Artvin Köşe Yazıları
»Yeniden 30 Ağustos
88 yılönce bugün 30 Ağustos 1922´de,Mustafa Kemal önderliğindeki direniş güçleri, emperyalizmin güdümündeki işgal güçlerine karşı nihai(!) zaferini kazanıyor ve 10 gün sonra İzmir´e giriyordu.
Ayakları altına serilen yenik ulusun bayrağını yerden kaldıran ´´sarışın kurda benzeyen´´ adam, yeni bir ulus yaratmanın,şimdiye dek girdiği savaşların en zorlusu olduğunun bilinciyle,asıl savaşın daha yeni başladığını biliyordu!Ulusal kurtuluş savaşı sürerken bile, emperyalizmin utanmaz ´´yerli´´ işbirlikçileri,tam 14 isyan çıkararak, sırtından hançerlemeye çalışmışlardı ulusal güçleri..
Payitahtta yuvalanan ´mütareke basını´ nın besleme kalemşörleri, ağababalarının çıkarlarına hizmet etmek için birbirleriyle yarışırken, ulusun onurunu korumak isteyenlere ağıza alınmayacak suçlamalarla saldırıyorlardı..Asıl ´´düşman´´ içerdeydi ve binlerce yıldır süren ileri-geri kavgasında,tıpkı sırtlanlar gibi,hep ´´zayıf düşülen anı´´ beklemişti sabırla.. Asla pes etmeyecek,asla yılmayacaktı..Karanlık egemen olana kadar..Aydınlık yenilene kadar..Cumhuriyet böylesi bir ortamda kuruldu..
Aslında yeniden inşa edilen bir ULUSTU.. O ulus ki,yüzlerce yıldır kim olduğu bile unutturulmaya çalışılmıştı..Aşağılanmış ve hor görülmüştü.. Ama derinlerde bir yerde bir cevherin yattığını biliyordu mavi gözlü adam..Uzandı... ve o cevhere dokundu.. O´nun kısa öyküsü budur işte!Gerisi ayrıntıdır.. Genç cumhuriyetin,tüm reformları,bir ulusun yeniden ayağa kalkmak kavgasıdır.. O biliyordu;bu süreç hep geri dönüşlerle, yalpalamalarla ve hatta ihanetlerle doludur! Belki tahmin bile etmişti,heykellerinin yıkılacağını.. Oysa o ´´düşmanının´´bile bayrağını yerden kaldırmıştı!
Gençliğe hitabeyi niye yazdı sanıyorsunuz!
Bursa Nutku´nu niye söyledi!...
Oysa, karanlığın Efendileri ne yaptı? Cumhuriyetin emanet edildiği gençleri, darağacında sallandırdı.. Onları dağlara sürüp,üzerlerine mitralyözlerle saldırdı.. Onları birbirine düşman edip,ölülerinin sırtından kahrolası egemenliklerini sürdürdü.. Bazılarının beynini hurafelerle doldurup,kurtarıcısına düşman etti.. Tüm reformlarının altını oymak için sabırla ve inatla bekledi..
O fakir ve genç Cumhuriyet 15 yıl içinde tüm dış borçlarını öderken,bunlar trilyon dolara yakın borçlanıp,ülkenin geleceğini ipotek ettiler ağababalarına..
O,bir karış toprak için yaşamını bile vermeye hazırken,bunlar vatan topraklarını hektar hektar pazarladılar..
O ulusal birikim yaratmaya çalışırken bunlar global sermayenin kucağına oturdular..
O ulusal işletmeler kurarken,bunlar o işletmeleri teker teker pazarladılar..
O "tam bağımsızlık´´ dedi,bunlar ´´karşılıklı bağımlılık´´ diyerek her türlü emperyalist ittifakın maşası ve ucuz asker deposu yaptılar genç insanlarımızı..
O ´´eğitimde birlik´´ dedi ,bunlar tarikatlara ve kolejlere teslim ettiler körpe beyinleri..
Hiç bir iktidarın diğerinden farkı olmadı.. Çünki ´´aydınlık´´ hiç iktidar olamadı!! İşe onun için yeniden 30 Ağustos´lar gerek bize.. Bu ülkenin aydınlık insanları.. Ortak paydamız var! Tıpkı ulusal savaşım günlerindeki gibi! Nasıl yendiysek karanlığı o zaman, sağcısı solcusu, Türk´ü Kürt´ü demeden, şimdi yine yeneriz hiç şüpheniz olmasın...
(Güncelleme:30 Ağustos 2009-10)
Yazar :Namık Tipioğlu Yayım Tarihi :30 Ağust 2010 PtsiOkunma :793
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Eylül
19
PazarMazlum Çoruh Yeniden 30 Ağustos için dedi;
Sayın Tipioğlu,
Hiç planımda yoktu, yazınızı okumak. Sabah sabah içimden geçti okudum. Okuduktan sonra iki kere üzüldüm. Daha önce neden okumadım diye. Muhtemeldir, kafamın bir yerinde peşin bir olumsuz yargı vardı. İki kere üzüldüm: birincisini söyledim, daha önce okumamak; diğeri ise yazının anlattıklarını tekrar tekrar yaşamış olmak.
Yazınızın nerdeyse her satırını kendim yazmışım gibi geldi. Hep isterdim, sizler gibi içimden geçenleri başkalarıyla paylaşmayı. Sizin gibi yazabilmeyi.
Siz, kendi ilgi alanızdaki yaşananlara bakıp ızdırabınızı acınızı dökmüşsunuz. Sanki, gözleri çakmak çakmak sarışın bir kurdun gelişini bekler gibisiniz.
Beş yıldan beri, tesadüfen öğrenip peşine düştüğüm, inanılmaz bir melaneti, başta meslektaşlarım olmak üzere bu ülkenin aydınlarına anlatmaya çalışıyorum. Zaman geliyor, haykırıyorum, yeri geliyor sıfatlıyorum, muhataplarımı. Sadece rahatsızlıklarını ifade ediyor aydınlarımız. Aslında söylediğim açık: İçine konulacak suyu olmayan barajların, bir nehrin üzerine peşpeşe dizilişlerindeki amacın açıklanmasını istiyorum, bir mühendis olarak. Kanıma dokunuyor meslek haysiyetimin ayaklar altına alınışı, hemde kendi evlatlarımız eliyle. Soruyorum. Meslek haysiyetimin gereğini yerine getiriyorum. Sorumluluk duyan aydını arıyorum.
Henüz, yaşadığım acı ve utancı, bilhassa çacuklarıma ve de torunuma karşı duyduğum utancı, azıcık paylaşacak bir aydına rastlamadım. Ben sarışın sarışın kurdu beklemiyorum sizin gibi; daha doğrusu bekliyemiyorum. Sadece, bu adam neden bu kadar hiddetli, bu kadar rahatsız edici deyip söylediklerimin gerçek olup olmadığını öğrenmeya çalışacak aydınları, bil hassa benim meslektaşlarımı, hatta benim gibi yarı aydınları bekliyorum, sarışın kurdu değil; acıma utancıma ortak etmek, yükümü hafifletmek için.
Yzınızı hüzünle okuduğumu tekrar ediyor, kutluyorum.
Ağust
31
SalıHaydar Bibinoğlu Yeniden 30 Ağustos için dedi;
Belli ki 30 Ağustos kimsenin umurunda değil... Bu önemli gün için yazılan yazılara kimse yorum yazmadı. Bekledim bir süre, belki gözden kaçmıştır diye. Sık sık uğradım bu sayfaya. Baktım ki günün sorunları boğmuş insanları. 30 Ağustos unutulmuş sanki.
Bizim halkımız, tehlikeyi alnının çatında görmeden harekete geçmiyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında da öyle oldu. Güçlü ve kararlı bir lider önlerine düşmezse de harekete geçmiyor. Belli ki bize bir Mustafa Kemal gerek... Ya da güçlü ve kararlı bir kadro... Güçlü ve kararlı liderler, eylemlerde çıkar ortaya genellikle. Bu yüzden, çoban ateşlerini yakmak gerek bir yerlerde. Ama nasıl ve nerede? (....)



Sayfa Başı