Artvin Köşe Yazıları
»41 Kere Maşallah
41 Kere Maşallah
(Artvin İlköğretmen Okulu Öğretmenleri ve Mezunlarının 41 Yıl Sonra Buluşması)
l. BÖLÜM
Rasim Yılmaz
rasim.y08@mynet.com
Değerli okurlar,
Kime sorarsanız sorun, Artvin dendiğinde akla ilk Artvin’deki okuma-yazma oranının Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğu gelir.
Artvin’in ülke genelinde bu doğrultuda saygınlığının yükselmesinde büyük katkılarının olduğuna inandığım kurumlardan biri de Artvin İlköğretmen Okulu’dur.
Çok uzun yıllar sonra Artvin İlköğretmen Okulu öğretmenleri ve mezunları, 9 Nisan 2011 Cumartesi akşamı Ankara Sincan Öğretmen Evi’nde bir araya geldiler.
Adı geçen okulla bir ilgim olmamasına karşın, Sevgili Güner Yalçın, Arif Kartal ve Öner Demirci adlı öğretmenlerim bu buluşmada benim de bulunmamı istedi Bu onur ve gurur verici çağrıdan büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmek isterim.
Bu buluşmada, ülke insanlarının eğitimine büyük emek vermiş, birçoğu emekli olmasına karşın, hâlâ ülkesi için mücadeleyi bırakmamış olan bu birbirinden değerli ağabeylerimizle, ablalarımızla tanışma onuruna ulaştım; bağlamamla türkülerimizi birlikte söyleme, birlikte halay çekme olanağı buldum.
Kısacası gece boyunca yılların biriktirdiği özlemlerle, yıllar sonra dostların kucaklaşmalarına tanık oldum. İstedim ki tanık olduğum bu önemli günü siz değerli okuyucularımla ve arılar gibi yurdun dört bir yanına dağılarak bal üreten diğer mezunları haberdar edeyim. Bu amaçla, sizlere geceden geriye kalanlardan kısa kesitler sunmak istiyorum.
Geceye yaklaşık 150 kişi katıldı. Katılanlar, ağırlıklı olarak Artvin İlköğretmen Okulu’nda 1970-1976 yıllarında öğretmen olarak çalışan, öğrencilikte bulunan kişilerden oluşmaktaydı. Epeyi eşleriyle gelmişti.
Tanımakla tanıyamamak arasında gidip gelmeler, sıcacık kucaklaşmalar, masa masa dolaşmalar, koyu koyu söyleşmeler, anılar, kahkahalar, sevinmeler, hüzünlenmeler saatlerce uzayıp gitti. Yetmedi gece, özlem gidermeler yarım kaldı adeta…
O yıllarda adı geçen okulda öğretmenlik yapanlardan, çok uzaklardan gelenler de olmuştu. Geceye katılan bu öğretmenler şunlardı:
Netibe Odabaş(İzmit), Nadire Arıöz(Eskişehir), Mehmet Sazak(İstanbul), Midayet Altun(Bursa), Ruhi Aşıkoğlu(Kastamonu), Özlemin Yılmaz(İzmir), Halil Doğan(İzmit), Aziz Yeşil(Ankara), Muhittin Gül(Ankara), Faik Terzi(Ankara), Güner Yalçın(Ankara), Nuri Aksakal(Ankara).
Gecenin açılış konuşmasını, gecenin düzenlenmesinde büyük çaba gösteren İlköğretim Müfettişi Arif Kartal yaptı. İkinci konuşma ise Güner Yalçın tarafından yapıldı. Gecede Sayın Midayet Altun öğretmenimizin okuduğu, Cahit Sıtkı Tarancı’nın “35 Yaş Şiiri” öğretmenler ve onların 35’ini çoktan geçmiş öğrencileri tarafından ilgiyle ve dikkatle dinlendi.
Bu konuşmaları, bu şiiri ve bu geceyle ilgili olarak Sayın Mehmet Sazak öğretmenimizin, kendisini tanıttığı ve geceyle ilgili duygularını dile getirdiği yazısını bilgilerinize sunuyorum:
Arif Kartal’ın Konuşması
“Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer,
Gün olur asra bedel, gün olur ömre bedel ,”
Bugün asra bedel bir gün. 40 yıllık hasretimizi dindirebilmek için bu küçük adımımız. Daha çok yol var aşacağımız.
Bize bizi öğretenler, bize dünyayı öğretenler feyiz aldığımız ,40 yıldır sevgisini içimizde taşıdığımız saygıdeğer öğretmenlerim ,
Değerli arkadaşlarım ,
Basınımızın değerli temsilcileri,
Artvin Öğretmen Okulu mezunları ve öğretmenlerinin başkent buluşması yemeğine hoş geldiniz. Hepinizi en içten sevgi ve saygılarla selamlıyorum.
Bu yemeğin amacı 40 yıllık hasreti dindirmekten başka ne olabilir ki?...
Bu yemeğin öyküsünü sizinle paylaşmak istiyorum.
Artvin Öğretmen Okulu mezunlarını ve öğretmenlerini buluşturmak en önemli hayallerimden birisiydi. Görüşebildiğim devre arkadaşlarıma bu konuyu açtım. Memnuniyetle karşıladılar.Sonuçta şu arkadaşlarla yemeği gerçekleştirme kararı aldık: Arif KARTAL, Cihangir Bakkal, Hüseyin Aksu, Orhan Pamuk, Orhan Büyüktanır, Öner Demirci, Mansur Gazioğlu, Tayyar Başboğaoğlu, Veli Kardaş.
Bu arkadaşlarla bir araya gelerek yemeği 9 Nisan’da Sincan Öğretmenevi’nde yapmaya karar verdik. Ve Sizleri davet ettik.
Etimesgut Kaymakamı Sayın Recep Erkılıç’la tesadüfen tanıştım. Kendisinin de, Ankara Vali Yardımcısı Sayın Mehmet Kurdoğlu’nun da bizden sonra Artvin’den mezun olduğunu ve Sayın Kurdoğlu’nun devreleri, mezunlarına yemekler düzenlediğini öğrendim.
Zaten Ankara’da yaşayıp da kaybettiğimiz okul müdürümüz Turgut Bayraktutan’ın, Sibel Terzioğlu’nun, Fehmi Koçak müdürümüzün, İlyas Aslantürk hocamızın ölümlerinden haber alamayışımız beni çok üzmüştü. Bu hususlar da tetikleyici oldu.
Bir an evvel buluşmayı gerçekleştirmek istedik.
Artvin Öğretmen Okulu bir kültür ve sanat merkeziydi. Beden, Resim ve Müzik çok önemli derslerdi.
Üç yıl gibi kısa bir zamanda bize hem öğretmenlik hem vatan sevgisini aşıladınız. Sizlerin hakkını ödeyemeyiz.
Gelin 2012 yılında Artvin’de toplanalım. Buluşmayı orjininde yapalım.
Katıldığınız için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
Güner Yalçın’ın Konuşması
35 – 40 yıllık özlem duygularıyla ülkemizin çeşitli yörelerinden gelen çok saygın, çok değerli arkadaşlar, can dostlar, hepiniz hoş geldiniz. Bize sevgiler, güzellikler getirdiniz, yaşama sevinci getirdiniz.
Nice yıllar sonra sizleri selamlamaktan, sizlerle sevgileri, saygıları paylaşmaktan sınırsız bir mutluluğu paylaşmaktan sınırsız bir mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.
1970 – 2011. Tam 41 yıl. Hani “41 kere maşallah” derler ya, tam da öyle işte. Nazar değmesin!...
Bu uzun süreç, inanıyorum ki çok şeyler kattı her birimizin yaşamına; güzellikler, mutluluklar getirdi. Ama bunun yanı sıra kimilerimize de sıkıntılar verdi, acılar yaşattı. Acımasız zaman, kimi dostlarımızı, arkadaşlarımızı ya da yakınlarını aldı götürdü aramızdan; onları sonsuzluğunda kucağına aldı. İşte Ahmet Kurnaz, Turgut Bayraktutan, Fehmi Koçak… İşte değerli arkadaşımız Faik Terzi ve değerli eşleri Müzeyyen Terzi’nin çok sevgili evlatları Sibel… Belki de benim duymadığım başkaları…. Tümüne Tanrı’dan rahmetler diliyorum; hayattaki yakınlarına sabırlar, sağlıklar, bundan sonraki yaşamlarında acısız ağrısız yıllar diliyorum.
Değerli arkadaşlar,
35 – 40 yıl sonra bizleri burada heyecanla, merakla, özlemle buluşturan ne acaba? Kuşkusuz bunun birçok nedeni bulunuyor. Ben inanıyorum ki bu nedenlerin başında, Artvin, oradaki İlköğretmen Okulu, o ortamlarda soluduğumuz ortak hava, ortak sorunlar, ortak güzellikler geliyor. O ortamlardaki yönetici–öğretmen–öğrenci ilişkileri, giderek meslektaşlığa, arkadaşlığa, dostluğa dönüşüyor. Özetle, o yılların eğitim ve öğretimi oldukça başarılı sonuçlar doğuruyor ki bugün burada bu güzellik oluşuyor…
Sayın arkadaşlar,
O yıllardan bu yana Artvin’e, o yöreye belki de pek çoğunuzun ayağı hiç düşmemiştir; koşullar öyle gerektirmiştir.
Artvin epey değişmiştir arkadaşlar. Birtakım kazanımları olmuştur; ama epeyce de kan kaybına uğramıştır.
Her şeyden önce, Artvin’le iyice bütünleşerek oraya kan can vermiş olan Çoruh ırmağı, bugün şaşkına dönmüş, yönünü yatağını adeta yitirir duruma düşmüştür. Yapılan ve yapılmakta olan barajlar o “Deli Çoruh”u iyice teslim almış, ırmak durgun, uysal, sessiz, küskün bir niteliğe bürünmüştür. Yapılan ve yapılacak olan 30’a yakın barajın oluşturacağı olumsuzluk ve tedirginlik, Çoruh’un üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştür. On binlerce yıldır çevresinde oluşturduğu kendine özgü yaşam biçimi –ki ona ben “Çoruh Uygarlığı” diyorum- yavaş yavaş sulara gömülmektedir. Çoruh’un suyuyla yaşam bulan tarihsel-tarımsal–kültürel değerler toplamı, yine onun suyuna yapılar acımasız müdahalelerle adım adım belirsizliklere doğru yol almaktadır.
Bu yetmiyormuş gibi şimdilerde de Çoruh’u besleyen derelere 170 dolayında HES’in yapımı Artvin’in gündemine girmiş bulunmaktadır. Binlerce yıldan beri süregelen su kullanım hakkı, Artvin köylüsünün, kasabalısının, kentlisinin elinden alınmak istenmektedir. Bundan ötürüdür ki son yıllarda Artvin’den göç iyice ivme kazanmış bulunmaktadır. 1970’lerde 220 bin dolaylarında olan nüfus, şimdilerde 160 binlere düşmüş durumdadır.
Ya Artvin İlköğretmen Okulu?...
Artık öyle bir okul yok… Sizlerin bildiği, okul yönetiminin ve dersliklerin bulunduğu tek bloka İmam Hatip Lisesi yerleşmiş bulunmaktadır. Yemekhane ve yatakhanelerin bulunduğu bloklarla lojmanlar ve spor salonu ise askeri birliğe tahsis edilmiştir. Okulla askeri birlik arasına oldukça yüksek duvarlar yer almaktadır.
O askeri birliğe ait bölüm ki 12 Eylül Darbesi yıllarında uzun süre bir işkence haneye dönüşmüştür. Bir zamanlar öğrencilerin şen şakrak koşuştukları, sonra da mışıl mışıl uyudukları odalar, özellikle de spor salonu, Artvin’in çeşitli yörelerinden ve Artvin dışından getirilen pek çok insanın ölesiye dayak yediği, maddi ve manevi büyük baskılar gördüğü yerler olmuştur. Bu işkenceleri, bu baskıları görenlerin epeyi ya mesleklerinden olmuş, ya haksız ve suçsuz yere içerde yatmış, ya da bu ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Ve yine birçok insan, o yılların, o mekânlardan kalan izlerini, acılarını, vücutlarında ve yüreklerinde taşımaktadırlar.
Artvin İlköğretmen Okulu’nda öğretmenlik yapanlar, orada yatılı ve gündüzlü olarak öğrencilikte bulunanlar, bugün orasını gördüklerinde inanıyorum ki çok duygulanacak, hüzünleneceklerdir. Orada yaşanan güzellikler, göğüslenen sorunlar, gözlerinizin önünden, yüreklerinizin derinliklerinden bir film şeridi gibi geçecek; gözleriniz dolacak, içiniz burkulacak, boğazınız düğüm düğüm olacaktır.
Ben bu duyguyu defalarca yaşadım…
Değerli arkadaşlar,
Artvin için, Artvin İlköğretmen Okulu için böyle bir tablo çizmek istemezdim. Ne yazık ki gerçek bu, görünen tablo bu…
Yine ben o yöreyi çok seviyorum. Çoruh’la, Çoruh’u besleyen derelerin suyuyla, bu suların gönendirdiği topraklarla yoğruldum. Mesleğimin ilk yıllarını orada, sizlerle birlikte tadım. Unutulması olanaksız anlar yaşadım. Bu bakımdan hepinize ayrı ayrı, çok çok teşekkür ederim.
Bu arada son zamanlarda yayımlanmış, ortak özellikleri olan dört kitaptan özlüce söz etmek istiyorum. Bunlar; Sayın Mehmet Sazak ağabeyimizin “Dişle Tırnakla, Kitapla Aydınlanma Savaşımı”, Sayın Rasim Yılmaz arkadaşımızın “Artvin’i Yaşayanlar Artvin’i Yaşatanlar”, Sayın Nuri Aksakal’ın “Kürdevan’dan Mektup Var” ve benim “Aydınlanmanın Kıyısında” adlı kitaplardır. Bu dört kitabın da yazarı şu anda aramızdalar. Bu dört kitapta da Artvin’in doğal güzelliklerini, zengin kültürünü, güzel insanlarının aydınlık yüzlerini, aynı zamanda da dertlerini, sıkıntılarını göreceksiniz. Bu kitapları, kimi gözlerinizin içi gülerek, kimi de yüreğiniz burkularak okuyacaksınız. Yazarlarının beyinlerine, yüreklerine sağlık diyorum.
Artvin sorunlu, Artvin sancılı, Artvin sıkıntılı bugün. Ama insanı yine umutlu, yine sevecen… O, tarihsel süreçte bu niteliğini hiç yitirmedi, yitirmeyecek de. Onun o kararlı ve güleç yüzü, Atatürk Türkiyesi’nin aydınlık yolunda yürümesini sürdürecektir.
İnanın ki bunca yıldan sonra sizleri sıcacık kollarıyla yine sevgiyle, saygıyla bağrına basacaktır.
Tümünüzü tekrar en içten duygularımla selamlıyorum.
35 Yaş Şiiri
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
37 YIL SONRA ARTVİN ÖĞRETMEN OKULLULARLA BULUŞMAMIZ
Mehmet Sazak
Mehmet Sazak, Güner Yalçın
1971- 12 Mart yönetimi, beni Kastamonu-Göl İlköğretmen Okulundaki görevimden alarak, zorunlu yer değiştirme yoluyla (sürgün) Artvin İlköğretmen Okuluna gönderdi. Bu gibi işlemlerin yasal adının “Tedbir” olmasına karşın, aslında, cezadır. İdare de bu yetkisini tedbir adı altında ceza olarak kullanagalmektedir.
Hemen şurasını da belirtmeliyim ki, bu gibi cezalar çoğunlukla, bir süre sonra “ödül” niteliğine dönüşür. Devletinizin sayesinde; yurdunuzun çeşitli yerlerini, insanlarını, sosyal ve kültürel yapısını, doğa güzelliklerini görür, kalıcı ve gerçek dostlar edinirsiniz.
Ben Artvin’den ayrıldıktan iki yıl sonra, bir de Alucra’ya gönderildim. Hem Artvin’deki, hem de Alucra’daki ceza amaçlı görevlerim benim için ödül yerine geçmiştir.
37 yıl sonra sevgili öğrencilerim ve çok değerli öğretmen arkadaş ve dostlarımla buluşmamı sağlayan bu nefis toplantıyı düzenletenlere teşekkür ediyorum.
Düzenleyici dostların istedikleri bilgileri aşağıya yazıyorum.
Kastamonu-Araç-Huruçören köyünde 10. 09,1934 yılında doğmuşum. İlkokulu 1947 yılında köyümün okulunda bitirerek, aynı yıl Kastamonu Göl Köy Enstitüsüne kaydoldum. 1952 yılında öğretmen olarak bitirdiğim bu okuldan sonra, sırasıyla, Ceyhan-Çelemli, Taşköprü-Şahinçatı, Araç-Kadarta köy ilkokullarında toplam sekiz yıl öğretmenlik yaptım. 1960 Yılında G. E. E. Pedagoji bölümüne girdim. 1962 yılında bitirdikten sonra, kendi okuluma “Kastamonu Göl İlköğretmen Okuluna” meslek dersleri öğretmeni olarak atandım.
1975-77 yılları arasında yedek subaylığımı yaptım. Askerlik sonrası gene Göl İlköğretmen okuluna döndüm. Bu okulda öğretmenlik görevimi sürdürürken, bir yandan da Kastamonu TÖS Şube Başkanlığı yaptım. 12 Mart döneminin baskılarını Kastamonu Valisi Rahmetli Sabahattin Savacı’nın demokrat yaklaşımı sayesinde, Artvin’e sürgünle atlattın. Ancak kendileri de bu demokrat yaklaşımları nedeniyle valilikten oldular.
Daha sonra, Göl, Alucra Lisesi, İst. Hasköy Lisesi, Kastamonu Eğt. Enst. Müdürlüğü, İst. Bahçelievler Ortaokulu öğretmenliğinden sonra 27 yıllık hizmetimi tamamlayarak, 1981 de emekli oldum.
Artvin Öğretmen Okuluyla ilgili anılarım çok. Seçmek zor. En iyisi okul alanına ilk girişimle ilgili bir anımı paylaşayım.
Kararnamem Artvin Öğretmen Okuluna gitmiş, öğrencim Ruhi Aşıkoğlu onu görmüş, ancak anlam vermekte zorlanmış. O günlerin kolay iletişim aracı telgraftı. Bana telgrafla sordu: “Hocam! Sizin adınızın yazılı olduğu bir kararname geldi. İsim benzerliği mi var yoksa si mi geliyor sunuz?” “Ben geleceğim!” diye telgrafla yanıtladım. Fakat birkaç ay işi süründürdüm. Ruhi de sık sık “Ne zaman geliyorsun?” sorusunu telgrafla yineliyordu. Ruhinin benden çok söz etmiş olması ve benim oldukça gecikmem, okul personelinde merak yaratmış olmalı ki, Korzul’da otobüsten inip, Ruhiyle birlikte okul alanından, Ruhi’nin oturduğu Çoruh kıyısındaki lojmana doğru yamaçtan inerken, lojmanda oturanların tamamı, özellikle, ikinci kattaki bekâr bayan öğretmenler pencerelere yaslanmış, beni seyrediyorlardı. Ruhiye döndüm: “Ruhi! Görüntüm boşa gitmesin, şunlardan 25’er kuruş topla!” dedim. Toplayıp toplamadığını Ruhi bilir…
Şu anda emekliyim. “Vatan Cad. Valiler Sitesi A/4 Blok D/12 TUZLA/ İSTANBUL “ adresinde oturmaktayım. Tel: 0216 446 43 82 – 0532 610 58 30 (msazak34@gmail.com) (mehmetsazak34@hotmail.com)
Geceyle ilgili görüşüm olumludur. Tatlı ve zevkli bir buluşma oldu. Belli yaştan sonra insanlar biraz da dün’le, anılarıyla yaşarlar. Anılar ve arkadaşlıklar insanı genç ve dinç tutar. O nedenle her yıl yinelenmesinde yarar görüyorum.
Düzenleyen ve emeği geçenleri kutluyor, teşekkürlerimi sunuyorum.
(Devamı 6 Mayıs 2011 Cuma)
NOT: Artvin ilköğretim Okulundan mezun olan veya görev yapan öğretmenlerin yazmak istediklerini yazarak rasim.y08@muynet.com adresine göndermeleri durumunda, yazının devamında yayımlanacaktır.
Yazar :Rasim Yılmaz Yayım Tarihi :5 Mayıs 2011 PrşOkunma :1564
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Mayıs
5
PrşŞevket Çorbacıoğlu 41 Kere Maşallah için dedi;
Rasim kardeş, bravo. Bravo da biraz soluklan...Bravo sana...Selam ve sağlıkla.












Sayfa Başı