Artvin Köşe Yazıları
»Üç Fidanın Yanına Bir de Çınar Gönderdik
“ÜÇ FİDAN’IN YANINA BİR DE ÇINAR GÖNDERDİK…”
Rasim Yılmaz
13 Mayıs 2011
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın 12 Mart cuntacıları tarafından idam edilişinin üzerinden tam 39 yıl geçti. Eğer idam edilmemiş olsalardı şimdi 63-64 yaşında olacaklardı.
Aslında 12 Mart faşist cuntasının amacı, 27 Mayıs’ta idam edilenlerin öcünü almak yanında gelişmekte olan emek, aydınlanma ve sosyalizm mücadelesinin savunucularına gözdağı vermekti. Ama ne kadar yanıldıklarını anlamaları uzun sürmedi. Sürmedi, çünkü sekiz yıl sonra aynı kafalar, aynı eller ve aynı merkezli, ABD destekli bir faşist darbeyi de 12 Eylül sabahı gerçekleştirdiler. Aslında bu darbeler emperyalizmin ve onun işbirlikçilerinin ömürlerini bir süre daha uzatmaktan başka bir işe yaramadı, yaramayacak da. Çünkü emek ile sermaye çelişkisi var olduğu sürece bu kavga sürecek. İşte bunun son örneği ise, her yıl olduğu gibi bu yıl da başta Ankara Karşıyaka Mezarlığı olmak üzere “Üç Fidan”, ülkenin dört bir yanında dal verdi serpildi çorak topraklarda binlerce “fidan” oldu adeta.Onun içindir ki geçmiş her 6 Mayıs’ta olduğu gibi bu yıl da de ülkenin her yanında, her kesimden, her kuşaktan, her yaştan emekçiler onları anmak, devrimci kararlılıklarını bir kez daha haykırmak, devrimci değerleri yaşatmak için biraraya gelerek yurdun dört bir yanında anma etkinlikleri gerçekleştirdiler.
Artık 6 Mayıslar sadece Üç Fidan’ı anma gününden öte 6 Mayıs Taylan Özgür’lerden Mahir Çayan’lara, Deniz Gezmiş’lerden İbrahim Kaypakkaya’lara, Erdal Eren’lerden binlerce devrimcinin mücadelenin zaferi uğruna yaşamını feda etmiş tüm devrimcilerin bir günü haline gelmiş olmasını artık kimse görmezden gelemeyecektir.
Diğer yandan bu yılki Üç Fidan’ın Karşıyaka mezarlığındaki anmasının çok başka bir anlamı daha vardı. Denizlerin mücadele arkadaşı Aydın Çubukçu’nun “Üç Fidan’ın yanına bir de Çınar uğurlandı.” biçimindeki sözlerinin binler tarafından alkış ve sloganlarla karşılanmış olmasının bir başka anlamı vardı.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan… 12 Mart faşizminin katlettiği, idam sehpasında “devrim ve sosyalizm” mücadelesini haykıran Üç Fidan’ın en yakın tanığı Av. Halit Çelenk, Üç Fidan’ın yanına uğurlandı. Aslında o, tüm devrimcilerin avukatı ve ağabeyi idi. O devrimcilerin dilindeki
“Nolayıdım nolayıdım
Okuryazar olayıdım
Deniz mahkemeye düşmüş
Avukatı ben olaydım.”
türküsünün sözlerinde ifadesini bulan, Üç Fidan’ı yiğitçe savunan, son sözlerine, son anlarına tanıklık eden Halit Çelenk, 6 Mayıs günü “Yaşasın Devrim ve Sosyalizm” sloganı eşliğinde Üç Fidan’ın yanına uğurlandı Karşıyaka Mezarlığı’nda. Karşıyaka bir kez daha devrim sloganları eşliğinde bir devrimciye daha ev sahipliği yaptı. Görkemli bir anma ve uğurlama törenine sahne oldu. Denizler, Halit Çelenk ve tüm devrim şehitleri anısına saygı duruşu ve Enternasyonal Marşı’nın söylenmesinin ardından, oldukça duygusal anların yaşandığı günün önemini anlatan konuşmalarda; katılımcı siyasi parti ve sivil toplum örgütleri adına ortak açıklama yapılarak, devrimcilerin mücadele anlayışı ve devrime olan bağlılıkları anlatıldı.
Ama daha da önemlisi, 2010 yılı 6 Mayıs anmasında aynı alanda Halit Çelenk’in eşi Şekibe Çelenk gelmişken Halit Çlenk’in mesajı okunmuştu. Halit Çelenk mesajında bu sene rahatsızlığı nedeniyle anmaya katılamadığını ama gelecek yıl orda olacağını belirtmişti. İşte bu sözünü hatırlatarak Aydın Çubukçu şöyle seslendi:
“Bir devrimci, bir ihtilalcı, özgür bir dünya kurmak için ömrünü adamış bir insan; bu kadar mı sözünde durur be Halit Abi, bu kadar mı yani… Ahlak, devrimci ahlak, devrimci inanç, kararlılık ama onun yanında tevazu ve büyük bir onurla birlikte büyük bir nezaket. Böyle bir insan gitti bugün aramızdan. Aramızdan gitti, belki artık bizimle birlikte nefes almayacak, ama düşünceleriyle, yaptıkları ve söyledikleriyle, yazdığı her kelimeyle, her gün, her an mücadelemizin içinde bir öğretmen olmaya devam edecek.”
Aydın Çubukçu konuşmasını özetle şöyle sürdürdü:
Aydın Çubukçu
“Kardeşlerim, Deniz’in kardeşleri her yıl 6 Mayıs’ta burada ülkemizin, dünyanın sorunlarını bir kez daha tekrarlayarak Denizler gibi mücadele etmenin anlamı üzerinde duruyoruz. Burada gerçekten bir mücadele andı için toplanıyoruz. Onlar buradaki varlıklarıyla bize güç katıyor, bizi yeniliyorlar.
Bugün ama bu 6 Mayıs özel olarak Halit Çelenk’in 6 mayısı’dır. Söylenecek çok fazla bir şey yok. Bir devrimcinin ısrar ve kararlılıkla, cesaret ve inatla davasını sürdürmek için neler yapabileceğini bir kez daha gösterdi bize Halit Çelenk. Kuvvetle inanıyorum bugün ölmeyi o seçti. Saatini ona göre ayarladı.
Deniz, Yusuf ve Hüseyin birer destan oldular. Onların destanlaşmasında şüphesiz eylemlerinin, düşüncelerinin, mücadelelerinin, gençliklerinin büyük payı vardır. Ama onları destan yapan ve kendisi de onlar gibi destan olan Halit Çelenk’in katkılarıdır. O büyük ana tanıklık etmeseydi, o cesareti, o inadı ve görev duygusunu taşımasaydı bugün biz Denizleri anarken pek çok şeyden mahrum olacaktık. Onun kararlılığı ve mücadele anlayışı sayesindedir ki Denizler oldukları, hak ettikleri kadar büyük ve anlamlı oldular. O sözleri bize aktarmayabilirlerdi, bir başka görevli o sözleri çarpıtabilirdi. Biz o sözlerin ileride bayrak gibi dalgalanmasını Halit Çelenk’e borçluyuz.
Onu yalnızca bu özelliğiyle değil, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin en sert kalelerine, en sert kayalarına vurduğu yumruklarla da anacağız. Bir hukukçu olarak, bir siyasetçi olarak, bir aydın ve yazar olarak demokrasi mücadelesine yaptığı katkılar şüphesiz Denizlerin avukatı olarak yaptığı katkılardan daha az değildir. O büyük bir hukukçuydu. Hukuk mücadelesinin devrim mücadelesi içinde ne anlama geldiğini öğretti bize.
Yalnızca yumruklarımızla, yalnızca silahlarımızla, yalnızca kitlemizin yüreğiyle değil, aynı zamanda kalemimizle, kafamızla, felsefemizle mücadele edeceğimizi de öğretti bize. Bir örnektir, ölümsüz bir örnektir ve dünya devrim literatüründe Halit Çelenk ekolü diye bir şeyin var olacağına yürekten inanıyorum.
Düşmanın karşısında gururla, onurla, ama aynı zamanda büyük bir nezaketle durabilmek. En üstün ahlak anlayışıyla, en yüksek mücadele anlayışını birleştirebilmek. Öğreneceğimiz çok şey var Halit Abi, çok şey öğrettin, öğretmeye devam ediyorsun. Yarın da, öbür gün de öğretmeye devam edeceksin.
Burada Üç Fidanımız vardı, yanlarına bir Çınar getirdi. And içiyoruz ki, uğrunda mücadele ettiğiniz, halkımızın ve ülkemizin yüreğine büyük bir onurla gömüldüğünüz o mücadele için, sosyalizm, devrim, bağımsızlık ve özgürlük için sonuna kadar mücadele edeceğiz ve mücadelemizin her anında mutlaka yanımızda göreceğiz sizi. Savaşan halk devrim yolunda ilerlediği bütün yol boyunca önünde sizin ayak izlerinizi görecektir. Sonsuzluğa kadar yaşayacaksınız.”
Halit Çelenk’in kızları Ferda Özyurda ve Serpil Güvenç, yaptıkları konuşmalarda ise özetle şöyle dediler:
Ferda Özyurda
“Hatay’ın bağımsızlık mücadelesinden gelerek yaşamını antiemperyalist mücadeleye adayan, yaşamının amacını sosyalizme, tüm insanların mutlu olacağı en güzel dünya düzenine odaklayan, 2. Dünya Savaşı yıllarında Sorbonne’a gidemese de İstanbul Hukuk Fakültesi’ni annem Şekibe Çelenk’le elele bitirip, Hukuk Fakültesi’ni özümseyerek, hukuk mücadesiyle siyasi inançlarını bütünleştiren, antiemperyalist ve sosyalist bütün emekçileri, öğretmenleri, öğrencileri, işçileri, köylüleri yılmadan savunan hukuk duayeni, inancı doğrultusunda siyasi mücadelesini 69’lı yıllarda TİP’te sürdüren, halkı sosyalizme inandıran, Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in avukatı ve yoldaşı, onları inançlarından ödün vermeden savunan Babam Halit Çelenk’e selam olsun!”
Serpil Güvenç
“Bugün 6 Mayıs. Deniz, Yusuf, Hüseyin 12 Mart askeri, faşizmince katledildiği gün. Ve bugün, babamın, yoldaşımın, avukatımın onlara katıldığı gün. Babam Denizlerin, onların mücadelesiyle yani sosyalizmle, yani bağımsızlık, yani demokrasi mücadelesiyle, yani sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya mücadelesiyle o kadar bütünleşti ki, adeta onlarla anılmak, onlarla olmak için öleceği günü bile kendisi seçti gibi düşünüyorum. Babam, Avukat Halit Çelenk hepimizin savunmanı, hepimizin avukatıydı.
Babam neler öğretti bize; babam hepimize baş eğmemeyi, sermaye düzenine kesinlikle teslim olmamayı, sosyalizm mücadelesini hiçbir zaman bırakmamayı, inanmayı, dik durmayı, hiç kimsenin önünde eğilmemeyi, sonuna kadar, son nefesine kadar inandığı davayı savunmayı öğretti. Dolayısıyla, ben bu mücadelenin bir parçası olarak onların mücadelesini onurla paylaşıyorum, onların mücadelemde onurla taşıyorum.”
Halit Çelenk’in Özgeçmişi
Alaaddin Bilgi, Halit Çelenk (Şapkalı)
Büyük devrimci Halit Çelenk, 5 Mayıs Perşembe günü öğle saatlerinde hayata gözlerini yumdu. Bütün ömrü boyunca işçilerin, emekçilerin, devrimcilerin, haksızlığa ve zulme uğramış herkesin avukatlığını yapan Halit Çelenk, uzun süredir mücadele ettiği hastalığına yenik düştü.... Kamuoyunda daha çok “Denizlerin Avukatı” olarak tanınan Halit Çelenk, başta Türk Ceza Yasası’nın faşist İtalya’dan alınma 141–142. maddelerine karşı açtığı uzun süreli savaş olmak üzere hukuk alanında demokratikleşmenin kapısını zorlayan birçok davayı sabırla ve inatla sürdürmüştü. Yalnızca hukukçuluğuyla değil, aynı zamanda devrimci siyasi kimliğiyle de örnek bir yaşam sürdüren Çelenk, özellikle Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idam edildikleri gecede sergilediği üstün cesaret ve kararlılıkla, henüz yaşarken tarihe geçmişti. Halit Çelenk, 1921 yılında Antakya’da doğdu. İlkokulu Mektebi Sultani’de okudu, Lise öğrenimini ise Fransız mandası altında olan doğduğu kentte yaptı. 1940 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi’nde öğrenimini yapmakta iken sınıf arkadaşı Şekibe Sayar’la evlendi. Yaklaşık on yıl Samsun’da ceza avukatlığı yaptıktan sonra 1960’da Ankara’ya yerleşti ve 1962’de eşiyle birlikte Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu. Halit Çelenk, TİP Ankara Sekreterliği ve Genel Yönetim üyeliği, 1963 ve 1965 yıllarında, sırasıyla, İlerici Avukatlar Derneği ve Devrimci Avukatlar Derneği kurucuları ve yöneticileri arasında bulunan Çelenk, 1976 yılında yüze yakın meslektaşıyla birlikte Çağdaş Avukatlar Derneği’ni kurdu. 1968 yılında Türk Hukuk Kurumu yönetim üyeliğine seçilen Çelenk 22 yıl süreyle bu kurumun ikinci başkanlığını yaptı. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın ve TÖB-DER’in hukuku danışmanlığını da yapan Halit Çelenk, İHD’nin de kurucuları arasındaydı. 12 Mart Faşist Darbesi sonrasında TÜRKİYE HALK KURTULUŞ ORDUSU (THKO) davasında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan ile arkadaşlarının avukatlığını üstlenen Halit Çelenk, idam gecesi üç devrimcinin yanında oldu ve onların tarihi sözlerinin halka aktarılması görevini büyük bir cesaretle yerine getirdi. Sanki özellikle seçmiş gibi, Halit Çelenk onların idam edilişinin 39. yılında çok sevdiği ülkesinin toprağına ve sonsuza dek yaşayacağı halkının kalbine yürüdü.
Yaşamını sosyalizm mücadelesine adamış, emekçi halkın hak arama mücadelesinde her zaman yanında yer almış, hukuksuzluğa, baskıya, sömürüye her daim karşı durmuş devrimci, yurtsever bir hukukçuyu kaybettik.
Anıları hepimize, devrimcilere örnek olsun,
Yaşasın devrim, yaşasın bağımsızlık, yaşasın sosyalizm.”
(Kaynak: Evrensel gazetesi)
Yazar :Rasim Yılmaz Yayım Tarihi :13 Mayıs 2011 CmaOkunma :880
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları













Sayfa Başı