Artvin Köşe Yazıları

İnsanı Anlamak
Yazar : Mehmet Ali Yazıcı


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Toplum



»İnsanı Anlamak


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

İnsanlık tarihi aynı zamanda insanı anlamanın ve “insanlaşma”nın da tarihidir. İnsanlaşma ise insanın kendini anlama arzusu, tanıma ve tanımlama çabasıyla başlayan bir süreçtir. Bu süreç, insan türünün ortaya çıkmasından bu yana devam etmektedir, çünkü insanı anlamaya/tanımaya/tanımlamaya yönelik kesin bilgilere henüz ulaşılabilmiş değiliz. “İnsan nedir?” sorusu tarihin hemen hemen her döneminde, özellikle sosyal bilimlerin konusu olmuş, birçok filozof ve düşünür bu soruya anlamlı yanıtlar bulmaya çalışmışlardır.

Gramsci, “İnsan Nedir?” sorusunu sorar ve bu soruyu şu şekilde yanıtlar: “Aslında şunu sormak istediğimizi anlarız: İnsan ne olabilir? Bu ise, kendi kaderinin efendisi olabilir mi, kendini yaratabilir mi, kendi hayatına biçim verebilir mi anlamına gelir. Öyleyse insan bir süreçtir ve tam olarak kendi edimlerinin sürecidir diyelim.”

İnsan bir süreç olduğuna göre insan bilgisine tam ve kesin olarak ulaşmak da mantıken mümkün değildir. Bu nedenle sosyal bilimler insanı tanıma ve anlama konusunda “insan, kendini yorumlayabilen bir varlıktır” tanımı üzerinden hareket etmektedirler. Bu soru aynı zamanda felsefenin de sorusudur. Çünkü felsefe, tarih boyunca “varlıkla düşünce” arasındaki ilişkiyi kendine konu edinmiştir.

Sosyal bilimler arasında yer alan psikoloji ve psikolojinin uygulama biçimi olan psikiyatri ise “insanın bilinebilirliği ve değiştirilebilirliği” iddiasını ileri sürmektedir.

İnsan tarafından oluşturulan bilimler ailesi içerisinde (A.J.Ayer’in hayli ünlü makalesinin adıyla belirtecek olursak, “bilim öznesi olarak insan” görüşünün toplum bilimler için yalnızca olası değil aynı zamanda tek itibarlı amaç olarak görülmesiydi) psikoloji ve psikolojinin uygulama alanlarından biri olan psikiyatri, “insan bilgisini üretmekte, hem de bu bilgilere dayalı olarak insanı yorumlamada bilimsel yaklaşımın temelini oluşturduğu” iddia edilmektedir. Bu bilimlerin etkinlik alanları ve çabaları, bir başka insanı yorumlayarak anlamaya çalışmaktır. Bunun için de bu alanda gerekli bilgileri oluşturur, biriktirir ve kullanırlar. Bunu yaparken de, bireyin içinde bulunduğu siyasal, kültürel, toplumsal ve ekonomik atmosferi sürekli göz ardı ederler.

Erdoğan Özmen, “Psikiyatri, Psikoloji, Politika” adlı kitabında bu durumu kesin bir dille eleştirerek “(P)sikiyatri/psikolojinin birey bahsinde (temel bir varsayım olarak) taşıdığı felsefi bağlamın burjuva düşünme biçiminin temel dayanaklarından birisini oluşturduğu, toplumsal eylemin/dönüşümün odak noktasına ‘birey’i yerleştirerek bir anlam kaydırıcı vazifesine memur olduğu, toplumsal bütünlüğe dair analizler karşısında epistemolojik bir mevzi olarak gördüğü ileri sürülebilir.” demektedir.

Dilthey, psikiyatride hasta-hekim ilişkisi içerisinde değil de, genel olarak anlama kavramını şu şekilde açıklamaktadır: “Her bir tekil insani ifade, birçok kimse için ortak olan bir şeyi ve bu nedenle de nesnel zihin alanının bir bölümünü temsil eder. Her bir sözcük ya da cümle, her bir jest ya da iltifat tarzı, her bir sanat eseri ve her bir tarihsel eylem, yalnızca kendisini ifade eden insan ile onu anlayan insan, ortaklaşa paylaştıkları bir şeyle birbirlerine bağlı olduklarından dolayı anlaşılabilir; birey, her zaman, bu ortak alanda yaşar, düşünür, eylemde bulunur ve aynı zamanda anlar.”

Bu tanımlamadaki ilişki tarzı, psikoloji ve psikiyatride görülmez. Psikoloji ve psikiyatrideki tek amaç karşıdaki insanı anlamak değildir. Hedeflenen şey, anlaşılan noktadan sonra o insanı değiştirmeye yöneliktir ve asıl tehlike de bundan sonra ortaya çıkmaktadır. Anlaşılan ve var oluşsal (nesnel) bilgisine tam olarak ulaşılan şey, değiştirilmeye/dönüştürülmeye açıktır. Bu ilişki tarzı ya da daha doğrusu müdahale tarzı, “insan bilinebilir” iddiasına dayanır. İnsan bilinebildiğine göre, insanda ki yerleşik değerler dışında gelişen yanlış/anormal kabul edilen davranışlar ve düşünce biçimleri de değiştirilebilir. Ancak, böyle bir müdahalede bulunabilmek için insana dair bilgilerimizin doğru ve kesin olması gerekir. Oysaki bu bilgilerin ve müdahale yöntemlerinin hiçbirinin doğruluğu ve kesinliği test edilmiş değildir.

Bunun eleştirisini var oluşçu bir psikolojiye yönelen psikologlar yapmışlardır. Pozitivizmin yöntemine yönelik şüpheler öteden beri dile getiriliyordu. “Tüm insan davranışlarını yasa benzeri, nedensel terimlerle açıklamak-R.D.Laing ve arkadaşlarının özellikle protesto ettiği gibi-normal dışı davranışlarda sorulacak sorunun, her zaman hangi yanlış işlevin(malfunction) ona neden olduğunu var saymaktır. Fakat bu, söz konusu olan davranışının, dünyayla baş etmeye çalışmanın bir yolu olarak, stratejik olabileceği özelliğini gözden kaçırır. Bu gözden kaçırmanın da, bilinçli özneler olarak ele alınmaları gerekirken, aktörleri, manipülasyon nesnelerine indirgemek olduğunu ileri sürer Laing.” (Aktaran, Quentin Skinner, Teorinin Dönüşü)

İnsan bilgisi söz konusu olduğunda doğru nasıl tanımlanabilir? Öyle ya, doğru bilgiye sahip olmadan bir başkasına müdahale hakkı kabul edilemez ve haklı da gösterilemez. Bilimin kabul ettiği gibi, insan bilgisini düşünce üretmek mümkün ancak bu bilginin doğruluğunu maddi yaşamın içerisinde sınamak ve test etmek zordur. Zorluk, bu bilgilerin doğruluğunu denerken karşımızdakine zarar verme ihtimalinden kaynaklanır. İşte bu durum, tüm psikiyatri ve psikoloji alanın da çok önemli tartışmalar neden olmaktadır.

Bu noktada, felsefi açıdan “doğru” kavramına nasıl yaklaşıldığını ve nasıl tanımlandığını kısaca gözden geçirmek gerekiyor.

“Doğru” kavramı daha çok doğa bilimlerinin kullandığı yöntem temel alınarak tanımlanmaktadır. Doğa bilimlerinde “doğru bilgi”ler tek tek örneklerden yola çıkılarak ve bilimsel yönteme dayalı olarak evrensel yasa ve kuramlara ulaşmaktır. Bu yöntemle ortaya çıkarılan ve doğrulanan sonuçlar, bizim o olay ve olgulara yönelik doğru bilgilerimizdir.

Bilimdeki pozitivist anlayış, aynı yöntemin insan bilimlerinde de (özellikle psikolojide) uygulanmasını savunmaktadır. Bu öneri büyük oranda kabul görmüş ve uzun süre insan bilimleri alanında etkili olmuştur. Bir dizi şaşırtıcı ve ilginç olguyu açıklamak, onların oluşum süreçlerinin ve meydana gelişlerinin bilinen bir doğal ya da istatiksel yasadan çıkarılabileceğini ve böylece “ön-denebileceğinin gösterme sorunu olarak ele alındı.” Bu analiz, toplum bilimcilerini, toplumsal olguları açıklarken, tek kabul edilebilir bir temel olarak düzenlilikler aramaya yönlendirdi. Buna paralel olarak da, “onların, insan eylemlerinin, prensipte doğa olaylarının açıklanmasına benzer bir yolla değerlendirilmemesi ve açıklanmaması için hiç bir nedenin olmadığına inanmalarını da gerektirdi.” (Alıntılar, Quentin Skinner age.)

Doğa bilimlerinin kendilerine konu yaptıkları tek tek ortaya çıkan olaylar maddi dünyanın içindedir yani insanın dışındadır. Somut ve görünebilirdir. İnsanın ruhsal durumunu yani iç dünyasını konu eden bilimler ise, deyim yerindeyse görünmez olanla yani insanın içindeki yaşantılarla ilgilenirler. “Doğayı açıklarız, ruh olaylarını ise anlarız.” diyordu Dilthey. Doğa bilimlerinin nesnel dünyası ile ruhsal bilimlerin konusu arasındaki büyük ayrılığı ve onların kavranılmasının da çeşitli olacağına vurgu yapmak istiyordu. Dilthey’e kadar yapılan ruhbilim çalışmalarında amaç bilgiye yönelikti. Dilthey’in öne sürdüğü yeni ruhbilim tanımlaması ise “anlama”ya yöneliktir ve anlamaya erişmeye çalışır.

Son yıllarda, mutlak doğru hevesinden oldukça uzaklaşan doğa bilimleri şu şekilde savunulmaktadır: “Doğa bilimcileri, tikel gözlemleri kümelendirme ve bir düzen (kosmos) varsayımı çerçevesinde anlamlandırma, böylece, kesinlik iddiası kuşkulu olsa da işe yarar bilgileri ve iletişim ortamında iletilebilirliğini sağlama açısından diğer bilgi türlerine göre bir üstünlük sağlamaktadır. Üstelik, doğruların kanıtlanabilirliği ile yetinmeyip, öyle önermeler içinde formüle ediliyor ki, bunların Popperci anlamda yanlışlanabilmeleri de mümkündür.”

Geçerken, Popperci yaklaşıma da kısaca değinmek gerekiyor. Popper, bir inancın doğru bilgi olabilmesi için tek koşul olarak, o inancın yanlışlaşabilmesi için düzenlenmiş “önemli bir deney”e sunulmasını ve bu testi başarılı olarak geçerse, bilimsel olarak itibarlı olacağını ileri sürer. Eğer bir önerme-ya da kuramda yer alan önermeler yığını-yanlışlanabilirlik testinde başarısız olursa ya da yanlışlanabilirliğe sunulduğunda başarılı olmadığı kanıtlanırsa, sözünü ettiğimiz önermenin hiç bir anlam ifade etmediğinin açık bir göstergesini elde ederiz.

Bu tanımlamayla birlikte, toplumsal bilimler, “bildirisel olarak olgusal olanı, salt normatif ya da metafiziksel olan iddialardan ayırt etmeye ilişkin hazır ve kolay bir yolun kendileri için sağlanmış olduğunu gördüler ve böylece kendilerini hakiki bilimler olmaya doğru yönelen dar ve sınırlı bir patikaya yerleştirdiler.” “Açık toplum ve düşmanları” konusundaki polemiğinde bizzat Popper bu ayrımlar üzerinden kışkırtmalarda bulundu. Marksizm, psikanaliz ve ütopyacı toplum felsefesi tarihin çöplüğüne atılırken, yalnızca “bölük-pörçük” ampirik araştırma öneriliyordu.

Bu tartışmalara yönelik gelişen tepkiyi Quentin Skinner, “Teorinin Dönüşü” başlıklı makalesinde şu şekilde değerlendiriyor: “Bu genel dönüşümler arasında, belki de en önemli olanı, doğa bilimlerinin toplum bilimlerinin pratiği için uygun hatta geçerli bir model sunduğu varsayımına karşı yaygın bir tepkidir. Büyüyen şüphenin en büyük yansıması, insan davranışlarının açıklanması ile doğa olaylarının mantıksal olarak farklı girişimler olduklarına ve böylece tüm başarılı açıklamaların aynı tümdengelimci modeli ifa etmesi gerektiğine dair pozitivist inancın temelde yanlış kavrandığına ilişkin bir düşüncenin dirilmiş olmasıydı.”

Sonuç olarak, kontrollü bir şüphecilikle karşımızdakini bilmek ve anlamak her zaman olanaklıdır. Burada gözden kaçırılmaması gereken tutum, karşımızdakini kendi gerçekliği içinde ve anlam dünyasında ele alıp anlamaya çalışmak ve farklı bir birey olduğunu unutmadan, bireysel seçimleri ve kişisel özellikleri çerçevesinde görmek, kendi değer ve anlam dünyamızı işin içine katmamaya özen göstererek tanımaktır.

Mehmet Ali Yazıcı

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
2 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 5 yıldız aldı.


Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :26 Nisan 2010 PtsiOkunma :1749

« Aydın Üzerine

Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapita »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yazıcı

15.11.1966 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Öğdem köyünde doğdum. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Yusufeli’de okudum. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden önlisans diploması aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ne girdim. Üniversitenin Öğrenci Derneği’nde ki çalışmalarım ve siyasi faaliyetlerimden dolayı birçok kez gözaltına alındım. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, hakkımda davalar açtı. 1991 yılında aranır duruma düştüm. Altı yıl arandım.1997 yılında Ankara’da bir operasyonda yakalandım. Dört yıl yargılandıktan sonra Ankara DGM tarafından 15 yıl ağır hapse mahkûm edildim. Kararı Yargıtay onayladı. Ankara Ulucanlar, Ermenek Özel Tip ve Sincan F Tipi Hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl yattım.2004 yılının Kasım ayında, TCK’ da yapılan yeni düzenlemelerden dolayı özgürlüğüme kavuştum. 2009'da Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdim. Birçok gazete ve dergide çeşitli konularda yayınlanmış yazılarım bulunmaktadır. "Sen Hiç Ağlamazdın" adında, Anarres Yayınlarından(Ankara-Haziran 2007) çıkan bir şiir kitabım vardır. Günlük çıkan Suluca Karahöyük Gazetesine (Hacıbektaş), aylık Özgürlük ve Uzun Yürüyüş Dergilarine yazılar yazdım. Red Dergisi'nde yazılar yazıyorum. “Köşesiz Yazılar” adında bir kitabım yayına hazırlanmaktadır.
yazici66@yahoo.com

Diğer Yazıları

  • Hakikate Dayanacak Gücüm Vardı
  • “Eşekliğin Teorisi” Vesilesiyle; Bilinç
  • Ranta Dönüştürülen Acılarımız!
  • Libya'da Neler Olacak?
  • 12 Eylül Darbesi ve Mankurtlaşma
  • Mankurtlaşma Ve Seçim
  • 1 Mayıs'ın Doğuşu
  • Yeniden Özgür Gündem
  • Açıklama
  • "Sevgililer Günü" ya da Kapitalizmin Tükettirme Sevgisi
  • Susmayacağız!
  • Açıklama
  • Nerdesin Ey Umut!
  • Orospulaşma...
  • DEV-GENÇ, Mücadele Demektir
  • Sokaktaki Devrim
  • Otobüste Kullanılmayan 50 Kuruşlar Ne Oluyor ?
  • Bilinç ve Bilinçaltı Üzerine Notlar
  • 'Sol'um Süründürür
  • "Devrim Yapılmaz, Devrim Olunur!"(*)
  • Artvinli ve Tuncelili Olmak;
  • Haliç Devletinin Avcı Simon'u
  • Bilim ve Felsefe
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Parfüm Orucu Bozar mı Hocam?
  • Said Nursi'nin "Sol"daki Müritleri
  • Çağın Gerisine Doğru Bir Sıçrama; İran Devrimi
  • Olgu İnsan
  • Kültür Ve Mücadele
  • Sahte Kavga Sahte Kahramanlık
  • Bir Hasan Cemal Kitabı
  • Fearari'sini Satan Bilge
  • "Şu Çılgın Türkler" Romanı Üzerine Notlar
  • Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun
  • Bana gelen Mektuplar-7
  • 'Tarafsızlık' Düşüncesi Üzerine Notlar
  • Her Hangi Birine Bir Mektup
  • Bana Gelen Mektuplar-6
  • Bana Gelen Mektuplar-5
  • Bana Gelen Mektuplar-4
  • Gelirsen Bir Mevsim Getir, Adı İlkbahar Olsun
  • Bana Gelen Mektuplar-3
  • Bana Gelen Mektuplar-2
  • Adorno´nun Anti-Tezi
  • Sevgi Üzerine
  • Bana Gelen Mektuplar-1
  • Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler...
  • Filistin Tarihi Ya Da Bir Halkın Acı Dolu Dramı
  • Bekir Kilerci ve Hatırlattıkları
  • Eleştiri, Özeleştiri ve Sol
  • Din mi? Bilim mi?
  • Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri
  • Sol'da Birlik (Gerekli mi?)
  • Bireycilik Toplumsalın Ölümüdür
  • Anadolu
  • Sanat Ve Politika
  • Edebiyata Dair Üç Soru
  • Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç
  • Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD
  • Mustafa Kemal, Tam Bağımsızlık ve AB
  • Yeni İnsan ve Yeni Kültür Üzerine
  • Yanlış hayat doğru yaşanmaz
  • Hukuk mu Dediniz!
  • İnsanlığın Sorunlarının Çözümü Marksizimde Yatıyor
  • Cumhuriyet Döneminin Beş Tabusu
  • Çözülme
  • Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!
  • Egemenlerin Kronik Korkusu;1 Mayıs
  • Ergenekon; Elma Dersem Çık!
  • Cumhuriyet'in Karanlık Yüzü
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Yeni Liberalizm Nedir?
  • Kal Gittiğin Yerde...
  • Öğretmen İmama Yenildi(mi)?
  • Grupsal Davranış Tarzı Nasıl Olmalıdır?
  • İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!
  • Popüler Kültür ve Tüketim
  • Burjuva Demokrasisi Rıza Üretir
  • Anlaşılmak Üzerine
  • Aydın Üzerine
  • İnsanı Anlamak
  • Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapitalizmi
  • Kapitalizm ve Çevre
  • Okullar Açıldı; Paralı ve Ezberci Eğitime Kaldığı Yerden Devam
  • Medya; Yalanın İktidarı
  • Milli Orgazm
  • Küresel Sömürüde Kadına Biçilen Rol

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 17 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 1200 tekil kişi,11855 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222466 tekil kişi, 10803716 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.210 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:


Sayfa olusumu: 0,5625 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 07:54:40 Css | Sayfa Başı