Artvin Köşe Yazıları
»Manitu'nun Baltası
"Büyüdükçe ben..
Çocukluğum yalnız kalıyor.
Sustukça ben...
Çocukluğum ağlıyor.
Büyüdükçe ben..
Çocukluğum beni arıyor!
Sustukça ben..
Çocukluğum tükeniyor!"
( Bülent Ateş )
"Üleeeen !" diye bağırarak "Totom" Mehmet´in kulağına yapıştı Şükrü Dursun Öğretmen.
Atatürk İlkokulu´nun sırtını dayadığı kum tepelerine doğru tırmanıyorduk tüm sınıf mevcudu ile...
42 kişi...
Ardanuç Atatürk İlkokulu 4.sınıfı...
En önde sınıf öğretmeni ,yanısıra rehberlik eden Mehmet Tutum. Ardısıra bizler...Kızlı erkekli..
En arkada,sınıfın dalgacıları: Şadi, Foto İsmail, Dinçer, Abdullah ,Kenan, Orhan...
Nisan başıydı.
Soluklaşmaya yüz tutmuş ve yorgun ikindi güneşi,vadiyi kuşatan tepelerin arasından fırsat buldukça kıştan kalan son karları da eritmeye çalışıyordu,tembel ve umursamaz...
Eriyip yavaşça buharlaşan kar, belli belirsiz bir sis içinde bırakıyordu kum tepelerini..
"-Üleeen !" diye yineledi Şükrü Öğretmen,"Kaçıncı tepeyi tırmandık,nerde bu mezar?"
-"Valla az kaldı Öğretmenim"diye yanıtladı Totom, eliyle en yüksekteki tepeyi göstererek.
"-Kemikleri de ,baltayı da gözlerimle gördüm!"
"TOTOM" MEHMET
Mehmet Tutum Artvin merkez ilçeliydi.Babası Süleyman Amcanın Ardanuç Tekel İdaresindeki görevi nedeniyle Ardanuç´a yerleşmişlerdi.
Rahmetli Süleyman Amca da Tipi Dedemin en yakın dostlarından biri,soyu şimdilerde tükenmeye yüz tutmuş olan en KALENDER adamlardan biriydi.
Zaten,Tekeldeki görevinin hakkını da yerine getirir;Dedemle, Pallik Enver Amcayla,Kuş Osmanla,Tekelci Necati Aymen´le ,Apel Emin´le, Bankacı Osman Amca´yla birlikte,Ardanuç Tekel tüketiminin hatırı sayılır bir bölümününün hakkından gelirlerdi!
Taşrada hemen herkesin bir "lağup" u vardır.
Kimi fiziksel özelliklerinden alır lakabını..
Kimi huyundan...
Kimide soy adından.
Sırası gelmişken anımsadıklarımı yazayım size;tümünü hasretle yadederek.
Karanluh Ahmet: Biraz esmerce idi,lakabı o yüzden "karanlık".Aslında Ardanuç´un en güzel huylu insanlarından biriydi.
Kekeç Yusuf :Birazcık kekeme idi.Ama sinirlendiği zaman kekemeliği artardı.
Banzo Muzaffer: Cüssesinden. Ama-bilen bilir-o dev gibi cüssede bir yaramaz çocuk yüreği taşırdı.
Kocabaş Enver:Evet...kafası biraz büyük..
Deli Nezir: Tahmin ettiniz.Ama akıllı deli.
Kuş Osman..Kuş Güner ve Kuş Öner: Ailece. Kuş gibi özgür olana kadar içmeye devam!
Tâkuş..Krik Nezir,Trapol,Hımhım Ahmet..Polis..Hoho Ahmet..Cıbıl Nihat..Kâlik..Tıngır İsmail..Çığiki..Koto Sabri..Kete..Tıstıs..Do Yaşar..Kuli..ve diğerleri...
"Totom" ise lakabını soy adından almıştı.
TOTOM'UN SANDIĞI
Totom çizgi roman okumaya meraklı idi, hepimiz gibi.
Ama o, değiş-tokuş yaptığı hiç bir çizgi romanı geri vermez ,bedevradan yaptığı derme çatma bir sandıkta saklardı.Adeta bir hazine gibi...
Abartısız,onun sandığı biz çocuklar için gerçekten de bir hazine değerindeydi.
Neler yoktu ki o sandıkta..
Tommiksler..Teksaslar..Tom Brakslar..Zagorlar..Teksler..Binbir Romanlar..Kızıl Maskeler..Kaptan Swingler..
Ve ille de KİNOVA´lar...
Totom Kinova´cıydı...
Sert bir adamdı Kinova.Çirkindi. Birazcıkta yaşlıydı.Yani o hiçbir çizgi-roman karakterine benzemezdi. Zaten bu yüzden kimse sevmezdi onu.
Bir de kel kafalıydı."Lıpıs" kafalı derdik ona..
İlk gençlik çağında "vahşi(!) Kızılderililerin eline düşmüş ve tüm ailesiyle beraber kafa derisi yüzülmüştü..
Bu yüzden azılı bir Kızılderili düşmanıydı.
İntikam almak için önüne gelenin kafa derisini yüzüp kemerine takıyordu..
Bir tür Anti-kahraman işte...
Her anti-kahraman gibi kafası da oldukça karışık!
Öyle ki;can düşmanı Kızılderililerin dinsel inançlarına tapacak kadar!
Kinova,Manitu´ya tapardı...
Yani kızılderililerin gök tanrısına...
Manitu´ya ait olduğuna inanılan ve taşıyana doğaüstü güçler verdiğine inanılan baltayı ele geçirmiş...
Ve..işte o balta ile Kızılderilileri katlediyordu!
Aynen günümüzde yapılanlar gibi!!!
MANİTU´NUN BALTASI
O gün...
Öğle tatilinde Totom yanıma geldi.
"-Namuk"dedi,"Sana bir sır verecam Adaş"
"-MANİTU´NUN BALTASINI BULDUM!!!"
-"Hade laan !" dedim,epeyce palavracı olduğunu bildiğim için.."Dalga geçme.."
"Adaş" dedi,"Bu seferki doğru,vallahi de buldum billahi de buldum"
Etrafımız kalabalıklaşmaya başlamıştı.-Başta Teksas Savaş olmak üzere- İlgi yoğunlaşıyordu.
Biz;çizgi romancılar inanmak istiyorduk Totom´a!!!
Sonunda inandırdı!
Manitu´nun Baltası,insan kemikleriyle dolu bir mezarın içindeydi..
Ve o mezarda,bizim ilkokulun sırtını dayadığı kum tepelerinin birindeydi!
Durum Şükrü Öğretmene iletildi.
Öğretmen Totom´u sorguya çekti.
Totom "yemin billah" ediyordu...
Sonunda Şükrü Öğretmen de ikna oldu!
Belki de hocamız;baltadan ziyade,herhangi bir mezarın olabileceğini aklına yatırmıştı...
Son dersi iptal etti Hocamız...
Ve tüm sınıf tepeye doğru yürüdük!
Tabii ki mezarı bulamadık.
Hele,Manitu´nun Baltasından EN UFAK BİR İZ BİLE YOKTU!
Totom,kulağının tozuna okkalı bir tokat yedi!
Amaa;
O baltayı aramaktan hiç vazgeçmedi!!!
Totom..ah Totom.
Sen benim..
Bizim...
Tüm akranlarının...
Kavalcısıydın!
Vallahi İNANIYORDUK SANA..
İnanmak istiyorduk,tüm çocuklar gibi..
Totom´um benim..
Niye bu denli erken gittin?
Hani sen Ankara´da kanserden yatarken telefonla konuşmuştuk seninle..
Bilmiyordun bu denli ölümcül olduğunu hastalığının..
"-İki gün sonra taburcu edecekler Namukum.." demiştin.
Anımsıyormusun; ben sana ne dedim?
"Manitu´nun baltasi nerede Adaaş" dedim.
-"Saklıyorum" dedin...
"-YASTIĞIMIN ALTINDA ADAŞ" dedin...
"-Bursa´ya gelince sana verecem" dedin..
Ama gelmedin.
Manitu ile buluştun Kardeşim...
Ah..Totom..
Kardeşim...
Anımsıyor musun?
Hep kaleye geçerdin top sahasında...
Her topa "ploncon" yapardın..
Ama..
Daha biz topa vurmadan.
ERKENDEN YANİ ERKENDEN!!
Her topa atlardın..
Ama hep "TERS" tarafa!
Totom;
Kardeşim...
Mecbur muydun bu denli "ERKEN" atlamaya?
Hem de "TERS" tarafa..
Biz çocukları bu tarafta bırakarak...
**************
Yazar :Namık Tipioğlu Yayım Tarihi :22 Mart 2011 SalıOkunma :1190
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Mart
30
ÇrşDr.Kamil Aksu Manitu'nun Baltası için dedi;
Bu yazıya düşük yıldız kullanan zat-i muhterem...Ne kadar adi bir hamurun olduğunu biliyorsun değil mi????
Biliyorsun...Biliyorsun...Sen bir ne olduğunu biliyorsun...
Mart
30
ÇrşSeyfettin Kaya Manitu'nun Baltası için dedi;
Tekrar tekrar okudum ve çok duygulandım.Namık,bu tip yazılarını doğaştan yazdığını söylüyor.Mükemmel bir hafızası var...Çok akıcı bir dille bizi alıyor götürüyor geçmişin derinliklerine.Rahmetli Totom öyleydi.Saf hayalci hep çocuk...
Mart
23
ÇrşNamık Tipioğlu Manitu'nun Baltası için dedi;
"Talan" öykülerini ayrı bir başlık halinde yazacaktım.Ama sırası geldi;kısaca yazayım.
Kanalın üstünde Tipi Dedemin bir üzüm bağı vardı,hatırlarsınız.Evimize biraz uzakçaydı..
"Bağ"ın hemen bitişiğinde ise biz Ardanuç´lu veletlerin yüzdüğü;adına "Kaynak" dediğimiz bir yer ve Elektrik Santralına giden "Kanal"vardı...
Dedem, bağın dört bir yanını "kara tiken" ile dikenlemişti.Kanalın bağ tarafında kalan kısmı da dikenden bir çeper ile örülüydü.
Ama,veletler bir yolunu bulur,o diken çeperini bir şekilde aşar ve bağdaki üzümleri talan ederlerdi.
Diger çocuklar gibi benim de günümün en az yarısı işte o kaynak ta ve kanalda geçerdi.
"Talan"ı önleyemeyen Dedem çare olarak benim gözcülük yapmamı isterdi!!
Tabii ücretim olan 25 kuruş karşılığında...
Biz kanalda yüzerdik.
TAM KARŞIMIZDA BAĞ...
"Yedek"lerde sıralı turfanda üzümler...
Pelit ağacına sarılmış iri taneli siyah üzüm...
Çalılara sarılmış bodur kuş üzümleri...
Dutlar...işhan erikleri..elmalar,
Gözümüzün içine bakardı!
HANGİ ÇOCUK CAZİBESİNE KAPILMAZ Kİ O MANZARANIN!
Bana derlerdi ki;
"Namuk,ya karşıya geç o üzümlerden,eriklerden koparıp bize at..
Ya da "talan" edeceğiz!"
Birinci seçenek daha akıl kârı değil mi?
Öyle ya,hiç olmazsa "fırlama"ların dal budak kırmasına,bağı harap etmelerine gerek kalmaz.
Oysa ben ikinci seçeneği seçerdim!
"Talan edelim anasını satiyim lan"derdim."Ama benim öncülüğümde olacak!!!"
Böylelikle talan yoldaşlarımdan ayrı düşmemiş,onları yarı yolda bırakmamış olurdum!
Öyle ya;
Değirmenci Sadık Dayı´nın...Fotografçı Yaşar Amca´nın(ki onun bahçesini de oğlu İsmail ile birlikte talan ederdik!)saatçi Münir Dayı´nın,Nebi´nin ve daha birçoklarının,
Bağını..bahçesini..tarlasını talan ederken nasıl ki hep birlikteysek,
Dedemin bağını talan ederken de,birlikte olmalıydık!
DEDEM FARKINA VARMAZ MIYDI BUNUN?
Elbette ki varırdı.Hatta birçok kez talan sırasında yakalamıştır bizleri.
Ama aralarında benim de olduğumu görünce..
Şöyle yalancıktan bir-iki küfreder..
Sonra da dönüp giderdi...
Özlüyorum seni Dedeeee....
Mart
22
SalıÖnder AKSU Manitu'nun Baltası için dedi;
Derdi ki Osman beg dedem : Arkadaşlarını bir yere hararetle giderken görseniz.Nereye gidiyorsunuz böyle tam ekip diye sorsanız onlarda babanın bağını talan etmeye gidiyoruz derlerse sakın babanızın yanına koşmayın arkadaşlarınıza katılın ve bağı talan edin .İşte arkadaşlık budur. Arkadaşlık akrabalık olmayan gerçek kardeşliktir.



Sayfa Başı