Artvin Köşe Yazıları

Hasankeyf'in Tarihi Keyfini Bozanlar
Yazar : Şevket Çorbacıoğlu


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Siyaset



»Hasankeyf'in Tarihi Keyfini Bozanlar


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

Hasan’ın da Hasankeyf’le keyfi keka



“Ortadoğu’da Su: Savaş mı Barış mı noktasına geldiğimiz süreçte, Dicle üzerinde inşası düşünülen “Ilısu Baraj Projesini” tartışmak gerçekten zor. Bu nedenle ne getireceği ile birlikte ağırlıklı olarak ne

götüreceğini tartışmaya açanları desteklememiz gerektiğini düşünüyorum.

Ulusal değerdeki projeleri yaşama geçirirken yerel, ulusal ve evrensel değerleri dikkate almak zorundasınız. Onun için bölgenin tarihi, doğal ve sosyal dokusu, proje fizibil çalışmalarının temel kriterleri olarak düşünülmelidir. “Gap”ın bir alt projesi olan “Ilısu Baraj (Hes) Projesinde” bu kriterlerin istenen düzeyde öne çıkarılmadığını gözlemliyoruz...

Şubat 2001’de kaleme aldığım “Gez-Gör-Yaz” bütünündeki bir yazımla konuyu anlatmaya çalışacağım. Yazı, ayni zamanda Genel yayın Yönetmenliği yaptığım, ülkemin en eski ve basım sayısı bağlamında nitel ve nicel en büyük dergisi olan “Türk Mühendislik haberleri-TMH”’nın “Kentleşme-Diyarbakır-sayı 412” dosyası içinde yer aldı:



Üç deniz görmemiş (Kürt), Bir deniz görmüş (Laz) 4 kişi Diyarbakır’dan Yukarı Mezopotamya ovasını katederek Hasankeyf’e doğru yol alıyoruz. Bu bölgedeki yy’lar öncesinin doğa ambiyansı tümden meşe ormanlarından oluşuyormuş. Ayakta kalanlarda 1980 sonrası kaosunda saklanma alanı endişesiyle yakılmış,yok edilmiş. Özellikle Lice Kulp - Dicle ambiyansında ormancılık ve yaylacılık yasaklamaları nedeniyle Kulp’un ünlü ceviz ormanları bile tamamen yok edilmiş.

Bismil Ovasında ilerliyoruz. Tarım için işlenmeye hazır, bir doğa kumaşı adeta. Yörede 1985 sonrası tütün ve pamuk ekimi hızlanmış. Yöre insanı bu tarım kültürünü Kahramanmaraşlıların yaygınlaştırdığını söylüyor. Bismil, bölge de dağ köyleri ve mezralardan en çok göç alan ilçe. İnsanlar pamuk ve tütün tarlalarında çalışıyorlar. Sıcak aş

ve ev bulmuşlar. Memnunlar yaşamlarından. Tasarlanan köye dönüş projesine, mezra ve dağ köylülerin pek sıcak bakmayacağı savlanıyor. iki keçi bir inek için; Bismil’deki böylesi düzenli tarım alanlarını terk edip mezrasına dönmeyi pek isteyeceklerini ben de düşünemiyorum.

Batman Ovası da; Bismil Ovası gibi Yukarı Mezopotamya doğasallığının zengin bir uzantısı...

Hasankeyf’e giden yolun batısı zengin petrol yatağı Raman, doğusu Garzan dağlarıyla çevrili. Adeta enerji koridoru. 1996 Tubitak verilerine göre 2050’ye dek ülke gereksinimini karşılayacak bir rezerve sahip olduğu söyleniyor. Vadi tabanına ve tepeciklere serpiştirilmiş

petrol arama kuyuları, uzaktan; sürüsünü ve sahibini arayan ürkek at izlenimi veriyor insana. Olgunun en ilginç yanı, çıkarılan ham petrolün yöre de değil, İskenderunve İzmir Aliağa’da işlenmesi!

Batman Ilısu Barajı’nın konuşlandırılacağı Dicle nehrini paralel izliyoruz. Baraj gövdesinin kaplayacağı Hasankeyf topraklarına girdik. Hasankeyf’e 12 km var; tarihi ve doğal zengin doku ile iç içesiniz. Enerji koridoru, tarihi Sit alanları ve tüm doğasal yeraltı ve yerüstü çeşitliliği;

Ilısu Hes’ inden nasibini alacak evrensel değerler.Bizanslılar, Artuklular, Abbasiler, Osmanlılar, Moğollar, Eyyubiler, Sasaniler ve bilinmeyen sayısız uygarlıkların kültür kalıtı (mirası) evrensel değerler, seçeneği var olan enerji yatırımı adına yok edilecek.



Görkemli Hasankeyf’teyiz. Hasankeyf; hüznün insanı kahreden bakışıyla karşılıyor sizi... Öncelikle çocuklar. “Hasankeyf’in tarihini anlatayım mı size?!..” diye koşuşturan çocuklar hemen “... Sasaniler, Eyyubiler, Artuklular vs lerin yapmış olduğu Hasankeyf’te...”

diye ezberledikleri tarihi bilgileri anında mitralyöz gibi üzerinize boşaltıyorlar... Çocukların acelesi var... Biliyorlar ki Hasankeyf gidici... Muhteşem bir yerleşim alanı. Su, suyun yarattığı bereketli Dicle havzası ve Güvenlik Hasankeyf kanyonu... Hasankeyf’e herkes keyfine göre

ad vermiş: Bir kısım yöre insanı; Kürtçe Husn: (güzellik), kefa: (Kaya) sözcüklerinin bileşiminde; Güzel kayalar anlamına gelen “Hüsn-ül Kefa olduğunu savlamakta: Süryani kaynaklarında “Hesna Kepha” biçiminde geçen adının Süryanice “Kaya” anlamına gelen “Kifo” dan geldiği belirtilmekte. Bir başka kaynağa göre de; Suriye dilinde kaya anlamına gelen “Kaysa” ve “kale anlamına gelen “Hisn” sözcüklerinden esintilenilerek “Hisn-Kayfa” dendiğini, doğrusu Abbasilerin, Hamdanilerin ve Mervanilerin yönetimine giren yerleşim alanına Arapça’da “Kayahisar” ya da “Kayakale” anlamına gelen “Hisn Kayfa” denmiş ve sonraları “Hisn Keyfa” ya dönüşmüş. Osmanlılar zamanında da (1517) Hasankeyf

denmeye başlanmış. Yörede Süryanice, Arapça, Türkçe ve Kürtçe konuşulduğuna göre böylesi zengin etnisiteli, Dini ve kültür farklılığında Hasankeyf’de keyfi adlandırma olağan karşılanmalıdır...



Daha çok Güneyden gelen Artuklu Uygarlığının etkisinde kalmış. Çünkü Artukoğullarının başkenti imiş Hasankeyf. Artukluların yürüttükleri Bayındırlık çalışmalarıyla; değerli mühendislik yapıtları ve Dünya7nın ilk darphanesine sahip olmuş Hasankeyf...130 yıllık Artuklu egemenliği(1102-1232) sona erdikten sonra eski canlılığını ve zenginliğini koruyamayıp, özellikle 1260’da İlhanlılar tarafından yağmalanıp tahrip edildikten sonra Akkoyunlular zamanında biraz canlanır olmuşsa da günümüze bir köy olarak gelebilmiş, ta ki nehrin karşı tarafındaki Raman Dağlarında petrol buluncaya dek. Hasankeyf’te günümüze dek ayakta kalabilmiş, yalnız ortaçağ İslam yönetimi yapıtlarıdır. Fransız Arkeolog ve mimarlık tarihçisi Albert Gabriel Hasankeyf’teki tarihsel yapı kalıntılarının ayrıntılı bilgilerini ilk hazırlayan kişidir(1990).

Görkemli geçmiş uygarlıkların evrensel anıtı ‘Hasankeyf’te (eğer Batman’dan geliyorsanız) sizi ilk karşılayan, İmam Abdullah Zaviyesi ile Mimar Pir Hasan’ın Otlukbeli Savaşında (1473) ölen Zeynel Bey için yaptırdığı Kümbettir. Özelliği; yöredeki öteki yapıların tersine,

kesme taş üstüne tuğla kaplama olarak dıştan silindirik, içten sekizgen planlı olmasıdır. Yapım tarihi ve mimarı bilinmeyen İamam Abdullah Zaviyesinin kapısı, 15.yüzyıl ahbap ipçiliğinin yetkin örneklerindendir. Ayrıca söylencelere konu on iki imamı betimleyen Mavi Çini

Levha hayli ilgi çekmektedir.



Hasankeyf’i simgeleştiren Dicle üzerindeki tarihi

köprü, yerleşkeyi gizemleştiren görkemli bir yapıt. 12. yy’da Artuklular tarafından yapıldığı sanılan köprü yok olmak üzeredir. Uzunluğu yaklaşık 120 mt. Olan günümüzün bile büyük mühendislik yapısı sayılabilecek harap köprü yıkılmış. Ayakta değil artık. 40mt’lik ana gözle, Hasankeyf tarafından 15 mt’lik ve Batman tarafından 22 mt’lik gözden oluşuyormuş-ki çocukların spontane Hasankeyf tarihini anlatmaya başladıkları nokta burası- orta ayaklarda görülen kabartmaların astrolojiyle

ilgili olduğu rivayet edilmektedir.



Köprüyü geçip, Dicle’nin ve çevre dağlardan inen sel sularının binlerce yılda oyduğu derin kanyonu görmezden önce sizi, 12. yy’da Artuklular tarafından yapıldığı söylenen Hasankeyf Sarayının, Kuzeydeki köşe kuleleri karşılıyor. Bu görsel zengin yapının kare planlı

tuğla kemerli, kesme taştan yapıldığı görülüyor. Yavaş-yavaş çağlar öncesinin kayalarla oyulmuş konutlarını sunan kanyona giriyorsunuz. Uzunluğu bir km.’den fazla. Kanyonun çağlar öncesinin höyükler, ören

yerlerini (konutları), günümüzde de insanların barınma sorununu çözer durumda görmek beni hayli düşündürdü. Kanyonla çevrili kayalık yükseltiyi taçlandıran yukarı şehre (ören yerleri) güneyden tırmanıyorsunuz. Dicle’nin güney cephesinin en yüksek noktasına ulaşıyor ve Dicle yatağı ve üzerindeki tarihi Harap köprüye 125-150

mt. tepeden bakıyorsunuz. Bu en yüksek noktadaki tarihi zengin yapıtların kalıntılarıyla karşı-karşıyasınız. En önemlisi Artuklular tarafından yapıldığı savlanan Ulucami’dir. (Erres Kilisesinden bozma cami) Yedi kapısından üçünün kalıntıları günümüze ulaşabilmiş olan

Dicle’nin güneyindeki Hasankeyf Kalesi (Romalıların Iran sınırını denetim altında tutmak için yaptığı da savlanmaktadır) muhteşem bir yapı. Eyyubi Sultanı Süleyman tarafından (1409)’de yapılan “Rızk” Cami

kanyonun en yüksek noktasındadır. işte bu caminin üst kotu ile Dicle’nin üst kotu arasında en az 125-150 mt bir derinlik mevcuttur. (Ana Britannica). Asıl şehir, Hasankeyf kanyonun terası sayılabilecek kalenin kuzeydoğusundaki düzlük alanda inşa edilmiş. Çevresinde ayrı sur yok çünkü her yanı “yar”larla çevrilidir. Kuzeybatısındaki bazı ev ve dükkan kalıntıları bulunmaktadır. Adeta terasta kurulmuş bir kent. Su,

güvenlikli bir teras kent ve teras Kentten kuşbakışı alabildiğine uzanan bereketli Dicle su havzası. Geçmiş uygarlıkların değerini bildiği olağanüstü yerleşim alanı..Günümüz uygarlığının değerini ölçemediği “Evrensel Uygarlık Terası” adeta..... Ilısu baraj suyu, Hasankeyf kalesinin en yüksek noktasındaki Ulucami’nin üst kotuna kadar yükselecekmiş. ‘Yani suyun binlerce asırdır yarattığı uygarlığı “Su”ya yok ettirme becerisine ulaşmamıza az kaldı. Yap - İşlet - Yok et modeli ile yapımını üstlenmiş Balfour Beattyy adli İngiliz firmasının, projeden vazgeçtiği söylentileri halk arasında yaygınlaşması bir umut olarak beliriyor ise de; kurumuş çatlak toprağın susuzluğunu gidermesi için göğün sonsuzluğuna nasırlı ellerini uzatmış Yaratana yakaran yöre insani için de, Ilısu Barajı bir umut. “Evrensel Uygarlık Terası” imiş umurunda mı?... Diyarbakır ili, Bismil ilçesi ile Batman, Siirt ve Mardin illeri içinde yer alan Ilısu (Hes) Barajı Dicle ile kolları Batman, Botan ve Gar üzerinde oluşacak. Rezervuar alanı Cizre’nin 50 km kuzeybatısında, Ilısu

mevkiinden Bismil yakınlarına kadar 120 km boyunca

uzanacak.



Hasan Ayhan gezi boyunca Simültane (kendiliğinden) rehberimiz. Anadolu insanının, saf ve temiz abartılı yansıması. Sevecen ve candan. Yirmi beş otuz yaşlarında.... Hasan, Hasankeyf girişinde bizleri karşılayan ilkokul çocuklarının coşkusuyla bizi karşılıyor ve koşuşturmaya başlıyor. Hasankeyf tarihini anlatabilmenin Mutluluğu içinde keyifli... Hasan Ayhan’ın keyfi Hasankeyf’in yok oluşunda yok olacağının bilisizliği içinde, annesine o gün götüreceği paranın sevinç

koşuşturmasıyla yanımızdan ayrılıyor Hasan Ayhan’ın, Hasankeyf gibi yok olacağını biteceğini düşümden geçirirken Hasankeyf’in kayboluşundan çok daha etkiledi beni. “Bebek saflığındaki Hasan Ayhan’ın kaybolmaya koşuşturan doğu otantizminin o temiz sevinci...”

Hasankeyf’in zirvedeki tarihi ören yeri sayısız ulus’un iz bıraktığı geçmiş uygarlıkların “evrensel terası,, adeta demiştik. Binlerce yıl önce inşa edilmiş evler hâla günümüz uygarlığının savurduğu yöre insanının

(bazılarının) barınma gereksinimine yanıt vermeye çalıştığını gözlemliyor, zirveye “Rızk” Camiine ulaştığımızda, camii yakınındaki asılı çamaşırlar karşılıyor ve hayrete kapılıyorsunuz! Elbette ki “Artuklular’ın çamaşırları olduğunu düşünmüyorsunuz. Merkezi ve yerel yönetim yetmezliğinden

kaynaklandığını ve insanları hâla günümüz uygarlığında geçmiş uygarlık kalıntılarına gereksindirdiğimizi ister istemez düşünüyorsunuz. “Evrensel uygarlık terası ile taçlanmış Hasankeyf zirvesinden; suya ve suyun yarattığı bereketli Dicle havzasına inmeye başlıyoruz. Hasan Ayhan tekrar beliriyor ve bir şey başarmanın sevinciyle önünüzde koşuşturuyor.. Sürekli bir şeyler anlatmaya çalışıyor, anlamıyorum! Türkü söylemek istediğini söylüyorlar...Emeğinin karşılığını annesine teslim etmiş... Çok mutlu...Yanık sesiyle Ferdi Tayfur’u bitirmezden Ibo’yu taklit etmeye başladı... O saf tertemiz emeğinin karşılığını vermeye çalıştığımda, doğunun o kendine özgü mahcubiyete özdeş hoşgörüsü beni daha da etkiledi. Kanyon tabanına yakın Mağara çay ve dinlence yerinde

bizden ayrıldı. Usulca bir köşeye sığınarak yeni ziyaretçileri beklemeye, ismimle bana seslenmeye çalıştı... Resimleri göndermemi istiyormuş.

Hasan Ayhan, Hasankeyf’te keyifli tertemiz bir Bölge yoksulu. Sevince koşuşturan Hasanların Hasankeyf’i keyifsiz halde, yoksulluğa koşan bir varsıl adeta...Diyarbakır’a, Diyarbakır’e, Ameid’e kısacası Kalekent’e dönüyoruz. Trafik yoğun. Bir şey dikkatimi çekiyor. Binek araçlarının çoğu Ankara ve İstanbul plakalı. Nedenini sorduğumda hayrete düşüyorum. Diyarbakır dışına çıkıldığında Diyarbakır araçları saldırıya

uğruyormuş.

Bismil Çeltek’teki Beritan Aşireti için hazırlanan 354

konutluk yerleşim alanındayız(Burada bir parantez açmak istiyorum. Bir yıl sonra Diyarbakır Khgm Bölge müdürü olarak atandım Beritan Aşiret reisi Musa Yeşiltaş bu konutların Beritan göçerlerini yerleşik düzene geçiremiyeceği konusunda endişelerini iletince, kendilerine, Surıye sınır boylarındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi ve kendilerine verilmesini önerdim. Öneriye çok sıcak baktı. Arkadaşlara yapılabilirlik raporları hazırlatmayı düşündüğüm süreçte görev ömrüm yetmedi...Çok sevdiğim ve Hasankeyf inceleme gezi yazımdaki üç Kürt’ten biri olan ve de erken yaşta, aramızdan ayrılıp Allah’ın rahmetine kavuşan; Etüt Proje uygulama Müdürüm sevgili Mehmet Aksoy’un “Müdürüm bu proje nerden aklına geldi?! Bu tüm göçerleri kurtaracak bir proje!” çığlığı hala kulaklarımda...Bugünlerde tartışılan bu öneriyi ilk Beritan’lılara götüren kişi olarak övünen değil, yaşama geçiremediğim için üzülen biri olarak, böylesi bir populizm kokan parantez açmak zorunda kaldım; özür dilerim..). Asırlardır doğa ile iç içe hayvancılıkla uğraşan Beritan göçerlerini yerleşik düzene geçirecek Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün (Khgm) üstlendiği bu projeye, konut bazında bakıldığında başarılı bir proje, fakat doğanın özgür ortamındaki yaşamı

gelenek haline getirmiş ve böylesi doğa ortamıyla bütünleşmiş Beritan göçerleri; iç içe yoğunlaşmış, açık alandan yoksun bir yerleşimi ne denli benimserler bilinmiyor?! Doğanın özgür ortamına alışmış insanları,

dar bir alanda yoğunlaştırmayacak bir projenin yaşama geçirilmesi gerekirdi diye düşünüyorum... Köye dönüş projelerini de gelecekte Kghm üstlenecektir(Üstlenemez, çünkü kapatıldı. Köydes’in bu işi üstlenmesi hizmet şeması bağlamında çok zor..). Bu projenin rasyonel temellere oturtulabilmesi için, bölgenin kaotik ortamı ve jeopolitik konumu da dikkate alınarak, sorunsallığı yaşayanların görüşü ile bütün bir projelendirme sürecinin üstlenilmesi gerekmektedir.

Olgunun öncelikle alt yapı çalışmalarının yapılması zorunluluk olarak görülmektedir. KGHM olguya, bu boyutuyla ciddi yaklaşımlar içinde... İkinci ulaşım ağının güçlendirilmesi için, birinci ulaşım ağı çalışmaları yoğunlaştırılmış. Örneğin Çarıklı’da başlayan, Viranşehir’e dek uzanan eski Derik Grup yolu; puremanet yöntemle genişletilerek asfaltlanmış. Böylesi benzer çalışmaların yoğunlaştırılıp yaygınlaştırılması sağlıklı bir yaklaşım.



Hasan Ayhan ve Hasankeyf için ne yapılabilir?



Öncelikle “Hasankeyf’i yaşatma platformu” desteklenmeli, çalIşmalarI gözden geçirilerek ivmelendirilmelidir..Uzmanlar ve platform çalışanları, ILISU Baraj gölü alanının arkeolojik açıdan en az araştırılmış alanların başında geldiğini söylemektedirler. Güneydoğu’daki arkeolojik çalışmalar komşu ülke ve bölgeye oranla yok denecek kadar azmış. Bundandır ki ülkemizin bu önemli bölgesinin geçmişi çok az bilinmektedir. Yapılan kısmi kazılar (Hallançemi, Çayönü, Nevali Çorı, Göbekli Tepe kazıları) insanlığın ilk büyük aşaması Neolitik çağ

kültürünü 4 bin yıl daha geriye götürerek; İ.Ö 10 bin yıl ile 6 bin yılları arasında bölgede var olan kültürlerin önemini ortaya koymuş. Yine ILISU Baraj alanı içindeki bölgenin; İ.Ö. 1300 ile 600 yılları arasında Asur uygarlığının etkisi altında kaldığının bulgularına rastlanmış. Demek oluyor ki, çok eski çağlardan beri Kuzey Mezopotamya ile Anadolu’nun girişim bölgesinde yer alan Hasankeyf, tarih öncesi devirlerden günümüze dek sürekli yerleşim alanı seçilmiş. Özelliklede Romalılar

ve Bizanslılar döneminde önemli bir garnizon kenti olmanın yanında, Orta Çağda Anadolu’nun saygın yerleşimlerinden biri olmuş.



Ülkeler, tarihi ve doğal dokuyu “(Doğanı-Doğayı/Habitatı),, bozmayacak yok etmeyecek kurallar geliştirerek sanayı bayındırlık uygulamalarının bu bağlamdaki zararlarını en aza indirmenin politikalarını geliştirmeye çalışmaktadırlar.Özellikle Unesco ve benzer ilgili örgütler aldıkları ilke ve tasfiye kararlarıyla böylesi çalışmaların

yaygınlaştırmasında öncülük etmişlerdir. Ülkemiz de bu ilke ve tavsiye kararlarının altına imza atmıştır. Bu konuda Anayasanın 63. maddesinde “Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını

sağlar” hükmü yer almasının yanısıra Kültür Bakanlığı’na; doğanı ve doğayı, yani habitatımızı ve tarihi çevreyi tehdit eden projeleri disipline etme, koruyucu çözümler geliştirilmesini isteme yetki ve sorumluluğu verilmiştir. Anayasanın 63. maddesi gereği ve içeriğinden dolayı

Hasankeyf, Kültür Bakanlığınca Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun A-1105 sayılı kararı ile 14.4.1978’de 1. Derece Arkeolojik SİT olarak tescil edilmiş ve bu alanda bir yapılanma ve plan kararı getirilmeye ve korunması gerektiği belirtilmiştir. Hatta bu konuda A-2767 sayılı 13.3.1981 tarihli kararı ile G.E.A.Y.K. Hasankeyf’te 22 adet korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı tescil etmiştir. Ayrıca D.K.T.V.K.K’ca 22.2.1991 – 686 sayılı kararıyla Hasankeyf’te SİT sınırlarını genişletmiştir. “Olgunun yasal çerçevesi çizilmesine karşın,

Hasankeyf’in tarihi ve doğal dokusunu dikkate almayarak 100 civarında köyün boşaltılması gerçekten düşündürücü, çünkü yöre insanı bakımından, köyden kente zorunlu göç korkunç bir yoksullaşma sürecini

de beraberinde getirecektir. Onları bekleyen gelecek çoğunlukla varoşlarda, gecekondularda, rutubetli bodrum katlarında yaşamak olacaktır. Bu nedenle ekonomik üretkenliğin bilimsel bir alt yapısı

oluşturulmadan doğuracağı üst yapı gerçekliği de bir o kadar çarpık olacaktır. Öyle ki; köye dayalı üretim ilişkileri yaşam bulan köylü kesim, olası bir zoraki göç sonucu kendisine çok yabancı olan kentsel üretim

ilişkilerine, ancak günü birlik bir tarzda katılabilecek, kent kültürünü özümsemeden edilgen bir şekilde bu üretim ilişkilerine katılacak ve sonuçta hayatta kalma savaşı veren ve iki kültür arasında bocalayan bir trajediyi sergileyecektir... (Hasankeyf’i yaşatma platformu Mayıs

2000-Diyarbakır)”



Ilısu Barajı İle İlgili Teknik Veriler Ve Alternatıf Enerjı Kaynakları



Ülkemizin enerji bağlamındaki toplam kurulu gücü 26292 MW olduğunu düşünürsek; 1200 MW (Megawatt) kurulu güce göre tasarlanmış Ilısu Barajı’nın’ yıllık enerji üretimi 3833 milyar kw/h

düzeyinde olduğu dikkate alınırsa, bunun toplam kurulu güce ancak %4,6 oranında ilave sağlayacağını görürüz. Halbuki enerji sektörümüzdeki %18 olan dağıtım kayıplarımız her yıl için 1,6 düşürülmesi ile beş yılda toplam%8 aşağıya çekilerek, ayrıca Türkiye

ortalaması %4 seviyesinde olan kaçakların sıfırlanmasıyla enerji sektöründe bir anda %12’lik bir artış sağlanabilir. Bunun yanısıra salt %20’si değerlendirilen Linyit potansiyelimiz (yıllık 114 milyar kwh) daha fazla değerlendirilebilir. Özelikle 2450 MW potansiyeline sahip

olduğumuz ve ancak %2,97’sini değerlendirebildiğimiz elektrik enerjisi olarak yararlanabilecek jeotermal potansiyelimizin değerlendirme oranını artırabiliriz. Bir başka seçenek çok az bir oranda değerlendirebildiğimiz yenilenebilir enerji potansiyellerimizden rüzgar potansiyelinin enerjiye dönüştürülmesidir. 83.00 MW olarak tahmin edilen rüzgar potansiyelimiz

hazırlanacak rüzgar haritası ile bu doğasal güç enerjiye dönüştürülebilir. Tüm bu enerji potansiyeli seçenekleri rantabl olarak yaşama geçirildiğinde ülkemizin enerji açığı fazlasıyla giderilebileceği gibi, Çamlıhemşin Fırtına Vadisinde olduğu gibi; Hasankeyf’leri , Artvin derelerini, vadilerini, ormanlarını, kısacası Anadolumuz tüm doğasal değerleriyle birlikte kültür miraslarını kurtararak, ülke ekonomisinin turizm bağlamındaki katkı potansiyellerini de ülkemiz çıkarlarına kanalize etmiş oluruz.

Hasankeyf’te Baraj gövde yüksekliğinin ve gövdesinin farklı yere konuşlandırılmasının da seçenek olabileceği tartışılmalıdır..

Bölgede; doğru bir planlama, bütüncül bir yaklaşımla tüm değerleri yaşatmaya çalışmak, evrensel bir gereklilik olarak görüldüğü taktirde, tarihsel, doğasal ve insansal yapının korunarak; ulusal birlikteliğin

ivmelenmesine kim karşı çıkabilir ki?!





Tüm bu gerçekleri dikkate alarak Mazlumder Genel başkanı Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Genel Yönetim Kurulu Üyeri ile birlikte Hasankeyfe giderek yaptıkları basın açıklaması ‘na imzamı atıyorum:

“Bütün insanlığın ortak mirası olan ve 10 bin yılı aşkın tarihe sahip Hasankeyf’i sular altında bırakacak Ilısu Barajı projesi toplumun bütün duyarlı kesimlerini kaygılandırdığı gibi, bir insan hakları örgütü olarak Mazlumder’i de kaygılandırmakta ve yaratacağı tahribat nedeniyle derneğimizi doğrudan ilgilendirmektedir.

Doğa derneği’nin verilerine göre Ilısu barajıyla birlikte en az 60 bin insan göç edecek, onlarca köy ve binlerce dönüm birinci sınıf tarım arazisi, bölgedeki 300’den fazla arkeolojik alandan 83’ü, bununla birlikte bölgeye has onlarca canlı türünün yuvalanma ve üreme alanları da sular altında kalacak, Dicle’deki ekolojik sistem büyük zarar görecektir. 30 yılı aşkın süredir 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan Hasankeyf, tarihsel ve kültürel miras olmasının yanı sıra ‘Doğal Anıt’ niteliğindedir. Yasalarımızda açıkça ifade edilen; ‘Taşınmaz kültür varlıkları ve parçalarının, bulundukları yerlerde korunmaları esastır’ maddesine uyulmalıdır.



Sayın Başbakan, Batman’da yıllar önce yaptığı konuşmada, ‘DSİ şu anda Hasankeyf´i kurtarma hazırlığında. Avusturya´da Ilısu Barajı´na talipli olan müteahhitlerle görüştüğümüzde projelerini Hasankeyf´i, Ilısu´ya gömmemeleri şeklinde hazırlamalarını istedim. Yaklaşık 40 medeniyetin geçtiği Antik Kenti, Ilısu Barajı´na feda edemeyiz. Dünya medeniyetlerine beşiklik eden Hasankeyf´i dünya turizmine açmaya kararlıyız’ diyerek duyarlı çevreleri sevindirmişti. Bugünkü yaklaşımları son derece düşündürücüdür.



Ayrıca, bölgede geçmişte yapılan baraj projelerinin vaat edilenin aksine kazançtan çok kayıp getirdiği çok açıktır. Ekonomik ve sosyal yaşama hiçbir katkı sunmayacağı gibi on binlerce insanı zorunlu göçe tabi tutarak sosyal ve psikolojik tahribatlara yol açacak böyle bir projenin mantıklı izahı yoktur.



Kurtarma projesi adı altında, Hasankeyf’in taşınması projesi gerçekçi değildir. Hasankeyf’i kurtarmanın tek yolu Ilısu baraj projesini iptal etmek ve birçok çevre örgütünün de dediği gibi bölgeyi Unesco Dünya Kültür Mirası listesine dâhil etmektir.



Mazlumder olarak kamu otoritesini, Hasankeyf’in ‘taşınması’ adı altındaki kurmaca ve aldatma niyetli söylemlerine son vermeye; bireylerin sosyal ve ekonomik haklarına, çevre haklarına ve kültürel haklarına saygı göstermeye davet ediyoruz.”



İmza atıyorum, çünkü Artvin başta olmak üzere; Cennetin izdüşümü Anadolu’muzun doğası ve doğanı(habitat) ve de kültürel mirası siyasi ve ekonomik rant sarmalında yok edilme sürecine sokulmuştur. Bunun için; hiçbir düşünce farklılığının etkisi altında kalmaksızın; katılımcı ortak duyarlılıklara gereksinimimiz vardır(Güncelleme:25/05/2009)...



ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

Teknopolitikalar Platformu
İLET-Kİ
evesbere@mynet.com

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
7 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 3.6 yıldız aldı.


Yazar :Şevket Çorbacıoğlu Yayım Tarihi :19 Mayıs 2010 ÇrşOkunma :2502

« Yanlış Yoldasın Baykal!

Mayıs Korkuları, 19 Mayıs ve Gandhi Kemal »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Şevket Çorbacıoğlu

İnş.Müh-Türk Mühendisler Birliğinin iki dönem Genel Başkanı-TMMOB-İMO Genel Sekreteri-KHGM Diyarbakır Bölge Müdürü(2001-2002)-Teknopolitikalar Platformu kurucusu ve sözcüsü-Ankaradaki Artvin Vakfının kurucu üyesi ve halen isteğe bağlı ikinci başkanı; Otantik Artvin Evi proje tasarımcılarından ve öykülendiricisi İşin özü; Cennetin izdüşümü Artvin bütününde Doğa ve doğan/insan aşığı yazan çevreci bir mühendis. Milletvekilliğini, sivil örgütlerdeki duruşuyla MİLLETİN VEKİLLİĞİne tercih etmeyen bir adem...Daha doğrusu Milletin Vekilliğini milletvekilliğine tercih eden bir adem..
evesbere@gmail.com

Diğer Yazıları

  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Anneler Günü İçin Önerim
  • Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2
  • Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan
  • Artık İki Tane E-Muhtıramız Oldu
  • 1 Mayıs'ı da İkiye Böldük
  • Başbakanın Bina Okuması ve Özel Paşası
  • Ankara'da Artvin Tanıtım Günleri
  • 23 Nisan Bayram Öncesi Çoçuklara Yaşatılanlar
  • Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim Kurgu Kentlerine Dönüştürüyor
  • Marmaris'in Mavisi ve Yeşili Yok Artık Ankara Gibi Betonlaşmış
  • Çatalca; İstanbulun Unutulmuş En Güzel Yanı
  • Chp İktidara Koşmak İçin Ne Yapmalı?
  • Cin Olmadan Çin Gibi Çarpmak
  • Çoçukları Eğitmek mi Amaç Yoksa Eğdirmek mi?
  • Devlet İhalelerinde Dik Duramayışın Öyküsü
  • Nasistler Egemen Olmaya Başladı
  • K-Adın Var mı?
  • Eşek Yerine Koyanlar ve Sağanlar
  • TL'mizin de Sembolü Oldu
  • Dini Dar Nesil miyiz Biz?
  • Ustanbuldasın Ankara'yi Bulasın
  • Chp'de Büyük Tüzük Savaşları
  • Akp'yi Teorize Eden Mehmet Altanlar vb Gerçeği Görmeye Başladılar mı?
  • Atatürk'ünü de Düşüncesini de Al da Git!!!
  • Arhavili Doğa Duyarlılığındaki Kararlılığını Gösterdi
  • Korkunun Silivri'ye Faydası Yoktur
  • Öcalan'ı Bodruma Paşa Yapan Türköne Atatürkçü Olmuş
  • Noooo, El'inizi Yoksuldan Çekin 2012'de
  • Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-1
  • Ermeni Fransa ve Akp Duruşu
  • Cahil Açığı ile Cari Açığı Tetiklemek
  • Akp Devletçi Oldu-1
  • Yükselen Türkiyemde Yükselen Halk mı Birileri mi?
  • Gazete Çankaya ve Sobe
  • Chp'de Kavga Bitmez, Kavgacılar Gitmez
  • Dersim Dersleri
  • Tayyip Erdoğan Sosyalizme Yelken Açtı
  • Euro 2012'ye Gidemeyişimizin Suçlusu Kim?
  • Kurtlar Vadisi Karakterleri ve Kozinoğlu Ölümü
  • 10 Kasım Gözyaşım
  • Çürük Binaları Değil Çürük Bina Yapanları Güçlendiriyoruz
  • Demokrasisiz ve Solsuz Cumhuriyet'e Doğru
  • Nükleer Hesler ve Tehlike Seni Bekler 2
  • Bizi Bizden Ç-Alan Yetenek Sizsiniz
  • Nükleer ve Hes Karşıtlarını Eleştirmek 1
  • DOLARA DEĞİL DOĞAYA
  • Laiklikten Korkmayın!
  • EKO(NO)MİKLİKLER
  • Nerede Benim Eski Seçimlerim
  • Arhavilinin Doğa Duyarlılığı
  • Mustafa Balbaylar Neden Yemin Edemiyor?
  • Şike ve Futbol Pazarını Ele Geçirme
  • ABD'nin Böl-Yönet Politikası Sonlanabilir mi?
  • Akp'in Değişimlerini Utanmadan İnkar Etmek
  • Chp Başarısızdır, Doğru. Fakat Akp İçin de İstediğini Aldı Diyemeyiz
  • Gül, Düşün ve Oyunu Ona Göre Ver
  • Ygs Sınavı ile Ne Oldu? Kim Güldü, Kim Ağladı?
  • Seçimlerde Hile Olabilir mi?
  • Metin'imiz Doğası ve Doğanı İçin Şehit Oldu
  • Akp Dağıtırken Chp Aile Sigortası Diyor
  • Kütahya-Simav Depreminin Gerçek Sesini Merak Edenler
  • Güneydoğu İpek Yolunda Mardin ve Hasankeyf
  • Büyük Anadolu Yürüyüşü Kimleri Rahatsız Etti ve Kimler Gerçekleri Görmüyor?
  • 19 Mayıs 1919'da Değişen Yazgımız 12 Haziran 2011'de Karşıt değişime Uğrar mı?
  • Mühendisler Hayden Sıra Sizde, Meydanlara...
  • Chp İktidar Oluşumunu Düşlere Taşımak
  • Başbakan'ın "Kanal İstanbul Projesi" mi, Şevket'in "Ankara Dereli Akıtılsın Projesi" mi...?
  • Samsunspor Süper Lig'deki Evine Döndü
  • 1 Mayısta 1 Daha Y-Azmak
  • Nükleer Enerji-Matruşka-Göktaşı
  • 23 Nisan ve Atatürk ve Mandela ve Nobel ve Kurbağa
  • Bedri Baykam'ı Ben Bıçakladım!
  • CHP'yi Eleştirmek
  • HES Lisanslı Çantacılar ve Kılıçdaroğlu
  • Temiz Eller mi Yoksa Tesbih Eller Operasyonu mu?
  • Engin Ardıc'ın Eyalet Önerisine Şeçenek Bölge Bakanlığı
  • Kapitalistlerin Tepişmesi ve Kapitalsizlerin Ezilmesi
  • Çay Demlemesini Biliyor muyuz?
  • Aygaz Tüpü ve Nükleer Enerji
  • Hagi Hagi, Hadi Hadi Güle Güle
  • Japonya'da Kıyamet Provası ve Türkiye Deprem Manifestosu
  • Y-Azanlar Tutuklanmalıdır
  • Dünya Sosyal Patlama Risk Haritası'nda Türkiye Yok
  • HES'sizce Mavi ve Yeşile Yolculuk-Arhavi Kamilet Vadisi
  • Amerika Ağalığı Bırakmalı Ağabeylik Yapmalı
  • Çankaya-Dikmen Artvin Evi Önündeki Sevgili Ceviz Ağacını Vurdular
  • Asker Üzerinden Siyaset Yapma! Çünkü;
  • Wikileaks Sonrası Bile Ülkem Relax
  • Torba Yasası Kimlerin Torbası?
  • Galatasaray Nereye Koşturuluyor?
  • Kılıçdaroğlu Chp'li Belediyeleri Eleştiremez!
  • Uğur Mumcu'yu Öldürdük Zanneden Aciz Ölü Tasnifçileri
  • Ben Cenneti Buldum
  • Aksırmak Tıksırmak Ne Demek?
  • HES-Savar Doğa Kalkanı ve Artvinliler
  • Siyaset Meydanı da Özelleştirildi Gibi
  • 21.Yüzyılın 11.Yeni Yılı
  • Atatürk'ün Ankara'ya Gelişi
  • HES-Savar Doğa Kalkanı Projelere Var mısınız ? I
  • Chp'nin 15. Olağanüstü Kurultayı ve Büyük Özgürlükler Sözleşmesi
  • Haydarpaşa Garı Yandı mı, Yandırıldı mı ?
  • Son Ali Sami Yen Sonunda Galatasaraya Cehennem Oldu
  • Olağanüstü Kurultay Öncesi Kılıçdaroğlu'na Olağan Seslenişim
  • Demokrasi Sağlığa Zararlıdır
  • Chp ve Galatasaray'da Olağanüstülükler
  • Dünyada Dinler ve Dini Bayramlar
  • 10 Kasım Yas Değildir
  • Hes ,Yes , Kes Ve Pes
  • 29 Ekim 1923 Cumhuriyet'i ve 29 E-kim 2010 Cumhuriyet'i
  • Demokratik Uzlaşı İçin Türban Değil Başörtüsü Önerimdir
  • Halk Oylamasındaki Gerçeği Düş Görenler
  • Galatasaray Med-Cezieleri ve Tugay Kerimoğlu
  • Denis Som Aramızdan Çok Erken Ayrıldı
  • Bodrum ve Mavi Yolculuk
  • Hiddink'e Azeri Tokadı da Alman'dan
  • Re-Cepsel Çılgın İstanbul Projeleri
  • Düşünce ve İnanç Özgürlüğü Sınırsız mı?
  • Çılgın İstanbul Projeleri
  • Ayvalık ve Çevresi Ayvayı Yemiş
  • Sinem'in Üç Çoçuğu ve Sinem(aları)
  • Laz Sezen Aksu'nun Duruşu Doğru mu ?
  • Evet ve Basket
  • Hayır Çıkarsa Fena Olur!
  • Askeri ve Sivil Darbelere
  • Taşımalı Siyasete E-Vet mi, E-Ret mi?
  • Gökçeada ve Muço Ailesi
  • 30 Ağustos 1923 ve 12 Eylül 2010 Emperyalizme 'Hayır!' Demenin Amentüsüdür
  • Rize'deki Felaket Yıllardır Geliyorum! Diye Bağırıyordu
  • Futbolumuz Avrupa´da Deprem Geçirdi
  • Yaşam Bir Hevestir, İlk ve Son Nefestir
  • Türk İslam Cumhuriyeti 2013'te 1. Yılını Kutlayacakmış
  • Kılıçdaroğlu'nun Kalibresi ve Duble Yol
  • Devenin Boyu ve Düşüncenin Boyu
  • Galatasaray Rijkaard İle Değil Koşmak Yürüyemiyor
  • Papazın Bağını Ankara Betonlaşması Yutmak Üzere
  • Orduyu Tutuklamaktır Bunun Adı
  • Recebim-2 Ağladı Ağlattı
  • Antidemokrasi ve Artıdemokrasi
  • Ahtapot Bu Sefer Yanıldı, Dünya Şampiyonu Hollanda
  • Benimseyemediğim Atasözleri
  • Artvin Evi Özelinde Teknik Şartname Ve İnşaat Sözleşme Örnekleri
  • Sivas Katliamı
  • Barış ve Demokrasiyi İstemiyorum
  • Şehitlerimiz, Busemiz, Behzat Miser ve Babalar Günü
  • İlhan Selçuk'u Kaybetmedik
  • Terör ve Teori
  • Son Belediye Yasası Belediye Kasası Gibi
  • Sel Felaketleri Meteorolojik mi İdeolojik mi?
  • İsrail Çağımızın Haydutu ...mu?
  • Mayıs Korkuları ve 27 Mayıs
  • İnternetini Al da Git (Get The Internet On The Go)!!!
  • Osama ve Kılıçdaroğlu´nu İzlemek
  • Hasankeyf´in Tarihi Keyfini HES ile Bozanlar
  • Maden Ocağı Yine Çöktü, Komplo da...
  • Hasankeyf'in Tarihi Keyfini Bozanlar
  • Mayıs Korkuları, 19 Mayıs ve Gandhi Kemal
  • Kılıçdaroğlu ve 17 Yıl Önce Yazılan Bir Yazı
  • Baykal'ın Haklılığını Kanıtlayan Sözler
  • Siyaset Oyunlarının Yoksulu Kılıçdaroğlu Nasıl Aday Olmalıdır?
  • Kaset ve Kasıt
  • Annecim Değişen Bir Şey Yok
  • Mütarekeci ve Vatan Haini Olmak Olası mı?
  • Üç Fidan Devasa Bir Orman
  • 1 Mayıs; Taksim Meydanı Taksim Edildi
  • Boğaz Köprüleri Boğazın İncisi Değil Sancısıdır
  • Sarı İneğimize Ne Oluyor?
  • Futbolumuzun Hastalığı Şampiyon Yapamayanı Hemen Göndermekle Başlıyor
  • 23 Nisan ve Birkaç İnsan
  • Fb İçin Paşa Ağlıyor, Soytarı Gülüyor
  • Köy Enstitüleri ve Küresel Efendi
  • Anayasa Ve Venedik Tacirleri
  • Rijkaard Sivas´ta Kendini Bitirdi
  • Güldüşün Çorbası-2
  • Bu Galatasaray'ın Fener karşısındakı Durumu, Halkın İ ktidarKarşısındaki Durumuna Özdeş
  • Güldüşün Çorbası
  • Anayasaya Dokun, Doğaya Dokun, Kendine Dokunmama Kuralı
  • Futbolun Efendisi Özhan Canaydın´ı Kaybetmedik
  • Halkoyu ile Halkı Oyuna Getirmek
  • Trabzon´da Güneş Doğdu Rijkaard Soldu
  • Balbay ve Özkan´a İletir misiniz
  • 100 Bin Ermeni ve Türkiyelilik
  • Berta Köprüsünde Çevre Dostlarının İsyanı
  • Kılıçdaroğlu' nu Anlamak
  • Elazığ Depreminde Suçlu Kerpiç Evler
  • Fazla Düşünmeyin Bırakın Kendinizi Bize
  • Acı Tütün
  • Şili'nin Deprem ve Yaşam Duyarlılığı ve Türkiyemiz
  • Futbolda Niçin Avrupa´da Yokuz
  • Tekel ve Çalışanları Batırıldı
  • Artvin Özelinde Yol Yapım Önerisi
  • Hesler Kimi Besler - 3
  • Hesler Kimi Besler - 2
  • Hesler Kimi Besler - 1

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 19 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 1221 tekil kişi,12177 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222487 tekil kişi, 10804038 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.209 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:
abdullahaksu,


Sayfa olusumu: 0,703125 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 08:33:08 Css | Sayfa Başı