Artvin Köşe Yazıları
»Nükleer ve Hes Karşıtlarını Eleştirmek 1
On onbeş gün önce, Facebook’taki ‘Ücretsiz su yaşam hakkıdır’ sayfasında bir tartışma başladı. Bu tartışma sürecinde; genç bir kardeşimiz(Samet Halıcı), yıllardır olgunun içinde olan ağabeylerini kendisine odakladı. Doğrusu, kendine kitliyerek, düşünceleri kilitleyip; enerji konusundaki çok ciddi tartışmaları bireysel duruşundaki istasyonunda bekletir olmuştu.
Sayın Halıcı’nin yanıtlarına özgünlüğü ile(imla) yer vererek, konuya açıklık getirmek istiyorum:
1- ha ben güneş enerjisinie karşı falan değilim...sadece ütopya olduğunu, henüz dünyanın buna hazır olamdığını düşünüyorum...belki 50-70 sene sonra güneş enerji teknolojisi uczlarsa o zaman belki...ama günümüzde imkansız...sahra çölünün % 3ünün ayna ve merceklerle kapatılmasını pialnlayan bu proje sadece bir fikir jimnastiğidir..o proje keşke hayata geçse...
Samet arkadaş; güneş enerjisi teknolojisi, dediğiniz ileri teknoloji seviyesinde. Haklısınız, nedense, uygulamaya geçirilmeyerek öteleniyor. Bizlerin üzerinde durduğu; küçük ölçekli güneş enerji santralleri ve çatılara konuşlandırılan güneş panelcikleri. İnanın bu yaygınlaştırılsın, güzelim doğamızı katleden şu küçük ölçekli HES(KÖHES)’lerin üreteceğinden fazla enerji tasarrufu sağlanacaktır. Unutma Türkiye’nin güneş enerji potansiyelini boşa harcadığını. Güneş enerjisinden faydalanma isteği asla fantezi değil zorunluluktur. Bunun teknolojisini, biz HES’le harcadığımız paraların dörtte biriyle yaşama geçiriz.
2- eh ben ne diyeyim..diyorum ki eğer petrol ve gaz kartelleri izin verseler nükleer enerji tehlike olmaktan çıkacak..atık diye bişey kalmayacak zaten...yeter ki fosil yakıt lordları izin versin...
Samet arkadaş; Fosil yatakların ömrü bitmek üzere. Şu an serumla yaşamını sürdürüyor; Lortlar seçenek projeleri öteleyip “Nükleeri” gelişmekte ve gelişmemiş olan ülkelere dayattıkların unutma.
3- Nükleer enerjiye sıcak baktığım ve bunu burada açıkladığım için dün burada Faşist, Provakatör, işbirlikçi damgası yediim..Türk milliyeçisiyim..Onurlu ve gururluyum. En iyi devrimciden daha çok sosyal demokrat ve çevreciyim..bunları deklere ettim diye hakarete uğradım...Kendimi savunurken "saldırgan" olmakla itham edildim..Anladım ki bazı kavramlar sadece birilerinin tekelinde ve başkalarının da aynı kavramlara sahip çıktığını hatta kendilerinden fazla sahiplenildiğini görmek onlara biraz rahatsızlık veriyor...Bu grup ne sadece devrimci lerin malıdır ne de başkasının..Grubun ortak noktası isminde saklıdır...Selamlar...
Samet arkadaş; kavramları karıştırma. Devrim çizgi sosyalist çizgidir ve asla Sosyal Demokratlık iddiasında değildir. Olmaz da, olamaz da, çünkü siyaset bilimi ile çelişir.
Güzel cümleler kuruyorsun, fakat güzel şeyler söylemiyorsun. Dahası kendi doğrularını eleştiri kabul etmez şekilde maksimize ediyor, ederken de olguyu ideolojik çerçeveye alarak, doğaya ve doğana olan duyarlılığın ideoloji ile tanımlanamayacağı/tanımlanmaması gerçeğini hiçe sayıyorsun.
Bil ki herkesin doğruları vardır(bireysel doğrular), fakat bir de evrensel doğrular vardır, yani solun da sağın da kabul ettiği doğrular(herkesin ortak doğrusu). Örneğin doğaya ve doğana(canlılara) sahip çıkmak...Ki bunun ölçütü de doğaya ve doğana dost yaşam projelerini gerçekleştirmektir.
Bilinen, alışılan gelen bir vurgu yapmayacağım; ´Japonya son felaketten sonra nükleeri iptal etmeye başladı´ veya ´Almanya, ABD vb ülkeler Nükleer´den vazgeçiyor´ gibisine. Aksine Nükleer´in evrensel bir tehlike olduğunu sen de ben de söylememiz gerektiğini işaret edeceğim….
Nükleeri savunduğuna göre, mühendis olduğunu düşünüyorum(Böyle bir nosyonun yoksa, tartışmaya hakkın yok gibisine antidemokratik tepki gösteriyorum zannetme). Dahası nükleer´i biliyorsun, fakat önlem alınırsa ülkeler için artı getirisi olacağını vurgulamaya çalışan bir kararlısın-Bilmeni isterim ki teknolojide tavan yapmış Japonya bile güvenli nükleer inşa edememiştir..Amerika bile...Ama biz teknoloji eskisi, yani nükleer teknolojide en geri Ruslara bu işi yaptırmaya çalışıyoruz-. Ve, en önemlisi Prof düzeyindeki bir akademisyen olarak, çıkıp “Nükleerde çok geç kaldık, yanı başımızdaki Ermenistan ve Bulgaristan’da eski nükleer santraller tehlikesi var; ne fark eder, tehlike ha sınırlarımızda olmuş, ha içimizde” diyibiliyor ve nükleer’i Anadolumun bağrına konuşlandırmayı savunursa, elbetteki sen de çıkıp….
Evet doğru, ülkemizde birkaç nükleer inşa edersek, HES yapımı durur ve derelerimizi kurtarırız. Fakat sevgili kardeşim, bu yaklaşım; “Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek” bile değildir. ‘Sıtmayı gösterip, ölüme razı etmektir’. Daha net olarak söylemek gerekirse; dereleri kurtarma adına, gezegenin ölümünü hızlandırmaktır…
Laz türkülerinin ve gerçek kemençe ustadı idi o. Dahası kemençe yorumundaki tekniğiyle doruğa ulaşmış(Fr. Virtüöz), herkes tarafından sevilen hoşgörü anıtı Yaşar Turna’yı(1931-12 Ekim 1990) anmadan geçemiyeceğim.
Yaşar Turna Türkiye’de ilklerin sahibi idi de.
O; Laz türküsünü kemençesiyle Türkiye’de ilk ‘Lazca’ plağa okuma yüreklilği göstermiş bir kişilikti(Oropa, masi kçopare, çilveloy, nanayda, vahahay plakları). O, otantik enstrümanımız Kemençeyi batıya tanıtmış bir kimlikti(Avrupa, ABD, Kanada). O, Almanya’ya ilk giden emekçi idi. O, Arhavi festivalinin ışığını yakan idi. O, halk danslarını ‘özellikle, Laz horonu ve Arhavi Deli horonu’ öğreti sürecine sokan kişi idi. O, kendini değil, kentini(Arhavi-Artvin) ve çevresiyle birlikte tüm Türkiye’yi tanıtarak yabancı türistleri tetikleyen bir kültür taşıyıcısı idi. O, Doğu Karadeniz’in ‘Pazar’dan, Sohuma dek yankılanan, yükselen’ otantik Laz melodisi idi.
O, bir efsane idi ve Arhavili idi…
Işıklar içinde yat; ‘Anadolumuzun Laz ozanı, Lazların kimliği, kemençenin piri, dağların derin yeşilinden süzülerek gelen ve Karadeniz dalgalarıyla harmanlanarak yükselen türkülerin gerçek sahibi, büyük üstad, Efsane yürek, Türkiye’nin destansi Laz sesi Yaşar Turna…
İstanbul Plağa okuduğu türkü sözleri:
Ağustozi mulun Atmacaş ora
Vanporomi kale bozo gözgöra
Vamporomna dotkvi başka gobgora
Muço bado so bida e verane
Avliskanis golobitişi ğoma
Yaliz öckedi do icğonti toma
Na idaye yeriz mot extas koma
Muço bado so bida e verane
Jimo doloğeti ontüleş rubas
Mebareyi mu dologicin ubas
Gomdunare dolobantxare tobas
Muço bado so bida e verane
Gündi do giğün çuta si guli yaşı
Sı mündez mavare ma arkadaşı
Jur tolis domaben ma iya yaşı
Muço bado so bidare e verane
Ar destani bçari xelinen juri
Ma muto vamatkven omapşu guri
Tangri çkimi kemiçopi ha şüri
Muço bado so bida e verane
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@gmail.com
evesbere@mynet.com
GSM: 0506 609 00 32
Yazar :Şevket Çorbacıoğlu Yayım Tarihi :12 Ekim 2011 ÇrşOkunma :1300
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı