Artvin Köşe Yazıları
»Suların Senfonisi (Gece)
"Yağmurun diliyle konuştum.
Uzandım taşların eliyle,
Suların koynunda uyudum.
Uyandım düş içinde.."
Ahmet Erhan
TAŞLARIN NİNNİSİ
Gün,ikindiye veda edip,akşamla buluştuğu vakit...
Dere,yatağında silkinirdi yavaşça...
Gündüz,"Yukarıda" eriyen karlar...
(Yani,Güleş´te,Zekeriya´da,Ballıköy´de,Geçitli´de,Tosunlu´da ve Bulanık Köyünde..)
Akşamüstü Ardanuç´a varırdı...
Ve su taşları "ninni" söylemeye başlardı.
Piano...piano...pianissimo!
Henüz coşmamıştır dere.Geceyi bekler onun için.
Onun için ninni söylüyor taşlar şimdilik..
Piano...piano...pianissimo...
Tek çalgıcılı bir "Resital"
Biz akşam yemeğindeyiz ailece,
Bu resital bir yemek müziği!
GECE
Gecedir.Su iyice büyümüştür.
Birazdan sekiz oktava kadar çıkacak suda yuvarlanan taşların sesi.
Ve "gece müziği" başlayacak.
Yemek yenilmiş,Yedi "Acans"ı dinlenmiş ve saat tam 21´de "Arkası Yarın" başlamıştır,Erzurum Radyosunda...
RADYO TİYATROSU
Jan Valjan´ın hayatı kayıyor;bir somun ekmek çaldığı için...
Sefiller!.....................
"İzlanda Balıkçıları" kuzey denizlerinde ava çıkıyor.
Yann,Gaud ile evlenmekten cayıyor:"Ben denizle nişanlıyım.Gün gelecek onunla düğünümüz de olacak.." diyerek...........................................
Miguel De Unamuno "SİS" içinde..
Roman kahramanı Augusto,sislerin içinde peri kızı gibi birini farkediyor hayal meyal..
Bir siluete aşık oluyor!
.................................
Mağrur Faust ,Mefisto´yu küçümsüyor önce:
"Zavallı Şeytan,bana ne verebilirsin ki.." diyerek...
Sonra....
Ruhunu Şeytana satıyor!
.......................
Çoğunu unuttum seslendirenlerin..
Ama birisi hafızama kazındı:
Efekt:KORKMAZ ÇAKAR!
Başrolde!!!
Hep merak ettim;kim bu abimiz,her oyunda oynuyor!
Sonra öğrendim;meğer "oyuncu" değilmiş.
Rüzgâr sesini,su sesini...
Ve cümle mahlûkatın sesini çıkartan adammış!!!
.............................
"Arkası yarın" bitmiştir.
Şimdi "ninni" dinleme vaktidir.
Taşların ninnisini!
Başlarımız yorganlarımızın altında...
BALAD
Rüzgâr çıkıyor sahneye...Geceyarısını beklemiş.
Suyun kulağına bir "balad" fısıldıyor önce.Besbelli kendi öyküsünü anlatıyor.
BALE
Rüzgârın gölgesi dolaşmaya başlıyor;söğüt ve kavak dallarının arasında...
Rüzgârda "bale"yapıyor kavaklar.Söğütler yerlere kadar eğilerek reverans yapıyorlar,suyun kıyısında...
DÜET
Şimdi yağmur çıkıyor.
Soprano sesli rüzgâra,en "alto" çocuk sesiyle Yağmur eşlik ediyor..
Birlikte bir şarkı söylüyorlar;bir "Serenat"
Bir gece dinletisi:Bir "Noktürn"
Bana mı sesleniyorlar?
"Başını yorganın altından çıkar çocuk.."
"Korkma!!!"
VE SENFONİ....
Sonra;
Rüzgâr,
Yağmur
Dere,
Ve taşlar...
Müthiş bir "Akor" içersinde...
Ve aynı anda "Senfoni"ye başlıyorlar.
LİRİK BİR SENFONİ!
Bazen,yavaş ve ağırbaşlı...
Bazen,neş´eli ve kıvrak...
Bazen hüzünlü...
Ve bazen trajik...
Gözkapaklarım ağırlaşıyor...
Uyuyorum.
..............
Uyanıyorum.
DÜŞ GÖRMÜŞÜM!!!
Yazar :Namık Tipioğlu Yayım Tarihi :11 Ocak 2011 SalıOkunma :922
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı