Artvin Köşe Yazıları
»Kaset Montaj Gibi
Baykal’a tezgah mı bu?
Komplo mu?
Baykal ,Baytok’la bir seks ilişkisinde bulunmuş mu dur?
Aslında, kişisel yaşamdır, kendilerini ilgilendirir demek ve kenara çekilmek en doğrusudur,ancak meselenln Türkiye’nin siyasal geleceğini belirlemek adına tezgahlandığını düşünürseniz durumun vehameti çıkar ortaya ki bu kabul edilemez.
Görüntüleri az önce en az 10 kez daha izledim,her karesini ,giydikleri elbiseleri,odadaki eşyaları,kameranın açısını,Baykal ve Baytok’un aynı karede yer alıp almadığını,tavırlarını vs .
İnanın emin olamadım?
Seks kasedi sözümona ama , mesela aynı karede öpüşme sahnesi bile yok.
Bırakın öpüşme sahnesini ,aynı anda yüzleri net olarak seçilecek durumda aynı karede bile yoklar.
Ayrı ayrı karelerde Baykal ve Baytok var ama aynı karede değilllll.
Ne düşündüm biliyor musunuz. Birileri karar verirse sizin hakkınızda da böyle bir görüntü üretmek işten bile değildir. Birkaç işbirlikçiye biraz para verirseniz,montajdan anlayan bir teknik adamla bu görüntüler çok basit.
Düşünün yatak odanıza bir gizli kamera koyuyorlar ve sizi bütün gece boyunca kayda alıyorlar,giyinik,çıplak,yarı çıplak. Sonra aynı kamerayla, aynı yerden ,aynı odayı bir geceliğine verdiğiniz akrabanızı alıyorlar kayda. Sonra bu iki farklı gecede çekilen(aynı odada,aynı kamerayla)görüntüler birkaç saatlik bir teknik çalışmayla süperpoze ediliyor,üst üste getiriliyor.İşte akrabanızla geçirdiğiniz skandal gecesinin görüntüleri hazır.
Baykal’ın görüntüsü var bu net,Baytok’un görüntüsü de var bu da net ,ancaaaaak ikisi birlikte net olarak aynı anda görüntüde yoklar.Baytok’un net olduğu sahnede görüntüde çeketini giymiş elinde bond çantalı bir adam var ama kamera ayaklarını çekmiş,ve ayaklara baktığımda da Baykalın pantolonuna ve bacak yapısına hiç benzetemedim.Görüntüde bacaklarını yere sürerek yürüyen sanki biraz yürüme sorunlu bir adam vardı.
Sonra Baytok’un öfkeli bir hali vardı bir sahnede ki , o görüntüde Baytok Baykala öyle bağıramazdı bence sanki kendi kocasına bağırıyor gibiydi.
Sonra görüntülerde ses niçin yok,teknik mi yetersiz?
Şayet ses olsaydı bunun bir montaj olduğu derhal anlaşılmaz mıydı?
Ses niçin yok bu çok önemli,siz böyle bir komplo çekim yapsanız seslimi çekerdiniz,ben kesinlikle sessiz çekerdim.
Bu Baykal ve Baytok’un aynı odada farklı zamanlarda aynı yerden aynı kamerayla çekilmiş görüntülerinin süperpozisyonu pekala olabilir.
Haaaa Baykal red veya itiraf yoluna niçin gitmedi?
Bunu da bekleyip göreceğiz.
İnce bir taktik olabilirmi? Olabilir.
Nede olsa önümüz referandum,kurultay.
Haaaa şu mağduru bir de biz oynayalım,öyle bir zamanda bunun bir komplo olduğunu ispatlamalıyım ki AKP ‘ yi bitireyim diyebilir.
Göreceğiz , çok değil kurultay öncesi veya referandum öncesi bu mesele sonuca erişir.
Baykal ne dedi ben boşa konuşmam.
Siyaset zeka da gerektirir göreceğiz Baykal ne kadar zeki.
İbrahim Erol
gazete54.com
Yazar :İbrahim Erol Yayım Tarihi :11 Mayıs 2010 SalıOkunma :1980
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Mayıs
12
ÇrşOrhan Aksu Kaset Montaj Gibi için dedi;
Kaset bence sahte falan değil montaj gibi durmasının sebebi pornografik bölümlerin özellikle ilerde kullanılmak üzere Baykala bir şantaj unsuru olarak saklanmak istenmesidir.Böyle bir sistem kuracaksınız saatlerce görüntü alacaksınız.Tüm görüntülerin sadece bu gösterilenler olduğunu sanmak safdillik olur.Baykalın öyle kurnazlık falan düşündüğünüde sanmıyorum.Kurnaz ve akıllı olsaydı seçim öncesinde Türkiyenin kaderini belirleyecek bir zaman ve mevkideki biri bu görüntüleri verecek ortamlardan kaçınırdı.Yaptığı sersemce ve sorumsuz bir davranıştan başka birşey değildir.Bu görüntüleri çekenlerin tüm görüntüleri servis etmemelerinin tek nedeni ilerdeki davranışları için Baykala gerektiğinde aba altından sopa göstermek içindir.Hatta Baykalın istifa konuşmasındaki teşekkürlerin sebeplerinden biridir bu aba altı sopası. Darısı okyanus ötesinin ufak ufak gözden çıkarmaya başladığı Taip kasetlerinin başına kimbilir onun hakkında ne kayıtlar vardır zamanı gelince bir bir çıkacak.
Mayıs
12
ÇrşAyhan Kaleli Kaset Montaj Gibi için dedi;
Savaş süzal ın yorumunu taşımamda ki amaç tesbitleri doğru ise yani erdoğanın gözden çıkarılması ise alternatifini bulması gerkir.
Bu alternatif Baykal olmayacağına göre Siyasetin yeniden şekilnemsi için Baykal ında Gitmesi gerekiyormu acaba?
Çok bilinmeyenli bir denklemler zinciri sanırım olanlar.
Mayıs
12
ÇrşAyhan Kaleli Kaset Montaj Gibi için dedi;
Savaş SÜZAL
savassuzal@habergazete.com
Washington Erdoğan’ı Erdoğan Washington’u sevmedi
Başbakan Erdoğan’ın bir Amerika gezisi daha sona erdi. Ermesine erdi de sizler yapılan açıklamalardan ve yazılan haberlerden ne olup bittiğini anlayabildiniz mi? Anlayamadınız değil mi? Zira artık, aynı totaliter rejimlerdeki gibi haber yapılmaya başlanmış Türkiye’de. Bunu Washington’da net şekilde gördüm. Ama toplantıların önemini süresiyle ölçen bizim garip basına ne diyeyim bilemem. Tercüme nedeniyle sürenin en azından ikiye katlandığını bile hesaplayamıyorlar. Ne acı.
Erdoğan ne hikmetse gazetecilerin önüne çıkmadı. Onun yerine sözcüsü, Anadolu Ajansı muhabirini çağırıp gazetecilere yazmasını istedikleri şeyleri dikte ettirdi. Sonra da ajans muhabirinin yazdığı metni gazetecilere dağıttırdı. Soru sorulmasın veya Başbakan zor durumda kalmasın diye herhalde bu yola başvuruldu. Düşünün; demokrasiden söz edenler en temel hak olan basın özgürlüğünü çiğneyerek sıkıyönetim komutanlığı gi bi haber dikte ettiriyorlar.
Gelelim Başbakan’ın iki günlük Washington temaslarına. Erdoğan ABD başkentine Pazar gecesi geldi. Pazartesi sabahı ise 4 milyon dolar bağışla George Mason Üniversitesi içinde kurulan bir bölümde düzenlenen ısmarlama bir konuşma yaptı. Salonun yarısı Türk geri kalanı Arap ve beş on Amerikalı vardı. Gene esti köpürdü ama inanın Washington’daki son esmesi oldu. Aslında Pazartesi sabahından itibaren ziyaret pek garipleşti.
Önce Erdoğan ve Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan bir araya geldi. Ama ikisi de birbirinin suratına bile bakmadı. Buz gibi bir el sıkışma, çıkışta gene açıklama yok. Bu görüşme sonrası Sarkisyan öyle şeyler yaptı, öyle şeyler söyledi ki, sanırsınız Ermenistan bize sınır açıyor veya bir şey lütfediyor. Bir kere, Washington katedralindeki ABD başkanlarından Wilson’un anıt mezarına çelenk koydu. Ardından diasporada yaptığı konuşmada resmen bize hakaret etti; “Dedelerimizi n katilleri ile masaya oturmak zorundaydık”dan tutun “hiçbir koşulu kabul etmeyiz, soykırım iddiamızdan vazgeçmeyiz” e kadar.
Amerikalı yetkililer de Sarkisyan paralelinde konuştu; bizim koşul falan ileri sürmememizi ve 24 Nisan tarihine kadar protokolleri işleme koymamızı istediler. Aslında Ermeni ve soykırım konuları, Washington toplantılarında bizim dışımızda geri planda kalan konulardı. Esas konu, İran’dı. İran konusunda ABD hem bize hem de Brezilya’ya, yaptırımlarla ilgili birlikte hareket etme talimatı verdi. Zaten Obama ve Hillary Clinton ile yapılan toplantılarda esas konu da buydu. Ve bizimkilerin bu ikili görüşmelerde bir şeye itiraz falan ettikleri de olmamış duyduğumuz kadarıyla. Aksine Başbakan ve takımı İran konusunda öğrendikleri bilgileri de dökmüş saçmışlar Amerikalılara.
Bir de dikkatimizi çeken şey; Erdoğan’ın Washington’da İsrail lafını ağzına aldığını görmedik. Ne olduysa birileri kulağını mı büktü ne, hiç İsrail dem edi. Pardon George Mason Üniversitesinde toplam 60 kişi önünde konuşurken son olarak söylemişti. Orayı da Türkiye’de, konferans verdim diye sattı.
Aslında zirveye gelen liderler arasında kabile reisi gibi, çoluğu çocuğu, kızı oğlu, yedi sülalesiyle gelen tek lider bizimkiydi. Karısından ayrılmayan Fransa Devlet Başkanı Sarkozy bile yalnızdı.
İki günlük ziyaret sırasında oldukça garip şeyler de oldu. Örneğin bizim heyete 40 araba kiralanmış ve bunlara 200 bin dolara yakın para ödenmiş. Ayrıca heyet için otele Divan lokantasından 300 pide yaptırılıp gönderilmiş, adam başına 15 tane falan düşüyor.
Beni en fazla üzen, Türk basınının durumu oldu. Yapılan görüşmelerin önemini toplantı süresiyle değerlendirdiler. İçerik konusunda tek kelime bilmeden. Türkiye’de basın yayın organları devlet kontrolündeki Anadolu Ajansı’nın haberini kullanıyor veya kendilerine söylenen dışında araştırma falan yapmadan borazanlık yapabiliyorlar. Anlaşılan, uçakta yanında taşıdığı yandaş basını bile önemsemiyor.
İstanbul’da, Türkiye’ye dönüşünde konuşurken suratı pek asıktı, öyle seçimde saçacağı bir şey kalmamış gibi görünüyor. Hani size söyledim ya, ABD Erdoğan’ı gözden çıkardı diye. Şimdi anladınız mı gerçek durumu?
Mayıs
11
SalıHaydar Bibinoğlu Kaset Montaj Gibi için dedi;
Sayın Erol,
Ben de görüntüleri birkaç kez, dikkatle izledim. "Deniz Kirlendi mi?" başlığı altında yayımladığım yazımdan bir bölüm şöyle:
"İlgili görüntüleri üç kez izledim. Doğrusu, kadını Nesrin Baytok’a benzetemedim. Görüntüler hiç de net değil. Yüzler doğru dürüst seçilemiyor. Kadınla erkek, birbirlerine dokunmuyorlar bile. Sanki küsler… Adam, eşyalarını çantasına yerleştirip gidiyor. “Hoşça kal.” bile demeden… Sonlara doğru, yatağı düzelten kadın, aniden adama doğru dönüyor. Kollarını açıp “Allah belanı versin!” der gibi bir hareket yapıyor. Tüm diyalogları bu kadar…
Baykal, “Kaset montajdır. Bizimle ilgisi yoktur.” deseydi inanırdım."
Aşağı yukarı aynı şeyleri düşünüyoruz. Bekleyip göreceğiz.



Sayfa Başı