Artvin Köşe Yazıları
»Nükleer İran
Yıllardır düşünürüm ,Türkiye nükleer enerji kanalını niçin açmaz.
Dünyada 430 adet nükleer santral varken,40 yıldır varken biz neden bu müthiş enerjiyi kullanmayız.
Burnumuzun dibindeki Bulgaristan bile enerji ihtiyacının hatırı sayılır bir kısmını nükleer enerjiden karşılayıp bize doğal gazı satarken biz neden bilimin vardığı bu son ışıltılı alanı kullanmayız.
Garip bir biçimde insan hayatının kediden bile az kıymet gördüğü bu memlekette , nükleere gelince söz , birden kıymete biniyor insan,riskler sıralanıyor bazı aklıevvellerce.
Radyasyon karayoluyla yayılmıyor , avrupadaki santraller nedeniyle zaten risk altında değilmiyiz…
Nükleer enerji nimetini Avrupa kullanırken biz kullanmıyoruz,ama riske biz de ortağız ne ala ne ala.
Sonra hangi enerjinin riski yok ki?
En az riskli sayılan hidroelektrik santralinin bile …
Nükleer santral kazara atom bombası olup patlamaz. Bomba için en başta iyi bilinen kritik kütle üzerinde uranyum 235 gerekir,ayrıca asgari %80 oranında zenginleştirilmiş olması gerekir, yani risk oldukça düşüktür.
Dünyada nükleer santraller 40 yıldır var ve Çernobil’den başka kötü bir hatıra da yok.Oysa diğer enerji kaynaklarının yol açtığı ölümler saymakla bitmez.
İsveç’teki 11,Fransa’daki 59 nükleer santral nedeniyle zaten yeterince risk altındayız meraklanmayın.
Bu arada Ermenistan’da doğu illerimizi tehdit ediyor nükleer santrali sebebiyle.
Gelelim İran’la Türkiye ve Brezilya’nın gerçekleştirdiği uranyum takasına.
"İran elinde düşük oranda zenginleştirilmiş uranyumu Türkiye’ye emaneten verecekti. Bunun karşılığında batılı ülkelerden 120 kg’lık yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum alacaktı bununla Tahran’daki tıp amaçlı kullanılan nükleer reaktörü çalıştıracaktı. Bu anlaşma İran’ın uranyum zenginleştirme çalışmasını engellemeyi öngörmüyordu. Anlaşmanın bir tarafında Rusya ve Fransa vardı. İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu Rusya’ya verecek Rusya’da bunu işledikten sonra Fransa’ya verecek Fransa’da metal çubuklar halinde tıbbi amaçlarla kullanılacak şekilde geri verecekti. İran bunu kabul etmedi. Türkiye araya girdi. Türkiye aynı teklifi yaptı. 2009 da İran elindeki uranyum stokunu fazlalaştırdı. İran 1200 kg uranyumu Türkiye’ye verse bile elinde yine ABD ve batının tehlikeli gördüğü boyutta uranyum kalıyordu.
Ortadoğu’da nükleer silahı olan tek ülke var İsrail. “İsrail ile birlikte İran’ın da nükleer silah sahibi olması işi daha da içinden çıkılmaz yapacaktır. Bu nedenle bunun mutlaka engellenmesi gerekmektedir. Türkiye mutlaka birleşmiş milletler ve UAEK’nun uyarıların yanında yer almalı ve yaptırım kararlarına da katılmak durumundaydı. Türkiye bu nedenle BM Güvenlik Konseyi kararına olumlu bir şekilde bakmalıydı”
Gerçi İran henüz atom bombasına ulaşamadı yakın zamanda da ulaşamayacak çünkü bomba için gerekli olan %80 lik uranyum 235 zenginleştirmesini ve asgari 60 kg olan zicirleme reaksiyon için gereken kritik kütle şartnı da sağlayamadı , ama enerji amaçlı bir faaliyet olarak ifade ettiği zenginleştirme çalışmalarını sürdürürse nükleer silaha sahip olması işten bile değil.
Çünkü enerji santrali de atom bombası da aynı fizik prensibiyle çalışır.Zincir reaksiyonlu fizyon.
1945 deki Hiroşima , Nagazaki nükleer felaketinde kaybedilen 140 bin can’ı düşününce nükleer’in ihtimaline bile meydan verilmemeli . Silahlanma mutlaka olacaksa konvansiyonel silahlarla yetinilmeli.
İşte bunun için Türkiye BM nin kararında yanında olmalıydı.Hata yaptı , yapıyor.
Mesele İran’ın yakın ve uzak gelecekteki planını öngörmekte.
İran’ın ajandasında nükleer bomba var mı?
