Artvin Köşe Yazıları
»Kafes'teki Deniz Piyade Subaylarımız
Foça Amfibi Deniz Piyade SAT komando subaylarının yargılandığı Kafes davasından okurlarıma notlarım var. 15.6.2010 günü yapılan duruşmada İstanbul’daydım, mahkemeye dinleyici gittim.
Gördüm ki, her biri geleceğin bir Mustafa Kemal’i olacak nitelikte; zeki, çevik, onurlu, başı dik! Savunmaları birer destan gibi! Bu davayla onların terfileri engelleniyor.
Önce müdahil avukat olmak isteyen Agos gazetesi avukatına söz verildi. Yarım saat onu dinledik. Oysa bu davayla hiç ilgisi yoktu. Hrant Dink’in ailesi değil de neden Agos gazetesinin mağdur olduğunu merak ediyordum ki, soruldu. Cevap çok enteresandı; gazete satışları düşmüş, gazete işçi çıkartmış, işçiler mağdur olmuş, ileride olası endişeleri varmış da… (Müdahil olma talebi bir muhalif oyla kabul edildi.)
Koskoca bir davanın bir “mağdur Agos gazetesi” söylemine çekilmesinden kimin çıkarı var diye merak etmeye başladım. Deniz komando subaylarına Ermeni düşmanlığı yaftası takmaktı niyetleri. Oysa Kafes davası sanıklarının tek ortak özelliği NATO karşıtı olmalarıydı. 1973 Kıbrıs Harekâtı sırasında ihtiyaç olması üzerine, NATO’ya ve Amerika’ya rağmen kurulmuş, tamamen bağımsız bir kurumdu. Sayıca az, ama güçlüydü. Gürcistan turuncu devrimi sırasında Amerikan donanmasını Karadeniz’e çıkartmayan onlardı, asıl suçları da bu olsa gerek.
Bu davayı çarpıtanlar, yani Ermeni düşmanlığını körükleyecek olan 3.bir güç, bundan ne amaçlıyordu acaba? İstanbul Ermenilerinin huzurunu kaçırtmaktan kimin menfaati olabilirdi?
Agos gazetesinin adını düşündüm; bu adı taşıyanlar OĞUZ kökenli Ermenilerdir, Katolik değildirler. Agos ile Oğuz sesdeştir. Ortodoks, yani Arta-di Okhus, Oğuz soylu Turani kavim oldukları bu adın içinde görülüyor. Ki, onların da atası olan Dikran(Tuğran), MÖ.70’de Başoğuzlu Eupador VI.Büyük Bedri ile birlikte Sezar’ın yağmacı ordularına karşı savaşmıştı.
Ortodoks Ermeni halkı Hristiyanlığa MS.415’lerde geçmelerine rağmen Oğuz törelerine sadık kaldılar, Katolik olmadılar. İlk haçlı seferi onlar üzerine yapıldı, OGUZ diyarı sultanı Alpaslan Han, onları kurtarmaya Horasan’dan, Herat/Erat (asker) yurdundan geldi, onları kurtardı. Türkler, Alpaslan’ın ölüm gününü bilmezken, Ortodoks Ermeniler o gün helva dağıtır yas tutarlar. (Fonetik Herat; Erat, Arta/Tur, Urtu, Ordu, Orto…)
Ülkemizde her türlü etnik kışkırtmayı yapanlar, anlıyorum ki, İstanbul’da yeni çatışmalar yaratmak istiyorlar. Hrant Dink aydın bir Ermeniydi, o sağ olsaydı bu tuzağa gelmezdi, onun öncelikle ortadan kaldırılması yine aynı senaryonun parçası olsa gerek. SAT Komando subaylarımıza yüklenmeye çalışılan bu suçlamaya gerçek aydın Ermeni yurttaşlarımız mutlaka karşı çıkacaktır.
Sanıklar, mahkemeye yetkisizlik talebinde bulundu, talebin reddine karar verildi. Oysa bu dava bir askeri mahkemenin konusuydu.
Her iki talebe de muhalif üye hâkim Oktay Kuban, özetle şöyle dedi:
-Ortada kendilerine yönelik suç yok, hayali korkuları var.
-CD diye sunulan belge geçersizdir.
-Tehdit mektubu Agos’a değil, Ermeni okuluna gönderilmiştir.
-Agos gazetesinin müdahil olma talebi iddianamenin dışına taşarak istenmiştir. İleride işlenecek suç niyeti düşünülerek müdahil olma talebi davayı ve mağduriyeti uzatır.
-Anayasamızın 37.Maddesine göre, hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mercii önüne çıkartılamaz, bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mercii önüne çıkartma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
-Davaya katılma hakkı olmayanların, davaya katılmalarına karar verilerek, bu kişilere yargılamada bir taraf olma, bir suje sıfatı verilmesi ve işlem yapma yetkisi verilmesi, yargılama açısından sakıncalar doğuracaktır. Dosyada mağdur veya zarar gördüklerini gösteren bilgi ve belge bulunmayan, doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmemiş olan ve varsayılan zararları nedeniyle katılma talebinde bulunanların, davaya katılma hakları bulunmamaktadır.
Ara karar böyle açıklandıktan sonra 1.sanık Dnz.Piyade Kd.Albay Mücahit Erakyol’un savunmasına geçildi. Kendisi savunmasını ezbere yaparken, bizler de duvardaki yansıtıcıdan savunma metnini takip edebiliyorduk. Resimli belgeler sunuyordu. İddianamedeki çelişkileri bir bir açıklıyordu. KAOS (asimetri), en önemli tespitiydi:
-Bir plan dört tane kurmay komutan varken gidip bir yarbaya verilmez.
-CD kayıtların hepsi saat olarak 00 ile bitemez.
-Söz konusu plan elinde yakalanan kişi davada tutuklu değildir.
-Askeri evraklarda bulunması gereken başlık, yetki, dağıtım satırları o belgelerde yoktur.
-İlk defa mahkemede tanıştığım komutanlara emir veremem, ast üste emir hiç veremez.
-“Lav silahı” adıyla geçen, mühimmattır, silah değildir. Denizciler lav eğitimi almaz, vb.
Kafes iddianamesinde özetle üç alanda:
1.Farklı askeri alanlardan kolaj yapılmış, asimetrik montaj, KAOS var.
2.Askeri terimlerde KAOS var.
3.Emir- komuta ve ast-üst ilişkilerinde, KAOS var.
Anladığım şu ki, Kafes iddianamesi de tıpkı Ergenekon iddianamesi gibi asimetri kolajıdır. Sanılmasın ki hazırlayanlar bu yanlışları bilmediklerinden iddianameyi kaosa çevirdiler. Oysa burada, küresel merkezlerde kotarılan “kozmostan kaosa” kuramcılarının üretimi olan bir yazılımla karşılaşıyoruz; her şeyde “kaos yaratmak” silahın bizzat kendisidir.
Beşiktaş özel mahkemelerinde görülen, Ergenekon dahil, bütün davalarda iddianameler aynı merkezde yazılmış, aynı “bozuk pazıl tekniği” kullanılmıştır.
Ne tesadüftür ki, 1881’de Hüseyin Avni Paşa ve Jön Türklerin yargılandığı Beşiktaş Yıldız mahkemesinde de böyle saçmalıklar vardı.
Bugün bu tekniğin bir zihin çökertme silahı olarak 2005’den beri ders kitaplarında da kullanılmakta olduğunu görüyoruz.
Zihinsel kaos yaratmak, yaşanan süreci algılayamamak, aklı dağıtmak, kitleleri aptala çevirmek, insanları şaşkına çevirmek… İşte bu yeni asimetri silahı, Amerika’da icat edilmiş son silahtır.
Albay Mücahit Erakyol’un savunmasında belirginleştirdiği Kafes iddianamesindeki asimetrik durumlarla İlköğretim Matematik dahil bütün ders kitaplarındaki asimetrik durumları birlikte düşündüğümüzde, geleceğimiz demek olan çocuklarımızın da aynı merkezden Kafeslenmekte olduğu tahmin edilebilir.
Agos gazetesinin kitlesi olan Oğuzlu Ermenileri de böyle bir “kafes” içine çekilmek tehlikesiyle karşı karşıyadır. Görmüyorlar ki, her duruşmadan sonra malum basında manşetlerden bir Türk-Ermeni düşmanlığı ekilmesine fırsat vermiş olacaklardır. Onlara sunulan asimetrik tuzak asıl budur.
Kafes iddianamesinin analizi için, sanık avukatları dilerse, zihinsel kaos nasıl yaratılır konusunda uzman fizik bilimci Prof.Nihat Berker’in görüşlerinden yararlanabilir. Kendisi ABD’deki MIT Enstitüsünde “Spin camları altında bunalım ve kaos” başlıklı makalesiyle 20 yıl öğretim üyeliği ve dekanlık yaptı, halen İstanbul’da bir özel üniversitede rektördür.
Ek:
Bugün 8 şehit daha verdik, inanılır gibi değil. Bu savaş her yerde can alıyor, yürek yakıyor. Ailelerinin ve hepimizin başı sağ olsun.
Şehitlerimiz ışıklar içinde uyusun!
İnadına açılım diyenlere, böyle cevap verir Mehmetcik!
18.6.2010
Mahiye Morgül
Yazar :Mahiye MORGÜL Yayım Tarihi :19 Haz 2010 CtsiOkunma :1628
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı