Artvin Köşe Yazıları
»Suların Senfonisi (Tipi Dedemin Anısına)
ARDANUÇ
(SAHNE)
...................
ÇİÇEKLER;
Önce Kardelenler açardı, ilkyazı muştulamak için...
"Kış"ın karanlığına önce onlar başkaldırırdı!
Hiç beklemediğiniz bir anda...
"Burda çiçek açmaz(!)" dediğiniz bir yerde...
"Açsa da, çakalların ayakları altında ezilir o kırılgan boyunları.." diye hayıflandığınız bir mevsimde...
Öyledir kardelenler işte! Huyları bu!
Siz onları hep "vakitsiz" bulursunuz!
Onlar inatçıdır, vakitsiz açarlar hep...
Belki de onların vakti doğrudur, ne bileyim!
Sonra;
Menekşeler mi açardı?
Papatyalar?
Yoksa gelincikler mi?
Unutmuşum...
Leylaklar?
Sümbüller?
Zambaklar?
Onların fazla acelesi yoktu, biliyorum.
Ama "TÜTİYA"lar en sona kalırdı!
******************************
AĞAÇLAR;
Önce bademler çiçeğe dururdu.
Sonra kızılcıklar.
Ama biz çocuklar en çok akasyaların yolunu gözlerdik, çiçeklerini yemek için.
"Hükümet Caddesi"nin sağı-solu "Akasya Ormanı" gibiydi o zamanlar. Mektebe giderken, teneffüslerde ve mektep dağılırken ikindi de...
Her çocuğun elinde akasya çiçeklerinden bir demet...
Sonra; diğer ağaçlar çiçek açardı.
Elmalar, erikler, şeftaliler sıraya girerlerdi...
Ardanuç´un üzerinde çiçek tozlarından bir bulut...
Amaa;
EN SON AYVALAR ÇİÇEK AÇARDI.
**************************
"DERE"
Kasabanın tam ortasından geçerdi dere..
Bizim evin önünden...
Adını hatırlayanınız var mı?
Adı yoktu ki!
"Horhot"un vardı.
Adı üstünde "Ekşinar Deresi" nin vardı.
Onun yoktu!
O ergenliğini beklerdi, "Dedem Korkut Masalları" ndaki gibi!
Yani BAHARI!
İşte "o" dere ağustosta neredeyse kurumaya yüz tutardı; Kasabayı "ceryan" sız bırakmamak için!
Ali Usta´nın hızarının tam karşısında yolu kesilir ve sularının neredeyse hepsi "KANAL" vasıtasıyla "SANTRAL" a giderdi...
Balıklar ve biz çocuklar başka sular aramaya başlardık.
Onlar yaşamak bizlerse "çimmek" için!
**************************
"DERE" AD ALIYOR!
Bütün yaz boyunca..
Ve kış boyunca..
Ve de nisana dek,
İşte böyle can çekişerek akardı "dere".
Dere yatağı çöp kokardı,lağım kokardı..
Utanırdı biliyorum. En çok ta biz çocuklarından utanırdı!
Onları çimdiremediği için...
İşte o dere, ilkyazın gelişiyle birlikte,
Yani kardelenler açınca...
Ve arkasından kızılcıklar ve bademler çiçeğe durduğu vakit,
CANLANIRDI!
Güneş yüzünü gösterip te karları yerinden oynattığı vakit;
Su BÜYÜRDÜ...
Erikler ve elmalar...
Akasyalar ve leylâklar...
Ve gelincikler ve papatyalar açtığı zaman...
COŞARDI !
Ama "dere" asıl ayvaları beklerdi !
Ayvaların çiçeğe durmasını...
Yani mayısın ilk günlerini.
İşte o zaman;
DELLENİRDİ !
Ergenliğe adım atmış yeni yetme çocuklar gibi!
Ve dereye ad verilirdi:
KANLI DERE!
"DELİ DERE" YANİ!
******************
Devam Edecek...
Yazar :Namık Tipioğlu Yayım Tarihi :9 Ara 2010 PrşOkunma :985
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Ara
14
SalıSüheyla Bilgin Suların Senfonisi (Tipi Dedemin Anısına) için dedi;
Adı vardı Mayıs´ta coşan,gümbür gümbür akan,geçtiği yerleri yakıp yıkan derenin.Yazın ise öyle azalır,öyle küçülürdü ki taştan taşa atlıyarak üzerinden geçtiğimiz derenin adı vardı."Bulanık Çayı"diye öğretirdik öğrencilerimize.(Bulanık Köyü havzasının sularını topladığından olsa gerek)Bu dere,bu kanlı dere çok canlar yaktı.Şimdi de hesler onun canını yakacak.Yazık,çok yazık olacak ilçemiz ve yöresine.Bulanık Çayından acı alacaklar intikamlarını.



Sayfa Başı