Artvin Köşe Yazıları

Kapitalizm ve Çevre
Yazar : Mehmet Ali Yazıcı


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Barajlar ve Hesler



»Kapitalizm ve Çevre


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

“(D) oğa üzerinde kazandığımız zaferlerden dolayı kendimizi pek fazla övmeyelim. Böyle her zafer için doğa bizden öcünü alır.” (F.Engels)

Doğanın kirletilmesi, hesapsızca kullanılması ve çevre sorunları sanayi devrimi sonrası ortaya çıkmıştır. Üretim tekniklerindeki değişiklikler ve teknolojik gelişmeler, çevreyi ve insanlığı tehdit eden sorunlara neden olmuş, küresel ısınmaya bağlı olarak gelişen iklim değişiklikleri, doğanın dengelerini zorlar hale gelmiştir.

Batı sermayesi bu değişikliği fark edince, kirlilik üreten eski-hantal teknolojileri üçüncü dünya ülkelerine aktararak bu sorunlardan kurtulmaya çalışmıştır. Sanayi devrimi sonrası Avrupalı sermaye güçleri, kontrollü küresel genişleme politikalarıyla hızlı bir şekilde yayılan teknolojik sistemlerle dünyayı büyük bir fabrikaya çevirmiştir. Batı uygarlığının yarattığı sanayi devrimi ve bunun sonucu ortaya çıkan çevre kirliliği, ekonomik-politik kirlilikle birlikte dünyanın her köşesine ulaşmaya başlamıştır.

Bu durum, kendilerini “çevreci” olarak tanımlayan hareketleri yaratmış, toplumsal mücadelenin önemli bir bileşeni olarak varlıkları hissedilir olmuştur. Çevreci hareketlerin, toplumsal muhalefet ve mücadelenin iktidara yöneldiği 1970’li yıllarda ortaya çıkması ilginçtir. Bu yıllar, yeni sömürgelerde varlık gösteren ithal ikameci ekonomik modelin krize girdiği yıllardır ve sermaye güçleri yeni model arayışları içersindedirler. Bilindiği gibi daha sonra “ihracata dayalı ekonomik model” özellikle 1980 sonrası, bağımlı yeni sömürge ülkelere dayatılmıştır.

Çevre sorunlarının sanayileşmeyle birlikte ortaya çıktığını söylemiştik. Sanayi ve teknolojide ki gelişmelerin meta üretimini basitleştirmesi aşırı üretimi, dolayısıyla arzı geliştirmiş ve buna bağlı olarak aşırı tüketim yaygın bir anlayış haline gelmiştir. Bugün dünyada meta üretimi, 1970’li yıllara göre on kat artmıştır. Bu artış maden ve imalat sanayinde daha fazladır.

Neo-liberal pazar ekonomisinin en önemli özelliği, tüketim maddelerini çeşitlendirerek toplumu basit tüketici yığınları haline getirmektir. Bireylerin (tüketicilerin) ihtiyaçlarının sürekli değiştirilmesi ve üretimin yoğunlaştırılması, doğadaki kıt kaynakların hızlı bir şekilde azalmasına neden olmaktadır. Kapitalist üretimin temel amacı, sermaye birikimini geliştirmek için sürekli kar marjlarını arttırmak, alabildiğine tüketim toplumları yaratmak ve pazarı derinleştirmektir. Bunun sonucu olarak, sömürü ekonomisinde sınırsız ve maliyetsiz olarak kabul edilen doğa üretim faktörleri (toprak, hava, su vb.) neo-liberal ekonomik anlayış tarafından hesapsızca kullanılmakta ve sömürülmektedir. Emeğin sömürülmesi gibi, yeraltı ve yerüstü kaynakları da sömürülmekte ve hoyratça yok edilmektedir.

Bugün dünyadaki tarım alanları ve su kaynakları çevresel sorunlardan dolayı %7 oranında azalmış bulunmaktadır. Uzmanların araştırmalarına göre yılda 6 milyon m3 kara parçası (arazi) yok olmaktadır. Bununla birlikte arsa ve arazı açmak için ormanların yok edilmesi, atmosferdeki oksijen oranının azalmasını beraberinde getirmektedir.

Dünyadaki tarıma elverişli alanlardan 40 milyon hektar, su taşkınları veya söz konusu toprakların çoraklaşmasıyla tuzlu alanlara dönüşmüş durumdadır. Ayrıca bazı tarım alanlarının kar getirmemesinden dolayı konut sektörüne verilerek ev, fabrika, iş yeri vb. şekilde bilinçsiz planlamalarla yok edilmektedir. UNESCO’nun 1980 yılında hazırladığı bir rapora göre, dünyada her yıl 3000 km2’lik arazi kentleşmenin talanına uğruyor. FAO’nun yaptığı araştırmalara göre, 90’lı yılların sonlarında 6000 milyon m2 arazi susuzluktan dolayı ekilememe tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Toprağın kirletilmesinde özellikle tarım ve hayvancılıkta kullanılan suni gübre ve ilâçların etkilerini unutmamak gerekir.

Bütün bu gerçeklere dayanarak bizler biliyoruz ki bu sorunlar, daha fazla kar etmek amacıyla sermaye güçlerinin çevre ve insanı merkeze almadan hesapsızca davranmalarından ileri gelmektedir. Yeraltı ve yer üstü kaynaklarının kullanımında ihtiyaçtan daha çok pazara ve satmaya yönelik talan söz konusudur. Kapitalist üretim tarzı, sanayiyi geliştirmekle birlikte kaçınılmaz olarak doğal kaynakların yok edilmesi, enerji tüketimi ve imalat sektörlerinde ki artışla çok büyük oranlarda kirlilik yaratmaktadır. Endüstriyel atıklar, yüksek maliyet gerektirdiği arıtıma tabi tutulmamaktadır. Kapitalist üretim yöntemleri dünyanın sonunu getirmek üzeredir.

Türkiye de çevresel sorunların temelinde, geri teknolojilerin seçilmesi, bilinçsiz yer tercihi, gerekli teknik önlemlerin alınmaması, bunun sonucu atık gaz ve tozların havaya salınması, yüksek maliyet gerektirdiği için ek arıtım tesislerinin kurulmaması vb. nedenler yatmaktadır. Gittikçe artan kimyasal ve madensel atıklar, öncelikle insanla birlikte bütün canlıları olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu atıklar, insan metabolizması üzerinde ciddi kalıtımsal bozulmalara neden olmaktadır. Cıva, kurşun vb. kimyasalların organizma üzerinde hayati hasarlar meydana getirdikleri bilinmektedir. Örneğin böcek ilaçları, kalay ve benzeri alaşımlar mide bulantıları, sindirim ve bağırsak hastalıkları üretmektedir. Nikel, akciğer ve solunum yolları kanserine neden olmakta, cıva, merkezi sinir sistemini bozmakta, çinko, kurşun, bakır vb. solunum ve böbrek hastalıklarına neden olmakta; karaciğer ve beyine korkunç derecede zarar vermektedirler. Söz konusu olumsuzlukların kaynağı, ekolojik kirlenmeye neden olan kimyasal ve madensel atıklardır.

Sermaye tekelleri, sanayi atıklarını arıtma tesislerinin maliyetinin yüksek olması nedeniyle tedbir almaktan ısrarla kaçınmaktadırlar. Kaldı ki her yıl binlerce yeni kimyasal ve madensel atık türü ortaya çıkmaktadır. Devletlerin yasal mevzuatları da sınırlayıcılık taşımamaktadır. Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde faaliyet gösteren United Nations Environment Programme(UNEP)’in 1987 yılında yaptığı araştırmada, dünyada 17 milyondan fazla kimyasal madde olduğu tespit edilmiş, bunun 80.000’inin kullanıldığı, her yıl 1000 tane yeni kimyasalın üretime ve dolayısıyla pazara alanına girdiği ortaya çıkarılmıştır. Yeni teknolojilerle üretilen ürünler, endüstride, tarımda, hayvancılıkta kullanılan yeni girdiler ve evlerde kullanılan tüketim maddeleri, çevreyi kirletmeye devam etmektedir.

1950’lerden sonra teknolojik alandaki yoğun gelişmeler, kimyasallardan kaynaklı zararı korkunç boyutlara ulaştırmıştır. Atıklar ve zehirli kimyasal maddeler yiyecek, su, hava ve toprağı önemli derecede kirleterek, insan ve diğer canlıların yaşamını tehdit eder hale gelmiştir.

Kapitalizmin ortaya çıkarak meta üretiminin yoğunlaşmaya ve çeşitlenmeye başlamasıyla birlikte, insanın sosyallik dokuları da bozulmaya yüz tutmuştur. İnsanlar arası ilişkiler, metalar arası ilişkilere dönüşmüştür. Kapitalizmin çevresel açıdan yarattığı kirliliğe paralel insansal kirlilikte oluşmaya başlamıştır. Daha çok kazanma ve sermaye birikimi sağlama tek geçerli ilke haline gelmiştir. 19.yy. da başlayan ve hızla gelişen sanayileşme, 20.yy. da doğal çevrenin ani değişmesine, yeni soysal ve çevresel sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bugün, ekolojik sorunlar toplumsal sorunların önemli bir parçası halini almıştır. Dolayısıyla, toplumsal mücadelenin de önemli bir konu başlığı durumuna gelmiştir.

