Artvin Köşe Yazıları
»Bilim ve Felsefe
Sürekli tartışılan, bir o kadar da karıştırılan bir konudur bilim ve felsefe ilişkisi. Althusser, bilimle felsefe arasında ilginç bir ilişki kurar. Ona göre felsefe her zaman bilimi izlemek zorundadır. Büyük teorik kıtalar vardır: matematik veya fizik gibi. Bilimle bu kıtaları keşfeder ve bölgesel formasyonlar dediği şeyleri oluştururlar. Kimya fizik kıtasında, mantık matematik kıtasında bir bölgesel formasyondur.
Teorik matematik kıtasını Eski Yunan düşünürleri açmıştır. Bu bilimsel matematik kıtası açıldıktan sonradır ki Platon, Aristoteles, yeni bir felsefe yaratabilmişlerdir. Felsefenin başlangıç dönemi matematiğe dayanır.
Fizik kıtasını açan Galileo´dur. Galileo´dan sonra Bacon´lar, Descartes’lerle yeni felsefe doğmuştur. Kant´la yeni atılım, felsefenin kendi içindeki bir dinamikten çok, Newton´un bilimde getirdiği yeniliğin sonucudur.
Bilimlere üçüncü kıtayı ise Tarih bilimiyle Marx getirmiştir.
Yine Althusser, Lenin’in felsefe konusunda getirdiği ana tezleri şöyle sıralar:
“1-Felsefe bir bilim değildir. Felsefe bilimlerden ayrıdır. Felsefi kategoriler bilimsel kavramlardan ayrıdır.
2-´Felsefe bilimlerden ayrı olsa, felsefe ile bilimler arasında ayrıcalıklı bir bağlantı vardır. Bu bağlantıyı maddeci nesnellik tezi temsil eder.
3-Felsefe tarihi, idealizm ile maddecilik arasındaki bitmez tükenmez mücadeleden oluşur.”
Burada birinci ayrımdan çıkarılması gereken noktalar, felsefenin madde kategorisiyle, bilimin madde kavramının aynı şeyler olmadığıdır. Bilimsel madde teorisinin içeriği, bilimsel bilginin gelişmesiyle değişir ama felsefenin madde kategorisi değişmez. Felsefi madde kategorisi mutlak bir kategoridir, çünkü bütün yaptığı bir nesnenin bilimsel bilgisinin nesnelliğini doğrulamaktır.
İkinci tez, bilimle felsefenin ayrıcalıklı bağlantısında ise, felsefe, bilimlerin ampirizme ve pozitivizme düşmelerini engeller.
Üçünce tezde ise, felsefe tarihinin idealizmle maddeciliğin mücadelesinden ibaret olmasıyla ilgiliydi. Bu gerçekten böyleyse, bunu söylemek felsefenin bir tarihinin olmadığını savunmaktır. Çünkü ortada ilerleyen bir şey yoktur. Zaman dışı bir karşıtlık vardır: Madde/ruh. Bütün çağların filozofları, çağlarının somut koşulları karşısında aldıkları tavra göre, bu kutuplardan birini ya da öbürünü savunmuşlardır.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :20 Ağust 2010 CmaOkunma :1535
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı