Artvin Köşe Yazıları

Mazlum Çoruh diyor ki: Aydınlarımızın Alaca Karanlığı
Yazar : Mazlum Çoruh


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Barajlar ve Hesler



»Mazlum Çoruh diyor ki: Aydınlarımızın Alaca Karanlığı


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

Mazlum Çoruh diyor ki: 1
Aydınlarımızın Alaca Karanlığı; Dolmayan Barajlardan Nasipleri.

Bir tanıma göre aydın, ülkesine veya millettine karşı sorumluluğunu yüreğinde, sorunların çözüm ışığını alnında herkesten önce hissedendir. Başına ne geleceğini herkesten önce farkeden ve etrafını uyarıp önlemlerini almaya başlayan kişidir.

Ahlak-ı kamil -olgun ahlaklı- kişi kimdir? O, ülkesinin, içinde yaşadığı toplumun sorunları hakkında bilgi toplayan, topladığı bilgilerden fikir üreten, ürettiği fikirleri başkalarının fikirleriyle çarpıştırıp sınayan, test eden, bunun sonucunda bir karara varan; daha da önemlisi vardığı kararı uygulamaya koyan kişidir. Vardığı kararı uygulamaya koymayan kişinin aydınlığı, kâmil sayılmaz; ona yarı aydın demek, daha doğru olur.
Beş yıldan beri, yukarıdaki tanımlamaya, bir yarı aydın olarak sığınmaya çalışıyorum.

Elde ettiğim bilgileri, ürettiğim fikirleri, dava arkadaşlarımla paylaşmaya çalıştım, çalışıyorum. Karşılaştığım, beni rahatsız eden bazı aydın(!) tavırlarını sizlerle paylaşmak isterim.

Her hangi bir şekilde, bir makam veya mevkiye seçilen veya atanan kişilerde genellikle şu hal meydana gelmektedir: “Ben buraya geldiğime göre; benim üstümdekiler hariç, herkesten daha iyi düşünürüm. Daha iyi düşündüğüm için de kimseye hesap vermem gerekmez.” gibi, bir fikre saplanıyorlar.

Halbu ki, değişmez bir yargıdır: Bir makam veya mevkiye, seçilmek veya atanmak için, kendilerinin oraya en uygun kişi olduğunu, çeşitli fikirler ileri sürerek anlatanlar; seçildikten veya atandıktan sonra, fikirlerinde, tavırlarında bir değişiklik olduğunda, kendisini o mevkiye atayan veya seçenlerle, bu değişikliği paylaşıp, onların onaylarını almıyor iseler; bulundukları yerde, ahlakî açıdan meşruiyetlerini kaybetmektedirler.

Bir makam veya mevkiye seçilerek veya atanarak gelen aydınlarımızın bilmeleri gereken bir husus daha vardır: Her ne şekilde olursa olsun, bir makam veya gelen kişi, o mevkinin kendine verdiği yetkiyi kullanırken, hata yapma hakkının olmadığıdır. Oraya kendi isteğiyle gelmiştir ve harcadığı her değer kamuya aittir. Ona namusu gibi sahip çıkmak mecburiyetindedir. Hiç kimse, her hangi bir yere, hata yapma hakkıyla tayin edilmez veya seçilmez. Her tasarufunun hesabını vermek, onurunun, duyarlılığının en temel göstergesidir.

Aydınlarımızın karşılaştığım en ürküntü veren halleri, ülkeyi çok sevdiklerini dillerinden düşürmedikleri halde ülkemize yapılan bir kötülük, akıl almaz bir ihanet veya tecavüzden bahsedildiğinde, hem herşeyi bildiklerini söylemeleri hem de onu yapanlar hakkında ahkam kestikten sonra susmaları, eylemsiz kalmalarıdır. kendilerine görev düştüğünün adeta farkına varmamayı yeğlemekte, bir sorumlu bulup, kendilerini, bir perdenin arkasına atmaktadırlar.

Büyük çoğunluğumuz, ben dahil, başkalarından bilgi edinmekten hoşlanmıyoruz. Bilgilenmeden ahkam kesmeyi tercih ediyoruz. Kendi fikrimize katılmayanlara, hatta aynı fikri kendimiz gibi ifade etmeyenlere hemen bir sıfat yapıştırıyoruz.

Dolmayan, peşpeşe dizilmiş barajların neyi ifade ettiğini, vehametinin boyutlarını öğrenmek istemedikleri gibi; ne anlama geldiğini öğrenmekten hoşlanmadıklarını sergilemektedirler. Başta Artvin´li, Yusufeli´li mühendisler olmak üzere, aydınlarımız, dolmayan barajların arkasındaki gerçeği öğrenmemek için adeta direnmektedirler.

Kendi mesleğinin yüklediği öz görevden kaçıp, başka mesleğin görevlileri hakkında fikir yürütmek ve hüküm vermek de aydınlarımızın en çok yaptığıdır.

İnşaat mühendisinin, İnşaat Mühendisleri odasının öncelikli görevi, dolmayan barajların hesabını, planlayıcılardan, projecilerden yani kendi meslektaşlarından sormak olduğu halde işin siyasi sorumlularını sorgulamayı tercih etmektedirler. Kendi mesleklerinin haysiyetini korumak, ülkeye fayda ve zararlarını ortaya koymak gibi, görevelerinin olduğunu bilmezden, görmezden geliyorlar.

Özellikle bürokraside belli bir yönetim seviyesine gelen veya getirilen kişiler, kendilerine daha ağır sorumluluk düştüğünün bilincinde değiller. Bu arkadaşlar, ülkenin bir şekilde yağmalanmasına yardımcı olmaktadırlar. Bilinçli bilinçsiz. Yağma yardımcılığını kendi hakları olarak görmekteler; en azından benim algıladığım hal bu.

Bir çok aydın, yağmanın önüne geçmek isteyenlere yardım etmeyi kendilerine yakıştırmamakta, sessiz kalmaktadır. Örnek olarak: büyük bir ihaneti anlatmaya çalışan bir kitabın daha çok aydın tarafından okunmasını sağlamak, katkıda bulunmak, bu arkadaşlara azap vermektedir.
En çok rastladığım için yazıyorum: özellikle, benim, D.S.İ. den bir şekilde ayrılmış meslektaşlarım, önlerine koyduğum vehametin sorumluları kendi arkadaşları değilmiş, kendilerinin bu işte hiç katkıları yokmuş gibi hareketsiz kalmaktadırlar. O vehametin durdurulması, yapanların uyarılması görevini, vatandaşlara yüklemeyi kendilerine hak saymaktadırlar. Hac ziyaretlerinden arta kalan zamanlarını, çalışmış oldukları kurumun pazara çıkardığı su yapılarını, uydurulmuş su haklarını(!) her türlü yağma zihniyetinin esiri temsilcilere pazarlanmayı kendilerine hak saymaktalar. Bunu, neredeyse öz hakları gibi görmekteler. Kendilerinin farkında veya olmadan, ihanet projelerinde çalışmış olmarı onları etkilememektedir.
Uğraştığım konunun özüne, üç sene önce varmıştım. Meslektaşlarımın, tepki gösterip, öz görevlerini yerine getirmeleri gerekirken; yeminlerini bir kenara bırakıp, bana vaaz vermeyi tercih etmeleri ürkütücüdür.

Meslektaşlarımın bir kısmı, dolmayan barajların ne kadar olağan üstü bir mühendislik sefaleti olduğunu bildiklerini ifade etmelerine rağmen kendilerine her hangi bir görev çıkarmamaktalar. Korkutucu bir hâldir. Dolmayan barajın ne anlama geldiğini düşünemez hale gelmişlerdir. Dolmayan, içine konacak suyu olmayan barajı duyup, sessiz kalan, hesabını sormayan mühendislerin meslek haysiyeti yok olmuş demektir. Evlatlarının geleceğini dahi düşünemez hale geldiklerinin resmidir.

Vadiye bakıp baraj kararı veren bilim adamı ünvanlı meslektaşlarımız ülkenin en yüksek makamlarına gelmekte, en yurtseverlik yarışının sözde şampiyonları, meslektaşlarım, bu kişilerin yardımcılıklarından haz duymaktalar. Bilim adamı ünvanlı meslektaşımız, içine konulacak suların olmadığı barajların açılışını, alay-ı vala ile, başbakanımızın ağzından millete sunma marifetini göstermektedir; hemde, aydın, yurtsever, büyük makamları çiğnemiş meslektaşlarımızın alkışlarıyal. Ne yaptıklarının farkında değiller, rahattırlar.

Bürokraside bir mevkiye gelen aydınlarımızda gördüğüm, beni hüzne gömen hallerden biri de ülkenin bugünkü perişan duruma gelmesinde hiçbir katkılarının olmadığına kendilerini inandırılmış olmalarıdır. Ülkemizin borç batağına gömülmüş olmasında, bu arkadaşlarımıza göre bütün suç, bütün sorumluluk, ya siyasetçilerde ve/veya iş adamlarındadır. Hatta,onların büyük bir çoğunluğuna göre, siyasetçileri seçtikleri için sade vatandaşlar suçlu ve sorumludurlar. Bugün her hangi bir bürokrata memleketin halinden şikayet ettiğinizde alacağınız cevapta sorumlular, namusu sorgulanan iş adamı ile siyasetçi ve akılsız yurttaşlardır.
Ülkenin, doğrudan doğruya kendilerine emanet edildiğini hatırlamıyorlar. Sorumluluğu kabul etmiyorlar. Ama, aynı bürokrat, ülkenin geri kalan değerlerinin tasarrufunda kendini öncelikli söz sahibi görmektedir. Bütün danışmanlık kadrolarına alınacak kişilikler, kendileridir. Sorumluluğunu hatırlattığınızda, ya susar kaçar veya size başka bir konudan hata yüklemeyi marifet sayarlar. Bu işin adıda "reel politik veya güç paylaşımı"dır.
Aydınlarımızda sıkça karşılaştığım bir başka arıza, kendi mesleğiyle ilgili bilgilendirmeyi, aydınlatmayı bir kenara bırakıp, muhatabının mesleği üzerinde fikir üretmesi; ürettiği fikirle vardığı kararı muhatabına kabul ettirmeye çalışmasıdır. Eğitimcidir, eczacıdır; ama, size öğrendiği veya öğretilen yanlış bilgilere dayalı fikirlerden vardığı hükmü kabul ettirmeye çalışmalarıdır. Asabınız bozulursa, nasihat hazırdır. Onun sizden istediği, doğru bilgi değil, sakin ve oldukça edepli bir şekilde fikrimizi kısaca söyledikten sonra, uzun uzun, onun açıklamalarını dinlemenizdir.
Bu aydınlara, pantolonunun arkasının sökük olduğunu söylediniz mi, yandınız; Sizin sıfatınız, en hafifinden “terbiyesiz” dir.
Karşılaştığım aydın arızalarından biri de kendini “Bu devlet bana ne veriyor ki daha çok çalışayım, kamunun hakkını veya menfaatını koruyayım” şeklinde ifade etmektedir. Bu arkadaşlarımıza göre, devlet, onların akıllarından geçenleri verirse, onlar hizmeti, görevi lûtfedebilirler. Onların her hareketi bir fedakârlık, kamunun verdiği ise eksik ödemedir. Kendilerinin bulunduğu yere gelmek için kaç imtihandan geçip yapacakları için yeminlerini unutmak, onların birinci işidir.
Onlara, kamunun verdiği maişet gideri ne kadar olursa olsun, kendilerinin elinden geleni yapmakla mükellef olduklarını, bunu yeminle taahhüt altına aldıklarını devamlı hatırlatan, takip eden bir gücün olması gerekiyor.
Benzer haller çoktur. Toplumun bu hale getirilmesi için özel çaba gösterilmiş olması gerekir. Bu hususun iyice araştırılması gerekir. Bana göre bu hal, aydının makurtlaştırılmasının sonucudur.
Yıllardır, mühendis, Y.Mühendis, Dr. Y.Mühendis…. Prof. Dr. Y.Müh. ünvanlarını omuzlarına takıp, yükünü milletin sırtına yüklemek bu arkadaşlarımızın bir çoğuna göre haktır. Tufeyli gibi yaşamaktır, azap verici olan.
Bendenizin yıllradır uğraştığım konunun uzmanı geçinen prof. lara, konuyu anlatıp,” hoca düş önümüze!” dediğimde aldığım cevap hep “beni karıştırma!” olmuştur. Bu arkadaşlarımız, bilim adamı özgürlüğü zırhına sahipler.
Tufeylinin büyüğü, taşıdığı ünvanın öz görevini yerine getirmeyendir.
Her unvan, herkese öz görev yükler. Öz görev; toplumun veya bir kişinin, kendi mesleğini ilgilendiren bir konuda, tehlikeye maruz kaldığının veya geleceğinin kararacağının farkına farkına varmaması halinde, ünvan sahibinin konuya, hiçbir emir, talimat beklemeden müdahale etmesidir. Meslek haysiyeti, kişisel onur ancak böyle korunur.
Bir doktor, bir yerde salgın hastalık tehlikesi varsa, toplum bunun farkında değil veya tedbirleri almayı bilmiyorsa, derhal duruma müdahale eder. Bu onun öz görevidir. “Doktor” ünvanının verdiği sorumluluktur. Meslek haysiyetini korumanın şartıdır.
Mühendisler için de aynı şey geçerlidir. Bir yerlerde, dolmayan, hiç dolmayacak olan, ülkenin geleceğini tehdit eden, ekonomik karanlığa götüren bir durum var ise orada her namuslu mühendise görev düşer. Bu onun öz görevidir. Bundan uzak duruyor ise, meslek haysiyetini korumadığı gibi, kişisel onurunuda tartışmaya açıyordur.
Hukukçunun öz görevi, sorumluların yargılanmasını sağlamakttır. Onların aydın olma sorumluluğu, öz görevleri, bu işi yapmaktır.
Her ünvan, kişiye, yetki verdiği gibi sorumluluk da yükler. Bu sorumluluktan kaçanların, onurunun tartışılması mukadderdir.
Bu ülke için, canlarını veren vucût bütünlüklerini bağışlayan, alın terlerini döken gerçek aydınlar. Sizleri unuttuğumu zannetmeyin. Amacım, sizlerin hakını korumak, hislerinize bir nebze olsun tercüman olmaya çalışmaktır.
Bendeniz, yarı aydın olduğum için; söylediklerimden bana pay, yeterince düşmüyor(!)
Lisanım rahatsız ediyorsa ümitvarım.

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
3 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 3.7 yıldız aldı.


Yazar :Mazlum Çoruh Yayım Tarihi :6 Ağust 2010 CmaOkunma :577

« Teamül

YAŞ'ta Fan Fin Fon... Kim Kazandı? »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Mazlum Çoruh

Artvin ili, Yusufeli ilçesi Altıparmak köyünde 1945 yılında doğdum.
İlkokulu köyümde, orta okulu Yusufeli ve Artvinde, Liseyi Işıklar ve Kuleli As. liselerinde okudum. Harbokulundan 21 mayıs olayları nedeniyle 1962 yılında çıkarıldım. İ.T.Ü. Teknik Okulundan 1967 yılında mezun oldum. 7 yıl öncesine kadar hep serbest çalıştım. Şimdi bir kamu kuruluşunda aktif sigortalı olarak çalışıyorum. Yazarlık iddiam yok. Yazma mecburiyeti duyan eski bir gafil mühendisim.
Amacım, tesbit etmiş olduğum vahim bir durumu, hesabıyla kitabıyla, başta meslektaşlarım olmak üzere ´Ben Aydınım.´ diyen herkesle paylaşmak.

mazlumcoruh@gmail.com

Diğer Yazıları

  • Mazlumun Fikri... No: 9
  • No: 8 Mazlumun Fikri Neyse Zikri de Odur
  • No 7 Çoruh Enerji Planı ve Alternatifleri
  • ÇORUH Enerji Planı Kaça malolur; Bayındırlık Planı Olabilir mi?
  • Çoruh Enerji Planı Ülkeyi Bayındır Kılmak İçin mi Yapılmıştır?
  • Mazlum'un Fikri...
  • Çoruh Enerji Planı Nasıl Bir Plandır?
  • Mazlumun Fikri Neyse ...
  • Pes etmedim, Etmiyorum, Edemem.
  • Mazlum Çoruh diyorki: Özet Olarak
  • Mazlum Çoruh Diyor ki: Su Üzerine Oyunlar (2)
  • Mazlum Çoruh diyor ki: Su üzerine oyunlar (1)
  • Mazlum Çoruh diyor ki: Aydınlarımızın Alaca Karanlığı
  • Mazlum Çoruh Diyor ki -Kitabın Kıymeti Harbiyesi
  • Hes'lerle Mücadelede Öncelik Kimlerdedir?
  • Akarsulara Müdahale Edilebilir mi?
  • Heslerle Mücadeleye Nereden Başlanmalı?
  • Çoruh Enerji Planı BOP’un Ülkemiz Üzerindeki Son İşlemidir
  • Çoruh Enerji Planı B.O.P. Son Uygulaması
  • Çoruh Enerji Planı Neden, BOP'un Devamı ve Sonudur
  • Heslerle Mücadelede Temel Strateji Ne Olmalıdır?
  • Nasıl Düşünüyorum, Düşünmeliyiz?

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 15 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 802 tekil kişi,5849 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222068 tekil kişi, 10797710 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.210 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:
Bayraktarca,


Sayfa olusumu: 1,484375 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap24 Mayıs 2012 Prş Saat: 19:41:36 Css | Sayfa Başı