Artvin Köşe Yazıları

Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!
Yazar : Mehmet Ali Yazıcı


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Genel



»Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

Çoğu insan, yaşamı bir ´savaş´ olarak kabul eder ve öyle yaşamaya çalışır. Doğrudur da bu düşünce. Ama onun gereklerinin hayatın içerisinde yerine getirildiği kuşkuludur. Önümüze çıkan engellerle, bizleri kuşatan yaşam şartlarıyla savaşırken kendimizle yapmamız gereken savaşı hep unuturuz ya da görmezlikten geliriz. Yaşam içerisinde kişinin ilk savaşı,kendisiyle olmalıdır.Dışımızdaki düzene karşı olmak,kendi ´iç düzen´imizin doğru işlediği,haklı ve meşru olduğu anlamına gelmemelidir.Yanlış işleyen kendi ´iç düzen´lerini yenemeyenler,hayatın her alanında karşılarına çıkan dış düzenlere karşı asla başarılı olamazlar.

İnsanın en temel özelliği,bilindiği gibi,toplumsal bir varlık olmasıdır.Verili bir sosyal yapının ve üretim ilişkilerinin içine doğar.Bilinci belirleyen toplumsal ilişkiler olduğu için,büyümenin belirli bir evresinde,sistemin bilinçli ve örgütlü çabalarıyla düzen içine çekilir.Kişiyi düzen içine sokmak için atılan düğümler,oluşturulan bağlar sanıldığından çok daha güçlüdür ve kişinin tek başına mücadelesiyle bu çemberi yarabilmesi kolay değildir.Sistemden kopmanın ve özgürleşmenin en doğru yolu örgütlü bir yaşam tercihidir.Kişisel çabaların anlamlı olacağı ama nihai bir kurtuluş sağlamayacağı bilinen bir gerçektir.

Sözü edilen ´yeni insan´ ve ´yeni yaşam biçimi´ kültürel bir yenilenme sorunudur.Bu süreç,daha önce inşa edilmiş yaşam biçimlerinin ve alışkanlıklarının üzerine inşa edilemeyeceğine göre,yenilenme süreci ikili bir boyut taşımak zorundadır.Bu sürecin ilk adımını,kendi iç devrimimizi yaparak atabiliriz.Başka bir adlandırmayla,kendimizi silip-bozarak,yeniden yazmalı,yeniden kurmalıyız.Başka türlü olmak kesinlikle yerleşik alışkanlıklar,değer yargıları ve yaşam anlayışlarının aşılmasıyla mümkündür.Kuşkusuz bu bir süreç sorunudur ve eskisi aşılırken yerine yeninin inşa edilmesi zaman alacaktır.Bu durumu mekanik bir süreç olarak da algılamamak gerekir; iç dünyamızda ve yaşam alanımızda eski ile yeninin çatışması zaman alacak,iç içe girme,yan yana bulunmanında söz konusu olduğu bir dönem sonunda,´yeni insan´ ve ´yeni yaşam´ konusunda mutlaka bir netleşme olacaktır.Mao bir konuşmasında ´yetmiş yaşıma geldim,içimde ki maymunla kaplan hala boğuşmaktadır´diyordu.

Kişi kendini değiştirmeden,iç devrimini yapmadan daha büyük devrimlere girşimesi ve başkalarını değiştirmeye çalışması asla başarı getirmez.Yaşam içerisinde gireceği her muharebeyi kaybeder ve başladığı yere döner.Bu nedenle yeni kişilik taşları çok sağlam örülmeli ve yaşamın içerisinde bir karşılığı olmalıdır.Kişinin savunduklarıyla yaşadıkları arasında ki açı küçüldükçe amaca yakınlaşılıyor demektir.

Kapitalizmin ortaya çıkardığı insan tipinin en önemli özelliklerinden biri de istikrarsızlıktır.Kendisi kriz demek olan kapitalizm,sürekli ´ruhsal kriz´içerisinde olan bireyler üretire ve varlığını bu şekilde sürdürür.Bu durum egemenler için olumlu bir durumdur,çünkü,gelgeç ruhlu ve istikrarsız bireylerden oluşan bir topluluk daha kolay yönetilir.

Dikkat edilirse,yaşamlarımızın belli dönemlerinde bazı şeyleri aşırı önemseyip peşinden gidererken,diğer dönemlerde tam tersi davranış biçimleri edindiğimiz görülür.Üniversite dönemlerimiz ´yeni arayış´dönemlerimizdir,aradıklarımızı buluruz da ama okul bitince her şey yine eskisi gibi olur.Okulu bitirmek,işe girmek,evlenmek vb.dönemler kişiliğimizi geliştirmemizde olumsuz dönemlerdir.Belirli bir yaştan sonra ilericilikle-devrimcilikle bütün bağların kesilmesi,bu bağın gerçekte hiç oluşmadığı anlamına gelir.İşin gerçeği şudur; bizler sistemden koptuğumuzu sanırken aslında böyle bir şey hiç yaşanmamıştır. Yaşadıklarımız, bir dünya görüşü ve yaşam biçimi edinmek için değil, geçici bir hevesin dışavurum biçimi olduğu aldatmacasıdır. Yaşa ve dönemlere bağlı olarak bir dünya görüşü edinme ve bu iddiayı sürdürme konusunda, bir düşünürün ilginç bir sözü vardır. Şöyle demektedir: ´Yirmisinde komünist olmayan bir insan vicdansız, kırkından sonra komünistliğe devam ediyorsa akılsızdır.´Olumsuz anlamda değişme dönemlerine baktığımızda aslında sistemden hiçbir zaman kopulmadığı, bir çeşit dönemsel sosyalleşme yaşandığı,var olma ve kendini kanıtlama aracı olarak içinde yer alınan ilişkiler kullanıldığı ve sonrasında sistemin yaşama dair ilk teklifine olumlu karşılık verildiği görülür.

Sevgisizlik, bencillik, bireycilik üçgeni insanı dar bir alana hapseder, bu alana giren insanda artık her şey küçülmüş demektir. Küçük bir dünyada büyük umutların, özlemlerin peşinden koşmak olası değildir. Bu yüzden bizler sürekli, düşündükleriyle, söyledikleriyle çelişen hatta taban tabana zıtlık gösteren yaşamlar görmeye devam edeceğiz. Hayatın bütün alanlarında görülecek bu tutarsızlık.Sevgilerimizi bile kendimize benzeteceğiz. Örneğin evlilik kurumu bugün, kendilerine ilerici-devrimci sıfatını layık görenler tarafından bile reddedilememektedir. İş hayatı sisteme bağlılık da büyük bir pranga işlevi görür. Gerçekte ise sevgi öylesine büyüktür ki, yaşam denilen bu denizin gerçek sevgilere dar gelme olasılığı bile vardır. Ama bizler yine de bir evlilik sonucu sevgilerimizi dört duvar arasına sokmayı büyük bir marifet sayarız.

Kapitalizmde sevgisizlik yaygın bir ilişki biçimidir. Sömürünün had safhada yaşandığı tüketim toplumlarında sevgisizlikle değersizlik ikiz kardeş gibidirler. Birinin olduğu yerde diğeri de mutlaka olur. Sevgi anlayışımız ve sevme yeteneğimiz yaşamın bütün alanlarını kapsamalıdır. Bu kapsam içerisinde genişlik, derinlik ve çeşitlilik olmalıdır. Bugün insanların yaşamlarında çektikleri mutsuzluk ve yaşadıkları sakatlık gerçek manada sevgi adacıkları oluşturamamaktan ileri gelmektedir. Sevgisizlik bütün bir yaşamın toptan sakatlanması demektir.

Kapitalizm, insanlığın binlerce yıldan bu yana yarattığı ve biriktirdiği insani bütün değerleri tehlikeye sokmuştur. Bugün insanlar sevgisizlik bataklığında debelenirken, bu boşluğu, sevginin sahte biçimlerini ikame ederek doldurmaya çalışmaktadırlar. Koşulsuz bir insanlık sevgisi terk edilmiş, bunun yerine bencilce yaklaşımlar sevgi olarak kabul edilmiştir. Sevgi alanımız, çıkarlarımızla sınırlıdır. Sevgi öznesinin salt sevgiliden ya da bize ait olan şeylerden ibaret olarak görülmesi bu sahteliğin, daralmanın ve bencilleşmenin önemli bir örneğidir. Sevgilerde ki sahtelik, sevgili için ölme iddiasıyla sevgili bizim olmayınca onu öldürme fiilinin iç içe durmasında net bir şekilde görülür. Basında sık sık rastlanan sevdiği insanı öldürme haberlerinde, ´neden öldürdün´ diye sorulduğunda ´çok seviyordum da ondan´ yanıtı, aslında bu sahte sevgilerin anlamlı bir özetidir.

Kapitalizm insanları yarıştırmayı büyük bir marifet sayar.Ve biz de geliriz bu oyuna.Başarısızlık kötü bir şeydir ama bu bizlerin belirlediği bir oyundaki başarısızlık değil,kuralları ve sonucu başkalarının belirlediği bir başarısızlıktır. Başarıya susamış mutsuz insanların yaşadıkları boşluk onları parlayan ilk şeye yöneltir ve onun esiri yapar. Ama unutmamak gerekir ki,kapitalizmin cilaladığı ve önümüze sürdüğü parlayan her şey altın değildir.

Kapitalizm bir çok araçla içsel dünyalarımızı, tabiri caizse ruhsal direnme alanlarımızı bile ele geçirmiştir.Bu bir tür tutsaklıktır ve kişiyi her gün biraz daha küçültür.Bizler de farkında olmadan küçük şeylerin insanı olmaya başlarız.Küçük hesaplar,birey olarak insanı hiçbir zaman başarıya götürmez.

Umut eden ve dünyayı değiştirmeye dair projeleri, özlemleri olan insanlar sevgiyi tüm güzelliklerin mayası olarak görmelidirler. Yaşam dediğimiz bu uçsuz bucaksız deryada sevgili ile kulaç atmak, sevgimizi bütün ilişkilerimize yansıtmak varlık sebebimiz olmalıdır.
Şöyle bir çevremize bakalım, yeni başlayan ya da bir şekliyle devam eden ilişkileri gözden geçirelim. Hiçbir ilişki yoktur ki başarısızlığı hedeflesin ya da mutsuzluğu kendine yakışık görsün. Ama ortalığı mutsuzluk ve başarısız ilişkiler enkazı kaplamışsa durup düşünmemiz ve gerçek nedenlerine inmemiz gerekir. Bu yapılmadığı sürece aynı mutsuzluk bizi de kuşatır.

Egemen sistem tarafından her gün bin türlü araçla ve çeşitli renk ve tonlarla yaşamlarımıza püskürtülen popüler kültürün biçimlendirdiği davranışlarla ´yeni insan´ olmak mümkün değildir. Kendi içsel düzenlerimizle hesaplaşmak, bize verilmek istenene dur demekle başlar. Çünkü sözünü ettiğimiz kültürel kuşatma,emperyalist-egemen kültürün yerele izdüşürülmüş biçiminden başka bir şey değildir.Bu kültürün bilinçsiz figüranları olmak istemiyorsak,popüler kültüre karşı mücadele etmek zorundayız. Televizyon izleme için bir düşünürün şöyle bir sözü var:´Televizyonunuzu kapattıktan sonra ekrana bakın,orada kendinizi göreceksiniz.´

Popüler kültür sahte insanlar yaratır ve tüm varlığını beklentiler, özdeşleşmeler üzerine inşa eder. Beklentiler, özdeşleşmeler bir tür piyasa gibidir. Çoğu kez ısmarlama bir hayat yaşanır ve yapay yöntemler duruşumuzu, davranışlarımızı belirler. Duygular saman alevi gibi yanar söner, her şey bir anda yükselir ve dibe vurur. Her şey aynen piyasa ekonomisinde olduğu gibi hızlı yaşanır.

İşin esası, mutsuz kitlelerin bir boşluk doldurma işi ´insan faaliyeti´ olarak algılanır. İlişkilerimize, sevgilerimize egemen olan hiçliği bu şekilde dengelemeye çalışırız ama yapılan aslında ikinci bir yanlıştır. Toplumsal yaşamın kurallarına göre iki yanlışın bir doğru etmeyeceğine göre, memnuniyetsizlik sürer gider. Değersizlik, bir çelişkidir ama büyük bir değer vurgusuyla birlikte yürür. Sevdiğimiz kişilerle birlikte ölürüz. Popüler kültürün en önemli özelliğidir, her şey yüksek sesle, acı(k)lı ve yoğun biçimde yaşanmalıdır.

Sonuç olarak sevgilinin, sevdiğimiz insanların et ve kemikten öte anlam ifade etmediği ilişki tarzlarında, ilişkiyi her gün yeniden üretmek, sevgiliyle her gün yeniden karşılaşmak ve paylaşımı çoğaltmak mümkün değildir. Dar alanlarda gelişen ilişkiler tükenmeye mahkûmdur.

Yaşamlarımızı güzelleştirmek, bu sistem içerisinde dahi olanaklıdır ve bizlerin elindedir. Yeter ki bunun için mücadele etmesini bilelim. Sevgisiz ve sahte yaşamlar yaşanmaya değmeyecek kadar anlamsız ve boştur. Hele ki, ilerici-devrimci düşüncelere sahip insanlar daha avantajlı durumdadırlar, çünkü ellerinde referansları vardır. Onlara düşen ise ´düşündükleri gibi yaşamak´ için çaba sarf etmektir.

Bir yerlerde okumuştum. Dağıstan´da Avarlar, hayatlarını istedikleri gibi yaşayamamış ve mutsuz bir şekilde ölüp giden insanların mezar taşlarına ´yüz yaşına kadar yaşadı ama dünyaya gelmedi´ diye yazarlarmış.

Mehmet Ali Yazıcı



« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
2 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 5 yıldız aldı.


Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :30 Nisan 2010 CmaOkunma :1762

« Şiir

Gelin Dostlar Bir Olalım »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yazıcı

15.11.1966 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Öğdem köyünde doğdum. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Yusufeli’de okudum. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden önlisans diploması aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ne girdim. Üniversitenin Öğrenci Derneği’nde ki çalışmalarım ve siyasi faaliyetlerimden dolayı birçok kez gözaltına alındım. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, hakkımda davalar açtı. 1991 yılında aranır duruma düştüm. Altı yıl arandım.1997 yılında Ankara’da bir operasyonda yakalandım. Dört yıl yargılandıktan sonra Ankara DGM tarafından 15 yıl ağır hapse mahkûm edildim. Kararı Yargıtay onayladı. Ankara Ulucanlar, Ermenek Özel Tip ve Sincan F Tipi Hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl yattım.2004 yılının Kasım ayında, TCK’ da yapılan yeni düzenlemelerden dolayı özgürlüğüme kavuştum. 2009'da Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdim. Birçok gazete ve dergide çeşitli konularda yayınlanmış yazılarım bulunmaktadır. "Sen Hiç Ağlamazdın" adında, Anarres Yayınlarından(Ankara-Haziran 2007) çıkan bir şiir kitabım vardır. Günlük çıkan Suluca Karahöyük Gazetesine (Hacıbektaş), aylık Özgürlük ve Uzun Yürüyüş Dergilarine yazılar yazdım. Red Dergisi'nde yazılar yazıyorum. “Köşesiz Yazılar” adında bir kitabım yayına hazırlanmaktadır.
yazici66@yahoo.com

Diğer Yazıları

  • Hakikate Dayanacak Gücüm Vardı
  • “Eşekliğin Teorisi” Vesilesiyle; Bilinç
  • Ranta Dönüştürülen Acılarımız!
  • Libya'da Neler Olacak?
  • 12 Eylül Darbesi ve Mankurtlaşma
  • Mankurtlaşma Ve Seçim
  • 1 Mayıs'ın Doğuşu
  • Yeniden Özgür Gündem
  • Açıklama
  • "Sevgililer Günü" ya da Kapitalizmin Tükettirme Sevgisi
  • Susmayacağız!
  • Açıklama
  • Nerdesin Ey Umut!
  • Orospulaşma...
  • DEV-GENÇ, Mücadele Demektir
  • Sokaktaki Devrim
  • Otobüste Kullanılmayan 50 Kuruşlar Ne Oluyor ?
  • Bilinç ve Bilinçaltı Üzerine Notlar
  • 'Sol'um Süründürür
  • "Devrim Yapılmaz, Devrim Olunur!"(*)
  • Artvinli ve Tuncelili Olmak;
  • Haliç Devletinin Avcı Simon'u
  • Bilim ve Felsefe
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Parfüm Orucu Bozar mı Hocam?
  • Said Nursi'nin "Sol"daki Müritleri
  • Çağın Gerisine Doğru Bir Sıçrama; İran Devrimi
  • Olgu İnsan
  • Kültür Ve Mücadele
  • Sahte Kavga Sahte Kahramanlık
  • Bir Hasan Cemal Kitabı
  • Fearari'sini Satan Bilge
  • "Şu Çılgın Türkler" Romanı Üzerine Notlar
  • Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun
  • Bana gelen Mektuplar-7
  • 'Tarafsızlık' Düşüncesi Üzerine Notlar
  • Her Hangi Birine Bir Mektup
  • Bana Gelen Mektuplar-6
  • Bana Gelen Mektuplar-5
  • Bana Gelen Mektuplar-4
  • Gelirsen Bir Mevsim Getir, Adı İlkbahar Olsun
  • Bana Gelen Mektuplar-3
  • Bana Gelen Mektuplar-2
  • Adorno´nun Anti-Tezi
  • Sevgi Üzerine
  • Bana Gelen Mektuplar-1
  • Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler...
  • Filistin Tarihi Ya Da Bir Halkın Acı Dolu Dramı
  • Bekir Kilerci ve Hatırlattıkları
  • Eleştiri, Özeleştiri ve Sol
  • Din mi? Bilim mi?
  • Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri
  • Sol'da Birlik (Gerekli mi?)
  • Bireycilik Toplumsalın Ölümüdür
  • Anadolu
  • Sanat Ve Politika
  • Edebiyata Dair Üç Soru
  • Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç
  • Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD
  • Mustafa Kemal, Tam Bağımsızlık ve AB
  • Yeni İnsan ve Yeni Kültür Üzerine
  • Yanlış hayat doğru yaşanmaz
  • Hukuk mu Dediniz!
  • İnsanlığın Sorunlarının Çözümü Marksizimde Yatıyor
  • Cumhuriyet Döneminin Beş Tabusu
  • Çözülme
  • Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!
  • Egemenlerin Kronik Korkusu;1 Mayıs
  • Ergenekon; Elma Dersem Çık!
  • Cumhuriyet'in Karanlık Yüzü
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Yeni Liberalizm Nedir?
  • Kal Gittiğin Yerde...
  • Öğretmen İmama Yenildi(mi)?
  • Grupsal Davranış Tarzı Nasıl Olmalıdır?
  • İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!
  • Popüler Kültür ve Tüketim
  • Burjuva Demokrasisi Rıza Üretir
  • Anlaşılmak Üzerine
  • Aydın Üzerine
  • İnsanı Anlamak
  • Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapitalizmi
  • Kapitalizm ve Çevre
  • Okullar Açıldı; Paralı ve Ezberci Eğitime Kaldığı Yerden Devam
  • Medya; Yalanın İktidarı
  • Milli Orgazm
  • Küresel Sömürüde Kadına Biçilen Rol

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 20 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 1208 tekil kişi,11979 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222474 tekil kişi, 10803840 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.207 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:
muratkasap,


Sayfa olusumu: 0,546875 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 08:07:44 Css | Sayfa Başı