Artvin Köşe Yazıları

Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri
Yazar : Mehmet Ali Yazıcı


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Siyaset



»Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

Demokrasi mücadelesinde Demokratik Kitle Örgütleri (DKÖ)´nin tartışılmaz bir öneme sahip oldukları yadsınamaz bir gerçektir. Toplumsal mücadelede birer mevzi ve toplumsal muhalefetin ekonomik-demokratik temelde örgütlenme yeri olan bu yapılanmalar kuşkusuz her siyasi görüşü yakından ilgilendirmekte ve her çevre kendi kavrayışı doğrultusunda belli açılımlar ileri sürmektedir. Farklı bakış açıları çoğu zaman ortak noktalar etrafında bir araya gelememekte (program, yapı, çerçeve, ilke vb. konularda) ve hitap ettikleri kesimlere gereken güveni verememektedirler. Sonuçta, meşruiyet yitimi, gelişememek, tıkanıklık vs. olumsuzluklar arka arkaya yaşanmaktadır.

Biz burada bu tür tartışma ve yanlış kavrayışların bir nebze de olsa giderilmesi için görüş ve düşüncelerimizi genel bir çerçevede sunmaya çalışacağız. İleri sürülecek düşünceler demokratik kitle örgütlerinde asgari düzeyde gerekli ve zorunlu olan, herkesin bir araya gelebileceği şeylerdir.

Sınıflı toplumların ortaya çıkması ile birlikte, toplumlarda sınıfların mevzilenmesi de gündeme gelmiştir. Bir tarafta ezenler, bir tarafta ezilenler; bir tarafta yönetenler, diğer tarafta yönetilenler ve bunların arasındaki uzlaşmaz karşıtlıklar hep süregelmiştir. Ezenler, var olan baskı mekanizmalarını zor ve şiddetle bezeyip-kullanarak kendi düzenlerini ve çıkarlarını koruma, sürdürme çabasına girmişler, ezilenler ise, daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için mücadeleye geçmişlerdir. Dolayısıyla birlikte hareket edebilmenin mekanizmalarını da yaratmışlar, örgütlenmişlerdir.

Sınıflı toplumların hemen hepsinde, sınıfların mevcut mevzilenmelerine göre çeşitli ´mücadele´ biçimleri ortaya çıkmış ve bunların araçları da -o günkü güçler dengesine göre- oluşturulmuştur. Araçları ortaya çıkaran ve kullanan unsurların her biri kendi ´grupsal´ çıkarları doğrultusunda hareket etmişlerdir. Bu noktada ´mücadele mevzileri´ diye nitelendirdiğimiz ya da kullanıla gelen adlarıyla kitle örgütleri, onu oluşturan unsurların amaçları ve nitelikleriyle doğrudan ilişkilidir.

Şöyle ki, içinde yaşanılan toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullarda ileriyi, geleceği temsil eden sınıflar ya da kesimler karşısında var olan koşulları ve statüleri savunan kitle örgütleri ´demokratik´ özelliklerini kaybetmiş demektir. Buna karşın, geleceği temsil eden, yüzü ileriye dönük unsurların oluşturduğu kitle örgütleri ise demokratik öze sahiptir. Çünkü bir yanda ölmekte olan, çürüyen unsurların verili koşullarına hapsolma - ve de hapsetme-; diğer yandan ise, doğmakta olanı temsil eden, yüzü geleceğe dönük, ilerici unsurların güzellikleri örücü, yeni değerler taşıyıcı rolü vardır. Sırtları ileri dönük olan egemen sınıflar, geleceği temsil eden ilerici unsurların mücadele mevzilerine karşı saldırgan tutum takınmışlar ve bu mevzileri dağıtmaya ve ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Ancak, bilimin ve tarihin yasalarının ışığında hareket eden yeninin temsilcilerinin mücadelesini asla yok edememişlerdir. Kapitalist toplumla birlikte tarih sahnesine çıkan proletarya(işçi-emekçi sınıflar) da, yüzü ileriye dönük ve geleceği kucaklayan bir sınıf olarak; ezilenlerin safında başköşeyi almış ve geleceği kurma mücadelesini kesintisiz bir şekilde sürdürmüş ve sürdürmektedir.

Daha kapitalizmin serbest rekabetçi döneminde ´ilerici´ özelliğini yitirmeye başlayan egemen sınıf-burjuvazi, emperyalizm döneminde iyice gericileşmiş ve bayrağı proletaryaya kaptırmıştır. Proletarya artık ezilenlerin safında geleceği kurma uğruna verilmekte olan mücadelede diğer ezilen sınıf ve tabakaları da yanına alarak esas öncü rolü omuzlamıştır. Proletarya ilerleyen süreçte bilimsel sosyalist düşünceyle de tanışmış ve mücadelesini düzen sınırlarını aşarak iktidara yönelik bir rotaya oturtmuştur. Ancak, ezilenlerin iktidar mücadelesini temel almakla birlikte, bu mücadeleye bağlı olarak, yaşam koşullarının iyileştirilmesi doğrultusunda ekonomik-demokratik mücadeleyi de yürütür.

Biz bu yazımızda esasa bağlı olan ekonomik-demokratik mücadelede bire araç olarak kullanılınan demokratik kitle örgütleri(DKÖ) ´ne kısaca değineceğiz.

Demokratik kitle örgütleri(DKÖ) ekonomik-demokratik mücadelenin verildiği kuruluşlardır. Yaşam koşullarının iyileştirilmesi için, yeni yeni haklar elde etme, bunları kalıcılaştırma, koruma ve çeşitli demokratik kazanımlar için mücadele eden yığın örgütleridir. Kitlevi boyutunda ise mesleki örgütlenmeler olma ve çeşitli kesimler arasında dayanışma özellikleri taşırlar.

Ancak olaya ekonomik bir bakış açısıyla yaklaşıp, bu örgütlerin işlevselliğini sırf ekonomik mücadeleye indirgemek de yanlıştır. Bunlar aynı zamanda demokratik hak ve özgürlükler için verilen mücadelenin de birer mevzileridirler. Şöyle ki, kapitalist toplumda devletin biçimlenişi, yani egemen sınıfların diktatöryalarını gerçekleştirme biçimleri iki şekilde olur; burjuva demokrasisi ve faşizm. Burjuva demokrasisinin işlerlikte olduğu emperyalist-kapitalist ülkelerde demokratik hak ve özgürlüklerden (burjuva sınırlar çerçevesinde) yararlanılabilmektedir. Örgütlülükler oturmuş ve hak alma mücadelesi önünde ki engeller yok denecek kadar azdır. Buna bağlı olarak ´hak alma´ bilinci de gelişmiştir. Ancak, bu tip ülkelerde de egemen sınıflar(özellikle tekelci burjuvazinin en elit kesimi) sıkıştıkları dönemlerde faşizme başvurmuşlardır. Bütün demokratik hak ve özgürlükler askıya alınmış; ekonomik-demokratik mücadelenin tüm araçları lağvedilmiştir. Bu noktada, ekonomik bir bakış açısıyla olaya yaklaşırsak; tekrardan yaşam koşullarının iyileştirilmesi mücadelesini verebilmek için, demokratik hak ve özgürlüklerin tanınmasını beklemek gibi bir ikileme düşmüş oluruz.

Bizim gibi yeni-sömürge ülkelerde kapitalizmin çarpıklığı ve emperyalizme bağımlılık; ekonomik, sosyal ve siyasal yapıyı şekillendirerek ´sömürge tipi faşizm´i bir devlet biçimi durumuna getirmiştir. Klasik anlamda burjuva demokrasisi yoktur. Yukarıdan aşağıya geliştirilmeye çalışılan çarpık demokrasi klasik burjuva demokrasilerinin çok uzağındadır. Demokratik hak ve özgürlükler son derece cılız ve göstermeliktir. Faşizm, devlet eliyle yukarıdan aşağıya kurumlaştırılarak, sürekli kılınmıştır. Her dönem gizli ya da açık, tüm sisteme damgasını vurmaktadır. Parlamento göstermeliktir. Demokrasi teraneleri çekilir, ancak diğer taraftan MGK, Genelkurmay ve MİT gibi kuruluşlar, parlamento üstü, siyasi süreci belirleme yetkisini kendilerinde bulurlar. Bu duruma yakın dönem açısından verilebilecek örnek, Genelkurmayın siyasal alana direkt müdahalesi olan 27 Nisan Muhtırasıdır. AB ile ilişkiler sürecinde demokratik kazanımlar olarak gösterilen düzenlemeler, Ordunun süngü vuruşuyla yerle bir edilmiştir. 22 Temmuz seçimleri de, eğer iptal edilmezse "demokrasinin bir gereği" olarak süngülerin gölgesinde yapılacaktır. Tuhaf olan, kendilerini, demokratik kitle örgütü olarak gören bazı çevrelerin sol adına bu müdahaleye destek vermiş olmalarıdır.

Bu gibi durumlarda, hak gaspları ya da benzer saldırılar ekonomik-demokratik mücadelenin ve kazanımların bütününe yöneliktir. Ekonomik mücadele ve demokratik hak ve özgürlükler mücadelesi iç içe geçtikleri için birbirlerini bütünler ve geliştirirler. Aynı şekilde, demokratik mücadelenin ufku da sınırlı olmamalıdır. Özgül olanın yanında genel demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak ele alınmalı ve ´baskı kurumu´ olma, dayanışma içerisinde olma ve benzeri görevleri de yerine getirmelidir.

DKÖ´ler, farklı sınıf ve tabakalardan meydana gelen, bunun sonucu olarak farklı siyasi eğilimlerden insanların birlikte ve ortak hedefler doğrultusunda hareket ettikleri örgütlenmelerdir. Bu yapılara ´demokratik´ özelliğini veren olgu, hedeflerinin, üyelerinin ve işleyişinin demokratik niteliğidir. Doğal olarak safını da demokrasi güçlerinin yanında tutmalıdır. Faşizmin, temel aldığı zor ve şiddetin yalan, demagoji ve çarpıtmalara sarılarak mevcut düzeni sürdürmeye ve halklar için yaşamı çekilmez kılmaya çalıştığı bir ortamda bu saf, anti-faşist saftır. Emperyalizmin doğal zenginlikleri yağmaladığı, ülkeyi askeri bir üs haline getirdiği ve emekçileri, çalışan kesimleri iliklerine kadar sömürdüğü bir ortamda bu saf, anti-emperyalist saftır. Bu temel yaklaşımların yanında, haksızlığın, adaletsizliğin olduğu her yerde bu haksızlıklara karşı mücadele safında yine demokrasi güçleri yanında yerlerini alırlar.

Üretici güçlerin gelişmesi ile birlikte çalışma alanları da oldukça çeşitlenmiştir. Bu alanların çeşitliliği, sorunları farklı olan meslek gruplarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. İşçiler, teknik elemanlar, memurlar, öğrenciler vb. biçiminde sıralamayı daha da uzatabileceğimiz bu grupların her birinin değişik özelliklere ve sorunlara sahip oldukları açıktır. Şekillenmeden de anlaşılacağı gibi mesleki örgütler, özellikle ve öncelikle kendi özgül sorunları çerçevesinde yapılanacak ve o doğrultuda ekonomik-demokratik mücadele vereceklerdir. Ancak bu demek değildir ki, mesleki örgütler kendi sorunları içerisinde sıkışıp kalacaklardır. Bu örgütlülükler aynı zamanda genel demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak ülke gerçeklerini açıklama kampanyalarına katılırlar ve önemli bir dinamik olma özelliği de gösterirler. Kısaca, toplumda ki diğer kesimlerle ortak dayanışma içerisindedirler. Egemenler bu tür örgütlülüklerin diğer süreçler hakkında görüş beyan edememesi için çeşitli yasal düzenlemelere gidebilirler. Ancak her şeye rağmen sorun sırf ´yasallık´ çerçevesinde ele alınamaz.´Yasallık´ sınırlarının üzerine ´meşruluk´ sınırlarının çizilebilmesi olanaklıdır. Şöyle ki,82 Anayasası sendikaların, meslek odalarının ve diğer DKÖ´lerin (ki, hemen hepsinin kapısına kilit vurulmuştu) siyasetin dışında tutulmasını emrederken, bir işveren örgütü olan TÜSİAD, kapatılmak bir yana, istediği gibi siyaset yapabiliyordu. Bu durumda, ilerleyen süreçte emekçi kesimlere bu kısıtlamaları ve yasakları, meşru ve haklılık temelinde delik-deşik ederek, hak ve özgürlükler mücadelesini sürdürmek kalıyordu ve öyle de oldu.

Yine tüm demokratik kitle örgütlerinin ortak istemler doğrultusunda mücadele etmelerinin, bir araya gelmelerinin koşulları vardır. Örneğin, bir grevin öğrenciler tarafından desteklenmesi ya da öğrenci direnişinin sendikalar tarafından desteklenmesi meşrudur. Aynı şekilde, örgütlenmelerin önündeki engellere ve birçok anti-demokratik yasak ve sınırlamalar karşı ortak bir platform etrafında mücadele edilebilir.

Adından da anlaşıldığı üzere DKÖ´ler kitle örgütleridir. Bu nedenle kuruldukları alanda en geniş kitleyi kapsamak durumundadırlar. Üyelerinin somut istemleri için mücadele ederek onları kucaklamak, kitleselleşmek zorundadırlar.

Burada üzerinde durulması gereken nokta kitlesellikten ne anlaşıldığıdır. DKÖ´ler kitlesel olması gereken derneklerdir diye kurulu oldukları alanın en geniş kesimlerini bir anda kucaklayacaklar şartı aranmamalıdır. Elbette hedef orasıdır; ancak ülke gerçeklerini gözden kaçırıp, kitlesellik özelliğini abartmak hatalı yaklaşım olur. Depolitizasyon ve pasifikasyonun had safhada olduğu bir dönemde hitap edilen çevre sınırlı olabilir. Bu sınırlı sayıya bakılarak onun kitle örgütü olmadığı yargısına varmak yanlıştır. Burada sorun, içinde bulunulan koşulları sağlıklı tahlil edip doğru bir perspektifle alanın unsurlarını en geniş biçimde etkinliklere dâhil edebilme sorunudur.

Konunun demokratik özü ile doğrudan ilişkili olarak, kitleselleşmede aranacak bazı özellikler de vardır. Yani hiçbir ilke ve kural gözetmeden ´isteyen gelsin´ çağrısı yapılamaz. Örneğin, amaçları farklı olan ve hiçbir zaman bir arada olamayacağımız faşistler kapsam dışı tutulmalıdır. Onlar varolan geri koşulları ve halklar açısından yaşanmaz ve kabul edilemez koşulları ´güvence´ altına alma çabası içerisindedirler. Bu konumları onları, demokrasi mücadelesi veren güçlere karşı düşman haline getirmektedir. Bu yanları ile faşistleri DKÖ´lerin kitlesel gücü arasında değerlendiremeyiz. Zorunlu olarak onlarla aynı çatı altında (okullar, fabrikalar, işyerleri vb.) bulunuyor olmamız farklı bir durumdur ve demokrasi anlayışımız onlara karşı mücadele etmemizi gerektirir. Çünkü her sınıfın demokrasi anlayışı kendi çıkarlarına göre şekillenir.

DKÖ´ler yasal kuruluşlardır. Ancak bu yanları her koşulda mutlaklaştırılmamalıdır. Öyle dönemler olur ki,´yasallık´ sınırları bulanıklaşır. Bu noktada ´yasallık´ sınırı zorlanacaktır ve meşruluk temelinde mücadele sürdürülmek zorundadır. Örneğin,82 Anayasası ile birlikte DKÖ´lerin faaliyetleri büyük oranda sınırlanmıştır. Ama bu durum değiştirilemeyecek anlamına gelmiyordu. Mevcut legal yapılar hareket noktası alınarak yasal sınırlar zorlandı ve koşulları değiştirme konusunda başarılar elde edildi.

Bu yasağa rağmen buna en güzel örnek, kamu çalışanlarının örgütlenmesi ve mücadelesidir.

Yine meşruluk temelinde faaliyetlerini devam ettirmeye bir başka örnek, kapatılan ya da kayyumda olan öğrenci dernekleridir.

Sonuç olarak şu söylenebilir: DKÖ´lerin temel özelliklerini korumak gerektir. Ama bunları kendi içinde mutlaklaştırmayıp, belli bir esneklik gözetilmelidir. Klasik anlamda burjuva demokrasisinin olmadığı bizim gibi ülkelerde sık sık yaşanan hak gaspları koşullarında,´tam´ ve ´ideal´ ölçütlerde DKÖ´ler aramak, durağanlaşmayı beraberinde getirir. Esnek olmak ilkelerde belirsizlik ve tutarsızlık anlamına gelmez. Aksine, hayatın canlı pratiği içinde, temel değerlere halel getirmeden atacağımız her adımda yeni yeni olumluluklar, deneyimler ve kazanımlar elde edeceğimiz açıktır.

Mehmet Ali Yazıcı

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
2 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 3 yıldız aldı.


Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :12 Mayıs 2010 ÇrşOkunma :1484

« Din mi? Bilim mi?

Sol'da Birlik (Gerekli mi?) »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yazıcı

15.11.1966 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Öğdem köyünde doğdum. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Yusufeli’de okudum. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden önlisans diploması aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ne girdim. Üniversitenin Öğrenci Derneği’nde ki çalışmalarım ve siyasi faaliyetlerimden dolayı birçok kez gözaltına alındım. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, hakkımda davalar açtı. 1991 yılında aranır duruma düştüm. Altı yıl arandım.1997 yılında Ankara’da bir operasyonda yakalandım. Dört yıl yargılandıktan sonra Ankara DGM tarafından 15 yıl ağır hapse mahkûm edildim. Kararı Yargıtay onayladı. Ankara Ulucanlar, Ermenek Özel Tip ve Sincan F Tipi Hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl yattım.2004 yılının Kasım ayında, TCK’ da yapılan yeni düzenlemelerden dolayı özgürlüğüme kavuştum. 2009'da Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdim. Birçok gazete ve dergide çeşitli konularda yayınlanmış yazılarım bulunmaktadır. "Sen Hiç Ağlamazdın" adında, Anarres Yayınlarından(Ankara-Haziran 2007) çıkan bir şiir kitabım vardır. Günlük çıkan Suluca Karahöyük Gazetesine (Hacıbektaş), aylık Özgürlük ve Uzun Yürüyüş Dergilarine yazılar yazdım. Red Dergisi'nde yazılar yazıyorum. “Köşesiz Yazılar” adında bir kitabım yayına hazırlanmaktadır.
yazici66@yahoo.com

Diğer Yazıları

  • Hakikate Dayanacak Gücüm Vardı
  • “Eşekliğin Teorisi” Vesilesiyle; Bilinç
  • Ranta Dönüştürülen Acılarımız!
  • Libya'da Neler Olacak?
  • 12 Eylül Darbesi ve Mankurtlaşma
  • Mankurtlaşma Ve Seçim
  • 1 Mayıs'ın Doğuşu
  • Yeniden Özgür Gündem
  • Açıklama
  • "Sevgililer Günü" ya da Kapitalizmin Tükettirme Sevgisi
  • Susmayacağız!
  • Açıklama
  • Nerdesin Ey Umut!
  • Orospulaşma...
  • DEV-GENÇ, Mücadele Demektir
  • Sokaktaki Devrim
  • Otobüste Kullanılmayan 50 Kuruşlar Ne Oluyor ?
  • Bilinç ve Bilinçaltı Üzerine Notlar
  • 'Sol'um Süründürür
  • "Devrim Yapılmaz, Devrim Olunur!"(*)
  • Artvinli ve Tuncelili Olmak;
  • Haliç Devletinin Avcı Simon'u
  • Bilim ve Felsefe
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Parfüm Orucu Bozar mı Hocam?
  • Said Nursi'nin "Sol"daki Müritleri
  • Çağın Gerisine Doğru Bir Sıçrama; İran Devrimi
  • Olgu İnsan
  • Kültür Ve Mücadele
  • Sahte Kavga Sahte Kahramanlık
  • Bir Hasan Cemal Kitabı
  • Fearari'sini Satan Bilge
  • "Şu Çılgın Türkler" Romanı Üzerine Notlar
  • Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun
  • Bana gelen Mektuplar-7
  • 'Tarafsızlık' Düşüncesi Üzerine Notlar
  • Her Hangi Birine Bir Mektup
  • Bana Gelen Mektuplar-6
  • Bana Gelen Mektuplar-5
  • Bana Gelen Mektuplar-4
  • Gelirsen Bir Mevsim Getir, Adı İlkbahar Olsun
  • Bana Gelen Mektuplar-3
  • Bana Gelen Mektuplar-2
  • Adorno´nun Anti-Tezi
  • Sevgi Üzerine
  • Bana Gelen Mektuplar-1
  • Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler...
  • Filistin Tarihi Ya Da Bir Halkın Acı Dolu Dramı
  • Bekir Kilerci ve Hatırlattıkları
  • Eleştiri, Özeleştiri ve Sol
  • Din mi? Bilim mi?
  • Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri
  • Sol'da Birlik (Gerekli mi?)
  • Bireycilik Toplumsalın Ölümüdür
  • Anadolu
  • Sanat Ve Politika
  • Edebiyata Dair Üç Soru
  • Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç
  • Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD
  • Mustafa Kemal, Tam Bağımsızlık ve AB
  • Yeni İnsan ve Yeni Kültür Üzerine
  • Yanlış hayat doğru yaşanmaz
  • Hukuk mu Dediniz!
  • İnsanlığın Sorunlarının Çözümü Marksizimde Yatıyor
  • Cumhuriyet Döneminin Beş Tabusu
  • Çözülme
  • Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!
  • Egemenlerin Kronik Korkusu;1 Mayıs
  • Ergenekon; Elma Dersem Çık!
  • Cumhuriyet'in Karanlık Yüzü
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Yeni Liberalizm Nedir?
  • Kal Gittiğin Yerde...
  • Öğretmen İmama Yenildi(mi)?
  • Grupsal Davranış Tarzı Nasıl Olmalıdır?
  • İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!
  • Popüler Kültür ve Tüketim
  • Burjuva Demokrasisi Rıza Üretir
  • Anlaşılmak Üzerine
  • Aydın Üzerine
  • İnsanı Anlamak
  • Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapitalizmi
  • Kapitalizm ve Çevre
  • Okullar Açıldı; Paralı ve Ezberci Eğitime Kaldığı Yerden Devam
  • Medya; Yalanın İktidarı
  • Milli Orgazm
  • Küresel Sömürüde Kadına Biçilen Rol

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 16 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 1216 tekil kişi,12111 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222482 tekil kişi, 10803972 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.206 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:
iberata,


Sayfa olusumu: 0,546875 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 08:24:40 Css | Sayfa Başı