Artvin Köşe Yazıları
»İyi Tarım İyi Gelecek
Bundan yirmi gün önce bu günleri tahmin ederek sayın Profiterol´a yardım olsun diye aşağıdaki yazımı hamurlu köy sayfasında kaleme almıştım.Bu yazıda söylediklerim bir kehanet gibi bir bir çıkmaya başladı.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının bu konu ile ilgili ilanlarını hemen hemen her yerde görmeye başladık.Sanırım bu ilanlar devletin parası ile verilmiyordur.Çünkü büyük gazetelerde ve reklam panolarında tam sayfa maliyetli ilanlar bunlar.
"İyi Tarım İyi Gelecek" güzel bir slogan ama detaya girince işin rengi ortaya çıkıyor.
Ürün tohum aşamasından üretiminden tüketimine kadar kontrol altına alınıyor.Sertifalı toprak ,sertifikalı tohum, mühendislerin kontrolünde üretim,Hijyen ve teknik şartlarda hasat nakliye depolama vs vs vs.Ne kadar güzel görünüyor değilmi...Evet güzel olurdu bunu sosyal bir devlet anlayışıyla yapabilselerdi.
Bütün bu işlemlerin hepsi bir yatırım ve maliyet gerektiren şeyler.Bu üretim ve dağıtım zincirini değil orta halli bir üretici, büyük üreticilerin bile tek başına altından kalkabileceği birşey değil.Peki ne olacak. Hani sosyal devletiz ya, tarım ülkesiyiz ya ,Bütün bu hizmeti devletin üreticisine ücretsiz sağlayacağını sanıyorsanız yanılırsınız.Bu dediğim ancak gerçekten sosyal devletlerde olur. Bizim gibi kar amacı güden , mirasyedi bir evlat gibi atalarımızdan kalan halkın malını üç kuruşa yabancı sermayaye peşkeş çeken ülkelerde çözüm daha kolay. Bu işi çok uluslu HÜPPER marketlerimiz yapacak...
Küçük üretici Bu şartları sağlayamazsa değil pazar için kendi ihtiyacı için bile üretim yapması suç sayılacak .Üretse bile bürokratik engellerden dolayı pazarlayamayacak.Çünkü üretim pazarlama yetkisi ve gücü bu büyük tekellerin elinde olacak.(Evlerimizin önündeki tavukların katledilişini hatırlayın.Oysa avrupada hala çiftliklerde evlerin önünde tavuklar olduğunu dizilerden izliyoruz).Çiftçi kardeşim ya ekmeyecek ya da kendi toprağında çok uluslu marketlere köle olacak.Bu çok uluslu marketlerin belirlediği fiyatlarda, belirledikleri miktarda, belirledikleri ürünleri üretebilecek.
YANİ ÇİFTÇİMİZ KENDİ TOPRAĞINDA FEODAL TOPLUMLARDAKİ GİBİ DEREBEYLERİNE MODERN KÖLELER OLACAKLARDIR.
Hamurlu köy sayfasındaki yazım;
Kabzımal Şakir efendi
Sebze ve meyva…
Uzmanlar, doğanın insanoğluna hediyesi olan bu nimetlerin bir ilaç kadar önemli olduğunu günde yarım kilo sebze ve meyva tüketilmesini söylüyorlar.
Reçetelerini “Meyve ve Sebzelerin gizli Güçleri” adlı kitapta toplayan Jay Kordich, tüm ilaçların muhteviyatının sebze ve meyvelerden elde edilebileceğini söylüyor.
İncir: Barsakları çalıştırır. Elma: böbrekleri temizler. Kayısı :Kan yapıcıdır.Muz: Kalbe ve kas sitemine iyi gelir. Üzüm:Karaciğeri temizler.Bu böyle uzayıp gidiyor.
İnsan yaşamı için bu denli öneme haiz olan maddelerin üretimi,depolanması,nakliyesi,paketlenmesi pazarlanması hepsi bu alanlarda eğitim almış bilinçli elemanlara ihtiyaç duyulan devinimler.
Oysa bizde öylemi bakalım…
Kabzımal Şakir efendi kamyonuyla yanaşır… Hacı memetin karpuz tarlasına.Milli takım kalecilerini bile ortadan çatlatacak bir yetenek ve aksiyonla, tarladan aldığı gibi hoop kamyonun kasasına.Havada toz bulutu.Çırak karpuzun üstüne sevdiğin adını yazar…
Keşke imkan olsaydı da, Şakir efendiye sebzelerin hasat işleme nakliye ve depolama koşullarının içerdikleri doğal antioksidan ve antioksidan etkilerini.Sağlıklı işleme hasat ve depolama işlemlerinin optimize edilmesiyle ancak istenilen antioksidan aktivitesinin sağlanabileceğini anlatabilseydik…
Keşke Hacı Memet ve Şakir efendi bu işleri profesyonel Minimally Processed Refrigerated Fruits and Vegetables şirketi gibi yapabilseydi.Sağlıksız kamyon kasalarında, sağlıksız depolarda, sağlıksız pazar tezgahlarında satılan karpuzun yerine hijyenik vakumlu poşetlerde dilimlenmiş dilim dilim satılan abu hayatlardan yiyebilseydi halkımız.
Kabzımallık sistemi geçmişteki iktidarların politik kabızlığının bir mirası olarak çoktan tarihin sayfalarına karışmalıdır.
Şimdi siz yine dersiniz sen üretici düşmanı revizyonist…
Oysa ben bir Anadolu sevdalısıyım. Pinpon topu payanda değil.
Re tekrar Zülfü yare dokunduysam affola.
Bu iletiye not veya yorum yazın
Orhan Aksu Ekledi:
6 Ocak 2010 Çrş Saat: 18:37:07
Yakın zamanda üreticinin tarlasından malı alarak en azından ayakta kalmasını sağlayan pazarcılık ve kabzımal sisteminin de yakında köküne turp suyu sıkılacak gibi görünüyor.Eczacılık sistemi gibi. Bu küçük üreticiler de böylece yok edildikten sonra , sağolsunlar bizi düşünen çok uluslu friutçularımız bu işi de daha teknolojik yaparak bize sağlıklı vakumda dilim karpuzlarımızı ve tane ile elmamızı ,armudumuzu yedirerek gereğinden fazla meyva yiyip amel olmamıza da engel olacaklardır
Yazar :Orhan Aksu Yayım Tarihi :25 Ocak 2010 PtsiOkunma :957
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Ocak
25
PtsiHaydar Bibinoğlu İyi Tarım İyi Gelecek için dedi;
Orhan Kardeş,
Halk adına hep başkaları düşündü. Halk adına onlar karar verdi. "Onlar ki yılandır, onlar ki çıyanlardır/Onlar umutlara kıyanlardır." Ne beklenir onlardan?
Cumhuriyetin tüm kazanımlarını "babalar gibi" satan onlar değil mi? Pancar tarımını bitiren, fındık üreticilerini beş paraya muhtaç eden kim?
Ne yazık ki yoksulluk içerisinde debelenenler de oylarını satıyor onlara. Ülkenin varlıklarını satarak halkın oylarını toplayan başka bir parti var mı dünyada?
İşte bizim acınacak hâlimiz...



Sayfa Başı