Artvin Köşe Yazıları
»Aşık Cesimi (İz Bırakanlar)
A Ş I K C E S İ M İ (Ardanuç-Soğanlı….1835-1917 )
Ardanuç (Cuğo )Soğanlı Köyü’nde,Aşık Şöhreti’nin oğlu Yusuf yaşarmış.Yusuf henüz delikanlı yaşlarında iken saz çalıp, söyler,köyün genç kızlarını peşinde gezdirirmiş.Yusuf bir gece rüyasında Geredeli Şevkiye Sultan isminde bir kıza bade içerek aşık olur.Aynı rüyasında aşık olduğu sevgilisinin takma adının SERVİDAR,kendisinin de CESİMİ olduğunu görür.Cesimi ,
Servidar aşkına gece-gündüz her yerde çalar,söyler,ağlar. Zaman zaman hastalanır, kendinden geçer.Ama bir türlü sevdiğine
gidemez.Çünkü Ardanuç’la Gerede arası aylar sürer . Sonunda Cesimi bu
hasrete daha fazla dayanamaz, üzüntüsünden hastalanır,bayılır kendinden geçer.Oğlunun durumunu izleyen baba Şöhreti , yanına yaklaşır,oğlu baygın haldeyken alır sazı eline ve:
… Oğlum bencileyin düşmüş hicrana,
Ayrılık derdine yanar yazıktır.
Aşka meftun olmuş,şem’a pervane,
Bu mum başa çıkmaz,söner yazıktır.
Aşığı görenler derler delidir,
Kimi der Mevla’nın abdal kuludur,
Bu sevda,dert,hicran,kaygu yoludur,
Ahiri üryana döner yazıktır.
Yavrunun başında ağla Şöhreti,
Buna söz kar etmez, söyle Şöhreti,
Ne çare takdiri böyle Şöhreti,
Gider viraneye konar yazıktır.
Baba Şöhreti sözlerini henüz bitirmişti ki Cesimi gözlerini açtı,kendine geldi,etrafındakilere alık alık bakınca baba Şöhreti:
… Yavrum nen var,sana ne oldu ? diye sorar. Cesimi yüzünü babasının elindeki saza çevirdi.Oğlunun saza doğru baktığını fark edince
… Anlaşıldı oğlum,anlaşıldı.Aşıkların dili sazdır.Al,al da söyle bakalım,derdin nedir ? Cesimi sazı alır eline,göğsüne bastırır ve başlar söylemeye:
Benim gezinmemden yollar usandı,
Gelsin lisana da yollar söylesin.
Vücudum yanmada aşkın od’una,
Aşk od’undan yanan kullar söylesin.
…………………………………….
CESİMİ , ah çeker ruyi alemde,
İsmimiz böyledir Levh-ü Kalemde,
SERVİDAR tek güzel ,var mı alemde ?
Kulak versin dudu diller söylesin.
Aşkını,kendisinin ve sevgilisinin takma adlarıyla dile getiren deyişten sonra genç aşık,çevredekilerin de ısrarları üzerine deyişine devamla:
O yarin şehrine giden olursa,
Dilinden bir name alın getirin.
Yalağuz salmayin yari yollara,
Emanet tarikle gelin getirin.
Gece –gündüz kaldım ah-ü amanda,
Semek tek oynarım bahri ummanda,
Değildir sevdiğim Hint’te Yemen’de,
Gerede şehrinden bulun getirin.
Yara haber verin hasta Cesimi,
Şevkiye Sultan’ım çeksin yasımı,
Vermez ise kavum,kardeş,hısımı,
Bir şahin misali çalın getirin.
Diyerek Gerede’de Servidar aşkına bade içip aşık olduğunu açıklamış.Anası ,babası da oğullarının neden ikide bir hastalandığını öğrenmiş oldular.Aşık Cesimi ,Servidar aşkına çalıp söyler,ona kavuşmanın yollarını araya-
dursun biz gelelim Şehriye Sultan’ın durumuna.
Aşk bu, bade içmek bu olsa gerek ki Yusuf’un aşkına bade içtiği gece ,Şevkiye Sultan da Yusuf aşkına bade içerek,aşık olmuştur.
Bir süre bu durumu ailesinden ve etrafından saklamasına rağmen,Servidar’ın da hem ağlayıp hem de yanık yanık türküler ,içli içli şiirler okuması onları da huzursuz eder.Kızlarının bu duruma, yani Ardanuçlu Cesimi’ye umutsuz bir şekilde bade içerek aşık olmasına üzülürler. Servidar bir fırsatını bulur ve sevgilisi Cesimi-
ye mektup yazarak,acele Gerede’ye gelmesini ister.
Mektup aylar sonra eline geçtiğinde adeta bayram eder Cesimi.Babası ve anasından rızalık alarak Gerede’ye gitmek üzere arkadaşı Abdullah ile birlikte
yollara düşerler.İki arkadaş,yolculukları sırasında uğradıkları ve kaldıkları
yerlerde çalar,söylerler.Sonunda uzun bir yolculuktan sonra Gerede’ye varırlar.
Akşam olmuş,herkes evlerine çekilmiştir.Mahalle arasında bir kahvehane açıktır.
Oraya gider ve eşyalarını bırakarak bir süre dinlenip çay içtikten sonra Cesimi,sazı-
nı alır eline ve Servidar aşkına birkaç deyiş söyler.Kahveci,gençlerin durumunu ilgi ile izleyip,dinledikten sonra:
…….Ne güzel şeyler çalıp söylersiz oğul.Nedir derdiniz ? Hele bir söyleyin bana ,deyince Cesimi:
…….Kahveci baba,dert bende,tecrübe sende büyük.Bana yardımcı olur musun ? Kahveci baba:
…….Elbet yavrum,elimden gelen bir şey olursa seve seve yaparım. Cesimi:
…….Sağol baba.Ben kaç yıldan beri şehrinizde Şevkiye Sultan aşkına bade içerek aşık oldum.Sevgilimi ararım,
Gerede’de olduğunu biliyorum.Sen onu tanır mısın baba ? deyince,Kahveci baba:
…Ah evladım ne dedin,beni yaman güne koydun.Ben aşkın da sevmenin de sevilmenin de ne olduğunu çok iyi
bilirim.Ah ne olurdu Tanrı seni ,benim karşıma çıkarmasaydı.Cesimi, telaşla:
… Yoksa bir hata mı işledim,kahveci baba ? Neden böyle dokunaklı söylersin ? Kahveci baba:
……Yok oğlum yok.Benim böyle konuşmam,senin adına duyduğum üzüntüdendir.Çünkü Şevkiye Sultan Ardanuç’ta Cesimi’ye bade içerek aşık olmuş.Onun aşkına ağlar,söyler,ağlatır. Bu güne kadar kimse inanmadı onun aşkına.Ben de şimdi seni dinleyince inandım ki doğruymuş.Ama artık çok geç.
… Ne dersin baba,çok geç de ne demek ?Yoksa,Servidar’ıma bir şey mi oldu ? Kahveci:
… Bak oğlum,Şehri efendi ,kasabamızın ileri gelenlerinden biriydi.Kızının bu haline ve ellerin diline düşmesine çok üzüldü ve iki yıl önce vefat etti.Şevkiye’ye gelince;bildiğimiz kadarı ile hiç bir söze kulak asmadan,aşkına bade içtiği delikanlının yolunu bekler,türküler söyler,günden güne sararıp solarken, o da bundan iki gün önce( boğazı düğümlendi,yutkundu,gözleri doldu) Cesimi:
… Ee baba ne oldu iki gün önce söylesene.Söyle ki takatim kalmadı.Bunun üzerine güç bela kendisini toplayan kahveci baba:
… .Bak oğlum, sen gençsin,delikanlısın,metin olman lazım.Bana bakma,ben ihtiyarladım.Yüreğim yufkaldı.Evet yavrum,yazılan yazı bozulmaz.Sizin yazgınız da böyleymiş.Sevgilin Servidar,iki gün önce öldü.Deyince,sanki dünyalar Cesimi’nin başına yıkılmıştı.
Kendisini kaybeden Cesimi’yi ,arkadaşı ve kahveci zor bela kendisine getirdiler.Kahveci onu avutmaya çalıştıysa da boşuna.Cesimi öylesine yıkılmıştı ki…Şevkiye Sultan’ın bade içtiği delikanlının kahveye geldiğini öğrenen kasaba halkı da koşuşturmaya başladı.Birlikte sabah ettiler.Sabahleyin,Şevkiye Sultan’ın iyi yürek-
li ,yiğit ve halden anlayan ağabeyi Şevki de kahvehaneye gelmişti.Cesimi ile tanıştılar,sarılıp ağladılar,ağladılar ağladılar….Çünkü Şevki de kardeşi Şevkiye’yi çok seviyor ve gelenin de onun sevgilisi olduğunu öğreniyordu. Cesimi, kendisini toplayarak,Şevki ağabeyinin de yaklaşımından cesaret alarak:
….Ağabey,sizden bir dileğim var.Bilmem ki kabul eder misiniz ? Ağabey Şevki:
….Cesimi,Allah tanıktır ki ben bacımın biricik dert ortağı ve sırdaşı idim.Bu ana kadar bacımın anlattıklarına tam olarak inanmamıştım.Ama şimdi inandım ki hepsi doğruymuş.Hiç bir abartma yokmuş.Fakat ne yapabilirim bilmiyorum ki.. Dileğin,elimden gelen bir şeyse Allah üzerine yemin ederim ki yerine getireceğim. Cesimi cesaretlenerek:
….Bak ağabey,bu aşk da sonucu da bizim yazgımızdır.Buna boyun eğmekten başka çare yoktur. Allah da ,kul da tanıktır ki bunda hile,yalan dolan yoktur.Gerede nere,
Ardanuç nere ? İşte geldim,karşınızdayım.Sevgilime kavuşamadım,Allah´ın emri ile
isteyip alamadım.Eğer izin verirseniz mademki iki gün önce ölmüştür,mezarı açalım ve dünya gözüyle soğuk yüzünü olsun bir kere göreyim.Bunun üzerine Şevki ve oradakiler birbirlerine baktılar,aralarında konuştular ve müftünün fetva vermesi ile
bu işin olacağına karar verdiler.Gerede Müftüsü’ne haber gönderdiler,müftü,kısa zamanda geldi.Anlatılanları dinledi.Zaten müftü,gerçek bir bilim adamı olduğu kadar
da müspet görüşlü, iyi bir insandı.Hemen orada fetvayı yazıp,gitti.Hüzünle karışık bir sevinç içerisinde,mezarı açtılar.Cesimi , nisan yağmuru gibi dökülen yaşlarıyla sevgilisinin yüzünü ıslatırcasına doya doya baktı.Mezarı başında oturup hem hıçkırarak ağlıyor, hem de sazının tellerine dokunuyordu.Önce bu ayrılığı veren Mevla’sına seslendi:
…….Kudretler sahibi Hallak-ı Alem,
Sana haval ettim davamı Mevla.
Ezelinden bahtım kara mı yazdın,
Bu benim aşk ile hava mı Mevla.
Gam ile kavgayı başıma salmak,
Aşkın tığı ile bağrımı delmek,
Gösterip sevdiğim,elimden almak,
Yakışmaz şanına reva mı Mevla.
Sana ayan benim Cesimi ahım,
Şahların serveri ey gani şahım,
Affeyle Ya Rabbi cümle günahım,
Mamur et cennette me’vamı Mevla.
Yaradan’ına seslenişinden sonra sevgilisinin mezarı etrafında dolanan Cesimi ,derinden bir ah çekerek tekrar vurur sazın tellerine ve bu sefer de kendi durumuna söyler:
…….Kuru şecer gibi bağda yetiştim,
Mahsul vermez sulanır da ağlarım.
Bir sel olup,yüce dağda yetiştim.
Çaylar gibi bulanır da ağlarım.
Ben deli değildim,yar etti deli,
Bana derler akıl baştan serseri,
Mesken oldu sevdiğimin mezarı,
Etrafında dolanır da ağlarım.
Neylesin dünyayı, hasta Cesimi,
Kaybetti Leyla’yı, yasta Cesimi,
Severim Mevla’yı dosta Cesimi,
Ulam ulam ulanır da ağlarım.
Her buyruğuna hiç koşulsuz baş eğen,kabullenen Cesimi; “ Ya bu aşkı vermesiydin,ya bu hale koymasaydın “ diyerek tekrar Yaradan’ına seslenir:
…….Ol melekül mevttir canlar alıcı,
Kıymazdım sevdiğim,kıydın Ya Rabbi.
Müzeyyen otağdan,ehli perdeden,
Üryan teneşire koydun Ya Rabbi.
Ömrümüz geçmede bir dem gülmeden,
Gönül havayiydi sevdalanmadan,
Bülbül goncasından murat almadan,
Kara topraklara koydun Ya Rabbi.
Bilal Seyd’i pir eyledin Cesim’e
Ayrılığı kar eyledin Cesim’e,
Bu gurbeti yer eyledin Cesim’e,
Ahımı cihana yaydın Ya Rabbi.
Sözünü bitirince Cesimi,orada bulunan hocalardan biri :
……Eh,artık yetişir.Mezar kapatılsın.Görmekse bu kadar yeter.Dediyse de Cesimi :
……Hocam,izin buyurun,bir daha görüşmek ya mahşer.Bir iki çift söz geldi dilime,onu da söyleyeyim de ondan sonra kapatılsın.Deyince,gerek kızın ağabeyi,gerekse orada bulunanlar:
…….Aşık,sen söyle.İçinde bir düğüm kalmasın.Söyle,ağla.Akşam da olsa biz vazifemizi yaparız.
Cesaretlenen Cesimi,toplar kendini ve bu sefer de sevgilisi Servidar için bakın neler söyler:
……..Ben senin aşkına müptela oldum,
Sen getirdin bu diyara sevdiğim.
Geldim yurtlarını perişan buldum,
Ne bileydim bahtım kara sevdiğim.
Yeni düştüm bir zahmete, yanarım,
Yetemedim bir ülfete,yanarım,
Hasret kaldı kıyamete,yanarım,
Ciğer oldu pare pare sevdiğim.
Felek güldürmedi hasta CESİMİ,
Ahir hasret koydu dosta Cesimi,
Sevdiğim bıraktın yasta Cesimi,
Yaktın hasret ile nara sevdiğim.
Deyiş son bulmuş,hava da kararmıştı.Göz yaşları arasında mezar tekrar kapatıldı.Cesimi ,mezarın baş tarafına,kendilerini hatırlatacak iki gül dikti.
Dibini suladı,arakasına bakına bakına ve istemeye istemeye oradan ayrıldı.
Ertesi gün tekrar sevgilisinin mezarını ziyaret ettikten sonra arkadaşı ile birlikte Ardanuç’a gitmek üzere geriye memleketlerinin yoluna düştüler.
Cesimi,köyüne vardığında,uzun süre kendisine gelemedi.Bu arada ailesinin isteği ile bir başkası ile evlendi. 93 harbinden sonra,birçokları gibi o da köyünden göç ederek Vezirköprü’ye göç etti ve orada yerleşti.
Gönül isterdi ki Gerede’ye yerleşsin ama kısmet öyleymiş.1917 yılında orada vefat ettiği bilinmektedir.
……………………………………………………………………………………………………………………….
Bugün Gerede’de SERVİDAR’ın mezarı türbe haline getirilmiş ve genç kızlar ziyaret ederek dileklerde bulunuyorlarmış( Kendi isteği kabul olamayan Servidar´ın
genç kızlara ne fadası olabilir ki..)
Allah her ikisine de rahmet eylesin.
DERLEYEN: Tuncer YAZAR/BURSA..2010
NOT: Bu hikaye Şavşat/Kocabey Köyü’nden şair ve yazar rahmetli Hayrettin TOKDEMİR’den derlenmiştir.
Şiirlerine dokunulmamış,anlatımı tarafımdan güncellenmiştir.
Yazar :Tuncer Yazar Yayım Tarihi :9 Nisan 2010 CmaOkunma :1856
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Mayıs
18
SalıAhmet AYKAN Aşık Cesimi (İz Bırakanlar) için dedi;
Güzel, güzel olduğu kadar içli, elem dolu bir hikaye. Aşığa rahmet, okutana uzun ömürler dilerim.
Nisan
10
CtsiDuran KAYA Aşık Cesimi (İz Bırakanlar) için dedi;
Sayın Yazar, uzun ama bir solukta okunan bir yazı.
Ustaca yazılmış, akıcı, duygusal ve anlam kopukluğu olmayan Binbir Gece Masalları gibi, Dedem Korkut hikayeleri gibi bir derleme.
Nisan
10
CtsiTuncer Yazar Aşık Cesimi (İz Bırakanlar) için dedi;
Teşekkür ederim Süheyla hanım.Ne demek alınmak.Bilakis,memnun oldum.
Böyle böyle daha iyi,daha güzel şeyler meydana çıkacak.Önerinizi dikkate
alacağım.Aslolan,bilgi paylaşımı ve gelecek nesle birşeyler bırakmaktır.
Nisan
9
CmaSheyla Bilgin Aşık Cesimi (İz Bırakanlar) için dedi;
Cesimi ´nin Ardanuç´lu olduğunu öğrenmiş oldum sayenizde.Kültür alışverişi bence çok güzel oluyor.Yalnız, izin verirseniz haddim olmuyarak bir tavsiyede bulunacağım.Çok uzun yazıları okumakta zorlanıyor insanlar.Yazıyı kırpmak özünü bozuyorsa;bölüm bölüm yazın.O zaman emeğiniz de boşa gitmemiş olur.
Elinize sağlık.Güzel bir hizmet bilene.Teşekkürler.



Sayfa Başı