Artvin Köşe Yazıları
»Bana Gelen Mektuplar-4
Yüreği dört mevsim bahar,
Yüzü her daim aydınlık olan dostum,yarim,sevgilim,
Bir kez daha gözlerine,gözlerine Merhaba,
´Göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana...´
Arkadaş Z.Özger’in bir şiiriyle başlamak istiyorum mektubuma.Kim bilir,sen gittikten sonra kaç kez okudum bu şiiri.İstedim ki, sesine katarak sesimi, bir kez daha,hiç okunmamış gibi okuyalım bu şiiri.Dindir yüreğini ve çöz at boğazındaki düğümü.Titremesin sesin,göğüs kafesini daraltan bitimsiz özlem,atsın kendini uçurumlardan.
Gece ve karanlık.Pencerenin önünde,her zaman oturduğun sandalyede oturmaktayım.Kucağımda bir tomar beyaz kâğıt.Ve bir kurşun kalem.Sıcak bir Temmuz akşamı.Dünyanın en değerli hasret satırlarını yazmakyayım.
Dinle! Dışarıda rüzgâr, uzun bir şiiri okur gibi,durmadan nefes alıp veriyor.
Bak! Ak saçlı anaların gözyaşlarını taşır gibi,odama dökülüyor salkım saçak ay ışığı.Ruhum dipsiz bir kuyuda çırpınıyor sanki ve ben, kan kesmiş gözlerimle pencereden gökyüzünü izliyorum.Ve bir yandan da yaşadıklarımızla ilgili, makine gibi çalışıyor beynim.
Aklımın her halinde sen varsın.Eğer olmasaydı şu gökyüzü,ne yapardık biz,ne yapardı ömrü uçmakla geçen daldaki minik serçe.
Kolsuz,kanatsız kalmışsam böyle,söyle nasıl tırmanayım gökyüzüne.
Şimdi bir pencere düşün; gözlerini açmış sabahın serinliğinde,günün ilk ışıklarını yüzüne serpiyor.Ve sen çiğ taneleriyle uyanıyorsun.Gözlerin başka bir dünyaya açılmış gibi bakıyorsun.Duyduğun ürperti aşktır sevgili.Başka bir dünyanın mavi gözlü çocuğu,gelir oturur göğsüne.
(Öyle olmadı mı,bir işçi bayramında gözlerimiz buluştuğunda.Ben,tek göz gecekondumdan kalkıp gelmiştim sana.Sense bana yabancı diyarlardan.)
Ve ben ne zaman seni düşünsem,bir yumruk öldürecekmiş gibi,gelip dayanır boğazıma.Ve bir yandan da,penceremde kuş sesi,senin gülüşün gibi.
Kırdım bütün saatleri sevgili,ne akrep kaldı ne yelkovan.Öldürdüm zamanı.Düz bir çizgide yaşıyorum şimdi.Önüme seriliyor dipsiz uçurumlar.Sensizliğin karanlık boşluğunda sonsuzluğa akmaktayım.
Aşk,ışıltılı bir şeydir sevgili,dünyanın bütün ışıkları akarken yüreğine,insan yine de bütün ayrılıklarda kalır geriye.Taşımaz ayakları,kendine ağır gelen gövdesini.
Dudaklarım ipsiz bir salıncak şimdi,sallanıp duruyor umut ile acı arasında.Bir sırrı saklıyormuş gibi,kilitlenir yüzümün orta yerine ağzım.Hayallerine hapsedilmiş kırılgan bir çocuğum şimdi.Sana ait ne varsa bende gizlidir.Umutsuz yolculuklarda umutlarıma katık etmek için,sakladıklarım.
Her yanıma sinmiş durumda pis bir ayrılık kokusu.Bıraktığın yerdeyim şimdi; gelirsen burada olacağım.Elimde bir demet kır çiçeği.Mavi bir atlasa sereceğim bütün renkleri.Ömrümüze düşen papatyalar olacak sol elimde,bir de şiir.Kim okur şimdi ”ölüm kadar yalan/yaşam kadar gerçek”,ayrılığa bulanmış bu aşkın şiirini.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :25 Mayıs 2010 SalıOkunma :1577
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı