Artvin Köşe Yazıları
»Deliler Genç Kalır
Dün gece, Ardanuç cd´ lerimden birini seçtim rasgele...
Evvelki yaz,Amcamların evinin bahçesindeyiz.Orhan "döner"i hazırlıyor,ağzında piposu..Bahriye Yengemiz salatayı... Ben,Orhan´a yardım ediyorum.Burhan ateşi yakmaya çalışıyor.
Kadir, yarı esrik bir vaziyette(Bir arkadaşıyla içmeye gitmişti,yeni gelmiş..) sedire yangelmiş talimat yağdırıyor!
Eşref burada!Yanımızda...
O, her akşamüstü "bahçe" ye geliyor. Sessizce bahçenin kapısını açıp,"ocaklığın" karşısında yere bağdaş kurup oturuyor...
Eşref, aileden biri...Kimse onu yadırgamıyor. Sessizce oturuyor orada...
Herhangi bir talebi yok. Ekmek verirseniz, yer...Bir şey vermezseniz,istemez! O cümle kurmaz!
O bir Ekolali "deli"si zira...
Kendine söyleneni yineler...
Eşref´i tanıyan herkes bilir bunu...
Kemal´de!!!
Eşrefin yanına bağdaş kurmuş,bir şeyler "söyletmeye" çalışıyor!Öte yandan kamerayı çalıştırıyor...
Az sonra Eşrefin cılız sesini duyuyoruz:
"Hop...hop Selo,top Selo!!!"
Sonra başkası;
"Şadii,bir yirmibeş kuruş verda,baban heyrina siçemda gelem"
"Barooon,sen nayimin baronisin"
"Hoho Ahmet,nassin, ey misin"
Kemal, Eşref´in ağzından konuşuyor, anlayacağınız!!!
Sırayla, tanıdığı herkese okkalı birer "selam" gönderiyor!
Buraya yazmazsam iyi olur...
Eşref altmışlı yıllarının ortalarında. Gerçek yaşını kimse bilmiyor.
Ama ben biliyorum!
O, hepimizden "genç".
Abartmıyorum; fiziksel anlamıyla da genç...
Anna Seghers´in bir romanı vardır; "Ölüler Genç Kalır" diye.
Onunki "mecaz" tabii.
Genç ölenler, bizim nazarımızda hep "genç" kalır sadece...
Ama,Eşref genç.
Onu 45-46 yıl önce tanımıştım.
Delikanlı çağındaydı o zaman. Yaz kış ayakları hep çıplaktı. Özellikle kışın,gözlerim hep ayaklarına takılırdı.Soğuktan morarmış,çatlamış ve nasır tutmuş ayaklarına...
Ayakkabı giymezdi çünkü. Giydiremezdiniz. Fırlatıp atardı hemen.
Her "taşra"da olduğu gibi,"eğlence"si idi halkın...
Gençlerin,çocukların ve özellikle esnafın.
Paranın anlamını bile bilmezdi, fırlatıp atardı zaten.
Ama,-genellikle-eline bir "yirmibeş kuruşluk" sıkıştırılır ve söyleneni yinelemesi istenirdi ondan!
Bunların çoğu galiz küfürlerdi.
En masumu ise şuydu;
"Bir yirmibeş kuruş ver da baban heyrina siçem da gelem..."
İşte, esnaf bunu -Eşref´i henüz tanımayan- kasabanın bürokratlarına karşı kullanırdı!
Bir tür "hoşgeldin" merasimi...
Sonraları, Eşref ortalıktan kayboldu, 5-6 yıl.
Elazığ´da olduğu söylendi.
Kasaba yeni "deli"ler buldu kendine!
Yıllar sonra çıkıp geldiğinde Eşref yeniden hatırlandı.
Ama,o eski popülaritesi kalmamıştı...
"Ekolali" gündemden düşmüştü artık.
Kasaba değişmişti.
Artık, "kasaba"nın gençleri dünyayı "değiştirme" uğraşı içindeydiler.
Esnaf,eski esnaf değildi...
Bürokratlarda artık o eski bürokrat değildi.
"İklim" sertleşmişti.
Veeee...
Eşref ayakkabı giydi!!!
Son gittiğimde de ayağında ayakkabıları vardı.
Halâ daha genç, inatla...
Yine "ekolali" yapıyor...
Aslında bize diyor ki:
Eşref diye biri yok!
Eşref sizsiniz!!!
Yazar :Namık Tipioğlu Yayım Tarihi :28 Mart 2010 PazarOkunma :2014
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Mart
30
Salıadnan ural Deliler Genç Kalır için dedi;
Ciğoli Ahmet ağabiya bir gün dünyaya bir daha gelsen nasıl gelmek isterdin diye sorduk,cevabı yahu uşaklar memlekette olanlardan rahatsızlık duyyorum birez daha akılsız olsam görmem,duymam daha rahat ederim diya düşüniyerim deyinca biz soruyu soranlar düşünmeye başladık(Eşref gibi)
Mart
28
PazarHaydar Bibinoğlu Deliler Genç Kalır için dedi;
Ekolali; söyleneni, papağan gibi yinelemektir. Şizofreni ve otizmin belirtilerindendir. İki tür ekolali vardır. Birincisi, duyduğunu anında yineleme... İkincisi, saatler, günler sonra yineleme... Buna gecikmeli ekolali denir.
Eşref´te, anımsadığım kadarıyla, gecikmeli ekolali durumu vardı. En çok yinelediği tümce, yöre ağzıyla "Eşref gediyer." tümcesiydi.
Günümüzde birçok insan, "Eşref" olabilmek için her şeyini vermeye hazırdır.
“Eşref”lerle dalga geçen insanlar, aynaya bakmasını bilselerdi “Eşref”lerden akıllı olmadıklarının farkına varırlardı. “Eşref gediyer.” sloganını, ağızlarından düşürmezlerdi. “Eşref”ler gerçekten gidiyor çünkü.



Sayfa Başı