Artvin Köşe Yazıları
»Mazlum Çoruh Diyor ki: Su Üzerine Oyunlar (2)
Su üzerine oyunlar (2):
Akarsularımızın yüzde yüz düzgün akışını temin için ne kadar su bekletme haznesi yapmalıyız; yapılanlar ne kadar?
Bir kaç ay kadar önce çevre bakanlığının düzenlediği barajların çoklu işletmeye alınması töreninde konuşan sayın başbakanımız, ne derece yanıltıldığın farkında olmadığını sergiledi. Diyorlardı ki:”Bütün Cumhuriyet döneminde, yapılan su bekletme hazneleri toplamının 48 milyar metre küp olmasına karşılık, son yedi senede 14 milyar metreküplük su bekletme haznesi yapılmıştır.” Toplam su bekletme haznesi- aktif hacim toplamı olsa gerek- 62 milyar metreküp.
Sayın başbakanın, bu şekilde konuşmasına sebep olanların kimler olduğunu öğrenmek benim işim değil; muhtemelen, başbakana bu bilgiyi takdim eden bakanı da yanıltılmışlardır. DSİ Gn. Müdürlüğü yaptıktan sonra bu kurumla beraber çevre bakanlığına getirilen bu meslektaşım TBMM kürsüsünden, “Çoruh nehrine bakan herkes, Allahın bu nehri baraj yapmak için yarattığını anlar.” deme şakınlığını da göstermişti. Bu sözü söylerken kendisnin yanıltmış olması ihtimali yok idi. Kendileri mühendistirler; ve çok basit ilkedir, önce baraj ihtiyacının olup olmadığı ve ekonomik olma sınırını belirledikten sonra baraj yeri aranır. Bunu bilmesi gerekirdi. Kendilerinin, barajların hangi sebeple yapıldıklarını, en çok ne kadar hacimde olacaklarını tesbit ettikten sonra, seçilen yerin geometrisinden çok, toplam maliyetinin ne olduğunu bilmesi gerekiyordu. Bu hususları bir kenara bırakıp sadece vadiye bakıp baraj kararını veriveriyordu.
Sade bir İnşaat mühendisi olan benim yüzümü kızartan o konuşmadan sonra, kendilerini bilgilendirenleri bir daha değerlendirmesini beklerdim. Onu yapmadığı gibi yanılgı zincirine başbakanı da eklemişti.
Başbakanın barajlar konusunda ki son konuşmasını dinleyince derin üzüntüye kapıldım. Demek ki sayın bakan, yanlış veya kasıtlı çarpıtılmış bilgilerin aracısı oluyor, toplumun mutlak doğru söz beklediği kürsülerden, başbakanı aracı ederek yanlışı, eksik bilgiyi söylemeye devam ediyordu.
Başbakanın ise yanıltıldığının ve bu halin farkında olmadığı hususu bende kalan son iyimserlikti. Bu kadar yanlış şeyleri bilerek söylemesini, başbakan olarak ifade etmesini T.C. yurttaşı bir mühendis olarak içime sindiremedim, sindiremem.
Konumuza dönelim:
Ülkemizde yapılan ve yapılacak olan su bekletme haznelerinin, yani aktif su bekletme hacimleri en çok ne kadar olmalıdır? Bunun çok yaklaşık bir hesabını beraber yapalım; sonra, ülkemizde yapılmış barajların aktif hacimlarine bakıp değerlendirme yapmaya çalışalım.
Bir önceki yazımızda, ülkemizdeki akarsularımızın yıllık akıttığı su miktarı konusunda kaba bir hesap yapmıştık. Bu hesapların ortalaması olarak 150 milyar metre küp/yıl’ı esas alarak başka bir hesap yapalım. Her ne kadar ilgili kurum bu miktarın 130 milyar metreküp olduğunu söylesede biz, güvenli tarafta kalmak için 150 milyar metreküpü esas alalım.
“Ç.E.P., B.O.P. un sonudur başlıklı yazımızda, Çoruh nehrinin yıllık aşkın su miktarının- yıllık ortalama debinin üstünde gelen su miktarının- bir yılda akan suyun % 33’ü kadar olduğunu hesaplamıştık. Bu rakamı Fırat nehri için % 36 ya çektik; hesabımızı daha da güvenli tarafa almak için. Ülkemizin bütün akarsuları için bir oran tahmin edelim. Karadenize dökülen, su kapasitesi bakımından haylı yekün tutan derelerde, çaylarda bu oran %30 un altına düşsede biz yine baraj ihtiyacını artırıcı oranı esas alarak ülkemizde akarsuların yıllık akış miktarını 150 milyar metre küp, aşkın su oranını % 34 kabul edelim.
Eğer biz, ülkemizin bütün akarsularının yılın her gününde, her saatında aynı miktarda akmasını istersek, Yani akarsularımızın her birini ‘cennet akarsuyu’ haline getirmek istersek; akışı bozan su, yani ´aşkın su´ miktarı kadar su bekletme hacmi yapmamız gerekir. Bu bekletme hacmini, her akarsu havzasında ve her kol üzerinde, doğru ve uygun yerlere dağıtır, doğru miktarlarda yaparız. Böylelikle bütün akarsularımız, çevreye hiç zarar vermeden, kendilerinden en ekonomik şekilde yararlanılır hale gelmiş olurlar.
Ülkemizin ihtiyaç duyacağı aktif depolama hacmi en çok ne kadar olabilir? Hesaplayalım: 150x 0,34 = 51 milyar metreküp. Bu rakamdan buharlaşma ve vadilere bırakılma mecburiyeti olan suları düşmemiz gerekir. Bu miktarın yaklaşık olarak ne kadar olabileceğini kestirmek için, bilinenden hareket edelim: Çoruh nehrinde verilen en düşük buharlaşma değerleri olan Borçkadakidir. Verilen bilgi bu rakamın yıllık 103 cm, bütün Çoruh havzasında hacim olarak 150-180 milyon metreküptür. Buda Çoruh Nehri´nin yıllık akıttığı suyunun % 3’ü etmektedir. Atatürk barajında buharlaşmanın 270 santim olduğu şeklinde güvensiz bir bilgiye sahibim. Ben bu rakamı 170 cm alacağım.(Rakamdan korktum, güvenli bulmadım.) Bütün Fırat’ta bu değeri esas alıp hesabımızı onun üzerinden yürüteceğim. Fırat üzerinde üç barajın( Atatürk, Karakaya, Keban) göl alanı (817+675+270=) 1767 km2, buharlaşma 170 cm ise( 1767 km2x1,7=) 3 milyar metreküp su buharlaşır, göğe uçar. Sadece bu üç barajda buharlaşan su, Fıratın bir yılda akıttığının ( 30 milyar metreküp) % 10’unu bulmaktadır.
Şimdi sayın aydın, buradan kendimize şöyle bir hesap yolu seçmek için ülkemizde var olan barajların alanlarında buharlaşmayı yaklaşık olarak 150 cm alsak hesabımızın amacına bir ‘ket’ vurur muyuz?
DSİ’nin 2010 takviminde listelenen barajlar ile regülatör, göletlerin alanını kabaca, 4000 km2 olarak kabul edersek; yılda, yönetilmeye yani bekletilmeye alınmış sularımızdan buharlaşmayla kaybettiğimiz su miktarı, 6 milyar metreküpün üzerinde olduğunu görürüz. Gerçekte bu rakam en azından iki mislidir. İnsanlarımız ve hayvanlarımızın yıllık ihtiyacından fazla! Çünkü, baraj ve regülatör göl alanlarının toplamı 4 000 km.kareden en az iki mislinden fazladır.
Vadilere bırakmak mecburiyetinde olduğumuz su miktarını da çok çok güvenli tarafta kalarak bu kadar olduğunu varsayarak ihtiyaç duyulacak en büyük depolama hacmini : 51-6-6= 39 milyar metreküp olarak hesaplamış oluruz.
Pek iyi!.. Ülkemizde yapılan barajların, regülatör ve göletlerin su bekletme kapasiteleri ne kadar dersiniz?
Beraber hesaplamaya çalışalım: DSİ’nin 2010 yılı takviminde verilen barajlarla ilgili listeden tahmin etmeye çalışalım. Bu takvimde, Türkiyede bazı önemli barajların teknik özellikleri verilmiştir. Bu listeden yararlanıp diğerleri hakkında da çıkarımlarla inşa edilmiş toplam depolama hacmini tahminedelim:
Bu listede, 14 adet barajın toplam bürüt hacmi 109 milyar metreküp olarak veriliyor. Bu barajlardan üçünün bürüt hacmi 90 milyar metreküp, aktif hacimlerinin 31,5 milyar metreküp olduğunu biliyoruz. Aynı oranı tümü için geçerli tutar isek bu 14 barajın aktif hacimlerini (31,5/90x109=)38 milyar metreküp olarak buluruz.
Bu rakam sadece 14 baraj içindir. Yine aynı takvimde 2010 yılı itibariyle işletmeye alınmış 254 barajın ismi veriliyor. Bu listenin içinde yukarıdaki 14 barajdan bazıları yok. Örnek: Ilısu, Deriner gibi. Var sayalım ki bu listenin içindeler. 254 barajdan 14’ü yok sayalım; kalır, 240 baraj. Bu iki yüz kırk barajın hacimlerini, çok büyük üç barajı hariç tutarak (14-3=) 11 barajın hacimleriyle mukayese ederek tahmin edelim. 39- 31,5 = 7,5 milyar metre küp. 11 baraj için 7,5 milyar metreküp tahmin ettik. 240 baraj içinde bunun üçte biri oranında tahmin edersek hesabımız gerçeğin arkasına, yani daha güvenli tarafına düşer. 7,5/11x 0,333x 240 = 55 milyar metreküp. Bu rakamda istediğiniz kadar azaltma yapabilirsiniz. Siz sayın aydının takdirine bırakıyorum. Bu listenin içinde, Hirfanlı, Seyhan, Hasan Uğurlu, S. Uğurlu,Gökçekaya gibi barajlar var. 14 baraj + 240 barajın aktif hacimlarini toplayıp ülkemizde yapılmış olan aktif hacimlerini bulalım: 99 milyar metre küp.
Sayın aydın, ihtiyacımız 40 milyar metre küp, yapılmış olan en az 93 milyar metreküp. 425 adet Küçük baraj, regülatörler, göletler ve çok daha önemlisi tabii gölller gibi ucuz su bekletme kapasiteleri hariç.
Yukarıdaki hesapları karışık bulanlara başka bir kaynağın verdiği rakamları vereyim.
Atatürk barajının yapımını dirayetle yürüten, DSİ’inin barajlar konusunda tanınmış Y.Mühendisi çok değerli arkadaşım Selami Oğuz’un “ Su Raporu” isimli kitabından rakamlar alalım. 9. Sayfada, Yapılan baraj sayısı 260, barajlarda depolanan su miktarı 140 milyar metreküp olarak veriliyor. Bu arkadaşımın hafızası çok çok iyidir ve bir konuda bilmeden konuşmamak gibi kişiliğe sahiptir. Bu 140 milyar metreküpü bürüt hacim kabul edip yararlı hacmi bunun yarısı 70 milyar metreküp olarak alalım. Ayrıca, yapılan 413 adet gölet ve regülatörlerin ve tabii göllerin aktif hacimlerini buna eklememiz gerekir.
Sayın aydın, kazana konulacak yani bekletmeye alabileceğimiz suyumuz en çok 40 milyar metreküp; bize satılan kazanların iş gören hacimleri en az 100 milyar metre küp. Buyurun sayın aydın, bu barajları doldurun. Dolduramıyor iseniz ne için yapıldığının hesabını verin. Siz, “Hesabını vermek mecburiyetinde değilim.” diyor iseniz; hesabını vermek mecburiyetinde olandan hesap sormakta mı sizin sorumluluğunuz değil?
Buradan bir sonuca varmalıyız. Yukarıda kenarından köşesinden anlatmaya çalıştığım mühendislik sefaletinin Çoruh´ta işlenmemesi mümkün mü?
Çoruh Enerji planında, tesislerin su işleme kapasitelerinin kullanılması halinde depoya alınabilecek su miktarı, 700-850 milyon metre küp iken bize dayatılan,yutturulan, en kıymetli yaşam sahalarımızı yok eden, 50 000 nin üzerinde insanımızı yerlerinden söken bu planın, bize fahiş fiatla satıverdiği kazanların hacimleri, yani barajların aktif hacimleri, regülatörler hariç, 4,6 milyar metreküptür. İhtiyaç 800 milyon metreküp, planda meslek haysiyetlerini ayaklar altına alarak bizlere yutturulan baraj hacimleri 4,6 milyar metreküp. Buyurun sayın aydın, bu barajları doldurun veya sebebi hikmetini açıklayın ki, DSİ de çalışan yakınlarınızı her türlü sıfattan koruyasınız.
Barajlarla ülkemize yapılan büyük iyilik(!) sadece Çoruh Enerji Planında değil. Dehşetengiz olanı daha önceleri işlenmiştir, işlenmektedir. Elbetteki en ağırı ve en alçakçası Fırat havzasında işlenmiştir, işlenmektedir.
Bu işlerin altına imza atanlar, ülkeye bu büyük iyiliği(!) yapanlar, bizim amcalarımız, kardeşlerimiz, evlatlarımızdır. Okutup ünvan verip Ankara’ya gönderip çöreklendirdiklerimizdir.
Bazı arkadaşlarımız, bu kardeşlerimizin, evlatlarımızın yaptıklarını ihanetle, yapılanları da tecavüz olarak tanımlayınca, bizleri terbiye etmeyi kendilerine görev edinmişlerdir. O arkadaşları şimdi göreve davet ediyorum.
Buyurun sayın aydın, bu ülkenin fakir halkına, tabiatına, kültürüne, tarihi eserlerine yapılan tecavüz ötesi durumu; ülkenin milyarlarca dolar borç altın alınışını; içinize, vicdanınıza yerleştirin ve yapanların onurlarını, tabii bulabilirseniz, koruyuverin. Koruyunuz ki: yapılanları, ülke aydınlarının ve gerçek sahiplerinin önüne koyanların ağzını kapatasınız. Kapatınız ki, ülkemize, kendi evlatları tarafından yapılan büyük iyilikler(!) hız kesmeden devam etsin.
Barajlarla bu ülke üzerinde oynanan oyunun ne olduğunu daha önceki yazılarımda anlatmaya çalıştım. Gerçeğin öğrenilmesine mani olmak isteyenler kime, kimlere hizmet ediyorlar, farkına varmalıdırlar; onlara alkış tutanlar aynada kendilerine bakmalıdırlar. Dikensiz gül yetiştirmeye çalışırken, bahçenin elimizden kaydırıldığını haykıranları susturmaya çalışmak kime hizmet olur?
Yazımızın başına dönelim: Yanıltılan sayın başbakan, Cumhuriyet döneminde yapılan su depolama hacimlarinin toplamını 48 milyar metreküp, son 7 yılda yapılanın ise 14 milyar olduğunu farkında olmadan övünç içinde söylemiş idi; kim öğrettiyse. Yapılanların hacmini yarıdan daha az söylemesine mi yanalım; içi boş kalacak barajları sade vatandaşa ´büyük hizmet´ olarak takdimine mi?
Keşke, Cumhuriyetin 78 yılında yapılan barajlardan içine konulacak suyu olmayanları yıkabilseydi; yeniden yapmak yerine. O zaman, İnsanlarımız, “baraj manyağı” yapıldıklarının farkına varır; ülkemiz böyle inanılmaz borca batmaz, çok şeyler kazanırdı. Bu ihanet ötesi durumu bu ülkeye layık görenlerin suratıne bir tokat atmış, bu millet dünyaya yeni bir örnek göstermiş olurdu.
Su oyununda, prodüktörlerin, rejisörlerin, baş oyuncuların, figüranların hatta şakirtlerin kimler olabileceğini de sizler bulmaya çalışın, hizmette bulunmuş olursunuz; DSİ de çalışan yakınlarınızın içi boşaltılmış gururlarını korumak yerine.
Yazar :Mazlum Çoruh Yayım Tarihi :18 Ağust 2010 ÇrşOkunma :938
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı