Artvin Köşe Yazıları

Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun
Yazar : Mehmet Ali Yazıcı


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Siyaset



»Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.
(2) Yorum Yazılmış

Yazı Ekle

Paylaş  

Ulus, ne bir ırk, ne bir aşiret, ne de istikrarsız bir şekilde ortaya çıkan insanlar topluluğudur. "Ulus, feodalizmi parçalayarak, onun üzerinde yükselen kapitalizm çağının tarihsel bir kategorisi ve kararlı insanların dil, toprak, iktisadi yaşam ve kendini kültür ortaklığında dile getiren ruhsal şekillenme birliğidir."

Ulusu meydana getiren unsurlar, ancak ulusal pazarların, ekonomik ve kültürel merkezlerin kurulması ve kapitalizmin yükselme döneminde nesnel bir gerçeklik kazanır. Kapalı feodal toplumun dar çemberini kıran, ürün artışı dolaşımının sağlanması amacıyla kurulan pazarlar, ulusların oluşmasında belirleyici bir özelliğe sahiptir. Ulusu meydana getiren temel unsurlardan birinin eksik olması durumunda tutarlı bir ulus olgusundan söz edilemez.

16, yy´a girildiğinde Ortaçağ sonlarının kıta Avrupa´sında derebeylik düzeni sarsılmakta, feodalizmin tasfiyesi ve kapitalizmin (kapitalist anlamda meta üretiminin) gelişme kaydetmesiyle sermaye ve üretim araçları, gelişen burjuvazinin elinde toplanmaktadır. Kapitalist üretim araçlarının tek sahibi burjuvazi, iş alanları kurarak, yarı özgür serfleri köyden kentlere doğru çekmektedir. Üretici güçlerin gelişmesiyle yoğunlaşan üretim, pazarlara ihtiyaç duymakta ve giderek derebeyliğin dar bölgesel çıtları yıkılarak ülke pazarları oluşturulmaktadır.

Ekonomik alanda güç kazanan burjuvazi, feodal despotluk altında ezilen köylülerin toprak sorununa da sahip çıkarak harekete geçer. Yer yer işçi sınıfının da ´vatan´, ´özgürlük´, ´barış´ şiarlarıyla potasına alan burjuvazi, feodal despotluğu parçalayıp yıkarak, ´ulusal birlik´ adı altında kendi bağımsız ulusal devlet örgütlenmesini oluşturur.

Meta üretimi, ´ayrı çıkarları, ayrı kanunları, ayrı hükümetleri, ayrı gümrük tarifeleri olan, birbirinden bağımsız ve birbirine zayıf bağlarla bağlı bulunan eyaletler, tek bir gümrük kordonu altında, tek bir sınıfın çıkarı etrafında, tek bir ulus durumunda birleşmelerine ve kendi bağımsız devlet örgütlenmelerine gitmelerine yol açtı. ´

Batı´da feodalizmin tasfiyesi ve giderek pazar bütünlüğü içerisinde salt ulusal ve ulusal baskının bulunmadığı bağımsız devlet örgütlenmesine gidilirken(İtalya, Almanya, Fransa, İngiltere vb. ): Doğu Avrupa´da, o ülkenin, daha başta ekonomik, sosyal, kültürel, politik vb. alanlarda gelişip güç kazanan ulusal çekirdeği, süreç içerisinde uluslaşmasını tamamlayarak, diğer zayıf, geri ulusları kendi devlet çatısı altında toplamış ve böylece ulusal baskının temelini oluşturan çok uluslu devletler(Avusturya, Macaristan, Rusya vb. ) doğmuştur. Feodal üretim tarzının hakim üretim biçimi olduğu, cılız kapitalist ilişkiler alanına giren bu tür çok uluslu devletlerde, milliyetler, ulusal örgütlenmeye gidememişlerdir. Ulusal baskının sosyal temelini oluşturan egemen ulus burjuvazisi, diğer güçsüz ulusların gelişimi önünde engel durumundaydı. Ancak, Doğu Avrupa´da kapitalizmin feodalizmi çözmeye başlamasıyladır ki, ticaret ve ulaşım yolları gelişir, büyük kentler kurulur, uluslar, ekonomik olarak güç kazanırlar. Kapitalizmin geri ve güçsüz uluslar üzerinde etkisini gösterir ve harekete geçmelerini hızlandırır.

Ezilen ulus burjuvazisinin kendi pazarını koruma temelinde ezen ulus burjuvazisine karşı yürüttüğü rekabet savaşı, giderek siyasal alana da kayar. Ezen ulus egemenleri, rakiplerinin hakkından gelebilmek için her yolu denemekten çekinmezler. Ezilen ulusun dinsel inançlarına, kendi öz kültürlerine, diline, okul vb. kurumlarına, alışkı ve geleneklerine karşı yasaklamalar koyarlar. Bunların yetmediği durumlarda ise, katliam ve soykırımına girişirler. Bu tür soykırım ve katliamlara insanlık tarihi yüzlerce kez tanık olmuştur.

Ulusal baskının had safhada sürdürüldüğü bu tür ülkelerin ezile ulus burjuvazisi da boş durmaz ve harekete geçer. Kendi sınıf çıkarlarını, halkın çıkarları gibi göstererek, “ulus bayrağı” altında toplamaya koyulur. Feodallere karşı da başlatılacak olan bu savaşa, -toprak sorunu olan-köylüler katılmakta gecikmeyeceklerdir. Proletaryanın da yer yer desteklediği(kendi sınıf bilincinden yoksun olmasından dolayı bu desteği verir) ezen ulus egemenleriyle savaşa girer. Savaş bir halk hareketine bürünse de, özünde burjuvazinin Pazar sorunu olması gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Kapitalizmin ilk everesi olan, serbest rekabetçi diye adlandırılan dönemde daha geri bir üretim biçimi olan feodalizmi parçalayıp bunun üzerinde kapitalizmi, yani daha ileri bir üretim tarzını kurup geliştirdiğinden devrimcidir. İşçi sınıfı henüz nicel ve nitel olarak zayıf ve bilinçsizdir. Temel çelişki burjuvazi ile feodaller arasındaki çelişkidir.

Serbest rekabetçi dönemde gelişen ulusal hareketlerin önderliğini elinde bulunduran burjuvazi, kapitalizmin ikinci evresinde(emperyalizm) artık ilerici-devrimci önderlik vasfını yitirmiştir. Çağ, emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır. Emperyalizmle birlikte güçlenip ittifaklar kuran burjuvazi, demokrasi ve her türlü ilerici, üretici ve devrimci hareketliliğin düşmanıdır. Tarih sahnesinde devrimci barutunu tüketen ve önderlik misyonunu tamamlayan bu görevini artık işçi sınıfı ve emekten yana güçler üstlenmiştir. Şimdiki çelişki bu güçler arasındadır.

“Emperyalizm dönemi ile birlikte durum değişmiştir. Ulusal sorun, artık ulusal boyunduruğa karşı savaş gibi özel bir sorun olmaktan çıkmış, ulusların, sömürgelerin emperyalizmden kurtulma sorunu haline gelmiştir. ”

Ulusal sermayenin ulusal sınırlar dışına taştığı, tek tek ulusal ekonomilerin yerini dünya ekonomik zincirinin aldığı, mali sermayenin bu egemenlik çağında, Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı(UKKTH)’nın bu eski burjuva yorumu geçerliliğini yitirmiştir. Ulusal baskıların sosyal temeli bu dönemde emperyalizmdir. Artık sorun, emperyalizmden kurtulma sorunudur.

Avrupa’da kapitalizmin daha sonraki büyümesi, yeni sürüm alanlarına gereksinim duyması, hammadde ardına düşülmesi, son olarak da emperyalizmin gelişmesi, sermaye ihracı, büyük çaplı taşımacılık zorunluluğu, bir yandan ulusal baskı ve kendilerine özgü ulusal çatışmaları ile birlikte çok uluslu devletler biçimine dönüşmesine yol açmış(İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya gibi. ) , öte yandan, eski çok uluslu devletlerin egemen ulusları arasında, yalnızca eski devlet sınırlarını olduğu gibi tutma değil, komşu devletler zararına onları genişletme, yeni(güçsüz) milliyetleri bağımlılaştırma eğilimini de pekiştirmişlerdir. Ulusal sorun işte böyle gelişmiş ve sonunda olayların akışı sonucu, genel sömürgeler sorunuyla kaynaşmıştır: Ve devletlerin iç sorunu olmaktan çıkan ulusal baskı, birçok devleti ilgilendiren bir sorun “büyük” emperyalist güçlerin, bütün haklarından yararlanamayan güçsüz milletlerin kendine bağımlı kılma savaşımı (ve savaşı) sorunu durumuna dönüşmüştür. Ve böylece; artık, ulusların burjuva ulusal devletler biçiminde kuruluşu devrimci içerikten yoksun, biçimsel bir sorun halini almıştır.

Demek ki, bu dönemde, UKKTH; ezilen ulusların emekçilerinin kendi kaderlerini tayin hakkı, onların emperyalist sömürgecilikten kurtuluşu ve kendi bağımsız devletlerini kurma hakkı, devrimci içeriğini kazanmıştır.

Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı(UKKTH) , ezilen ulusun hiçbir koşula bağlı kalmadan kendi kaderini tayin etme, geleceğini belirleme, siyasal bağımsızlık ve kendi devletini kurma hakkına sahip olmasıdır. Bu hakkı kullanıp kullanmama sorunu sadece ulusun kendisine aittir.

Ulusal sorunun emperyalist sömürgecilikten kurtuluş sorunu, işçi sınıfının devrim sorununun bir parçası, bir dinamiği olduğu emperyalist ve proleter devrimler çağında, UKKTH´nı yadsımak, başka bir yoruma tabi tutmak, ´ulusal-kültürel özerklik´, ´otonomi´ vb. biçimlerine indirgemek; ulusu boyunduruk altında tutmaya çalışmak, kaderini tayin etme hakkını elinden almak anlamına gelir. Bu da, her türden gericiliğin, sosyal ve siyasal temeli olan emperyalizme hizmet anlamına gelir. Dolayısıyla emekçi kesimler ve işçi sınıfının iktidar davasına bir ihanet olarak kendini gösterir.

UKKTH´nın, ezilen ulusun siyasal bağımsızlık, devlet kurma ve ayrılma hakkını savunmakla sosyalistler, ulusun her talebini savunmak gibi bir yanlışa da düşmezler. İşçi sınıfı ve emekçi kesimlerin çıkarlarına ve iktidar mücadelesine zarar veriyorsa bu duruma kayıtsız kalamazlar.

Lenin bu konuda şunları söylüyor:

“Eğer ezilen ulusun burjuvazisi, ezen burjuvaziye karşı savaşırsa, biz her zaman ve her durumda herkesten daha kararlı olarak bu savaştan yanayız; çünkü biz zulmün en amansız ve en tutarlı düşmanlarıyız. Ama ezilen ulusun burjuvazisi, kendi öz burjuva milliyetçiliğinin çıkarlarını savunuyorsa, biz ona karşıyız. Ezen ulusun ayrıcalıklarına ve zulmüne karşı savaşırız, ama ezilen ulusun kendisi için ayrıcalıklar sağlama yolunda ki çıkarlarına destek olmayız.”

Soruna, diyalektik ve tarihsel materyalizmin yol göstericiliği gerçeğinden hareketle yaklaşana sosyalistler belirli bir dönem, belli bir toplum(ülke) için doğru olan çözümün, farklı tarihsel-toplumsal koşullarda farklı ülkeler için doğru olmayabilirliğini de göz ardı etmezler. Bir sorunu, tarihsel-toplumsal koşullardan soyutlayarak ele almak Marksist-Leninist Sosyalistlerin yaklaşım tarzı olamaz. Somut durumdan hareketle, işçi sınıfının ve emekçi kesimlerin devrimci mücadelesinin seyri ve genel çıkarlarına zarar vermeyecek bir çözüm, tek ve doğru olanıdır. (Örneğin, Türkiye´de ki Kürt Sorunu da bu çerçevede ele alınıp değerlendirilebilir ama ayrı bir yazıyı gerektirir. İleri ki tarihlerde bunu da denemeye çalışacağız. ) Ulusal sorun, işçi sınıfı ve emekçi kesimlerin mücadelesi açısından-önemi bilinmekle birlikte-ML Sosyalistler için bu sorun, ikincil bir sorundur. ML´ler UKKTH´nı, ulusal baskıyı ortadan kaldırdığı, işçi sınıfı ve ezilen kesimlerin sınıf savaşımlarını hızlandırdığı ve ulusların bağımsız gelişmeleri önündeki engelleri yok edeceği için savunurlar.

Ulusal hareketler genelde demokrat ve ilerici bir karakter taşımasına karşın, belli dönemlerde gerici bir konuma da düşebilirler. Bu durumda, emperyalizmi taktiksel açıdan güçlendirdikleri için desteklemezler. Hareketin ´demokrat´ bir programa sahip olması, kendisine ´sosyalist´ demesi sorunun özünü değiştirmez. Bunlar öze değil biçime yönelik yanlardır. Ulusal baskının sosyal ve siyasal temeli emperyalizmdir demiştik. Ulusal sorun ise her şeyden önce bir demokrasi sorunudur. Dolayısıyla bir ulusal hareket, ancak emperyalizme karşı olduğu, onu gerilettiği oranda genel demokrasi mücadelesinin bir parçası olur ve ancak böyle bir durumda ML sosyalistler tarafından desteklenir.

Ulusların Kendi Kaderlerine Sahip Olma Hakkı, demokrasinin çeşitli talepleri mutlak bir şey değil, dünya demokratik ve sosyalist hareketinin tümünün bir parçasıdır. Bazı hallerde bütün ile parça çelişebilir, o zaman parça atılır.

Sorunlara, değişen şartlar gözetilerek yaklaşılırsa çözümler daha gerçekçi ve yaşamda karşılık bulacak şekilde oluşur.

Kapitalizmin serbest rekabetçi aşamasında bir ulusal hareketin ilerici ya da gericiliği; o hareketin demokratik, cumhuriyetçi, ya da sosyalist programa sahip olup olmaması, önderliğin demokrat-devrimci öğeler barındırıp barındırmamasıyla ölçülürdü. Günümüz koşullarında artık bu yaklaşım geçerli değildir. Ulusal bir hareketin ilerici ya da gericiliğinin ölçütü; genel demokrasi mücadelesinin bir parçası olup olmaması; emperyalizmi zayıflatıp zayıflatmaması; ona darbe vurup vurmamasıyla, geriletip geriletmemesine bakılarak açıklanabilir. Ancak bu kıstaslar sonucunda o hareket desteklenir ya da desteklenmez.

´Hiç kuşku yak ki, her ulusal hareket ancak burjuva demokratik bir hareket olabilir, çünkü geri kalmış ülkelerin nufüsünün büyük çoğunluğu, burjuva-kapitalist ilişkileri temsil eden köylülerdir. Sömürücü ülkelerin burjuvazisiyle, sömürgelerin burjuvazisi arasında bir ölçüde yakınlaşma olmuştur, öyle ki sık sık ve belki de çoğu halde, ezilen ülkelerin burjuvazisi bir yandan ulusal hareketleri desteklerken, aynı zamanda emperyalist burjuvaziyle anlaşma halindedir, yani emperyalist burjuvazi ile birlikte devrimci harekete ve devrimci sınıflara karşı savaşım vermektedir(. . . )* biz, sömürge ülkelerin burjuva kurtuluş hareketlerini, ancak bu hareketler devrimci oldukları taktirde; bu hareketlerin temsilcilerinin o ülkede ki köylülüğü ve sömürülen geniş kitleleri devrimci bir ruhla örgütlendirmemize engel olmadıkları taktirde desteklemeliyiz ve destekleyeceğiz. ´Ve böylece, ´bütün iktidar ulusal burjuvaziye´ sloganıyla ulusların kaderlerini tayin etme konusundaki eski burjuva kavramının maskesini, bizzat, devrimin gelişen seyri düşürmüş ve bu kavram bir kenara itilmiştir. UKKTH konusunda ki sosyalist kavram, ´bütün iktidar ezilen ulusların emekçi yığınlarına´ sloganıyla, tüm uygulama haklarını ve olanaklarını kazanmıştır.

Ancak, bundan yola çıkılarak, UKKTH´nı emekçilerin kendi kaderlerini tayin hakkı ile sınırlamak ve bunun dışında ki çözüm biçimlerini reddetmek sonucu çıkarılmamalıdır. Bu tür yaklaşımlar, güçlükleri, milletlerin içindeki farklılaşmanın içerdiği istikrarsız gelişmeleri hesaba katmamak olur. Her ulusun özgür bir şekilde kendi kaderini çizmesi, emekçilerin kendi kaderlerini tayin etmesini de kolaylaştırır.

ML Sosyalistler oportünist ve her türden milliyetçilerin tersine, her konuda olduğu gibi ulusal soruna da hiç bir zaman düz bir mantıkla ya da ´gelecekte nasıl olsa gericileşir´ vb. kaygısıyla bakmazlar. Emperyalizme darbe vuran, gerileten hareketlere seyirci kalamazlar. Nitekim tarihte, emperyalizme darbe vuran ulusal hareketlerin, ML´ler tarafından desteklendiğine dair örnekler vardır. Nesnel durumdan hareketle, ulusal kurtuluş hareketlerini, mücadelenin bir parçası olarak görerek maddi, manevi her türlü desteği vermişlerdir.

Anadolu Kurtuluş Savaşı´na önderlik eden Kemalistler, Mısır Ulusal Hareketi´ni tüccarlar ve burjuva aydınları, sosyalist olmamalarına rağmen, emperyalizme darbe vurup gerilettiklerinden dolayı ML´ler tarafından desteklenmişlerdir. Bir yakın örneğini de Cezayir´de görmekteyiz. CKP(Cezayir Komünist Partisi) ´nin aktif olmayan yaklaşımı sonucu, ulusal hareketin ve mücadelenin önderliğini Küçük Burjuvazi yürütmüş ve yine, genel demokrasi mücadelesinin bir parçası olduğu için ve emperyalizme darbe vurduğu için desteklenmiştir.

(*) Burada, Türkiye´nin siyasal ve ekonomik bağımsızlığını yitirmesinde sermaye kesimlerinin rolünü düşününüz. Bu kesimler, 1950´lerden sonra adım adım emperyalist tekeller ve güç odaklarıyla işbirliği yaparak geliştiler ve gelinen noktada “bağımsızlık” içeren her şeye karşı çıkmaktadırlar.

Mehmet Ali Yazıcı

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.(2) Yorum Yazılmış Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
4 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 5 yıldız aldı.


Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :8 Haz 2010 SalıOkunma :2693

« "Şu Çılgın Türkler" Romanı Üzerine Notlar

Hamas'ın Filistin'i »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

Haz
10
Prş

Orhan Aksu Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun için dedi;

Sayın yazıcı, Emperyalist saldırırlar artık o kadar hızlı biçim değiştirmektedirki.Ezilenlerinde politik duruşlarını Bundan daha hızlı geliştirmeleri kaçınlmaz bir gerekliliktir.
Yazınızdan bir alıntı alarak, " UKKTH´nın, ezilen ulusun siyasal bağımsızlık, devlet kurma ve ayrılma hakkını savunmakla sosyalistler, ulusun her talebini savunmak gibi bir yanlışa da düşmezler. İşçi sınıfı ve emekçi kesimlerin çıkarlarına ve iktidar mücadelesine zarar veriyorsa bu duruma kayıtsız kalamazlar."

Bu yukarıdaki cümlenize referans olarakta sanırım artık günümüzde ulusal burjuvazilerin evrensel ezen ulus emperyalizmleriyle klasik işbirliği içinde olmasını ve rekabetçi dönemdeki devrimci ve demokrat niteliğini kaybettiği içinde UKKTH nın ezilen ulus devletlerde de geçerli olabilirliğini savunmuşsunuz. Bu söylemi sağlamlaştırmak için bir de Lenin den alıntı yapmışsınız.

Sayın Yazıcı, benim bu eleştirimden sonra yazınızı bir kez daha okursanız yazının kendi içinde sunduğu dayanakların aslında yazınızın anafikri ile ters düştüğünü görürsünüz.

Örneğin ; Lenin kısaca evrensel emperyalist çok uluslu devletin saldırısı altındaki ezilen ulus devletin desteklenmesinin gerekli olduğunu belirten sözleri sizinin yazınızla çelişkiye düşmüyormu.Günümüzde ezilen uluslara Leninin sözünü ettiği saldırı sonamı ermiştir.Emperyalizmin asıl politik stratejisi gözümüzün önünde tek tek gerçekleşen ulus devletlerin parçalanması süreci değilmidir.Kendine devrimciyim diyen birinin söylemi emperyalist bu söylemle uyuşabilirmi.Bu gün emperyalistlerde ulus devletlerin parçalanması için milli duyguları kaşımıyormu. Ülkelerde iç savaşlar desteklenmiyormu. Sovyetlerin dağılmasıyla başlayan bu süreç ,Balkanlarda,Irakta kafkaslarda olanlar, Pembe Devrimler hep bu sürecin ürünü değilmidir.Ulus devletler üzerindeki emperyalist saldırı be tarafmı edildiki sıra bu ulus devletleri oluşturan ulusların kendi kaderlerini tain hakkına geldi.Örneğin ülkemiz gündemindeki sorun bi sorun bir kürt sorunumudur yoksa açıkça emperyalistlerce desteklenen parçalanmak istenen bir ulus devlet sorunumudur.Kürtlerinde Türklerinde kurtuluşu ilk önce ortak bir antiemperyalist mücadele vermekten geçmiyormu.Irak parçalandı fedaral özgür bir ülkemi oldu.UKKTH bundan elli yıl önce devrimci ve ilerici bir görüş olabilir ama günümüzde emperyalist söyleme hizmet eder.Çünkü ulus devletler golaballeşen ve krizi derinleşen emperyalizmin önünde hammade ve sermaye dolaşımını kısıtlayan maliyetini artıran engeller olmuşlardır.Emperyalizim eskiden dünyadaki doğal ve yapay tüm kaynakların kısmende olsa ücretini ödemeye hazırdı.Ama artık global kirizin gittikçe derinleştiği bir dünyada gittikçe vahşileşerek açık bir faşizm uygulamakta ve istediği bölgedeki istediği devleti vurmakta istediği kaynağa bir şekilde bahane bulup el koymaktadır.Bu artık Empirefaşist bir dönemdir.Bu dönemde dünya halklarının devrimcilerin ve aydınların emperyalistlerin dayattığı barış, çevre,demokrasi etnik sorun gibi mankafalaştıran söylemlerden çıkıp gardını alması ve gerçekçi bir antiemperyalist CEPHE oluşturması gerekmektedir.Gün milliyetçi ,etnik ve ayrılıkçı söylemlerin günü değildir.Gün tüm ezilen halkların ortak düşmana karşı antiemperyalist cephede birleşmesi günüdür.Sonrası ise emperyalizm çöktükten sonra konuşulacak bir süreçtir. Günümüzde UKKTH ancak emperyalist dönem sonrası için ilerici bir söylem olabilir.

Haz
8
Salı

Haydar Bibinoğlu Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun için dedi;

Türkiye´de yaşanan "Kürt sorunu" örneğinden hareketle, yazacağınız yazıyı bekliyorum. Daha somut bir çalışma olacağı için, yorumumu o zaman yazacağım.

   Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yazıcı

15.11.1966 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Öğdem köyünde doğdum. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Yusufeli’de okudum. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden önlisans diploması aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ne girdim. Üniversitenin Öğrenci Derneği’nde ki çalışmalarım ve siyasi faaliyetlerimden dolayı birçok kez gözaltına alındım. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, hakkımda davalar açtı. 1991 yılında aranır duruma düştüm. Altı yıl arandım.1997 yılında Ankara’da bir operasyonda yakalandım. Dört yıl yargılandıktan sonra Ankara DGM tarafından 15 yıl ağır hapse mahkûm edildim. Kararı Yargıtay onayladı. Ankara Ulucanlar, Ermenek Özel Tip ve Sincan F Tipi Hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl yattım.2004 yılının Kasım ayında, TCK’ da yapılan yeni düzenlemelerden dolayı özgürlüğüme kavuştum. 2009'da Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdim. Birçok gazete ve dergide çeşitli konularda yayınlanmış yazılarım bulunmaktadır. "Sen Hiç Ağlamazdın" adında, Anarres Yayınlarından(Ankara-Haziran 2007) çıkan bir şiir kitabım vardır. Günlük çıkan Suluca Karahöyük Gazetesine (Hacıbektaş), aylık Özgürlük ve Uzun Yürüyüş Dergilarine yazılar yazdım. Red Dergisi'nde yazılar yazıyorum. “Köşesiz Yazılar” adında bir kitabım yayına hazırlanmaktadır.
yazici66@yahoo.com

Diğer Yazıları

  • Hakikate Dayanacak Gücüm Vardı
  • “Eşekliğin Teorisi” Vesilesiyle; Bilinç
  • Ranta Dönüştürülen Acılarımız!
  • Libya'da Neler Olacak?
  • 12 Eylül Darbesi ve Mankurtlaşma
  • Mankurtlaşma Ve Seçim
  • 1 Mayıs'ın Doğuşu
  • Yeniden Özgür Gündem
  • Açıklama
  • "Sevgililer Günü" ya da Kapitalizmin Tükettirme Sevgisi
  • Susmayacağız!
  • Açıklama
  • Nerdesin Ey Umut!
  • Orospulaşma...
  • DEV-GENÇ, Mücadele Demektir
  • Sokaktaki Devrim
  • Otobüste Kullanılmayan 50 Kuruşlar Ne Oluyor ?
  • Bilinç ve Bilinçaltı Üzerine Notlar
  • 'Sol'um Süründürür
  • "Devrim Yapılmaz, Devrim Olunur!"(*)
  • Artvinli ve Tuncelili Olmak;
  • Haliç Devletinin Avcı Simon'u
  • Bilim ve Felsefe
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Parfüm Orucu Bozar mı Hocam?
  • Said Nursi'nin "Sol"daki Müritleri
  • Çağın Gerisine Doğru Bir Sıçrama; İran Devrimi
  • Olgu İnsan
  • Kültür Ve Mücadele
  • Sahte Kavga Sahte Kahramanlık
  • Bir Hasan Cemal Kitabı
  • Fearari'sini Satan Bilge
  • "Şu Çılgın Türkler" Romanı Üzerine Notlar
  • Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun
  • Bana gelen Mektuplar-7
  • 'Tarafsızlık' Düşüncesi Üzerine Notlar
  • Her Hangi Birine Bir Mektup
  • Bana Gelen Mektuplar-6
  • Bana Gelen Mektuplar-5
  • Bana Gelen Mektuplar-4
  • Gelirsen Bir Mevsim Getir, Adı İlkbahar Olsun
  • Bana Gelen Mektuplar-3
  • Bana Gelen Mektuplar-2
  • Adorno´nun Anti-Tezi
  • Sevgi Üzerine
  • Bana Gelen Mektuplar-1
  • Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler...
  • Filistin Tarihi Ya Da Bir Halkın Acı Dolu Dramı
  • Bekir Kilerci ve Hatırlattıkları
  • Eleştiri, Özeleştiri ve Sol
  • Din mi? Bilim mi?
  • Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri
  • Sol'da Birlik (Gerekli mi?)
  • Bireycilik Toplumsalın Ölümüdür
  • Anadolu
  • Sanat Ve Politika
  • Edebiyata Dair Üç Soru
  • Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç
  • Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD
  • Mustafa Kemal, Tam Bağımsızlık ve AB
  • Yeni İnsan ve Yeni Kültür Üzerine
  • Yanlış hayat doğru yaşanmaz
  • Hukuk mu Dediniz!
  • İnsanlığın Sorunlarının Çözümü Marksizimde Yatıyor
  • Cumhuriyet Döneminin Beş Tabusu
  • Çözülme
  • Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!
  • Egemenlerin Kronik Korkusu;1 Mayıs
  • Ergenekon; Elma Dersem Çık!
  • Cumhuriyet'in Karanlık Yüzü
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Yeni Liberalizm Nedir?
  • Kal Gittiğin Yerde...
  • Öğretmen İmama Yenildi(mi)?
  • Grupsal Davranış Tarzı Nasıl Olmalıdır?
  • İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!
  • Popüler Kültür ve Tüketim
  • Burjuva Demokrasisi Rıza Üretir
  • Anlaşılmak Üzerine
  • Aydın Üzerine
  • İnsanı Anlamak
  • Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapitalizmi
  • Kapitalizm ve Çevre
  • Okullar Açıldı; Paralı ve Ezberci Eğitime Kaldığı Yerden Devam
  • Medya; Yalanın İktidarı
  • Milli Orgazm
  • Küresel Sömürüde Kadına Biçilen Rol

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 14 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 1228 tekil kişi,12286 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222494 tekil kişi, 10804147 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.209 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:


Sayfa olusumu: 0,5625 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 08:46:14 Css | Sayfa Başı