Artvin Köşe Yazıları
»Vali Bey Artvinlilerle Ankara'da Ne Konuştu?
7 Kasım Pazar günü Ankara’da, Artvinliler Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin düzenlediği “Artvin’in Sorunları” başlıklı söyleşide, Artvin Valisi Mustafa Yemlihalıoğlu, AKP Artvin Milletvekili Ertekin Çolak ve CHP Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu, Ankaralı Artvinlilere konuştular.
Toplantıyı Artvinli hukukçu, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi başkanı Mustafa Kılıçoğlu yönetti. İstanbul Artvinliler Dernek başkanı Recai Delibaş ve YARSAV önceki başkanı Şavşatlı hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu konuklar arasındaydı.
Soru sormak isteyen herkese söz verildi. Artvin 08 Haber Gazetesinin yazarı olarak oradaydım, bir iki soru da ben sordum.
Herkes dertliydi, vali de dertliydi. Herkes derdini anlatmaya gelmişti. Milletvekilleri ise, özetlersem Artvin için ne kadar asfalt yol yaptıklarını anlattılar. Toplantının asıl amacının ne olduğunu, valinin ve onunla paralel konuşan İstanbul dernek başkanının konuşmalarından çıkartmak mümkündü.
Demek istedikleri şuydu: Artvin’de bir üniversitemiz var, burada okuyan öğrencilere burs verin, o para Artvin esnafına dönüyor. Artvin’de genç tüketici nüfus kalmadı, tek tüketici olan öğrencilerdir, onların da burada okuması için paraya ihtiyacı var. Anladım ki, öğrencilerin daha iyi eğitim almaları için değil, esnafın daha çok para kazanması için dertliler.
Önceleri, Cumhuriyetin kamucu eğitim anlayışı varken, iyi eğitimin ölçüsü, öğrencinin aldığı eğitimin işe yararlığı idi, karnını nasıl doyuracağını öğrenmesi, kendine ve topluma bir an önce faydalı hale gelmesi hedefti. Gençlerimizin bir meslek sahibi olması için onun eğitimine bütçe ayrılır, harcanan para bilgi olarak geri topluma dönmesi umulurdu. Çünkü gencimizin topluma kazanılması hedefti. Şimdi Cumhuriyet ilkelerinden uzaklaşıyoruz, ki, valimiz bizden esnafı canlandırmak için burs istiyor.
Sordum; “Verilen bursların esnafı canlandırdığını çok iyi anlattınız. Yeni üniversitelerde müfredatlar lise düzeyine çekildi, o burslar bilgi olarak geri topluma dönmüyor, hem de mezun olduklarında işsiz kalıyorlar, bu da burs parasının genci topluma kazanmak için bir işe yaramadığını gösteriyor. Eğitimin içini doldurmak için ne düşünüyorsunuz?
Arılar yok oluyor ve arıcılıkla ilgili birçok iş alanı daha yok olacak. Valilikler de yok olacak. Altı ay sonra eyalet sistemine geçişin referandumu yapılacak, bugün Yunanistan’da yapılan gibi, seçim yasasıyla referandum yaptırılacak ve siz artık vali olamayacaksınız, makamınız yok olacak. Siz benim son gördüğüm valisiniz. Duygularınızı öğrenmek isterim.
Artvin çevresindeki nebatat ile yapılan ilaçların yazıldığı ilk tıp kitabı Lokman Hekim’in anısına, Artvin’de Lokman Hekim Tıp Kongresi yapmayı düşünür müsünüz? Böyle bir kongre Artvin’de tıp turizmi başlatacaktır.”
Vali Beyden bu sorularıma cevap çıkmadı.
Sorunların bu boyutuyla ilgilenmediğini anlıyorum. Artvin Kız Meslek Lisesi mezunlarından puanları yeterli olduğu halde neden Çoruh Üniversitesine giremediğini, Bilgisayar gibi direk geçişi olan bölümlere ise “sıfır” puanlı öğrencilerin dahi alındığını hiç biri bilmiyor. “İçeriden” maddesi eklendiği için artık dışarıdan Artvin’e öğrenci gelmeyeceğini de bilmiyorlar.
Dinleyicilerin haklı olarak baş sorunu HES’lerdi. Cansuyu bile bırakmayan bu santralleri bilmeyen yok, burada anlatmayacağım. Vali Bey, deneme aşamasında HES inşaatlarında ortaya çıkan sorunların normal olduğunu. Hatta kimi yapımcı şirketlerin bu sorunlarla baş edemeyip terk ettiklerini söyledi.
Ulaşım sorunu konuşuldu. Ankara ve İstanbul’dan sonra en fazla asfalt yol yapılan il Artvin olmuş. Yine de sorun bitmiyor. Çünkü arazi engebelidir, kilometre olarak çok uzun mesafe alıyor. Asfalt her yıl onarım gerektiriyor, bu da masraftır, tamam da, asfalt hammaddesi kar suyunda eridiği zaman toprağa karışıyor ve doğaya zararlıdır, bunu kimse konuşmadı. Oysa bu araziye en uygun yol, kesme taşlardan yapılan, yağmur suyunu direk toprağa veren Arnavut Kaldırım dediğimiz doğayla uyumlu yollardır. Bunu yapmak için dışarıdan asfalt almamıza da gerek yoktur.
Ankara-Artvin havayolu isteyenler vardı, onlar Batum Havaalanı üzerinden Hopa’ya gitmek istiyordu. İlle Acarya’ya ayakbastı parası verecekler. Oysa Samsun-Hopa, İstanbul-Hopa hızlı deniz ulaşımı istemiş olsalar daha akıllıca olurdu.
Vali Bey, AB Genel Sekreterini Artvin’e davet etmekle övündü, AB’den proje alarak para kazananlar olmuş. Keşke bundan hiç söz etmeseydi. Bu AB masallarıyla halkı avutmak kendisine sadece eyalet valiliğine adaylığını koyduğu zaman AB’den alacağı destek sırasında lazım olur.
Baraj gölü altında kalacak olan Yusufeli halkı perişan, nereye taşınacakları bile daha belli değil. En acınacak halde onlardı. Kendilerinden çok endemik bitkilerine, zeytinlerine ağlıyorlar. Öğrendim ki Yusufeli’de narenciye yetişiyor. Hititlerin merkezi olan buralar Oğuzeli’dir, Oğuz beyi VI.Büyük Bedri’nin de yurdudur, Romalılara en uzun direnişler MÖ.1.yy’da buralarda yaşandı, onun için sulara gömülmesi kararı Dünya Yahudi Tefeci Bankası tarafından verilmiştir.
En sıkı soruyu Şavşat’tan gelen Fikriye Sayman anne sordu: “Bizim köyün dereleri kuruyacak. Biz göç mü edeceğiz? Biz göç edersek milletvekilini kim seçecek? (AKP milletvekiline bakarak) Siz de kalmazsınız. Kadınlara özgürlük diyorsunuz. Ekonomik özgürlüğü olmayan kadın özgür olur mu?”
İlgimi çeken bir diğer öneri: “Artvin’in sembolü yapılan güreşen iki boğa heykeli yerine Arhavi’den Ardanuç’a kadar bizim renklerimizi ifade eden bir heykel olmalı.” Buna ben de katılıyorum ve öneriyorum, yörenin bütün çalgılarını bir arada gösteren bir rölyef, kırmızı üzerine sarı bakır (Murgul da temsil edilmiş olur) ile işlenebilir; tulum, kemençe, bendir, koltuk davulu, kaval, mozika ve yanında akordeon. Bunlar yetmez, Macahel’i temsilen dört erkek de vokal yaparken rölyefe işlenmeli.
Yazımı bitirirken bir endişemi dile getirmeliyim. Eğer Artvin, AB ve ABD programlarına uyarak eyalet olursa, 2011 referandumuyla bu geçirilirse, önlem alınmazsa bu iktidar bunu yapacak, PKK’ya verilen söz de budur, maalesef gidişat öyle gösteriyor, Artvin’de her ilçede başka bir şehir meclisi oluşur. Çünkü, valiyi Ankara atamaz da kendi içinde seçecek olurlarsa, kültürel farklılıkları öne çıkartmaya kalkarlar ve her bir ilçe benim adayım eyalet valisi olsun derse, Artvin de Rize de paramparça olur.
Korkuyorum, bizi buralardan kaçırtıp muradına erecek küresel efendiler. Artvin ve Rize dernekleri asıl bu konuyu gündemlerine almalıdır.
8.11.2010
Mahiye Morgül
Yazar :Mahiye MORGÜL Yayım Tarihi :8 Kasım 2010 PtsiOkunma :866
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı