Artvin Köşe Yazıları
»Laik Eğitimi Parçalamakta Acelesi Olanlar
Sanıyoruz ki eğitimi cemaat vakıflarına peşkeş çekmekle işleri bitti. Öyle değil, dersleri de parçalamaları gerekiyor, ki her cemaat kendisine bundan bir daha rant elde etsin. Her cemaat kendince dini eğitim vermek için ayrı bir Din Kültürü kitabı yazmak istiyor.
Din Derslerini piyasada parayla sertifikalı hale getirmek için okullardan kaldırılması o nedenle gündemdedir. Seçmeli ders sistemine bu yıl geçileceğini açıkladı Nimet Çubukçu. Ama okullar açıldığı halde geçilemedi. Çünkü Din Dersini piyasaya devretmek için öncelikle camilerin piyasaya devredilmesi lazımdır.
Camiler serbest piyasaya açılmaya henüz hazır değildir, onun için “laiklik” aceleyle manşete çıkartıldı. Okullar ve camiler belediyelere ve dolayısıyla mütevelli heyetlerine devredilmeden, Din Dersi piyasaya atılamazdı. (Hazindir ki muhalefet bu konuda AKP ile hemfikirdir.)
Önce camilere aidat verecek cemaati hazır etmek lazımdır. Bu, kilise sistemidir. Bunun için imamlar halkın arasında onların günlük dertleriyle ilgileniyor olmalıdır, ki onları kendi camisine davet edebilsin. Bu nedenle, Diyanet İşleri Başkanlığı, imamlara yeni yetkiler verdi, böylece camilerden önce imamlarımız halka açıldı! Sözleşmeli imamlar öncelikle kolları sıvayacaklardı, çünkü onlar güvencesizliğe çekilmişlerdi.
Uzun vadede, cemaat ve tarikatları birbiriyle piyasada rant peşinde koşturup kirli işlere çekmek, düşmanlarımızın planları içerisindedir. Unutmayınız, paranın kirine bulaşan eli hiçbir abdest temizleyemez.
Asıl gündeme gelecek olursak, LAİK kavramı neden birden bire tartışmaya açıldı, bunu anlatmalıyım.
Kavram olarak Laik, Halk demektir. Ortaçağ’da Avrupa’da Kilise halktan vergi topluyor, kasalarını dolduruyor, geniş topraklar satın alıyor, halkı köle gibi çalıştırıyordu. Kilise, Anadolu’ya haçlı seferleri düzenleyen Venedik Yahudi tefecilerine kaynak sağlıyordu. 12 yaşında erkek çocukları bile dini telkinle ailesinden kopartıp Kudüs’ü kurtarmak vaadiyle gemilere bindirip korsanlara köle olarak satıyorlardı.
Daha fazla anlatmayayım, özetle Avrupa milletleri kilisenin zulmünden bıkmıştı, “aydınlama” devri başladı, HALK özgür olsun, kilise halkın üzerinden rant elde etmesin diye LAİK yani Özgür HALK kavramını üretti. Laik-us dediler, “halk uşağı” demekti, bunun bugüne “sokaktakiler” diye çevrilmesi Amerikan mantığıdır.
O yıllarda biz Türkler bu anlamda zeten LAİK idik; mülk devletindi, halkın ortak yaylaları ve meraları vardı. Aşar vergisini koyan Fatih’e kadar böyleydi. Kemalizm, aşar vergisini kaldırınca, özgür halk demek olan LAİK kavramı otomatik olarak resmiyet kazandı. Batıda aydınlanma dönemindeki gibi, “Laiklik, dinin, devletten ve siyasetten ayrı tutulmasıdır” tanımı yapıldı.
Şimdi, yeni bir piyasacı mantık egemen oldu, bütün kavramlara yeni içerik sokuyorlar. Laik olmak, “herkesin ibadetini serbestçe yapması” demektir diyorlar. Yani, Serbest Piyasa Ekonomisine uyarlanmış bir kavram geliyor karşımıza. Biraz sonra diyecekler ki, her cemaat kendi inandığı şekilde kendi camisinde ibadet etsin. Bu yolla, “Dinde Birlik” parçalanacak. Onun için bir çok cemaatin arkasında Soros parmağı aramak gerek.
Bu tanımdan maksat, din derslerinin piyasada sertifikalı kurslara atılmasıdır. Böylece cemaatlere yeni gelir kapısı açılıyor; hem camiler hem din dersi piyasaya açılıyor.
AKP’nin sözcüsü Nimet Çubukçu’nun sözünü ettiği “seçmeli ders sistemi”nin bu yıl başlatılamamasının önündeki engel bu nedenle LAİK Sistem’dir. O nedenle aceleyle bu tartışmaya çekildik. Çünkü SPAN Amerikan Şirketi YÖK içerisinde görevdeyken, şu dersler piyasaya atılmak üzere ön kararlar alınmıştır: Resim, Müzik, Beden Eğitimi, Din Kültürü, İngilizce, Bilgisayar. (Bkz. 4.11.2004 sayılı Tebliğler Dergisi)
Bir de Kürtçe eğitimde acelesi olanlar var. Çünkü çok yakında okullarda eğitim bitecek, öğrenciler internet üzerinden dilediği yabancı okulun derslerini alarak sertifika alabilecek. Bu durumda İngilizce tek eğitim dili olacaktır. Ne Türkçe bilmenin ne de Kürtçe bilmenin anlamı kalmayacaktır. Şu anda, “ayrı bir dilim var, ayrı devlet istiyorum” diyebilmek için hızla “Kürtçe anadilde eğitim” talebini yükseltmeleri istenmektedir.
Bu konuyu köşesine almış bir yazarın söylediklerini okumak isterseniz, işte internet adresi: http://beta.interpress.com/
Sevgili okurum. Size aklınızı parlak tutacak bir yol önereyim. Çiçeron gibi düşünün:
“Kim halkı kim haksız diye bakmam, bu işten kim para kazanıyor, ben ona bakarım!”
Henüz yukarıda anlattığım nedenlerle başlatılamamış olan, İlkokul 4.sınıftan başlayarak getirilen serbest seçmeli ders sistemiyle Laik Eğitimi Parçalamak kimin kârıdır?
AKP hükümeti gerçekte halkı mı temsil ediyor, yoksa bize serbest piyasa ekonomisini dayatan bir başka bölücü gücü mü?
Akıl ışığınız her daim parlak olsun…
27.9.2010
Mahiye Morgül
Yazar :Mahiye MORGÜL Yayım Tarihi :28 Eylül 2010 SalıOkunma :810
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı