Artvin Köşe Yazıları
»Dizüstü E-Okul ile Dizüstü Çökertilen Eğitim
Dizüstü bilgisayarlı öğrencilik başlatılıyor. Anlayana, dizüstü çöktürülmüş Türk Milli Eğitimi demektir. Diyor ki, artık okula gitmeyin, E-okul, Evinde-Oku sistemi geldi!
20 Kasım 2010 günlü basından okuyoruz:
-“Erdoğan’ın talimatıyla başlatılan Fatih Projesiyle okullarda her öğrenci, bilgisayarı kendi sınıfında kullanacak. 570 bin dersliğe dizüstü bilgisayar ile akıllı tahta konulacak.”
Değerli okurum, lütfen bu kadar bilgisayarı neden bedava veriyorlar, arkasından yabancı piyasa bundan ne kazanacak, diye düşünmeye başlayınız. Anımsayın, 5544/2006 sayılı MYK yasasının gereği “Özel Yabancı Sınav Şirketler” sistemi geliyor. Sınıfta kalmak yok. Bunları birlikte düşününüz.
Projenin adı bile, İngilizce kelime türetme yöntemiyle, baş harflerden oluşmuş.
-“Fırsatları Arttırma, Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi!”
Postmodern FATİH imajı geldi Fatih Sultan Mehmet’in ön adını siliverdi… Üstelik yabancı sermaye, bütün eğitimimizi böyle bir tuzakla fethetmektedir. Buna işgal denir.
-“Projenin hayata geçmesiyle BT sınıflarındaki bilgisayarlar okul içerisinde dağıtılacak.”
Nasıl olur? Kullanımdan kalkan kasalar hurda olarak evlere mi gönderilecek!
-“Sınıflarda, e-kitaplarla ders yapılacak.”
Artık çocuklar eline o bozuk bilimdışı kitapları bile alamayacak, sanal kitap görecekler. E-kitapların (Sesli CD’ler) içindeki yanlışları ve bozuk resimleri anne baba asla görüp fark edemeyecek. Seslendirmelerinde bile işitme bozukluğuna neden olacak şekilde üretildiklerini daha önce söylemiştim.
Anlaşılan 5 yıldan beri kullan-at ders kitaplarıyla zengin ettiğimiz kâğıt tekelleri ellerindeki stoklarını eritmişler, sırada dizüstü bilgisayar şirketlerini zengin etmek var.
-“Öğretmenler, klasik tahta yerine, doğrudan bilgisayara bağlı tahtalarla ders işleyecek.”
Artık, öğretmenler ve öğrenciler manyetik şiddete maruz kalacaklar. Çünkü bu tahtalar çok yüksek manyetik şiddet yayıyor. Çocuklarımız daha büyük risk altında olacaktır.
-“Öğrenciler, işlenen konuları, tahtadan kendi bilgisayarına aktarabilecek.”
Şunu diyor; artık kalem, defter, kitap kullanmak yok. Bu iyi bir şeymiş gibi sunuluyor.
Arkasından okula gitmek de bitecek, çünkü e-okul sistemi “evinde otur, internet üzerinden bilgi topla, özel sınav şirketlerinde sınav ol, sertifika topla” demektir. Mesleki Yeterlilik Kurumu onlara ömür boyu sınav hakkı veriyor. Ömür boyu yabancı sınav şirketlerine para ver dur…
Sayın Erdoğan’ın MEB sözcüsü Ziya Selçuk, 24 Haziran 2004’de, “sertifikalı mezuniyet, talep varsa ders var, piyasaya göre eğitim modeline geçiyoruz” demişti, ben de o gün yazmıştım. Bu geçişleri hazırlayan Amerikan şirketi SPAN (Geçiş) Ankara’da YÖK binasında iş başındaydı.
-“Proje, Erdoğan, Nimet Çubukçu ve Binali Yıldırım’ın katılımıyla pazartesi günü tanıtılacak.”
Yani, sadece Fatih’in adını değil, Türk okullarını ve Türkçeyi batıran bu üç kişi, 22 Kasım 2010 günü tarihe “Fatih Projesi” adıyla geçecektir.
Artık, 24 Kasım’da, Türk alfabesini karatahtaya yazarken gördüğümüz Atatürk’ün yerine, bundan sonra her 22 Kasım’da Erdoğan’ı uzaktan kumandalı manyetik tahtanın yanında göreceğiz. “Uzaktan kumandalı eğitim”, uzaktan kumandalı sömürge yönetimlerine pek uyar.
Artık, boşalan okulların bahçelerinde hayaletler dolaşır. Öğrencisiz ve öğretmensiz kalan okul arsaları yabancılara satılır. Çocuklarımızı, dizlerinde bilgisayar, tek bir arkadaşı yok, uygun adım yürümeyi dahi unutmuş olarak bulacağız.
Yaygınlaşan işitme azlığı, hareket azlığı, görmede azlık, konuşma bozukluğu ve algıda azlık hastalıkları bundan sonra hızla artar.
Fatih Sultan Mehmet’in küstürdüğü hocaları hatırladım, köylerine dönmüşlerdi. Şimdi, Fatih adlı dizüstü yenilgisiyle bizim öğretmenler de öyle olur. Örnekleri başlamıştır; fen fakültelerinde müfredat azaltılmış, proje asistanlığı yapan bilim çalışanlarının, biri de benim oğlumdur, ellerindeki projeler durdurulmuş, üç aydan beri maaş alamamaktadırlar, ne iş yapacakları da meçhuldür. Bilgisi yüksek olanlar fakültelerden kaçırtılmaktadır.
Dizüstü bilgisayarları konuşuyorduk. Gördüğünüz gibi eğitimin çökertilişi birbirine bağlı halkalar halindedir, bir merkezden programlı olarak çökertiliyoruz.
Şimdi, değerli anneler ve babalar, bedava verilen bu elektronik esrar kutularını lütfen evlerinize sokmayınız, dizüstü bilgisayarı istemediğinizi lütfen yüksek sesle eylemli olarak söyleyiniz.
Eskiden kullandığınız okul kitaplarını aile dostlarınıza öneriniz, aileler bir araya gelip o kitapları ortaya çıkartıp bunlardan okuma parçaları seçip yüksek sesle okuyunuz.
Halkımız iktidarı alıncaya ve okullarımızı geri bilim evi yapıncaya kadar bu önerim geçerlidir.
Ek:
Dostlarım benden eğitimin küresel piyasaya teslim edilişini kronolojik olarak yazmamı rica ediyorlar. Yazma hızım yetişmiyor artık. Bakar mısınız şu çöküş hızına, yıllara göre değil, aylara, hatta haftalara göre değil, meydan muharebesi günlükleri gibi gün gün yenilgimizi yazmak gerekecek. Sadece askeri alanda değil, her alanda füze saldırısı altındayız, öyle yıktılar bizi. Artık düştüğü yerden başını kaldırabilen olursa görecek. “Ya istiklâl ya ölüm” noktasındayız.
21.11.2010
Mahiye Morgül
Yazar :Mahiye MORGÜL Yayım Tarihi :30 Kasım 2010 SalıOkunma :677
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı