Artvin Köşe Yazıları
»Sol'da Birlik (Gerekli mi?)
Sol´un ve devrimci yapılanmaların yetersizlikleri ve yaşanan sorunların temelinde bir politikasızlık varken, çoğu zaman tek neden olarak sadece ´birlik´ olamama olgusu öne çıkarılmaktadır. Sol’da birlik sorunu özellikle yerel ya da genel seçimler öncesi her dönem gündeme getirilir ve epeyce tartışıldıktan sonra rafa kaldırılır.
Sol’da birlik kuşkusuz önemlidir ve bu çerçevede her türlü çabadan kaçınmamak gerekir. Bilinen sorunlar ve yetersizlikler ortada olduğu bir dönemde sol’un, devrimci-demokratik yapıların yoğunlaşan samimi birlik çağrıları büyük bir öneme sahiptir. Ancak ´birlik´ her şey ve her derde deva bir reçete ya da sihirli bir değnek olarak algılanmamalıdır. Bu tür oluşumlara, her dokunduğu yeri ´altın´a çevirecek abartılı misyonlar yüklenmemelidir.
Sol´un ve devrimcilerin sınıflar mücadelesi içerisinde belirleyici olamamalarının tek nedeni ´birlik´ sorununu çözememiş olmaları değil, büyük oranda, içinde yaşanılan dönemin ihtiyaçlarına cevap verebilecek politika ve örgütlülüklerin yaratılamamasıdır. Sınıflar mücadelesinin önündeki tıkanıklığı emekçi sınıf ve katmanların lehine çözebilecek araç ve yöntemlerden yoksun olmaktır. Örgütsel siyasal yapıların bilinen yetersizlikleri ortadayken, denenen “birlik” çabalarının bu sorunlardan bağımsız gelişemeyeceği bilinmelidir. Bugün gelişen toplumsal muhalefetin çok parçalı yapısı ve ´birlik kültürüne´ (fikrine değil) uzaklığı, bir arada hareketin birleştirici koşullarının oluşmadığını göstermektedir.
Geçmişte, seçim dönemlerinde yaşanan “birlik” süreçleri önemli derslerle doludur. Bugün için öğretici yanları oldukça fazladır. En azından ´ne yapılmaması´ gerektiğinin açık örnekleri bulunabilir. Gelişen yeni adımlarda bu tür bir kaygının yer almadığı görülmektedir. Geçmişte yaşanılanlara yönelik tartışmalar yapılmadan ya da “bu birliklerin neden dağıldığı?” sorusu cevaplanmadan bu doğrultuda atılacak her adım içinde önemli bir eksiklik taşıyacaktır.
Mücadelenin gereklerini yerine getirmeyen, onun ihtiyaçlarını çözmeden uzak bir “birlik” arayışı zorlama bir çabadır. Bu tür “birlik”ler başarıya ulaşsa bile “güçsüzlerin birliği” olacağı gün gibi açıktır. Zaten eskiden beri ´birlik´ bir zorunluluk olarak algılanmakta, bu nedenle mücadele içerisinde yerine getirilmesi gereken görev ve sorumluluklar ıskalanmaktadır.
Solda birlik önemlidir. Bu tarihsel açıdan da böyledir. Ama bunun, toplumsal muhalefet ve mücadelenin önündeki sorunların ve tıkanıklığın aşılmasında “her şey” demek olmadığını görmek gerekir. İçinde bulunduğumuz dönem de ağırlıkla yüklenilmesi gereken ´siyasal pratik´ olmalıdır. Mücadeledeki hantallık, siyasal pratik dışındaki hareket tarzları ´birlik´ olgusunu ileri sürme ve abartma yaklaşımlarını beraberinde getirmektedir.
Mücadelenin hareketsizliği egemenlerin işine yaramakta, sisteminin sarsılan temel taşlarını tekrar dizmelerine dolaylı bir biçimde yardımcı olmaktadır. Sol’un ve devrimcilerin yetersizliği, ortaya çıkan olanakların değerlendirilmesinin önünü de kesmiştir. Ve devlet kaybettiği meşruiyetini tekrar kazanma çabasında önemli başarılar elde etmiştir.
Burada ´birlik´ olgusu çerçevesinde bir noktanın altını çizmek gerekiyor; bugün hiç kimse ´birlik´ olunamadığı için bu süreç değerlendirilemedi belirlemesi yapmıyor. Bu da şunu gösteriyor, ´politikasızlık´ ile ´birlik olamama´ arasına doğrudan bir ´eşittir´ işareti konulamaz. Gündem belirlemedeki eksiklikler ve siyasal pratik anlamında zayıflıklar ´birlik olamamaktan´ kaynaklanan eksiklikler değildir. Bütün bu zaaflar rejimin kendini tekrardan yenilemeye çalışma ve yeniden yapılanma sürecini başarıya ulaştırma şansını vermiştir.
İçinde bulunduğumuz siyasal ve toplumsal koşullarda birlik en genel anlamda, faşist rejime ve onun ayakta durmasının koşullarını sağlayan emperyalizme karşı, somut program, öneri ve eylem birliği üzerinden gelişip güçlenebilir. Bu da kısaca, ezilen, sömürülen ve baskı altında tutulan emekçi halkların ortak mücadele anlayışından geçer. Ortak bir cephe ve mücadele hattının yaratılması sanıldığı kadar zor değildir. Yeter ki ´benmerkezci´ davranışlardan kurtulalım ve siyasal pratiğin ihtiyaçları çerçevesinde bir hareket kültürü kazanalım. Toplumsal muhalefet güçlerinin çok parçalılığı bu çabalarla aşılmış olacaktır.
Birlik önemlidir ama atılan birlik adımları toplumsal muhalefet ve mücadelenin ihtiyaçlarını karşılayan bir tarz içermelidir. Siyasal pratiği geliştirmeyen, ihtiyaçlarını karşılamayan ve mücadeleye hizmet etmeyen ´birlik´ süreçleri geçmişte yaşananlardan farklı bir noktaya ulaşamaz. Bu nedenle geçmişte yapılan hatalara düşmemek isteniyorsa dikkatli olunmalı, birlik kültürüne önem verilmeli ve oluşturulan programın hayata geçmesi için hiç bir çaba ve özveriden kaçınılmamalıdır.
Burada bir önemli noktaya da değinmek gerekiyor. Birlikten ne anlaşılması gerektiği somut olarak tanımlanmalı ve buna uygun duruş noktaları tespit edilmelidir. Seçim dönemlerinde geliştirilen “birlik”lerin, sınıflar mücadelesine katacağı çok fazla bir şeyin olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Şekilsiz birlikler mücadelenin sorunlarını çözücü değil, yük getirici bir özellik taşırlar. Birlik, siyasal yapıların üst düzey organlarının merkezi düzeyde oluşturdukları biçimsel ´karar birlikleri´ de olmamalıdır. Gerçek birlikler yaşamın ve mücadelenin içinde yani tabanda oluşan, siyasal pratiğin ihtiyaçlarına cevap veren, onu geliştiren birliklerdir.
Sonuç olarak birlik bir kültür sorunudur. Türkiye solu ve devrimci hareketi bu kültürü yaratmak zorundadır. Yaşanılan birlik süreçleri bu çerçevede değerlendirilmeli ve bunun adımları, atılmalıdır.
Mehmet Ali YAZICI
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :12 Mayıs 2010 ÇrşOkunma :1506
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı