Artvin Köşe Yazıları
»Milli Orgazm
Uruguaylı düşünür Eduardo Galeano futbolda golü orgazma benzetir,“Gol futbolun orgazmıdır” der. Bu benzetmenin, kuşkusuz insanın cinsel dünyasında yaşadığı “mutlu olma ve kendinden geçme hali”yle bir ilişkisi yoktur. Futbol fanatiği haline getirilmiş milyonlarca insanın toplu olarak kendilerinden geçme durumuna işaret edilmiştir. Bu da karşı kaleye atılan gol anında olmaktadır. Sonuçları ise şovenizm, ırkçılık ve ilkel milliyetçilik olarak ortaya çıkar. Öldürme ya da yaralamaya kadar varan gösterilerde, toplulukların kendini kaybetme hali yaşanır. Resmi rakamlara göre ülke nüfusunun beşte birinin silahlı olduğu bir ülkede, toplumu nasıl tehlikelerin beklediğini tahmin etmek zor değildir. Nitekim her önemli maçtan sonra birkaç kişi mutlaka ya yaralanmakta ya da hayatını kaybetmektedir.
Son Avrupa Şampiyonluğu maçlarında bu durumu hep birlikte tanık olduk. Türkiye Milli Futbol Takımı’nın yarı finale çıkması, yetmiş milyonluk ülkeyi “toplu orgazm” olma haline soktu. Silahlar patlatıldı, insanlar öldü ya da yaralandı. Sabahlara kadar alkolle kendinden geçmiş toplulukların bağırtılarını dinlemek zorunda kaldık. Neyse ki “Türk’ün Gücü” Almanya maçında “düşük” yaptı da daha fazla toplu çıldırma hallerine tanık olmadık.
Her milli maç ya da lig maçı sonrası yaşanan bu tür olayları “bir avuç fanatiğin işi”, “holiganların marifeti” diye değerlendirmenin de bir anlamı kalmamıştır artık. Bugün takım tutan, bir takımın taraftarı olan herkes potansiyel holigandır, peşinen fanatiktir. Çünkü futbol spor olmaktan çıkmıştır. Daha da önemlisi kirletilmiştir. Kirlenmeyen, karanlık işlere ya da kara paraya bulaşmayan tek bir futbol kulübü kalmamıştır. Futbol kulüplerinin ya da milli takımların düzeyli, aklıselim ve kaliteli taraftar yaratmak gibi bir amaçları da bulunmamaktadır. Hedeflenen ise daha çok taraftar, daha çok seyirci ve bunun sonucunda daha fazla para kazanmaktır. Siz hiç, taraftarlarına eğitim veren, onları spor kültürü açısından geliştirmek için etkinlik yapan bir futbol kulübü gördünüz mü?
Futbol, bir yandan çok büyük paraların döndüğü ve yoğun sermaye birikiminin yaşandığı önemli bir sektör halini almışken diğer yandan da kitleleri uyutma aracı haline getirilmiştir. Ülkelerin yanlış giden toplumsal, siyasal ve ekonomik gerçeklerinin üzerinin örtülmesi işlevi yüklenmiştir. Sosyal yaşamda “insan olarak” kaybedilen kimlik ve kişiliklerin statlarda birkaç saat çıldırmayla bulunamayacağı artık anlaşılmalıdır. Futbol kirli bir politikadır ve kitleleri denetlemenin/yönlendirmenin en önemli araçlarından biri haline gelmiştir.
Bu durumu, tarihten örnekler vererek doğrulamak da mümkündür. İspanya’yı faşist bir rejimle yıllarca yöneten diktatör Franco, “bana yüz bin kişilik bir uyku tulumu yapın” emrini verdiğinde, Real Madrid kulübü için Barnebeau Stadı yapılmıştır.
Yine bir başka diktatör Salazar, Portekiz’de uzun yıllar nasıl iktidarda kalabildiği sorulunca 3F formülünü vermiştir; yani futbol, fiesta, fado… Futbol, bildiğimiz futbol. Fiesta, Brezilya karnavalları gibi büyük eğlence etkinlikleri. Fado ise bizdeki arabesk müziğine benzer bir tür müzik.
Adorno, “kitleler eğlenirken düzene daha fazla teslim olurlar” demişti. Bugün Türkiye de futbolun, arabesk müziğinin ve eğlence sektörünün bu kadar yaygınlaştırılmasının ve tükettirilmesinin hiç de tesadüf olmadığı, planlı ve örgütlü bir şekilde geliştirildiği gün gibi açıktır. Amaç, hiçbir şeyin düzgün işlemediği bu haksız ve adaletsiz düzene kitlelerin daha fazla teslim olmasını sağlamak ve gelişebilecek toplumsal tepkileri başlamadan bitirmektir.
Başta futbol olmak üzere sporun tekrar gerçek anlamda spor olarak insanla buluşması bir mücadele sorunudur ve kapitalist düzende bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Ne zaman ki insanın insanlaşma mücadelesi zafere ulaşır ancak o zaman spor da gerçek işlevine geri döner ve insanla buluşur.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :26 Nisan 2010 PtsiOkunma :1975
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Mayıs
1
CtsiHasan Özbek Milli Orgazm için dedi;
Mehmet Ali Bey,
Yazınızı dikkatle okudum. Benim konuyla ilgili düşüncelerime tercüman oldunuz. Yaşadığımız kapitalist dünyanın insanı her yönden kuşatan, boğan, cendereye alan, yok sayan, köleleştiren sürecinde insanların biriktirdiği steslerini boşaltan, yine kaldığı yerden onları sömürmeye devam eden iyi düşünülmüş bir organizasyon... Spor olmaktan uzak, kitleleri kontrol altında tutmaya yönelik bir düzen. Tabi ki çok büyük paraların döndüğü, yine faturası yoksul halka çıkarılmış bir tuzak...
Finlandiya Devrimininin ünlü eğitimci lideri Şnelmann, o dönemde İngiltere tarafından sahneye konan "futbol" furyasının ardındaki kandırmacayı, oyunları görmüş ve " bize bacağı öküz bacağı kadar güçlü insanlar kadar aklı, fikri de gelişmiş, proje üreten ve ülkemizi dünyada bir numara yapabilecek beyin gücü gelişmiş insanlar lazımdır." diyerek halkını tehlikeye karşı uyarmıştır. Ya bizim ülkemizdeki durum nedir? Çocuklarımıza kanıksattığımız "ya topçu ya popçu olacaksın, kurtuluş bu ikisindedir." mantığından öte...
Sevgiler, saygılar dost kalem...
Nisan
27
SalıHaydar Bibinoğlu Milli Orgazm için dedi;
Bir zamanlar, ben de futbol izlerdim televizyonlardan. Üç Büyükler´i tutmadım hiç. Küçük takımların başarısı sevindirdi beni her zaman.
Yıllardır futbol izlemiyorum. Dahası, nefret ediyorum. Her galibiyetin ardından atılan silahlar, ortalığı velveleye veren taraftarlar, yaralamalar, ölümlerdir nefretimi körükleyen. Zamanla, ulusal takımın bile başarısına sevinmez oldum. Bir tek kişi bile ölecekse ulusal takımın yenilmesini yeğledim.
Futbol sevenlere, aşırı bir duyarlılık olarak gelebilir bu durum. Umurumda değil...
Çoluk çocuğunu nasıl doyuracağını dert etmeyenlerin; tuttuğu takımın başarısı için kendini parçalaması, aptalca geliyor bana.
Nisan
26
PtsiMehmet Ali Yazıcı Milli Orgazm için dedi;
Yorumlar için teşekkürler...
Nisan
26
PtsiNamık Tipioğlu Milli Orgazm için dedi;
"...Roberto Carduna,son dakikada Honduras´ın galibiyet golünü kaydederken,aynı anda 18 yaşındaki Amelia Bolenias,El Salvador´da televizyonunun başında oturuyordu.."
"Birden ayağa fırladı,babasının tabancasının durduğu çekmeceye koştu.Sonra kendini kalbinden vurdu..."
Ertesi gün,Salvador gazetesi El Nacional,"GENÇ KIZ VATANININ YIKILIŞINI GÖRMEYE TAHAMMÜL EDEMEDİ" başlığıyla çıkıyordu!
Tarih,8 Haziran 1969 idi.
Bu "futbol" savaşı 14 Temmuz 1969´da başlamış,18 Temmuzda sona ermiştir.
"100 saat savaşı" diye de bilinir.
2100 sivil bu "savaş"ta ölmüştür.
Özet:Futbol oynanırken AKIL DURUYOR!
Hep şaşırmışımdır; neden, en fanatiklerimiz en "entellektüel"lerimiz arasından çıkıyor!
Bu "oyun"un arka planındaki sosyo-ekonomik gerçekleri az çok bildiğim için ,yinelemek istiyorum;
Her şeyi,ama her şeyi "metalaştıran" anamalcı üretim biçimi ,elbetteki sporu,özellikle de futbolu metalaştırmıştır.Bunun tersi,anamalcılığın felsefesine aykırı olurdu zaten...
Ama,diyorum ki;
Hiç olmazsa "bizler" bu akıl tutulmasının dışında kalalım!
NOT:Bu yorumun, Sayın Yazıcı´nın yazısı ile bir ilgisi olmayıp,yanlış "yere" yazılmıştır...
Nisan
26
PtsiKadir Tipioğlu Milli Orgazm için dedi;
Sayın Mehmet Ali Yazıcı ;
“Bugün takım tutan, bir takımın taraftarı olan herkes potansiyel holigandır, peşinen fanatiktir. Çünkü futbol spor olmaktan çıkmıştır.”
Evet bir futbol takımının taraftarıyım. Bu nedenle de potansiyel bir holiganım!
(Holigan: Özellikle futbolda fanatizmi besleyen ve çevreye zarar vermeye eğilimli taraftar, serseri, hayta.)
Genellikle bu tür yaklaşımlar daha çok futbolu sevmeyen, futboldan nefret eden aydınlarımızda görülüyor.Ve en klişe örnekleri de Salazar’ın 3 F’si oluyor.
Elbette futbol büyük bir endüstri ve rant kaynağı. Elbette kara para aklama merkezlerinden biri…
Ama bunların hiç biri futbolu izlememizin ,içinde olmamızın önünde bir engel değil.
Messi’nin çalımlarındaki inceliği, İvankov’un müthiş baskı altında bile serinkanlılığını, Alex’in futbol zekasını, Ulusal takımın şampiyonadaki her maçta küllerinden yeniden doğmasını konuşmak……
Size göre uyutulmuş bir toplumun bireylerine özgü bir durum sanırım…
Tabii bizim esamemiz okunmaz.Bakalım potansiyel holiganlar arasında kimler varmış:
Nabokov , Umberto Eco , Albert Camus, Gabriel Garcia Marquez, Fethi Naci,Cemal Süreya: Behçet Necatigil
Hoş geldiniz!
Nisan
26
PtsiZeycan Sarıkız Milli Orgazm için dedi;
Mehmet bey, hoşgeldiniz.
Akıcı yazılarınız için teşekkürler. henüz hepsini de okuyamadım ama vakit yettikçe memnuniyetle okunacak şeyler hepsi de...sağolun.
Nisan
26
Ptsimehmet Ali yazıcı Milli Orgazm için dedi;
Teşekkürler...hoş buldum...
Nisan
26
PtsiNamık Tipioğlu Milli Orgazm için dedi;
Sayın Yazıcı;
Teşekkür ediyorum size...
Yürekten bir "hoşgeldin"le birlikte.



Sayfa Başı