Artvin Köşe Yazıları
»Yaşam Bir Hevestir, İlk ve Son Nefestir
Bundan tam iki yıl önce idi, sevgili eşimin rahatsızlığı nedeniyle “İnsan Anatomisi ve Ülke Ekonomisi” başlıklı yazı yazmışım
http://blog.milliyet.com.tr/Insan_anatomisi_ve_ulke_ekonomisi/Blog/?BlogNo=140765
Yazının girişinde şunları söylemişim:
İnsan sağlığı anatomisine, devletin sağlığı ekonomisine bağlı. Anatominin ve Ekonominin bozulmasıyla kendini gösteren hastalık her ikisi için de felaketlerin başlangıcı olabiliyor..
Her ikisine de iyi bakmak zorundasınız..İnsanına ve ülkesine iyi bakmayanlar bu felaketlerin kapısını ardına dek aralar. Geriye dönüp baktığınızda “Ben ne yapmışım ?!” sessiz çığlığıyla, baş başa kalırsınız. Ardından: çevrenize ve kendinize nasıl zarar verdiğinizin ağır faturasını bile ödemek için zamanınızın kalmadığını görürsünüz. Onun için; insanını ve ülkeni sev; sevgiyi yaşamak-yaşatmak adına..
Aynı şeyleri bu sefer kendim için yazıyorum ve yaşıyorum.
Çünkü son 7 gündür her ikisini yaşayanlardanım…İnsan ve ülke- anatomi ve ekonomi..
Beklenmedik ikinci hastalık tanısı canevimizden vurdu bizi. Zor günler yaşadık. Zor ve şok günlerimize yakınlarımızı ortak ederek üzmemek için özen gösterdik..Özenden öte, yaşama dönüşün soğukkanlı duruşu idi bizimkisi. Son ana dek ilkinde olduğu gibi Halis Akdeniz ve Doç.Dr. Mustafa Berker dışında en yakınlarımızın bile haberi olmadı. Kararlıydık, eşim ve ben bu illeti de yenecektik. Doktor ve ilaca karşı duyarsızlığımı kırmaya çalıştı eşim ve kızım, ancak şiddetli baş ağrıları ve mide bulantısı beni Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinin bir nolu aciline taşımaya ikna etti. Yazıyı fazla uzatmayalım Ana Hastane’nin Zemin kat Radyoloji Bilgisayarlı Tomografi Birimi BT Ana hastanesindeydik sevgili eşim ve kızımla..Türkçesi beyin kanaması geçiriyordum. Tıp dilindeki adı; Kronik Subdıral Hematoni..Her zaman olduğu gibi sevgili Halis Akdeniz’in yanında soluğu almış, o da, he zaman herkese olduğu gibi bize de yardımlarını esirgememiş ve ve bizimkiler gibi koşuşturmaya başlamış.. Gelişmelerden zerre kadar haberim olmamıştı. Gözümü açtığımda kendimi, beyaz urbalıların olduğu bir çadırda buluyorum. Biraz da Kurtlar vadisi izlenimi veren bir durumla iç içeydim. Durumu anlamaya çalışıyorum. Tabi ki Şevketçe..
Şevketleşmemin nedeni dışarıyla irtibat kurdutmamaları. Kesinlikle telefon yasak. Ben de ille telefonla eşime ve kızıma haber verilmesini istiyorum.. Sadece Hacettepe Hastanelerinde olduğunu anlıyorum. Dr. Hüsnü Koşucu geliyor. Ameliyat olduğumu söyleyince şaşırıyorum. “Kardeşim ne enteresan adamsın, beyin, kalp ve akciğer..bu ameliyatları olmak cesaret ister..Sen illi de beyin ameliyatı olmak istedin..Eşin izin verince kabul ettik..” Hüsnü beyin bu konuşması beni biraz olaylara konsantre ediyor..Aradan bir beş dakika geçince beni ameliyat eden Mustaf Berker hoca geliyor. Temiz ve güleç yüzlü biri; Ameliyatın çok iyi geçtiğini ve çok iyi olduğumu söylüyor bana. Yakınlarımın burada olduğunu söylüyor..
Eşim umudu kesince, İstanbul ve Ankara ve Artvin’deki tüm yakınlarıma haber vermiş..Baktım kuzenim Hurşit Çorbacıoğlu, eşi Suna Çorbacıoğlu kapıda belirdi(O hep ilk koşuşturan olur zaten). Şahin Çorbacıoğlu, eşi Fatma Çorbacıoğlu, Ardından Kardeşim Hüseyin Çorbacıoğlu, Niyazi Çorbacıoğlu, eşi Sevinç Çorbacıoğlu ve eşimin yeğeni Aynur , kuzenim Güler Kurdoğlu, eşimin yeğeni Aynur Çubukçu, eşi Burçak Çubukçu belirince durumumun çok kritik olduğunu duygu boşalımıyla düşünmeye başladım…
Hepsine teşekkür ediyorum. Başta Allahım’a, ardından Mustafa Berker’e, acildeki Kenan Mehmet Ali’ye, İlayda Aya’a, Nil Deniz Kartal’a, Hüsnü Koşucu’ya..Hanife Yıldırım’a, Mehdi Tombiki’ye
İşin özü, öteki dünyayı görmedik ama, kısmı bir gidiş yaşadık..
Benim için ilginç olan; son zamanlarda söylediğim “Yaşam bir hevestir, ilk ve son nefestir” özdeyişimin oda arkadaşım Tuncay Karagöz’ü dinleyince;kanıtlanması oldu..
Tuncay Karagöz 29 yaşında. Yetimhanede büyümüş ve oradan bir arkadaşıyla evlenmiş, İki kızı bir oğlu var. Gemi Mühendisi. Rizeli Topçu ailesiyle akraba..Beyninde tümör var, bu güne dek 4 kez ameliyat olmuş. Tümör iyi huylu iken kötü huyluya dönüşmüş ve beyin sapına inmiş..Tüm korkusu Salı günü olacak ameliyatta başına bir şey gelmesi ve çocuklarının kendisi gibi yetimhaneye gönderilmesi, Çocuklarının esimleri sürekli elinde ağlıyor. çünkü hala kardeşlerinin çığlığını unutamıyormuş.
Salı günü tomografiye gireceğim..Kendimden çok Tuncay’ı düşünüyorum…
Sevgili arkadaşlar “Yaşam bir hevestir, ilk ve son nefestir” özdeyişimi hiç aklınızdan çıkarmayın..Ben son iki yılda yaşadıklarımla birlikte, sevgili ağabeyim Necati Çorbacıoğlu’nun, Ayhan Şeşen’in ve Mehmet Yıldırım’ın aramızdan ayrılışıyla ‘İlk ve Son nefes’ arasındaki sürecin değerini daha iyi anladım..
Evet;
“Yaşam bir hevestir- ilk ve son nefestir”
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
TeknoPolitikalar Platformu
İLET-Kİ
evsbere@mynet.com
Yazar :Şevket Çorbacıoğlu Yayım Tarihi :22 Ağust 2010 PazarOkunma :2262
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı