Artvin Köşe Yazıları
»Bana gelen Mektuplar-7
´Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım,bilemedim
Düz yolda yürümenin imlâsını
kanayan dizlerime bakıp da
Ağlamayı öğrenemediğim gibi´
Merhaba,
Şimdi aylardan Temmuz olsa diyorum.Gerçi Temmuz geçeli çok olmadı ama ben yine de Temmuz´u istiyorum.İnişli çıkışlı tepelerin en sonunda büyük bir tepe ve kocaman bir buğday tarlası..Sarı bir okyanusa benzese başakların rüzgarda dalgalanması...Çok değil bir iki armut ağacı,bir iki ahlat ve yemyeşil bir nohut tarlası...Buğday tarlasının tam ortasında bir armut ağacı.Çok değil sadece ikimizin oturacağı kadar olsa gölgesi..Hafif bir esinti,başakların birbirlerine çarparak çıkardıkları o ince ses...Seninle dinlesydik o sesi...Tepemizde nar gibi güneş,ağacın gölgesi,buğday ve nohut tarlası,bir de o ses...Sen ve ben..Bütün dertlerden,sıkıntılardan uzak...İnsanı boğan şehir çok uzaklarda kalmış..Sen kalkıp gelmişsin..Yanımdasın...sana sarılsam tüm gücümle,hiç istemediğin kadar çok ağlasam...Ve anlatsam...Susmasam günlerce...Rahatlasam...Sonra kollarımda uyusan ve uykuda seyretsem yüzünü...Sonra uyandırsam..Bir yerlere ve bir şeylere geç kalmışız gibi ayağa kalksak...Elinden sımsıcak tutsam ve yürüsek geleceğe doğru...
´BİZ TARİHİ KİMLERİN YAPTIĞINI BİLİYORUZ.İNSANOĞLUNUN GELİP-GEÇİCİ/ÖLÜMLÜ OLDUĞUNU DA BİLİYORUZ.KISACIK ÖMÜRLERE DÜNYALARIN SIĞDIRILDIĞINI; BAZEN UPUZUN ÖMÜRLERDE BİR DAMLA SEVGİNİN OLMADIĞINI DA BİLİYORUZ.BU BİLİNÇLE,YAŞAM İÇİNDE KONUMLANDIRDIK ÖMÜRLERİMİZİ...BİREYSEL MUTLULUKLARIMIZ,RÜYADA GÖRDÜĞÜMÜZ, SEVGİ VE KAÇAMAKLARDAN BAŞKA NEDİR Kİ...BUNUNLA YETİNMEK,KOCAMAN BİR DENİZDE BİR DAMLA SU ARAMAK DEĞİL Mİ...MUTLULUĞUN TANIMINI ÖNCE TEK TEK,SONRA BİRLİKTE YAPMA ARZUSU DEĞİL Mİ VERDİĞİMİZ MÜCADELE...´
Tam bunları hayal ederken,birden uyanıyorum..Sen yoksun.Armut ağacı ve buğday tarlası yok...Aylardan Temmuz değil...Odamda yapayaınızım. Yüzümde seni görmüş olmamdan kalan bir tebessüm. Yine kendimle başbaşayım.
Sensizlik günlerimde dost dediğim bir insana ´alo´ dedim dün akşam.Seninle ilgili bütün yaşadıklarımı tek tek anlattım.´Aşktır bunun adı´ dedi.Ve devam etti(mutlaka seninle de paylaşmalıyım bunları) :´Aşktır bunun adı.Paylaşma,bir omuza başını yaslayarak ağlama isteği...Yarılara giden o zorlu yolda umudun adıdır aşk.Bütün zorlukları da içinde barındırır.Aşmalısın bunları...Önüne çıkan engelleri aştıkça güzelleşir aşkın,seni de güzelleştirir.Ağrılarılarınla,sızılarınla ayakta kalabildiğin sürece devam eder.Koşullara teslim olursan,kaybedersin.O buğday tarlasının ortasında ki armut ağacının gölgesine asla ulaşamazsın.Biraz da sabır işidir aşk,karşılık beklemeden verme,hep verme isteğidir.Pratikte oluşturduğun beklentiler ve sonsuz verme isteği arasındaki çelişki bir kez aşıldıktan sonra,hayalindeki buğday tarlasında sarı başaklar gibi durmadan boy atar ve hiç bir kuvvet durduramaz onu..Ta ki ölene kadar...Bu boy atmanın verdiği olağanüstü sarhoşluk, seni bulutların üstüne çıkartır,coşturur,yeni bir insan olursun.Aşk kesinlikle bitmez.Bizlerin bitti dediğimiz şey aşk değildir,olsa olsa alışkanlıklarımızdır.Bir insana alışmak aşk değildir,sigara içme isteğimiz gibi sıradan bir alışkanlıktır.....´ Ve bu eksende sürdü gitti o dostumun anlattıkları.
´Sevgilisi değildim kadınlarımın
Bir papağan tüneğiydim belki
Ama birkaç sözcük öğrendiysem
Kadınlardan öğrendim,yine de
Bilemedim sevgilim diyebilmeyi
Büyülendim ama büyüyemedim
Aklım ermedi aynalara ve suya
Yüzümü gösterip kalbimi neden
Sakladıklarını öğrenemedim
Şaşkınım,cahilim ben bu dünyada´
Seni çok seviyorum ve özlüyorum.İkimiz içindir düşlerim.Unutma,bu dünya er geç sevenlerin olacak.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :6 Haz 2010 PazarOkunma :1688
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı