Artvin Köşe Yazıları
»Empati; Duygusal Zekâ
Tüm dostlara, arkadaşlara, internet dünyasındaki dostlarıma bir yeni yıl mesajı yazmak için bir sayfa açtım. Uygun cümleler kurmakta çok zorlandım. Bir türlü iki üç cümleyi yan yana getiremedim. Uludere Katliamı gözümün önünden gitmiyordu. Değişik kaynaklardan yazılar okumuş videolar izlemiştim. Bir duygudaşlık yaşıyordum. Yani Empati…
Empati; *yerine koyma,* kendini başkalarının yerine koyabilme duygusu olarak çevrilebilirmiş dilimize…
Toplumsal hayatımızda Empati (duygudaşlık) ne kadar kullanılıyor acaba? Kendimizi bir yoksulun yerine ne kadar, bir şehit anasının babasının, bir Kürt, gencinin anası babasının yerine, bizimle tartışan birinin yerine ne kadar koyabiliyoruz? Bu duygudan neden yoksunuz?
Acaba; *Senin düşüncelerine katılmıyorum. Ama senin düşüncelerini savunabilmen için canımı bile veririm.* diyebilen aydınlarımız olmadı diye mi?
Neden ortak bir zemin kurup oradan ortak sevinçler yaratamıyoruz? Neden bizim gibi düşünmeyenlerin fikirlerini açıklamalarına tahammül edemiyoruz? Onları linç etmeye kalkışıyoruz.
Çorum Olaylarında, Maraş Olaylarında, Gazi Olaylarında, hayata dönüş adındaki katliamda ne kadar üzüldük? Biz o ölenlerden biri olabilirdik. Veya ölenlerin en yakınlarından biri de olabilirdik. Madımakta yanan biz olabilirdik. Veya onların kızı oğlu annesi babası da biz olabilirdik. Olamaz mıydık?
En son olarak da Uludere’de ölen otuz beş genç insanı hatırlayın. Yirmi sekizi aynı aileden… Ve onların annesini babasını bir gözünüzün önüne getirin. Kendinizi kardeşlerinin yerine koyun. Bu acıya nasıl dayanılır? Bir düşünün. Bu bir hatamıydı? Böyle hata olur mu? Hatalar karşısında olgun insanlar özür diler. Bir yetkili çıkıp dese ki *Sizin otuz beş insanınızı gencinizi öldürdük. Özür dileriz.* Bir kez daha öldürülmüş hissetmez misiniz kendinizi? Ya da otuz beş kez daha yeniden, yeniden ölmez misiniz?
Neden Empati yapamıyoruz? Neden kendimizi başkalarının yerine koyamıyoruz?
Sanıyorum Türkiye’deki egemen davranışın kendini başkalarının yerine koyma değil kendi duygu ve düşüncelerini başkalarına baskı ve zorla kabul ettirme esasına dayalıdır da ondan...
Kendini başkasının yerine koymak onun fikirlerini hemen paylaşmak anlamına gelmiyor. Onu anlamak anlamına geliyor.
Yazıktır. Günahtır. Ayıptır. Biraz vicdan, biraz ahlak, biraz insanlık olsun. Ormanlardaki vahşi hayattan farkı olsun yaşadığımız hayatın…
Her yeni yıla güzel dilekler dileyerek giriyoruz. Ama ne yazık ki dileklerimizin hiç biri yerine gelmiyor. Toplum olarak büyük acılar yaşıyoruz.
Yine de artık bu acıların sona ermesi dileklerimi tekrar ediyorum. Mutlu bir toplusal hayat yaşamamızı, bu hayatın ailelerimize bireylerimize duygularımıza yansımasını diliyorum.
YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN.
31.12. SAAT; 23.10
Necat BAYRAKTAR
Yazar :Necat BAYRAKTAR Yayım Tarihi :1 Ocak 2012 PazarOkunma :548
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı