Artvin Köşe Yazıları
»Ergenekon; Elma Dersem Çık!
Kaç zamandır Ergenekon Operasyonlarıyla yatıp kalkıyoruz. En son altıncısı yapıldı ve içlerinde iki emekli orgeneralinde bulunduğu birçok kişi tutuklandı. Herkesin bildiği gibi operasyonların başlatılma nedeni “yeni bir darbe” planlamasının açığa çıkarılmasıydı! İddia buydu ama ortaya çıkan resme bakıldığında, böylesi bir darbe örgütlemesinin içinde olması gereken esas unsurlar (görevi başında olan askerler yani esas oğlanlar) sanki bu işin dışında tutuluyor gibiydi.
Cumhuriyet tarihinde üç gerçekleşen ve sayısını kimsenin dahi bilmediği birçok gerçekleşmeyen ama düşünülen, düşünüldüğü ortaya çıkan, toplumsal hayata yansıyan, muhtıralara dökülen, post-modern olan, olmayan onlarca darbenin planlayıcıları hep görevleri başında ki askerler olmuştu. Şimdi karşı karşıya olduğumuz Ergenekon adı verilen darbe girişimi ne mene bir şeydir ki gözaltına alınanlar ya da tutuklananlar içinde muvazzaf tek bir asker bulunmuyor.
Bunun nedeni acaba Ertuğrul Kürkçü’nün yazdığı gibi Başbakan ve Genelkurmay Başkanının Dolmabahçe görüşmesinde varılan mutabakat mı? Yani Dolmabahçe uyuşması devam mı ediyor? Kanaat odur ki bu süreç devam ediyor ve o günden bu güne Hükümet ve Ordunun karşılıklı suskunluğu uyuşmanın çok derin olduğu haberini veriyor.
Ülkeyi gerçek anlamda yöneten Oligarşik ittifak içerisine katılmak isteyen muhafazakâr-İslâmcı Anadolu burjuvazisinin temsilcisi AKP ile Ordu arasında ki “bilek güreşi” kısa sürmüştür. Hükümet, dolayısıyla AKP ve Ordu çıkarları açısından anlaşmışlardır.
İki noktadan dolayı: Bir; AKP’ye açılan dava kapatmayla sonuçlanacaktır ancak parti tabanı daha da güçlenecek ve yeni bir partiyle yola devam edilecektir. Egemen güçlerin kısa dönemde, AKP dışında ortaya çıkarabilecekleri bir siyasi parti seçeneği bulunmamaktadır. Bu yüzden bugünkü AKP cephesiyle bir dönem daha işi götürmek zorunluluğu zuhur etmektedir. Bu durum, Hükümetin, dolayısıyla AKP’nin işine gelmektedir.
İki: Asker cephesinden gelişen kaygıların giderilmesi içindir. Ordu, özellikle Güneydoğu’da yaşanan savaştan dolayı yıpranmış, Şemdinli vb. olaylarda kamuoyunu ikna edememiştir. Ayrıca adının sürekli darbelerle anılıyor olması güvenirliğini iyice azaltmıştır. Yapılan kamuoyu yoklamaları da bu durumu doğrulamaktadır. Ergenekon Operasyonunun altıncı etabı sayılan, içlerinde emekli orgenerallerin de bulunduğu tutuklamalar, birkaç emekli asker feda edilerek Ordunun imajını yenileme isteği olarak kabul edilmelidir. Böylece “Darbeci Ordu” imaj ve etiketinden kurtulmuş olunacaktır.
Statükocu Ulusalcıların, “şeriat geliyor” tehdidiyle bir araya getirdikleri güçler dağılmıştır. Ülke için gerekli kılınan “şeriat tehlikesi” uyarısı yumuşamaya girmiştir. Ordu, laik, anti-laik çatışmasını rafa kaldırmış, seçenek üretememekten dolayı (çünkü bugün fiilen oluşturulabilecek askeri bir darbenin dış şartları mevcut değildir, darbeden başka da yapacağı bir şey yoktur) Anti-laik güçlerin temsilcisi olan Hükümetle analaşmıştır. Bu da, daha düne kadar, birçok kirli işe imza atan kesimlerle (deşifre olan Ergenekon tayfasıyla) yollarını ayırmasına neden olmuştur. Ancak bu demek değildir ki, devletin gizli çeteleri olmayacaktır. Bunlar yine olacaktır eğer yoksa yenileri oluşturulacak ve icraatlarına kaldıkları yerden devam edeceklerdir. Hatta bir iddiaya göre Hükümet “kendi çetelerini” oluşturmaktadır. İstenmeyen şudur; çizme aşılmayacak ve asla darbe moduna girilmeyecektir.
Dikkat edilirse eğer, sözü edilen darbe planının içinde ve Ergenekon çetesi olarak lanse edilenler arasında, resmi görevinin başında olan tek bir asker bulunmamaktadır. Bu nasıl bir darbedir ki Orduya rağmen ve orduya karşı gerçekleşecektir! Bu ülkede darbelerin ne olduğunu az çok herkes bilmektedir. Oldukça heterojen bir oluşumla, içinde emekli askerler dahi olsa bunu başarmak mümkün müdür?
Türkiye’de bugün bir askeri darbe olur mu sorusunu hemen hemen herkes sormaktadır. Alınan yanıtlar ise muhteliftir. “Olur” ya da “olmaz”ların yanı sıra “ülke zaten sürekli bir askeri darbe koşullarında yaşıyor, darbeye ne gerek var” diyenler de vardır. Ancak, bu toz duman içinde asıl gündeme getirilmesi gereken bu yaklaşım görmezlikten, duymazlıktan gelinmektedir.
Asker bu ülkede her dönem siyasetin içindeyse, Ordu en dokunulmaz kurumların başında geliyorsa, iç hizmet kanunu hiçbir hükümet tarafından değiştirilemeye cesaret dahi edilemiyorsa, 12 Eylül’ü yapanların yargılanmasını engelleyen Anayasa’nın geçici 15. Maddesine dokunulamıyorsa vb. listeyi daha da uzatmak mümkün, bu ülkede neden askeri darbe olsun ki?
Değişik nedenlerden dolayı daha önce de yazdık ve söyledik; bugün yaşananlar bir sermayeler savaşıdır ve son olaylar bu güç savaşının yansımalarıdır. Tekelci burjuvaziye üst yapıda siyasi temsil gücüyle kafa tutan hatta hükümet olan bir başka sermaye gücü oluşmuştur. Ekonomik alanda da geleneksel sermaye güçlerini “tehdit” eder duruma gelmiştir. Sorun bu gücün, asker-sivil bürokrasinin ve tekelci burjuvazinin içinde yer aldığı ittifaklar bütünü olan Oligarşik yapıya kabul edilip edilmeme sorunudur. AKP kapatılsa bile bu gücün, Ordunun karşı koymasına rağmen (daha sonra mutabakatlar yoluyla yumuşayarak) Oligarşinin içine alınacağı yönündedir. Önümüzdeki dönem bunun gerçekleşip gerçekleşmediğini hep birlikte göreceğiz.
Geçekleşme olasılığı çok fazladır. O zaman da bize bu gün yaşananlardan; “Ergenekon; elma dersem çık! ” adında güzel bir oyun kalacaktır.
(2008)
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :30 Nisan 2010 CmaOkunma :1536
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı