Artvin Köşe Yazıları
»Çoruh Enerji Planı BOP’un Ülkemiz Üzerindeki Son İşlemidir
Ç.E.P., B.O.P.’un ülkemiz üzerinde ki son işlemidir.
Ç.E.P.’mi, B.O.P. mu? Sorusuna gönül rahatlığı içinde cevap veremeyenlere biraz yardımcı olmak isterim.
5 yıllık çabalarım sonunda vardığım sonuç; “Çoruh Enerji Planının asla bir enerji planı olamayacağı, olsa olsa, Büyük Ortadoğu Projesi’nin ülkemiz üzerindeki son bölümünün tamamlanması işi” olacağı idi.
Buna inanmak, kabul etmek, içine sindirmek, saf, iyi niyetli yurttaşlar için oldukça zor bir durumdur. Bu gerçeği kabul edebilmek için, günlerce; olmadığını, olamayacağını ispata çalışmak ve başarmaktan ümidi kesmek gerekir. Bu süreç, bendenizde, algılama yeteneğim zayıf olduğu için, altı ay sürmüştür. Sizlere yardımcı olmak isterim.
Şimdi yapacağım açıklamalar, kitabı okuyanlar için gereksizdir. Okumayanlar veya okuyamayanların öğrenip, düşünmeleri içindir. B.O.P.’un sonu olduğunu söyleyebilmek için önceki bölümü de bilmek gerekir.
Önce, barajların ne için yapıldıklarını, ne hacimde yapılmaları gerektiğini, görevlerini nasıl yerine getirdiklerini kısaca açıklamaya çalışayım:
Barajlar varılmak istenen amaç ne olursa olsun, akarsuların akış rejimlerini düzenlemek için yapılırlar. Boyutları bir hesaba dayanır. İhtiyaç duyulan büyüklükte yapılması gereken yapılardır. Görevleri akışı bozan, aşkın suyu, bekletip, ihtiyaç duyulan zamanda akmasına müsaade etmektir.
Akarsular, hiçbir zaman hep aynı debiyle akmazlar, akamazlar. Bu değişkenliği, ekonomik bir şekilde, yeterli bir oranda azaltmak isteriz. Bu sebeple, barajlar gibi, su bekletme yapıları yaparız.
Akışı bozan su, yani, aşkın su, her akarsuyun her hangi bir kesiti için hesaplanabilir bir miktardır. Barajların iş gören hacimleri, yani aktif hacimlerinin en büyük hâli, bu miktar hesaplanarak bulunur. Bir örnekle açıklamaya çalışayım:
Muratlı barajı aksında, Çoruh nehri, yılda, ortalama 6 000 000 000 metreküp su akıtır. Bu miktarı, yılda bulunan saniye sayısına böler isek, yıllık ortalama debiyi bulmuş oluruz.( 192 metreküp/saniye). Eğer Çoruh, bu kesitten, yılın her saniyesi, bu kadar su akıtsaydı, %100 düzgün akışlı olurdu ve hiç bir su bekletme tesisine, baraja, hatta regülatöre bile ihtiyacımız olmazdı.
Çoruh nehri, Muratlı’da 2006 yılında, 6 025 000 000 metre küp su akıtmıştır. Bu miktar hesaplanmış ortalama akış miktarına çok yakındır. Akan bu suyun, aylık yüzde oranları şöyledir: Ekim 3, Kasım 7, Aralık 3, Ocak 4, Şubat 5, Mart 10, Nisan 20, Mayıs 25, Haziran 11, Temmuz 7, Ağustos 2, Eylül 3. Burakamların toplamı 100 dür. Akan suyun yüzde yüzünü, yani tümünü ifade eder.
Eğer Çoruh nehri, Muratlı’dan her ay, 100/12 = %8,33 oranında suyunu geçirmiş olsaydı, akışı, aylık bazda, yüzde yüz düzgün olurdu ve bekletme yapısına ihtiyaç duymayabilirdik. Yukarıdaki aylık oranlardan, bu akışın düzensizliğini görüyoruz. Aylık akış oranları elimizde ise, akışı bozan su miktarını hesaplıyabiliriz. Bu miktar, her ay, yüzde 8,333 ten fazla gelen suların toplamıdır.
Hesaplayalım: ((10- 8,33)+(20-8,33)+ (25-8,33)+(11-8,33))x 6 025 000 000 = 0,3267x 6 025 000 000 = 1 968 000 000 metreküp. Akışı bozan, aşkın su miktarı budur. Oranı 0,3267 yani, %33 cıvarındadır.
Havzanın toplamında İhtiyaç duyulacak bekletme hacmi, bu miktarın altındadır. Bu miktardan bazı gerekçelerle çıkarmalar yapılır. Bu hacim, Çoruh nehrinin, Muratlı’nın mansabında(akış yukarısında) kalan bütün havzada yapılacak su bekletme hacimlerinin toplamıdır.
Eğer biz, Çoruh nehrinin bütün havzasında, her kolun üzerinde, akışı bozan suları uygun yerlerde bekletirsek; hem akarsuyu yüzde yüz düzgün akıtmış oluruz; hemde, bu akarsu üzerindeki tesislerin debilerini, dolayısıyla boyutlarını, en küçük yapabiliriz.
Burada, bekletilecek suyun, aşkın suyun oranı %33 cıvarındadır. Bu oran, akarsu havzasında yapılacak bütün su bekletme haznelerinin – barajlar, regülatörler ve diğerleri- toplamının, en küçük kapasiteli tesisler yapmak şartıyla, en büyük değeridir. Bu hacimden düşülmasi gereken su miktarları da vardır. Konumuza dönelim:
Fırat nehrinin komşumuz Suriye’ye yılda akıttığı su miktarı, ortalama 30-31 milyar metreküptür. Bilgim böyle. Bunun, %33 ünü akışı bozan, aşkın su olduğunu kabul edelim. Bu oran, gerçeğe çok yakındır. Kendimizi güvenli tarafa çekelim %36 diyelim: Fırat nehrinin yüzde yüz düzgün akmasını ve üzerindeki tesisleri en küçük kapasitede yapmak istiyorsak; bütün havzada, her kol üzerinde yapacağımız su bekletme haznelerinin hacimlerinin toplamı: 31x0,36 = 11,160 109 m3’ ü geçmemesi gerekir. Bu rakamdan, buharlaşan ve vadiye bırakılacak su miktarları düşüleceğini unutmamalıyız.
Hatırlatalım, sadece Atatürk barajında yıllık buharlaşma 2 milyar metre küp’e yukarıdan yakındır.
Yapacağımız tesisilerin en küçük debili olması için, bütün Fırat havzasında yapacağımız su bekletme tesislerinin, baraj, regülatör ve diğerlerinin, aktif hacimleri -dolup boşalan, iş gören hacimleri- vadiye bırakılan, buharlaşan suların toplamı 11,2 milyar metreküpü geçmemesi gerekir. Geçerse ne olur? Boş kalır, boş yere yapılmış olur. Tesis debileri artırılırsa, yani tesisler büyük seçilir ise; bu rakam hızla düşe, bekletilecek su miktarı, yani ihtiyaç duyacağımız aktif baraj hacmi hızla azalır.
Şimdi sıkı durun:
Fırat nehri üzerinde yapılmış ve yapılacak barajlardan sadece 3 adedinin aktif hacimlerini, dolup boşalan hacimlerini toplayalım: Atatürk barajı, 14 milyar metre küp; Karakaya barajı, 6 milyar metreküp ve Keban barajı, 25,5 milyar metreküp. Bu rakamlar, dolup boşalması gereken hacimleridir. Bürüt hacimleri değil. Toplayalım üçünü: 45,5 milyar metre küp! Eksi, buharlaşmalar ve vadiye bırakılanlar.
Sayın Aydın, kazanda bekleteceğimiz su hacmi, en çok, 10 milyar metre küp; milletimize satılan, sadece üç kazanın doldurulacak hacimleri 45,5 milyar metreküp! Buyurun izah ediniz, veya etsinler. Bu muhteşem(!) eserlerin her safhada altına imza atan, millete büyük merasimlerle takdim eden zat-ı muhteremler!.
Aklımızda iken söyleyelim: Atatürk barajlı santralının tesis debisi, 800 metre küp/saniye olması gerekirken, 1600 metreküp/saniye seçilmiştir. Sekiz türbinden dört adedine hiç ihtiyaç duyulmamakta, yatmaktadırlar. Muhteşem(!) barjımızın içinde bekletmeye alınacak bir metreküp su yoktur. Birileri, bu muhteşem yapıyı, hemde o büyük insanın adını kullanarak, milletimize hediye(!) etmiştir, etttirmiştir, evlatlarımızın eliyle. Onlara “marifet işledik” duygusu yükleyerek.
Dilerim, ayadınlatabildim sayın Aydın, ülkemize büyük barajlarla yapılan iyiliği(!).
Cumhuriyetimizin bu muhteşem(!) eserinin, olumlu hiçbir işlevinin olmadığını, içinde bekletilecek bir metreküp suyun bulunmadığını bilmenizi istedim. Böyle eserler, cehaletle, gafletle, delâletle veya korkuyla yapılamazlar.
Bu yapılar, tamamen başka amaçlar için; ancak ve ancak özel eğitim görmüş kişiler tarafından planlanır, projelendirilir, yapılabilir. Böyle plan ve projelerin yapılabilmesi için özel eğitim görmek yetmez, ayrıca özel kadroların teşkil edilmesi gerekir.
En değerli varlıklarımız sularımızı emanet ettiğimiz evlatlarımıza yaptırılan muhteşem(!) eserlerden sadece birinden bahsettim. Çoruh’ta işlenen ihaneti anlatabilmek için.
Dolmayan barajlar, sadece Çoruh’ta inşa edilmiyor, öncesinde daha büyükleri var. Anlatmak istediğim o..
Önce kendinize, sonra, sularımızı emanet ettiğimiz muhterem kişilere sorunuz:”Bu barajlar hiç doldu mu, dolar gibi oldumu?” diye. Sormazsanız, onlarında bir çoğu, yaptıklarının farkında bile değildirler. Bu plan ve projeleri yaptıranlar ise bizim gibi aydın geçinenleri, nasıl, soru dahi soramaz hale getirdiğini keyifle seyretmeye devam ederler.
Peki;
Dolmayan, içine konacak suyu olmayan barajlar ne için yapılıyor; bu vehamet evlatlarımıza hangi amaçla işletildi?
Amacımız, bu sorunun cevabını doğru almak olmalı. Kendini aydın olarak niteleyenler, bu sorunun cevabının peşine düşmediği takdirde, ülkemize her türlü melanetin yapılması mukadderdir. Dolmayan barajların dehşetini idrak etmeyenler, kendilerini sorgulamalıdırlar. Başkalarını tenkit edip, kendimizi tatmin etmeyelim.
Sayın Aydın,
Bu hesapları neden mi yaptık? Konuyu biraz daha ileri götürelim. İzaha gerek kalmayacak.
Bir yerlerden ülkemizi de kucaklayan, Ortadoğu fiziki haritasını alıp, önümüze koyalım. Elimize de keçeli kalemi alalım. Fırat üzerinde, Suriye hududu yakınından başlayarak, Karkamış baraj gölünü, Birecik baraj gölünü, Atatürk baraj gölünü, Karakaya baraj gölünü, Keban barajı gölünü, Tercan baraj gölünü, nehrinin ana kolu üzerinde varsa başka baraj göllerinin olduğu bölümleri karalayalım. Aynı kalemle, nehrin geri kalan kısımlarını, iyice belli olacak şekilde kalınlaştıralım.. Aynı işlemi, daha yoğun bir şekilde, Çoruh nehri üzerindeki barajlar için de yapıptıktan sonra; geriye çekilip, bu haritaya tekrar tekrar bakalım. Haritanın üzerine işaretlediğimiz bu kalın çizgiyi kafamıza iyice sabitledikten sonra, aynı ölçekte olması halinde daha rahat olur, bir yerlerden ünlü B.O.P haritasını önümüze alıp, her iki haritayı karşılaştıralım. İşaretlediğimiz hatlar, B.O.P.’un neresini çiziyor görelim. İyice bakalım ki, dolmayan, hiç dolmayacak olan muhteşem(!) brajlarımızın sırrını öğrenelim. Suların, en tabii sınır olduğunu unutmadan.
Dilerim, hem Fırat üzerinde, hemde Çoruh üzerinde peşpeşe tesbih tanesi gibi dizilmiş dolmayan, hiçbir zaman dolmayacak olan barajların sebebi hikmeti biraz anlaşılmıştır. Dolmayan barajların sırrını tümüyle açıklamak için kalın bir kitap yazmak gerekir.
İkinci haritada, aklınıza bir yer takılabilir: “ Bölücü kardeşlerimize(!), dostlarımız(!) tarafından bağışlanan vatan parçasının, Karadenize çıkışın batı hattı nasıl teşkil oluyor?” diye. Hiç merak etmeyiniz sayın Aydın, orası da planda hazırdır: Yusufeli’nde, Çoruh’a kuzeyden kavuşan Barhal Çayı üzerinde de, teknik ve ekonomik hiçbir işlevi, hiç görevi olmayan bir baraj inşa edilmek istenmektedir, Altıparmak Barajı. O görevi, o yerine getirecektir.
Dilerim, Çoruh Enerji Planının, B.O.P. nının neden son bölümü olduğu anlaşılmıştır. Sayın Aydın, bunu hemen kabullenmek oldukça zordur.
Bu kâbüstan kurtulmanın bir çaresi var: Duymayan, görmeyen, konuşmayan bir kafaya sahip olmak.
Değerli Aydın arkadaşım, bir an önce gerçeği kabullenmek istiyorsanız kolay bir yol önereyim: Son 15 sene içinde, sadece, yukarıda adı geçen, üç barajın aylık ortalama su seviyelerini öğrenin. Barajların tam dolu seviyelerinin kaç olduğunu da unutmayınız.
Tam ve doğru bilgi edinmeden üretilen fikirler, insanı yarı yolda bırakır veya mahçup eder. Doğru ve eksiksiz bilgi edinmek yurt sevgisi ve çaba ile olur.
Başımıza gelecekleri anlamanızı daha kolaylaştırmak için son zamanlarda medyaya düşen bir haberi nakledeyim:
“Son bir yıl içinde, Güneydoğulu yurttaşlarımız Artvin ilinde, 36 adedi Şavşat’ta olmak üzere, 72 adet konut almışlardır.”
Bu habere konu olanların, ülkenin bütünlüğünü sağlama almak, kaynaşmış bir toplum yaratmak için büyük fedakârlığa(!) katlanan yurttaşlarımız olduğuna inanıyorsunuzdur her halde!
Bendenizin hafsalasına 5-6 ay sığmamıştı. Hesaplar yapıp, olması gerkekenle, yapılanı mukayese edince; soluğu, ülkemizin barajlar kralı meslektaşımda aldım. Ne diyecek? Diye. Aldığım cevap, beni, kitap yazmak gibi, benim için çok zor bir işe mecbur etti. Bildiklerimi siz Aydın’larla paylaşmak için.
Şimdi, bu planın ne planı olduğunu çok açık bir şekilde söyleyebiliyorum. Aksini söyleyebilenleri, dolmayan barajların hayırlı sırlarını anlatmak üzere, sizlerin önünde meslek haysiyetlerini kurtarmaya davet ediyorum.
Dilerim, 5 yıldır yanılgı içindeyim.
Çoruh Enerji Planı asla bir enerji planı değildir, olması da mümkün değildir. B.O.P.’un son bölümünün teşkili projesidir. Bu dolmayan barajlar, ülkemizin başına, kendi evlatları eliyle, geçirilmiş çuvaldır. Çoruh’ta işlenen; bu çuvalın ağzının büzülmesidir. Onun için 270 kilometreye 10 baraj sıkıştırılmış, dizilmiştir. Fırat’ta 1500 km ye 7 baraj dizildiği halde..
Ç.E.P. mi, B.O.P. mu? sorusuna rahatlıkla cevap veremeyenlere, bir açılımla(!) yardımcı olayım:
G.A.P. + Ç.E.P + ………t = B.O.P. Çuvalı. Yineliyelim: İnanmayanlar, dolmayan barajların arkasındaki hayırlı(!) sırrı açıklamala yükümlüdürler.
Sayın Aydın, mezar taşıma “ Gördünüz n’oldi” diye yazdırmayın.
Lisanım sizi rahatsız ediyorsa ümitvarım.
Yazar :Mazlum Çoruh Yayım Tarihi :22 Şubat 2010 PtsiOkunma :1085
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı