Artvin Köşe Yazıları
»Bana Gelen Mektuplar-6
“Ne çok iz bedenimde senden
İki siyah haşhaş açtı
Düşlerinle ısırdığın omuzlarımda
Göğsümde ki onmayan bu yara
Gözyaşının damladığı günden kalma
‘Mutlu Aşk Yoktur’ diyor Aragon
Uçurum gibi parıldayan Elsa’ya.Ah! ”
Merhaba,
Düş bozumu zamanlardan yazıyorum sana bu mektubu. Tükenen umutlar, kül olup savrulan ütopyalar diyarından. Bugünü yaşıyor insanlar. Her yan sahtekârlık,her yan yalan.Eskiden ceplerde taşınırdı maskeler ve ara sıra çıkarılıp takılırdı.Şimdi herkesin yüzünde bir maskesi var.Tanımak zor,anlamak zor,her gün birlikte yürüdüğün insanların içyüzünü.Sen gittikten sonra,öyle azaldı ki insanca paylaşımlar.Hani seversin,düşünürsün,paylaşmak istersin,kendini verirsin de hep eksik hissedersin bir şeyleri,işte benimki de o hesap.Ama yine de güzel buluyor insanlar kendilerini,yüzlerinde envai çeşit renkte maskelerle dolaşarak.Ömrüm oldukça,tek bir maskem bile olmayacak.
Yorgun ve uykusuzum.Sabahlara kadar seni özlüyor,seni düşünüyorum.Sen hep “sus”uyorsun.Seninle “sus”mak,en uzak gezegende baş başa bir hayat yaşamaktır.Seninle “sus”mak,henüz konuşmayı öğrenememiş bir çocuğun ne söylediğini anlamaktır.seninle “sus”mak,bütün yıldızları toplayıp odamın tavanına asmaktır.Seninle “sus”mak,yanmadan güneşe ayak basmaktır.Bir başıma, yalnız,dolaşmak gelmiyor içimden,bu yüzden unuttum sokakları.Varlığında huzur buluyorum.Bir yerlerde yaşıyor olman,dindiriyor acılarımı.Sevmek çok güzel bir duygu ama bir o kadar da zor.Çılgınca duygularda yol alıyorum,yarıyorum karanlığı,her akşam sana geliyorum.Çılgın bir aşk benimkisi.Sana bahsettiğim Le Bruyere,çılgın aşkın iyi bir şey olmadığını söylüyor yazdıklarında.”Dostluk gibi yavaş yavaş,derece derece gelişen bir aşk,asla çılgın bir aşk olmaz” diyor.Sen ne dersin bilmiyorum ama ben yanlış buluyorum ve katılmıyorum bu sözüne.Çılgın aşk bir anda sevmek midir yoksa sevdiğin insan için akla,hayale sığmayacak şeyler yapmak mıdır? “Akıl dışılık” mıdır? Aşkta akıl var mıdır ki? Bilmiyorum.bana uzun uzun yanıtlar yaz,çünkü kafamda çözmeliyim bu soruları.
“Çok seven kişi, nankör bir kadını davranışlarıyla daha da nankör kılar(mış) ve kendisinden tatlı tatlı öç almaya sürükler(mış) ”İnce yaradılışlı olmaktan da sadece kendimiz çekermişiz,kıskanç huylu insan ise hem çeker hem de çektirirmiş.
Sevmek kadar sevmemek de elimizde olan bir şey midir? Değildir diyor Bruyere.İnsan mutlaka sever,sevgi insana ait bir duygu ve onsuz yaşamak,havasız yaşamak gibidir.Havasız ne kadar yaşayabilir ki bir insan.
Aşk,sevgi; insanda ki yalnızlık duygusunu alır götürür.Çoğul bir yaşamın mutluluğu sarar yüreklerimizi.Sadece sevgilisini değil,tüm insanları sevmenin de en önemli adımıdır birine aşık olmak.Paylaşmaysa aşk,başka insanlarla bir şeyleri paylaşmayı da öğretir aşık olan insana.
Aşklar, tiksinmeyle ölürmüş ve unutmayla gömülürmüş.Aslında dostluk vb.ilişkilerde de öyle değil midir? İlişkilerimizden ya da karşımızdaki insandan tiksinince her şey bitmiş olmaz mı? O ana kadar yaşanan paylaşımları, eğer anlamlıysa, unutarak gömmeye çalışmaz mıyız?
Aşk, vermektir, cömertliktir.”Cömertlik sadece çok vermek değil, yerinde ve zamanında vermektir.”Bu aşk ve sevgide de böyledir. Vermenin, cömertliğin ve paylaşmanın yeri ve zamanı çok önemlidir.
Dağınık oldu mektubum.Yazmayı bir türlü öğrenemedim.Hasretin yorgun düşürüyor beni.”Aşk,kötülük ve yosulluk da bir insanın aklını başına getirmese,artık o kişi aklından yoksun demektir.” Diyor Bruyere.Ben bu söze ayrılık ve özlemi de ekliyorum.Başımda değil aklım.Nasılsa anlarsın beni,her zaman anladığın gibi.Bu yüzden söylediklerim için çok rahatım.
“Kalkıyorum,sana dokunmak için uzatıyorum ellerimi.
‘Bir düş mü bu’ diye kendime soruyorum.
Ayaklarımı sarabilseydim kalbimle,göğsüme çekebilsydim.
Bana sormadan gitme aşkım benim.”
Derdim.
Seni yüreğinin en sıcak yerinden öpüyorum.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :2 Haz 2010 ÇrşOkunma :1678
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı