" ların üzerinde...
"Pilaç" mevsimidir...evet.
Yazın gelişiyle birlikte giyer çocuklar,taa Ekim´e kadar.
"Laylon" dan mamül,üst tarafı "havadar". Yanları da açık...
Çok albenili renkleri var ama.
Mor,yeşil,kırmızı,sarı,"vişna çürüğü","boz"...
Aklınıza hangi renk gelirse..
Sadece "kara" renkli pilaç göremezsiniz çocukların ayağında...
Onlar siyahı sevmezler!
Bir de;
"Pilaç"ların cinsiyeti yoktur!
Bir de;
"Pilaç"lar sınıf ayırımı yapmaz!
Çocuklar için böyledir bu,hiç değilse...
SES...
"Su" büyümüştür yine...
Taşları birbirine vurdurarak akmaktadır.Siz sadece homurtusunu duyarsınız gündüzleri...
Gece daha da büyüyecektir.
"SES" te büyüyecektir geceyle birlikte, korkunuzu da birlikte büyüterek!
................................
Sevim Şengül devam ediyor:
"Sensiz günlerim doluyor yasla..
Unutamadım seni ben asla.."
Tamamdır...
İkinci kıt´ası şarkının bu...
"Ferit" aynı plağı çala çala ezberletmiş!
Birazdan "filim" başlayacak...
Fayıh "Tayi" den kaçış yok bu kez.Bileti olmayanın gözünün yaşına bakmıyor.
Zaten "mim"liler belli!
Karakaya Memet ,"Do" Yaşar, Tıngır İsmail, Tüyli Dursun,Cıbıl Nihat ,Kâlik,Deli Fahri, Kuş Öner...
Ve...
İlle de "KULİ"
Ağızlarıyla kuş tutsalar,bugün "meccane" giremeyecekler sinemaya...
"ACI HAYAT"
Ahh!
Yine "aşk" filmi!
Türkân Şoray "MANİKÜRCÜ"
Ayhan Işıkla "flört" ediyor.
Ayhan mı?
O bir "tamirci parçası" canım...
Pek te yakışmışlar birbirlerine ama..
Evlenecekler besbelli de...
Benim içimde bir tedirginlik!
"Bu işin suyu ne zaman çıkacak"diye bekliyorum!
EKREM BORA
Neee...
"Kötü" adam Ekrem Bora mı?
Hani şu,"DELİKANLI" rollerin adamı...
Kendine özgü "mağrur" duruşuyla...
Şimdilerde"COOL" adam denilen..
"Bebek Yüzlü" olmayan ama,
"KARİZMASI" göklerde,
"Ağır" delikanlısı hepimizin...
"YILMAZ" dan sonra en çok sevdiğim "artiz"...
Zengin "fabrikatör" rolünde,Türkân´ı ayartmaya çalışıyor!
Bir hayalim daha yıkılıyor!
......................................
"Totom" Mehmet kulağıma "SUFLE" yapıyor:
"Birezdan Türkân´i halledecah adaş..."
Filmi daha önce Artvin´de seyretmiş.
Her sahneyi önceden haber veriyor!
Filmi "piç" ediyor!
...................
182 NUMARALI SANDALYE
"Lan Totom" diyorum;"Önceden söyleme Adaş.."
Mümkün mü?
"Bah" diyor:"Birezdan ev tutmaya gidecekler"
"Orada gerçeği itiraf edecek Türkân.."
"Ayhan Işık´a piyango vurecah..."
"Söylama laaan.." diyorum.
Totom,durmuyor;
"Ayhan´da Ekrem Bora´nın kardeşi Nebahat Çehre´yi halledecah.." diyor...
Artık dayanamıyorum;
En "ög" sıradaki 182 Numaralı sandalyemden kalkıp...
(En öndeydi o sıra.Sahnenin bitişiği.182 de sıra başı...Kimseler önceden satın almasın diye,erkenden kuyruğa girerdim.Boyum zaten kısa,işte o sandalye tam bana göre.Önümde hiç kimse yok..)
Kalkıyorum sandalyemden mecburi.İki sıra arkaya geçiyorum.
Yerimi "satmam" zor olmuyor.Hemen değişiyor birisi benimle sandalyesini.
Öyle ya;benimki en ön sıra...
..........................
Dışarıda yağmur başladı yine...
"Film" de de yağıyor durmaksızın.
"Gri" bir yağmur ama...Gri ve alabildiğince kasvetli...
İşte o kasvetli yağmurdan anlıyorsunuz zaten:
"Bu filmin sonu iyi bitmeyecek!!!"
"Totom Mehmet´in sufle yapmasına da gerek yok yani!
........................
Ayhan artık zengin...
Piyango zengini.
Nebahat Çehre´yi de "kapmış"
Nebahat´te fena değil hani,güzel kız doğrusu.
İçimden diliyorum:
"Yav oldu olacak,Ekrem Abimiz Türkân´ı alsın,Ayhan´da Nebahat´i.."
"Bir mutlu son görelim be.."
....................................
Olmuyor!
Türkân sulara atıyor kendini...
İntihar ediyor...
Bir "su" senfonisi daha!
Bu kez trajik...
.....................
Ayhan mezarın başına geliyor.
Mezarın üstü yeni örtülmüş...
O "pis" yağmur yine yağıyor.
Ağlayarak mezara kapanıyor.
Çamurlu toprağı avuçluyor...
Üzerinde beyaz bir pardesü var,yakaları kalkık...
Çamurlar kirletiyor beyaz pardesüyü...
Biz ağlıyoruz mu ne?
.................
SON
Ayhan doğruluyor mezardan..
Nebahat Çehre beliriyor arka planda...
Onun da üzerinde bir pardesü...
Beyaz mı o da?
Ne farkeder ki artık...
Ama farkediyor!
Nebahat, çamurlu ellerini tutmaya çalışıyor Ayhan´ın...
Elini çekiyor Ayhan...
Pes etmiyor Nebahat...
Bir daha deniyor...bir daha...bir daha...
Sonunda;
Ayhan tutuyor Nebahat´in elini........
Birlikte yürüyorlar...
Yağmur durdu mu ne!!!
***
Not:Samet Halıcı ve kardeşine teşekkür ediyorum.Bu "Pilaç" lı fotograf onların...Biri lacivert diğeri kırmızı imiş..
(DEVAM EDECEK....)
Yazar :Namık Tipioğlu Yayım Tarihi :11 Ocak 2011 SalıOkunma :1509
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Ocak
12
ÇrşSüheyla Bilgin Suların Senfonisi (Acı Hayat) için dedi;
Şu pilaçlar varya...Ahhh pilaçlı günler.Ortaokuldayım ve beyazını giydim.Bir yorumcunun dediği gibi çorapsız giyersek,metal kilidi ayağımıza pas yapardı terden.Öğretmen olduğum yıllarda da kapalı naylon ayakkabılar giydik naylon çorapla.Rengarenk.
Kemal´in kanala düşmesine sıra gelince:Genç öğretmenim,atağım.Çocukların bağrışmasını duyunca ,elimdeki karpuz dilimini fırlatıp,diken ,taş demeden yalınayak koştum.Tunaların evin önünde yakaladım.Kapalı yere bir -iki metre kalmıştı ve su beni de kaldırıyordu yukarı.Can pazarı mücadelesinden sonra kenara çıkarılan Kemal ,ayaklarından ters çevrilerek,ağzındaki su boşaltıldı.Doktorun müdahalesine rağmen ,o gün kendine zor geldi.Demek ki ilk işi pilaçlarını sormak olmuş."Pilaçlarım nerdaaa"
Ocak
12
ÇrşDuran KAYA Suların Senfonisi (Acı Hayat) için dedi;
Namık abi, yazılarından hem duygulanıyorum hem de ilham alıyorum.
O lastik ayakkabılardan ben de giydim. Üstelik eskilerini toplar, fabrikaya götürürdük. 2-3 eski lastik ayakkabıyı verir bir tane yenisini alırdık. Hatırlıyorum yan tarafında kilidi vardı. Çıplak ayakla giydiğimizde bazen ayaklarımızı yara yapabiliyordu. O fabrikalardan Niksar´da 3-4 tane vardı. Şimdi ise bir tane bile kalmadı. Kendilerini yenileyemediler, geliştiremediler.
Farklı yerlerde yaşamış olsak da çocukluk hayatımız birbirine benziyor. Benzerlikleri okudukça görebiliyorum.
Selamlar "inatçı yazar".
Ocak
12
ÇrşNimet Önen Tipioğlu Suların Senfonisi (Acı Hayat) için dedi;
1960 lı yıllar.. Ardanuç´daki evimizin arkasından santrale ve değirmenlere su taşıyan kanal geçiyor. Kemal nasıl olduysa kanala düşüyor.. Sanırım dört yaşlarında filan.. Henüz yüzmeyi bilmiyor. Çocukların çığlıkları üzerine Süheyla Halam, ´karanlığa´ (kanalın üstü kapalı bölümü) girmek üzereyken Kemal´i kurtarıyor... Kendine gelir gelmez bizimki ağlamaya başlar; "PİLAÇ" ım nerdaaaa ???...
Ocak
12
Çrşadnan ural Suların Senfonisi (Acı Hayat) için dedi;
Totomun coğrafya sözlüsü Kulinin 1970 de polis aracından firarı aklıma geldi güldüm her ikisinide zamansız ,erken kaybettiğimiz için üzüldüm. İyiki varsın.
Ocak
11
SalıSamet Halıcı Suların Senfonisi (Acı Hayat) için dedi;
"Pilaç"... Yusufeli´nde ne derdiler veya bi adı varmıydı o "ayakkabı"nın...Hatırlamıyorum.. Hatırladığım kız, erkek ayrımı olmadan her rengini her durumda giyebildiğimiz di..? İşte yukarıda kanıtı..1969..kardeşimde de bende de "pilaçlar"..Yüzlerde mutluluk..




Sayfa Başı