Artvin Köşe Yazıları
»1 Mayıs
Günümüzde Emperyal-Kapitalizm küreselleşirken, Kapitalist ekonomi üretimin 4 faktöründen üçünü; DOĞAL KAYNAKLAR ,SERMAYE ve ÜRETİM ARAÇLARI ,faktörlerini alabildiğince küreselleştirirken, üretimin en önemli faktörü "EMEK" in küreselleşmesini bilinçli olarak engellemiş, bölgesel saklamayı tercih etmiştir.
Bunun en çarpıcı örneğini AB sürecinde görmekteyiz. EMEK dışındaki diğer faktörler serbestçe dolaşmaktadır. Ülkemizin DOĞAL KAYNAKLARI, ARTI DEĞERİ ve MİLLİ SERMAYESİ rahatlıkla küresel hizmetin emrinde AB ve Dünyada istediği yere engelsiz transfer olabilmekte iken; çalışma şartları ve ücretlerin nispeten daha iyi olduğu ülkelerde çalışmak isteyen emekçilerimize; yani EMEK faktörüne bu kapılar kapanmaktadır. Kapitalist sisteme peşkeş çekilen üretim faktörlerine karşılık emekçilerin bu hakkı almaları gerekirken , efendilerinin ve kendi çıkarlarını halkın çıkarından üstün tutan İşbirlikçi Siyasi İktidarlar sayesinde gasp edilmektedir.Emeğin bu lokalizasyonu Dünya emeçilerinin birleşmesini önlerken Kapitalizmin çökmesini de geciktirmektedir.
Oysa üretim, gerek kavramsal gerek sebep ve sonuç ilişkisiyle bir bütündür.Üretim Küreselleşecek ise tüm faktörleriyle küreselleşmelidir.
İşte tüm dünya emekçilerinin bayramı olan 1 MAYIS'lar bu açıdan çok önemlidir.
Dünya da emeğin ve ezilenlerin, kurtuluş mücadelelerinde sermaye gibi küresel güç oluşturabilmesinin yoludur 1 MAYIS'lar.
Onun için diyorum ki ;
YAŞASIN EMEKÇİLERİN ve EZİLEN DÜNYA HALKLARININ KÜRESEL 1 MAYIS BAYRAMI!
Yazar :Orhan Aksu Yayım Tarihi :30 Nisan 2010 CmaOkunma :799
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Mayıs
2
PazarOrhan Aksu 1 Mayıs için dedi;
Namık abi, nasıl ki varolan herşey diyalektiğe uygun olarak sürekli bir değişim içerisindeyse, değişen şeylerinde kendi içinde bir diyalektiği ve olayları olgu halinden ete kemiğe büründürüp varsıllaştıran dinamikleri var.Sanılanın aksine bu mikro ölçekteki durumu olayların ayrıntılarına girerek değil ,tam tersine Evrensel ve alabildiğince makro bakarsak görebiliriz.
Troçki olayında da bu evrensel bakışı yapmayıp dediğin gibi olaya sadece geçtiği zaman mekan ve toplumsal bilinç olarak lokal bakarsak Troçkiye hain deriz.Oysa biz onun zamanında ve mekanında değiliz ki .
Deger yargılarımızı ve bakış açımızı belirleyen şeylerin en önemlisi konum zamandır.Örneğin bizi iğrendiren bir hamam böceği sizden başka canlı olmayan ıssız bir gezegende sizin herşeyiniz olabilir.
Lenin de Troçki de Stalin de kendi zaman mekanları içinde birbirini tamamlar.Biri olmasa diğeri olmazdı. Stalin olmasa bizim için Troçki´nin hiçbir anlamı olmazdı.Mahir Çayan´nın bizim gibi burjuva demokratik devrimini tamamlamamış ülkelerdeki kesintisiz devrim teorisini ortaya koyarken Troçki´den etkilenmediğini söyleyebilirmiyiz.Tüm olaylar gibi herşey kusursuz ve benzersizdir.Bizi ilgilendiren ne geçmiş ne de gelecektir.Bizim için anlamı olan ve bizim olan Şimdidir.Bizim için Şimdiki Troçkinin anlamı vardır.Ondan öğreneceklerimiz vardır.
Bu noktada bizi uyanık tutan bu "Kesintisiz" kavramını iyi anlamaktır.Çünkü halkların bilinci karşısında hergün taktik ve renk değiştiren emperyalizm günümüzde ulus devletleri parçalamak istemekte, milli demokratik devrimleri destekler görünmektedir.Kesintisiz süreç te kendi çelişkisini taşır.Bu süreç Emperyalizmin araya kaynak yapmasını önleyen en büyük garantidir.Ama aynı zamanda yumuşak karnıdır halkların.Bu yumuşak karınla Emperyalizmi izole ederek milli demokratik devrim sürecini tamamlamak neredeyse imkansız olmuştur.
Emperyalizm ulus devletleri parçalayarak halkların milli demokratik devrim süreçlerini hızlandırıyor ve kendi sonunu daha da hızlanarak hazırlıyor.Emperyalizmin geni aslında bir tür intihar genidir.Çelişkisini kendi içinde taşır.Emperyalizmin varolmak için için yaptığı her şey aslında onu kaçınılmaz sonuna bir adım daha yaklaştırır.
İşte Haydar abimin de seninde dediğin emeğin globaliz´mi , küreselleşmesi ya da evrenselleşmesi tam
bu noktada tüm bu emperyalist oyunları durdurup onu bozguna uğratabilecek tek kale gibi görünüyor.Talihsiz olan ezilen halkların küreselleşmesinin yolunun küçük burjuva gibi kaypak zeminleri seven sınıfa ihale edilmesidir.Bu da ezilenlerin bir nevi zar atması gibidir.Bizim yapabildiğimiz şey ise gönülden "hadi yavrum kemik" demektir.Saygılarımla
Mayıs
1
CtsiNecat BAYRAKTAR 1 Mayıs için dedi;
Yaşasın işçinin emekçinin bayramı "1MAYIS"... Yaşasın tüm ezilenlerin mazlumların ve
mağdurların dayanışması. Yaşasın halkalrın kardeşliği.
Selamlar.
Nisan
30
CmaNamık Tipioğlu 1 Mayıs için dedi;
Orhan;
Belki senin yazınla doğrudan ilgisi yok,ama yazın,"globalizm"den sözettiği için, bana unuttuğumuz bir şeyi çağrıştırdı.Ayrıntıya girmenin yeri burası değil biliyorum.Ama bir kaç satır yazayım;Bizim "hain" olarak yaftaladığımız Trotsky´nin tezlerinden belki de en önemlisi;"Sürekli Devrim" teziydi biliyorsun.
Trotsky bu tezi,Stalin´in "Tek Ülkede Sosyalizm" tezinin tam karşısına koymuştu.
Bir de öngörüsü vardı;Rusya´da Sosyalist Devrimin koşullarının henüz tam olarak olgunlaşmadığını,bir sosyalist devletin tek başına kapitalizmin baskısına direnemeyeceğini;ekonominin sosyalizasyonunun ancak uluslararası platformda gerçekleştirilebileceğini;bu nedenle de "sosyalist devrimin" gelişmiş kapitalist ülkelerde de gerçekleşmesi gerektiğini;asıl mücadeleyi bu platforma kaydırma gerekliliğini ifade etmişti.
Trotsky ve ardılları,Sovyetler Birliği´nin "bürokratik yozlaşmaya uğramış bir işçi devleti" olduğunu da ifade ederek Nomenklatura´nın işçi sınıfı adına iktidarı gasp ettiğini de ileri sürmüşlerdi...
Partinin ise" bürokratik kliğin bir aygıtı haline geldiği" saptamasını yapmışlardı!
Katılmadığım bir sürü saptamaları da vardı elbette.Ama Trotsky´nin asıl tezi buydu...
Kısa geçeyim;Biz işte bu Trotsky´yi öldürdük!
"Biz" diyorum;zira ben ve benim gibilerde o´nu hep bir "hain" olarak gördük!
Zaman ne yazık ki Trotsky´yi haklı çıkardı.Bizler ise,SBKP´nin yönetici kadrolarının ve hatta önderlerinin "yeni çar"lara ve "oligark"lara dönüştüğünü görmek bahtsızlığını yaşadık!
Ama yine de Sosyalizme ve İNSANA olan inancımızı sürdürüyoruz.
Ama daha "akıllı" olmak zorundayız.
Klasik "proleterya" kavramı da,çağın değişmesiyle birlikte nitelik değiştiriyor.Bir çok ara katman,kategori ortaya çıkıyor.Proleterya da nitelik değişimiyle birlikte düşünce ve davranış kalıplarını da değiştiriyor ister istemez.Bilimsel-teknolojik devrim,tüm sosyal sınıfları değişime uğratıyor.
Başat çelişki elbette ki halâ daha emek-sermaye çelişkisi...
Ancak,yeni faktörler devreye giriyor. İşte bu faktörlerin doğru analizini yapıp yeni savaşım yöntemleri yeni örgütlenmeler bulmakta çağdaş Marksistlerin başat görevi olmalı.
Ama,yaşanan şu son 20 yıl bunda pekte başarılı olunamadığını gösteriyor.
Belki de bunun nedeni,dünyamızın ekonomik,sosyal ve sınıfsal anlamda yeni bir "alt-üst"olma sürecinden geçmekte oluşudur.
Yani,bir geçiş süreci bu...
Kapitalizmin doğası gereği(Eşitsiz Gelişme Yasası) düz bir çizgide ilerlemiyor hiç bir şey.Uluslararası finans kapital özünü korusa da biçim değiştiriyor."Mal" ihracı yerini çoktan "sermaye" ihracına bırakmıştı.Şimdi,klasik anlamda "sermaye ihracı"ndan da sözedemiyoruz.
Uluslarüstü tekeller yavaş yavaş egemenliği ellerine geçiriyorlar.Bu anlamda artık "sermaye" nin kelimenin tam anlamı ile "vatanının olmadığı" günler yaklaşıyor.
İşte tam da bu nedenle ÜNİTER DEVLETLER KAPİTALİZMİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL OLARAK DURUYOR!Zira kaynakları ve pazarları giderek azalan Emperyalizm,kendisine DİRENÇ OLUŞTURABİLECEK ULUSAL DEVLETLERİ İSTEMİYOR!
1990´lardan beri gelişen süreç bunun göstergesidir.Parçalanıp,renkli devrimler(!) aracılığıyla emperyalizmin sofrasına konulan devletler bunun göstergesidir.
Ve bu iğrenç,ikiyüzlü savaş adeta alay eder gibi "demokrasi mücadelesi" olarak sunulmaktadır.İdeolojik payandası ise ikiyüzlü,dönek,ahlaksız ve amorf şaklabanların koalisyonu olan sözde liberal ve sözde Marksist eskisi yumuşakça güruhudur.
"Proleterya" ise derin uykusunda.O,sınıfsal önderlerinden de yoksun "kendiliğinden bir sınıf" halâ...
Yakın ve orta vadede de bir umut ışığı görünmüyor.Zira "kaybedecekleri şeyler" çoğalmaya başladı!
Bu gidişle "kendisi için sınıf" olması zor görünüyor.
Bunu söyleyeni,eskiden çok fena marizlerlerdi bizim solcular ama ben yine de söyleyeyim;
"İş yine küçük burjuvazinin radikal sol kanadına düşüyor!"
Bir mayıs kutlu olsun...
Nisan
30
CmaOrhan Aksu 1 Mayıs için dedi;
Haydar abi ,sorunda zaten tam değindiğin noktada başlıyor. Emeğin küreselleşmesi için gelişmiş ülkelerdeki krizin yerel etkilerinin derinleşmesi gerek. Bunun içinde senin dediğin gibi ezilen halkların ulusal kurtuluş mücadelelerinin başarıya ulaşması gerekiyor. Ulusal kurtuluş mücadelesinde küçük burjuvaziyi yanına alan bilinçte bir işçi sınıfından ziyade kafasına tuğla düşen aklı başına gelip işçi sınıfına önderlik yapacak bir küçük burjuvazi daha gerçekçi gibi görünüyor.Çünkü bu günkü yönetimi yüzde kırk oylarla iktidara getirenler küçük burjuvadan çok emekçi ve ezilen konumdaki cahil halktır.
Nisan
30
CmaHaydar Bibinoğlu 1 Mayıs için dedi;
Saptamalarına katılıyorum Orhan. Küresel sermayeye karşı, verilecek mücadele de küresel olmalı. Ancak küresel sermayenin emek sömürüsünden pay alan -gelişmiş ülke- emekçileri, bu mücadele alanına nasıl çekilecek? Ya da çekilebilir mi?
Tam da bu noktada, küçük burjuvaziyi de yanına alan emekçilerin ulusal kurtuluş mücadelesini kaçınılmaz görüyorum. Bu çıkış noktasından hareketle, ezilen ulusların dayanışması önem kazanıyor.
Yanılıyor muyum?
Nisan
30
CmaMehmet Ali Yazıcı 1 Mayıs için dedi;
Emeğinize sağlık. Yarın alanlardayız.



Sayfa Başı