Artvin Köşe Yazıları
»Tarafımız Belli Olsun!
Tarafımız Belli Olsun!
Ülke, hiç gereği yokken referandum sath-i mailine sokulmuş durumda. ABD ve BOP’un Ortadoğu partisi AKP, seçimler öncesi kendi ihtiyacı olan bir oylamayı, halkın parasıyla yaptıracak ve geleceğini belirleyecek. Gerekçe olarak gösterilen Anayasa değişikliği ise paravan olarak kullanılacak.
12 Eylül Darbesi ile hesaplaşma olarak tezgâhlanan Anayasa değişikliği için her şeyden önce şunu sormak gerekiyor.12 Eylül’ün sonuçlarından biri olan bir parti bu hesaplaşmayı yapabilir mi? Yapamayacağı ortadadır çünkü,
1- AKP, kendi varlık nedeni olan bir süreci ortadan kaldırmak istiyorsa önce kendisini ortadan kaldırmalıdır. Böylesi bir davranış ise eşyanın tabiatına aykırıdır. Hükümet, 12 Eylül’ü tüm kurumlarıyla, siyasal, sosyal ve ekonomik sonuçlarıyla ortadan kaldırmak, lağvetmek istiyorsa önce kendi siyasal misyonuyla hesaplaşmalı ve kendini lağvetmelidir.
2- 12 Eylül Darbesiyle ve sonuçlarıyla hesaplaşmak, AKP hükümetinin harcı daha doğrusu yiyeceği nane olamayacak kadar kapsamlı ve ağır bir siyasi görevdir. Bunu ise ancak, halkın büyük bir çoğunluğunu arkasına alan ve siyasi bilinç düzeyi yüksek bir örgütlenme yapabilir.
12 Eylül Darbesinin arkasındaki güç ABD idi. Dolayısıyla 12 Eylül Anayasasını da ABD yaptırmıştı. AKP Hükümeti, “Referandumu ABD’ye karşı yapıyoruz ve Emperyalizmin varlığını bu ülkeden söküp atmak istiyoruz” diyebilir mi?
AKP tabanının en önemli tarikat gücünün başında bulunan Fethullah Gülen, dün 12 Eylül darbesine ve darbecilere selam çakarken bugün, mezardakilerden dirilmelerini isteyerek referanduma evet demeye çağırıyor. Kendisi ise ABD de CIA’nin kuklası olarak yaşıyor.
Bakınız bu zat 12 Eylül’ü nasıl karşılamıştı:
“Oynanan oyunun gerçek yüz ve vahşetini ilk sezen, son karakolun kahraman bekçileri oldu… Bu, düşmanı kıskıvrak yakalama ve bir zaferdir. Böyle bir ilk tefahhus ve sezişe, başka bir yazımızda selam durulmuş ve gaziler ocağının yiğit eri Mehmetçiğe teşekkürler sunulmuştu…
Ve işte şimdi, bin bir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tulûu saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekâsına alâmet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz” (Fethullah Gülen, Sızıntı, Ekim 1980, Cilt 2, Sayı 21).
Şimdi bu zevat ABD’nin 12 Eylül darbesine verdiği desteğe hayır diyebilirler mi?
Referanduma yönelik üç eğilim ortaya çıkmış durumda; “evet”, “hayır” ve “boykot”.
Evet, ve hayır diyecek kesimleri anlamak kolay ama referandumu “boykot” edecek “sol” kesimi şahsen ben anlamakta zorlanıyorum. Çok basit bir değerlendirmeyle, siyasal açıdan AKP’den kurtulmaya çalışan bu kesimin, referandumu boykot ederken AKP’ye dolaylı olarak destek sunacaklarını acaba düşünmüyorlar mı? Bu gerçekten nasıl bir siyasi duruştur ki, sınıf mücadelesinde karşı-devrimci olduğunu söyledikleri bir güce fiili olarak destek sunulacak?
12 Eylül referandumunu boykot edecek olan“sol” kesimler için bir efsaneyle bitirelim:
Efsane şöyle:
Dönem, zalim kralların, firavunların, zorbaların halka kan kusturdukları dönemdir. Kurulu düzenleri devam etsin diye halklara her türlü eziyeti, çileyi ve işkenceyi reva görürler. Ezilenlerden ve insanlık değerlerinden yana olanların kellelerini vururlar.
İnancı uğruna ateşte yanmayı göze alan Peygamber İbrahim’de bunlardan biridir. İnsanlık tarihinde baskı, zulüm ve işkencenin temsilcisi olmakla simgeleşmiş Nemrut, Peygamber İbrahim’i yakılarak öldürülmesi kararını alır. Meydan kurulur ve Peygamber çarmıha gerilerek ateşe verilir. Alevler yükselirken, Peygamber İbrahim yüzünü gökyüzüne çevirir ve gagasında saman çöpü olan bir kuş görür. Kuş alevlerin yükseldiği yere gelince gagasındaki samanı ateşe bırakır. Peygamber merak eder ve kuşa seslenir: “Ey kuş!” der, “göğe yükselen bunca ateşin içine küçücük bir saman çöpünü neden bıraktın, ne katkısı olur ki ateşe?” Kuş yanıt verir: “Varsın saman çöpü küçük olsun, giderayak düşmanlığımız belli olsun diyedir?”
Sonra başka bir kuş daha görür Peygamber ama bu kez gagasında bir damla su vardır kuşun. Kuş kanat çırpa çırpa tam ateşin üzerine gelir ve gagasındaki bir damlacık suyu ateşe bırakır. Peygamber dayanamaz ve kuşa sorar: “Ey kuş!” der, “alevler göğe kadar yükselmişken senin bir damla suyun neye yarar ki?” Kuş tereddütsüz yanıt verir: “Olsun, son yolculuğuna çıkıyorsun, dostluğumuz belli olsun.”
Önümüzdeki süreçte gagalarında saman çöpü değil bir damla da olsa su taşıyan kuşların çoğalması umuduyla...
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :19 Ağust 2010 PrşOkunma :1526
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Ağust
20
CmaMehmet Ali Yazıcı Tarafımız Belli Olsun! için dedi;
Değerli Hemşerilerim,
Dört aydır Red Dergisinde yazıyorum. Derg aylık yayınlanıyor ve tüm Yay-Sat bayilerine dağıtılıyor. İlgi ve değerlendirmelerinizi bekliyorum.
Saygılarımla....
Ağust
19
PrşHaydar Bibinoğlu Tarafımız Belli Olsun! için dedi;
Doğru ve akılcı çözümlemeler... Umarım gerçeği görenler çok olur.



Sayfa Başı