Artvin Köşe Yazıları
»Heslerle Mücadeleye Nereden Başlanmalı?
Mücadeleye nereden başlamalı?
Şimdi artık bir çoğumuz karşımızdaki saldırının, büyük tecavüzün, enini boyunu, zayıf yönlerini, kuvvetli yönlerini biliyoruz.
Hepimiz, Çoruh Enerji Planı ve bu planın devamı, “türedi”leri olan, H.E.S. lerin acısını sızısını çekiyoruz. Bu projeler, D.S.İ. den emekli olmuş veya ayrılmış, kafa yapıları, su yönetiminde ki anlayışları bilinen, kişiler, yassı kafalı mühendisler tarfından yapılmışlardır, yapılmaktadırlar. Bu arkadaşlar, ülkenin kendilerine emanet edilen varlıklarını, düşmandan kazandıkları ganimet olarak algılayan; gerçek sahiplerine hiç sormadan, istediklerine diledikleri gibi pazarlayıp sunan mühedislerdir. Halen o işleri babalarının malı gibi dağıtmaktadırlar. Bir kısmı, ikinci üçüncü kez hacca gidip günahlarını boşalttık sonra; işlerine büyük bir şevkle devam etmekteler. Kısacası, kendi emanetçilerimizin büyük ihanetine uğramış durumdayız.
Bu plan ve projeler sebebiyle, havza büyük yıkıma uğramakta, insandan boşaltılmakta, ülke batağa götürülmekte, çevre katledilmekte, daha vahimi, sinsi bir şekilde ülke parçalanmaktadır.
Bu plan ve projelerin iddiası, ülkemizin ihtiyaç duyduğu ve duyacağı elektriği üretmektir. Yıllardır milletimize, bu ve bunun gibi, başta barajlı santrallar olmak üzere; D.S.İ.nin kafasına dışarıdan enjekte edilmiş zehirli anlayışla yapılmış projelerin elektrik ihtiyacımıza cevap vereceği söylenmiştir. “Büyük baraj + Büyük santral = çok elektrik” denklemi millete sunuldu. Bu yalan, yıllarca pompalandı dimağlara.
Şimdi, bunun inanılmaz bir yutturmaca, melanet, açık ifadeyle …net olduğunu biliyoruz. İlgilenenler, bilgiye dayalı fikir üretenler bizim gibi düşüneceklerdir. Sayımız şimdilik azdır. Halk, yıllardır yapılan propaganda etkisiyle; sopanın ucuna takılan yem gibi sunulan planlarla, elektrik sorunu çözülecek ümidiyle yaşatılmaktadır..
Sorumlulardan sorularımızın, doğru cevaplarını alamıyoruz, millete derdimizi anlatamakta zorlanıyoruz. En yürekli mücadele arkadaşlarımız dahi, gerçeği görmemek için akıllarını dondurmakta, sırtlarını dönmekteler. Daha kolay olan sesli feryatlı mücadele yöntemlerini tercih etmektedirler.
Zorlanıyor olmamız bizleri yolumuzdan döndürmemiştir, döndüremeyecektir.
Mücadelemizde, halkı yanımıza almalıyız. Şarttır. Böyle planları yapanların, uygulamaya koyanların ve onlarla uyum içinde olan siyasetçilerin en çok çekindikleri kamu oyudur. Bizim arkamıza alacağımız güç budur. Eğer derdimizi, herşeyin gerçek sahibi millete anlatamaz, onu bilgilendiremez isek; karşımızdaki kötülükler, mel’anetler cephesi, her türlü imkanı kullanıp, varlıklarımızı emanet ettiğimiz kurumdaki görevlileri bir şekilde doğru yoldan çıkarmaya devam edeceklerdir.
En yoğun propaganda, yalan üzerine kurulmuş olsa da, medya ve diğer ortamlarda yapılmaktadır. Bizler, konuyu bilenler, öğrenen yurt severler, öncelikle aydın kesimi bilgilendirmeliyiz. Ayılan aydınların halkı aydınlatmasıyla neticeye varırız.
Değerli arkadaşlar,
Bu çabalarımızın etkili ve hızlı olabilmesi için, karşı olduğumuz plan veya projelerin, sadece yanlış ve kahredici taraflarını sergilemek yetmez. Bu plan ve projelerin nasıl olmaları gerektiğini somut, kolay anlaşılır örnekler ile göstermeliyiz. Doğru, güzel ve yararlı fakat daha az zararlı olanını ortaya koyamaz isek, karşı çıkışlarımız haklı da olsa, taraftar yapmak istediğimiz kitle tarafından ilgiyle karşılanmaz. Bizler, “her şeye muhalif” damgasıyla damgalanırız. Bu damganın etkisinden kurtulmak için fatura öderiz.
Gücümüzün kendimize kalmasının, karşı propagandaların etkisinden kurtulmanın yolu, alternatifini, yani plan veya projenin doğru değişiğini ortaya koymaktır. Halk, doğru olanı görmeden, var olana inancını terk etmek istemez.
Sırası gelmiş iken bir hususa dikkatınızı çekmek isterim:
İnsanlarımıza, yıllardan beri sunulan enerji üretim sistemlerinin yanlış, kahredici, hatta başka amaçlarla yapıldığını anlatmanın yolunun, alternatifini, değişiğini göstermek olduğunu ifade ettim. Burada bendenizi zorlayan bir nokta var: İnsanlarımız, benim alternatif olarak ortaya koyduğum projelerin de yıkımından, zararlarındanda muzdariptir. “Onları örnek olarak göstermek doğru olmaz” gibi bir yargıya kapılabiliriz. Orası öyle. Ancak, yıllardır yanlış işlerin propagandasından yamyassı hale getirilmiş bir kafaya üç boyutlu bir projeyi kolayca sokamazsınız. Bunun için doğru projelerle benzerlikleri olan, ancak, mevcup planın kahredici boyutlarına, mel’anet bakımından, ulaşmamış projeleri; saplantı ve propaganda esaretinden kurtarmak istediğimiz kafalara, öncelikle, kötünün az kötüsü, kabilinden göstermek, “gören gözün kolay inanması” için gerekli olabilir. Burada amaç, yıllardır ezilmiş, şartlandırılmış, düşünmekten alıkonulmuş kafaları karıştırmaktır. Bu karıştırma işlemi, vahim planların sahiplerinin diğer projeleriyle yapılmalıdır. Böylelikle kalıpları kımak daha kolay olur. Karışan kafalar, özgür bırakılır ise, doğruyu ve güzeli çabuk bulur.
Karşı koyduğumuzun, değişiklerini(alternatiflerini) ortaya koymaz isek; bir o tarafa bir bu tarafa savrulur gideriz. Enerjilerimiz boşa gittiği gibi, hedef topluluğumuzu da çoğu zaman kötü maksatlı medya bombardımanına terketmiş oluruz.
Alternatifleri, hemde çevreye saygılı, yaşam alanlarını çoğaltan, her yönüyle bayındırlık eseri olabilecek alternatiflerini planlamak, projelendirmek mümkündür.
Ancak, unutmayalım. Bel’ânın def’i, hayr’ın ifa’sından evladır.”
Öncelikle bel’âdan kurtulmanın yollarını bulmalıyız. Kandırılmış mal sahibi halk’ın önüne, doğru görünenleri koymalıyız ki bel’adan kurtulmayı düşünebilsinler. Onları göstermez isek, inandıklarından medet ummaya devam ederler. Bu hâl ise, bizim için kayıp zaman, kayıp güç demektir.
Tekrar ediyorum. Önce ihanet planından kurtulmalıyız. Plandan kurtulursak türedileri buharlaşır.
D.S.İ. nin bu uygulamalarının üreteceği elektriğe mahküm olsam bile, karanlıkta yaşamayı tercih ederim . Bu uygulamanın doğuracağı sonuç daha karanlıktır.
Olması gerkenle, D.S.İ. nin yaptıklarını yan yana koyan her akıl, vahşetin büyüklüğünü, ihanet ötesi durumu görür.
Varlıklarımızı kurtarırsak, üzerinde tasaruf şansımız olur. Her hal ve şartta, bu uygulama derhal durdurulmalı ve iptal edilmelidir. Hiçbir ihanet veya tecavüz, başladı diye meşruiyet kazanmaz.
Zararların da melanetlerin de ihanetlerin de hiyerarşısı vardır. Bir yerde, bütün bir yaşam yok edilirken, onunla savaşı bırakıp, parmağı kesilene bütün gücümüzü tahsis etmemiz akıllı bir davranış değildir.
Yazar :Mazlum Çoruh Yayım Tarihi :16 Mart 2010 SalıOkunma :671
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı