Artvin Köşe Yazıları
»41 Kere Maşallah 2.Bölüm
“41 KERE MAŞALLAH…”
(Artvin İlköğretmen Okulu Öğretmenleri ve Mezunlarının 41 Yıl Sonra Buluşması)
2. BÖLÜM
Rasim Yılmaz
rasim.y08@mynet.com
6 Mayıs 2011
Değerli okurlar,
Artvin İlköğretmen Okulu Öğretmenleri ve Öğrencilerinin Ankara Sincan buluşmasının 1. Bölümünü yayımlamamızın ardından bugün internet sayfama gönderilen “OKULUMUZU GERİ İSTİYORUZ” başlıklı imza kampanyası örneği elime ulaştı. Bu bölümde bu imza kampanyası metnini yayımlıyor, okul mezunlarından Sayın H.Özlemin Yılmaz, Murat Nar ve Mehmet Aksu’nun anlatımlarıyla devam ediyoruz.
H. ÖZLEMİN YILMAZ
Mayıs 2011
10.09.1946 Karaözü doğumluyum. Pazarören Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenin altı çocuğunun en büyükleriyim. İlkokulu babamın başöğretmenliğini yaptığı Karaözü ‘de bitirdim. 1958 yılında Kayseri Lisesi orta bölümüne kaydoldum. Babam bir arkadaşıyla yer değişikliği yaparak İskenderun’a atamasını yaptırdı. Lise 2’ye kadar burada okudum. Liseyi Kırıkkale’de bitirdim. Aynı yıl girdiğim üniversite sınavlarında kazandığım A.Ü.Eğitim Bilimleri Falültesi’ne kayıt yaptırdım. Lise ve üniversite yıllarımda faal sporculuk yaşamım oldu. Okul karmalarında futbol oynamanın yanında üç yıla yakın boks da yaptım. Ankara bölge birincisi ve üniversiteler arası Türkiye ikincisi oldum. Bu yüzden okulumu da aksattığım için fakülteyi gecikmeli bitirdim. Çocuk yaşlarda öğretmen okullarına gitmeyi çok istemiştim. Babam değişik bir meslek seçer düşüncesiyle göndermemişti. Bir yıla yakın Ankara’ya bağlı bir ortaokulda ücretli öğretmenlik yaptım. Öğretmen okulları için daha önceden başvuru yapmıştım. 1973-1974 öğretim yılının sonlarında Artvin Erkek İlköğretmen Okulu’na atamam yapıldı. Zaman geçirmeden Ankara’dan bulduğum ilk otobüsle hareket ettim. Sabaha doğru Artvin’deydim. Mayıs ayının sonlarıydı. Okulun bahçe kapısından elimde valiz girerken karşılaştığım bir iki öğrencinin konuşmalarından; beni, sürgün gelen bir öğrenci sandıkları anlamını çıkardım. Müdüre uğradım. Gerekli yazışmalar yapıldıktan sonra öğretmenler odasına geçtim. Daha ilk günümde tanıştığım; Güner Yalçın, Hali Doğan, Namık Kurbal bana hiç yabancılık çektirmediler. Öğretim yılı sonu olduğu için derslere giremedim. Sınavlarda gözcü olarak görevlendirildim. 1974-1975 öğretim yılında meslek dersleri ve felsefeye girdim. Bu görevim 1975 aralılık ayına kadar sürdü. İstek dışı bir atamayla Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü’nde eğitim uzman yardımcısı olarak görevlendirildim. Yaşadığım acı, tatlı anılarıyla Artvin’in belleğimde apayrı bir yeri vardır.
1975 yazına doğru Ümit Kaftancıoğlu TRT programcısı olarak Artvin’e gelmişti.Yöresel çalgılarla ilgili araştırma yapıyordu. Okulumuzda bir hizmetlinin tulum çalabildiğinden söz ettim. Bu konuda kendisine yardımcı olabileceğimizi; ayrıca benimle birlikte bir dersime girmeyi arzu ederlerse; öykü ve roman konusunda öğrencilerle bir söyleşi yapma olanağı sağlayacağımızı söyledim. Okulumuza geldi. Hizmetliyi bulduk; tulumla ilgili kayıtlar yaptı. Sonrada birlikte bir sınıfa girdik. Öykü ve romancılığıyla ilgili öğrencilerin sorduğu sorulara tüm alçak gönüllülüğüyle yanıtlar verdi. Kendisiyle daha sonra Ankara’da Aşık Veysel’le ilgili bir etkinlikte karşılaştık. En verimli çağında öldürdüler. Işıklar içinde yatsın.
Artvin İlköğretmen Okulu’yla ilgili buluşma bizler için oldukça anlamlı oldu. Ufak tefek eksiklikler olabilir. Otuz yıldan fazla bir zamandır birbirlerini görmeyenler bir araya geldi; hasret giderdiler. İleride daha da güzel buluşmalar gerçekleşebilir.
Murat Nar
Artvin ve Biz
Rize Pazar Alçılı Köyü 1943 doğumlu. İlkokulu Yavuz Köyünde, ortaöğretimi ise Pazar Ortaokulunda tamamlayan Murat Nar, Artvin İlköğretmen okulunu bitirmiş. 1965 yılında öğretmen olarak göreve başlayan Nar 1992 yılında emekli olduktan sonra Rize´nin Pazar ilçesi Hackun (şimdiki adı Alçılı) köyünde yaşamını sürdürüyor.
Murat Nar’ın kendi anlatımıyla öğrencilik yaşamından kısa kesitler:
1960 yılında Rize Erkek İlköğretmen Okulunda okurken , üç kafadar Artvin Erkek İlk Öğretmen okuluna gitmeye karar verdik. Ben, Burhan Arslan, Osman Tuncer (merhum) ve Mustafa Hatırnaz (merhum) düştük yollara..
Okula kayıt olmanın öncelikli şartı kayıt için veli bulabilmekti. Memleketimiz Pazar’dan çok uzak olduğu için bu konuda epeyce zorlandık. Bu zorluğu aşmak için oradaki öğretmenlere durumu anlattık. Durumumuzu anlamış olmalı Eğitim Şefi, değerli insan Mehmet CİN velimiz olmayı kabul etti. Böylelikle kayıt işlemini başarıyla sağladık.
Kayıttan sonra Artvin’de ev bulmak çok zor oldu. Hem öğrenciye ev bulmak, hem de öğrenciye göre ev bulmak zordu. En sonunda ahırdan bozma bir eve (odaya) yerleşmek zorunda kaldık. Kısa zamanda odamıza ve kokusuna alıştık..
Yemek pişirmek için kullandığımız gaz ocağının kokusu bütün odayı kaplıyor, odanın gerçek kokusunu bastırıyordu.Tabi ki bu işimize geliyordu..
Okulumuz eski bir binaydı. Yan tarafta askeri birlik, altta cezaevi bulunuyordu. Hemen paralelinde geçmekte olan ana yolun altında ise okulun tuvaleti bulunuyordu. Teneffüs saatlerine kiremitle örtülü olan tuvaletin çatısı sigara dumanı sayesinde, yanıyor izlenimi verirdi.
Artvin bize, biz Artvin’e alıştıktan sonra kiraladığımız odayı değiştirdik. Yeni odamız merkezde Direkdibi denilen yerdeydi.Karşılıklı iki odası vardı. Bu kez komşularımız aslen Pazar’lı olan ancak yıllar önce Murgul’un Eregona Köyüne göç etmiş ailenin çocukları Gali ve İbrahim Kiraz’dı.Onlarla sıkı arkadaşlıklar kurduk. Bizlerden en büyük farkları büyük annelerinin onlara yemek yapmasıydı. Hem de ne yemekler yapardı, her gün lahana..
O zamanlar Murgul’da bakır işletmesi nedeniyle o zamanlar lahanadan başka bir şey yetişmediği için evde en sık pişn yemek lahana yemeğiydi. Yıllar önce bu durum karşısında Murgullulara tazminat ödendiği de söylenmektedir. Bu nedenle lahana soframıza süs olmuştu..
Günlerden bir gün Osman arkadaşımız öğle yemeği için eve gelir, ancak evde yiyecek yoktur. Ne yapayım diye düşünürken tabağı arkasında saklayıp komşu kapıyı çalar, büyük anne kapıyı açınca lahanayı istemek yerine “büyük anne” der, “ben dün gece rüyamda lahana yiyordum. Acaba ne anlama gelir?” diye sorar. Büyük anne git tabak getir deyince arkasında sakladığı tabağı uzatınca, büyük annenin yüzünde gülümseme “Bari yede rüyan bozulsun oğul” der.
O günler ekonomik zorluklar içinde yaşamamızı sürdürüyorduk. Fakirlik öyle sözle anlatılacak gibi değildi. Bir kuru ekmeğe muhtaç olduğumuz o günlerde Efkar Lokantasında çalışan Pazarlı aşçı Şaban Usta ile tanışmamız lezzetli yemekler yememize neden olmuştu. Tanıştığımız ilk gün bize ısmarladığı revanin tadını asla unutamadım. Allah rahmet eylesin..
Fırından aldığımız sıcak ekmek bizim için inanılmaz bir tattır. Bir gün yine eve giderken, fırından ekmek aldık. Osman koltuğunun altına sıkıştırdığı ekmeği mıncıklayarak yemeye başlar. Eve gelince ekmeğin olmadığını fark eden Osman ekmeği düşürdüğünü zannederek aramaya başladı. Ekmeği yediğine ikna etmek öyle kolay olmadı Osman’ı, inadına aramaya devam etti. Çok gülmüştük bu olaya. Ekmeğimin yarısını ona vererek ikna etmiştim rahmetliyi. Helal olsun..
Artvin’de gezerken tanımadığımız biri ev aradığını söyleyerek ona yardımcı olmamızı istedi. Onun talebe olduğunu düşünerek yardımcı olduk ona ev bulduk, beraber sigara içtik, birbirimize sigara ikram ettik ancak yemek ısmarlayamadık Ertesi gün edebiyat dersine giren öğretmenin aynı kişi olacağını elbette bilemezdik. Halil GÜL öğretmenime selam olsun..
Okul müdürümüz Rasim Yılmaz Önal hocamı unutamam. Arhavili olduğunu biliyorum. Mesleğini, işini çok iyi bilen bir insandı. Odasına gittiğimizde niçin oraya gitmiş olabileceğimizi bilebilecek kadar tecrübeliydi. Öğretmen okulu disiplinine uyum sağlayamayan öğrencilere “Sen öğretmen olamazsın, sana dağın başındaki bir okulun bayrağını teslim edemem.Velin gelsin seni liseye nakil verelim” diyebilen ve uygulayabilen bir insandı. Kendi deyimimizle gece uyurken bile kulağında zil sesi vardı. Müdürüm eğer yaşıyorsa nice yıllar, vefat etmişse Allahtan rahmet dilerim.
O günler güzel günlerdi. Tüm öğretmenlerimizi, arkadaşlarımızı sevgi ve saygıyla anıyorum.
Mehmet Aksu
O GÜZEL MEŞAKATLI GÜNLER
Yıl 1 Mart 1967 Artvin Erkek Öğretmen Okulu 6/C sınıfı köy stajyer öğretmenliğini yapma sırası bize gelmişti. Altı arkadaş köy stajını yapmak üzere Artvin merkeze bağlı Melo köyüne yola çıktık. Naf Ağanın kamyonu ile yatağımız ve 1 kutu Amerikan sıvı yağı,10 kg un ile Melo’ya vardık. Bizi bakımsız, başı bedevra bir göz okul lojmanına yerleştirdiler. Stajımıza başladık.
22 Mart 1967 günü, geceyarısı uyandık ki öyle bir yağmur başlamış ki gök gürültüsü, şimşekler yer yerinden oynuyor. Yağmur başımıza iniyor. Yatağı alan okula koştu. Biraz sonra okul sallanmaya başladı. Dışarı çıktık ki öyle bir sel geliyor ki okula bir metre kalmış. Sel bir metre yükseklikte akıyor. Çareyi yatakları alıp okuldan uzaklaşmakta bulduk. O yıl hiçbir öğretmenimiz o köye gelemedi. Biz köy okulu öğretmeni ve müdürünün nezaretinde stajımızı tamamladık.
Stajımız tamamlandı. Artvin’e okula döneceğiz. Yolları sel götürdüğü için köye ulaşım katırlarla sağlanıyordu. Yollar Haziran ayına kadar ancak onarıldı. Biz katırların sırtına yatağımızı yükledik, ormanın içinden patika yollarla Sirya köyüne bir güne gidebildik. Yaya olarak okulumuza döndük.
İdealist öğretmen her zorluğu yendi.
X X X X
OKULUMUZU GERİ İSTİYORUZ
ARTVİN ÖĞRETMEN OKULU
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA SUNULMAK ÜZERE
Biz, aşağıda imzası bulunan kişi ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri olarak 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonucunda Artvin’in en önemli eğitim kurumu olan ARTVİN ÖĞRETMEN OKULU’nun kapatılıp Jandarma Komutanlığı’na verilmesi ve o binanın jandarma kışlası olarak sorgu ve işkence merkezine dönüştürülmesini asla kabul etmiyoruz. Bu bina 12 Eylül öncesinde öğretmen yetiştiren binlerce aydına ev sahipliği eden önemli bir Cumhuriyet kuruluşu iken darbe sonucu gözaltına alınan devrimciler için işkence haneye dönüştürülmüştür. O darbe yıllarında üç kişi burada gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetmiştir. Ensar Karahan ve öğretmen Cengiz Aksakal buradaki işkenceler sonucu öldüğü AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ tarafından karara bağlanmış ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkûm edilmiştir. Yüzlerce insan sakat kalmış, bir o kadarının da psikolojisi bozulmuştur. O güzide eğitim kurumu adeta bir gestapo kampına dönüştürülmüştür. Geçmişin bu kara izlerinin bir nebze de olsa silinebilmesi için bu binanın yeniden eski günlerine kavuşması, Jandarmanın buradan başka bir yere taşınması, akabinde de bütün tesisleriyle birlikte eğitim-öğretim veya kültür merkezine dönüştürülmesi hem geçmişin bu kötü mirasının hafifletilebilmesi hem de binanın amacına uygun bir hale getirilebilmesi artık bir zorunluluktur.
Bu isteğimizin gereğini imzalarınızla talep ediyoruz.
14 Nisan 2011 SIRA NO ADI SOYADI İMZASI
Yazar :Rasim Yılmaz Yayım Tarihi :13 Mayıs 2011 CmaOkunma :1459
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları









Sayfa Başı