Ekolojik sorunlar ve çevre kirliliğinden zarar gören ülkelerin başında, yeni ve yarı sömürge ülkeler gelmektedir. Batının en geri ve hantal teknolojileri buralara taşınmıştır. Dünyanın her yerinde doğal üretim sabote edilmiştir. Örneğin Türkiye’de İMF kanalıyla ekilebilir tarım arazilerine dönüm başına para hibe edilerek üreticiye ürün ektirilmemiştir. Böylelikle binlerce hektar arazi atıl bırakılmış, tarımsal ve hayvansal ürünler ithal edilir hale gelmiştir. Bu da küresel sermayenin ve büyük tekellerin dünyayı kuşatma politikasından başka bir şey değildir. Gelinen noktada bütün bağımlı ve geri bıraktırılmış üçüncü dünya ülkelerinde üretim neredeyse bitme aşamasına gelmiştir. Üretim ve tüketim maddelerinin büyük çoğunluğu dışarıdan ithal edilmektedir.

Sermaye tekelleri gıdada dünya pazarına tamamıyla hâkimdirler. Örneğin Almanya’nın Dünyaya 150 yıl yetecek kadar tereyağı stoku vardır. Dolaysıyla pazar fiyatlarını ve üretim kotasını belirleyecek düzeydedir.

Kapitalizmin ekonomi-politiği Dünyanın ve insanlığın talanı üzerine kurulmuştur. Daha fazla kar adına daha fazla üretim, buna bağlı olarak bilinçsiz tüketim körüklenmiş, insanlara basit “tüketici nesneler” olarak bakılmıştır. Daha fazla satmak ve daha fazla kar için, doğanın sınırları insafsızca zorlanmıştır. Sosyal devlet olgusunun ortadan kalkmasıyla birlikte, insan ihtiyacına dayalı “ekonomik planlama” yok edilmiş, dünya ekonomisi bir avuç sermaye tekelinin insafına bırakılmıştır.

Dünyada ki kirliliğin ve çevre sorunlarının başını, sanayisi gelişmiş ülkeler çekmektedir. ABD ve Japonya ilk sırada yer alan ülkelerdir. Ayrıca doğaya salınan zararlı atıkların ortadan kaldırılmasına yönelik yeni arıtım sistemlerinin kurulması çok büyük maliyetler ortaya çıkarmaktadır. Bugün küresel kapitalizmin dünyanın başına bela ettiği, kirlilikten kurtulmak için yapılan masrafların oranı çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. Örneğin, Almanya’da 1984 yılında bu anlamda yapılan harcama 500.000 kişinin istihdam edilmesiyle eşdeğerdir. Arıtım için yapılan masrafların dökümü şöyledir: Hava kirliliği için 48 milyar DM, su için 18 milyar DM, toprak için 60 milyar DM, ses ve gürültü için 30 milyar DM olup toplam atıl hale getirilen değer 1984 yılı fiyatlarına göre 156 milyar DM’dir. ABD de yapılan yıllık toplam yatırımlar % 75 iken, kirlilikten dolayı zararı kapatmak için yapılan harcamalar ise % 25 civarındadır.

Sonuç olarak, kapitalizmin ve sermaye güçlerinin her anlamda kirlettikleri dünyayı temizlemenin yolu, bu güçlerden kurtulmakla mümkündür. İçinde yaşanılabilir bir dünya ancak emeğin ve emekçinin iktidarıyla mümkündür. Doğa bizden “öcünü almadan”, insanlık ailesi olarak bu gidişe dur dememiz gerekiyor.

Mehmet Ali Yazıcı

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
1 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 5 yıldız aldı.


Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :26 Nisan 2010 PtsiOkunma :1803

« Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapita

Okullar Açıldı; Paralı ve Ezberci Eğitime Kaldığı »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yazıcı

15.11.1966 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Öğdem köyünde doğdum. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Yusufeli’de okudum. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden önlisans diploması aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ne girdim. Üniversitenin Öğrenci Derneği’nde ki çalışmalarım ve siyasi faaliyetlerimden dolayı birçok kez gözaltına alındım. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, hakkımda davalar açtı. 1991 yılında aranır duruma düştüm. Altı yıl arandım.1997 yılında Ankara’da bir operasyonda yakalandım. Dört yıl yargılandıktan sonra Ankara DGM tarafından 15 yıl ağır hapse mahkûm edildim. Kararı Yargıtay onayladı. Ankara Ulucanlar, Ermenek Özel Tip ve Sincan F Tipi Hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl yattım.2004 yılının Kasım ayında, TCK’ da yapılan yeni düzenlemelerden dolayı özgürlüğüme kavuştum. 2009'da Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdim. Birçok gazete ve dergide çeşitli konularda yayınlanmış yazılarım bulunmaktadır. "Sen Hiç Ağlamazdın" adında, Anarres Yayınlarından(Ankara-Haziran 2007) çıkan bir şiir kitabım vardır. Günlük çıkan Suluca Karahöyük Gazetesine (Hacıbektaş), aylık Özgürlük ve Uzun Yürüyüş Dergilarine yazılar yazdım. Red Dergisi'nde yazılar yazıyorum. “Köşesiz Yazılar” adında bir kitabım yayına hazırlanmaktadır.
yazici66@yahoo.com

Diğer Yazıları

  • Hakikate Dayanacak Gücüm Vardı
  • “Eşekliğin Teorisi” Vesilesiyle; Bilinç
  • Ranta Dönüştürülen Acılarımız!
  • Libya'da Neler Olacak?
  • 12 Eylül Darbesi ve Mankurtlaşma
  • Mankurtlaşma Ve Seçim
  • 1 Mayıs'ın Doğuşu
  • Yeniden Özgür Gündem
  • Açıklama
  • "Sevgililer Günü" ya da Kapitalizmin Tükettirme Sevgisi
  • Susmayacağız!
  • Açıklama
  • Nerdesin Ey Umut!
  • Orospulaşma...
  • DEV-GENÇ, Mücadele Demektir
  • Sokaktaki Devrim
  • Otobüste Kullanılmayan 50 Kuruşlar Ne Oluyor ?
  • Bilinç ve Bilinçaltı Üzerine Notlar
  • 'Sol'um Süründürür
  • "Devrim Yapılmaz, Devrim Olunur!"(*)
  • Artvinli ve Tuncelili Olmak;
  • Haliç Devletinin Avcı Simon'u
  • Bilim ve Felsefe
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Parfüm Orucu Bozar mı Hocam?
  • Said Nursi'nin "Sol"daki Müritleri
  • Çağın Gerisine Doğru Bir Sıçrama; İran Devrimi
  • Olgu İnsan
  • Kültür Ve Mücadele
  • Sahte Kavga Sahte Kahramanlık
  • Bir Hasan Cemal Kitabı
  • Fearari'sini Satan Bilge
  • "Şu Çılgın Türkler" Romanı Üzerine Notlar
  • Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun
  • Bana gelen Mektuplar-7
  • 'Tarafsızlık' Düşüncesi Üzerine Notlar
  • Her Hangi Birine Bir Mektup
  • Bana Gelen Mektuplar-6
  • Bana Gelen Mektuplar-5
  • Bana Gelen Mektuplar-4
  • Gelirsen Bir Mevsim Getir, Adı İlkbahar Olsun
  • Bana Gelen Mektuplar-3
  • Bana Gelen Mektuplar-2
  • Adorno´nun Anti-Tezi
  • Sevgi Üzerine
  • Bana Gelen Mektuplar-1
  • Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler...
  • Filistin Tarihi Ya Da Bir Halkın Acı Dolu Dramı
  • Bekir Kilerci ve Hatırlattıkları
  • Eleştiri, Özeleştiri ve Sol
  • Din mi? Bilim mi?
  • Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri
  • Sol'da Birlik (Gerekli mi?)
  • Bireycilik Toplumsalın Ölümüdür
  • Anadolu
  • Sanat Ve Politika
  • Edebiyata Dair Üç Soru
  • Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç
  • Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD
  • Mustafa Kemal, Tam Bağımsızlık ve AB
  • Yeni İnsan ve Yeni Kültür Üzerine
  • Yanlış hayat doğru yaşanmaz
  • Hukuk mu Dediniz!
  • İnsanlığın Sorunlarının Çözümü Marksizimde Yatıyor
  • Cumhuriyet Döneminin Beş Tabusu
  • Çözülme
  • Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!
  • Egemenlerin Kronik Korkusu;1 Mayıs
  • Ergenekon; Elma Dersem Çık!
  • Cumhuriyet'in Karanlık Yüzü
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Yeni Liberalizm Nedir?
  • Kal Gittiğin Yerde...
  • Öğretmen İmama Yenildi(mi)?
  • Grupsal Davranış Tarzı Nasıl Olmalıdır?
  • İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!
  • Popüler Kültür ve Tüketim
  • Burjuva Demokrasisi Rıza Üretir
  • Anlaşılmak Üzerine
  • Aydın Üzerine
  • İnsanı Anlamak
  • Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapitalizmi
  • Kapitalizm ve Çevre
  • Okullar Açıldı; Paralı ve Ezberci Eğitime Kaldığı Yerden Devam
  • Medya; Yalanın İktidarı
  • Milli Orgazm
  • Küresel Sömürüde Kadına Biçilen Rol

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 23 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 797 tekil kişi,5716 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222063 tekil kişi, 10797577 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.210 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:
Bayraktarca,


Sayfa olusumu: 1,453125 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap24 Mayıs 2012 Prş Saat: 19:35:57 Css | Sayfa Başı