İbrahim Erol
gazete54.com
Yazar :İbrahim Erol Yayım Tarihi :11 Haz 2010 CmaOkunma :2094
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Haz
13
PazarHaydar Bibinoğlu Nükleer İran için dedi;
Sayın Erol,
Sizin yazılarınıza, her zaman tarafsız yorum yazdığımı bilmelisiniz. Duran´ın merakını gidermek istediğim için, duruma açıklık getirdim. Bu arada, yaptığınız alıntının kaynağını bildirmeniz gerektiğini de anımsattım. Siz bu durumu "maden" olarak değerlendiriyorsanız bizim "maden" bulmamızdan da gocunmamalısınız.
Ayrıca kaynak belirtilmeden yaptığınız alıntılar, yasal olarak sizi zora sokabilir. Bunu bildiğinizi sanıyorum. Sanırım, benzer bir yazınız yine vardı. Yine sanırım "Ben Bir Çingeneyim" yada benzer bir başlık taşıyordu. Hemen tamamı alıntıydı("İntihal" demek istemediğimden, "alıntı" diyorum.). Sonradan bu yazınız, siteden silindi.
Benimkisi dostça bir uyarıdır. Düşüncelerinize değer verdiğim için ve ileride de yazılarınızı okumak istediğim için yapıyorum bu uyarıyı. Zor bir şey değil, alıntının kimden yapıldığını birkaç sözcükle açıklamak. Yazınızın değerini de düşürmez. Yine de siz bilirsiniz. Çünkü yazdığınız yazıların sorumlusu sizsiniz.
Haz
13
PazarDuran KAYA Nükleer İran için dedi;
Sayın Erol, ben intihalden ziyade, fikrin size ait olup olmadığını öğrenmek istemiştim. Tırnak içine aldığınızdan dolayı bir yerlerden alıntıladığınızı siz zaten söylemek istemişsiniz. Ama ne kadarını alıntıladığınızı çözemediğimden ve sizin de Sayın Elekdağ´ın düşüncelerini tasvip edip etmediğinizi anlayamadığımdan daha açık yazmanızı istedim. Şekile takılırsam şekilde eleştireceğim bir çok şey var. Şekil de önemlidir ama benim için asıl, içerik önemlidir.
"Maden bulmuş defineci edasıyla,içeriği değil biçimi dikkate almanız beni hayal kırıklığına uğratmıştır" cümleniz ise hiç hoş değil. Bu cümle karşınızdaki kişi veya kitleyi küçümsediğinizi anlatan bilinç altı yazılmış bir cümle. O kişiyi (yani beni) küçümseyerek kendizin büyümesini sağlamak istiyorsunuz.Ben ise sizi yorumlarımla küçültmek değil büyültmek isterim. Bu yorumumdaki amacım da budur.
Siz Sayın Elekdağ´ın (nereye kadar olduğunu bilmediğim) sözlerine katılıyor musunuz? Ya da eleştiriyorsanız neresini eleştiriyorsunuz?
Eleştiri yapabilmem için sizin fikrinizin ne olduğunu ve Sayın Elekdağ´ın sözlerinin neresinde durduğunuzu bilmem lazım. Ne yazık ki yazınızda bu durum anlaşılmıyor.
Amacım sizi açığa düşürmek değildir. Aksine sizden bir fizikçi olarak konu hakkında daha fazla yazı yazmanızı dilerim. Mesela nükleer santral işini bizim gibi konudan uzak sade bir vatandaş ağzıyla değil de uzman kalemiyle okumayı isteriz. Neden Türkiye nükleerden uzak durdu veya durduruldu. Türkiye´nin nükleere bulaşmasını istemiyorlar mı? Türkiye nükleere bulaştı da bizim mi haberimiz yok? Bu işlerin perde arkasını biliyorsanız bilgilenmeyi isteriz.
Selam ve saygılarımla.
Haz
13
Pazarİbrahim Erol Nükleer İran için dedi;
Aynen haklısınız, kasten yapılmamış ve tamamen bilgi niteliğnde olduğundan gözden kaçmış bir detaydır.Takasta tam olarak ne yapıldığını ifade ettiği açıktır.Maden bulmuş defineci edasıyla,içeriği değil biçimi dikkate almanız beni hayal kırıklığına uğratmıştır.Ben intihale hiç yeltenmemişimdir.Elekdağın açıklaması bir şahsi fikir beyanı değil bir haber niteliğindedir dikkat edilirse.Bizatihi kendi fikrime odaklanmanızı dilerdim.Yine de yürekten selamlarımla.Lüzumsuz bir detaya takılmayınız lütfen.
Haz
12
CtsiHaydar Bibinoğlu Nükleer İran için dedi;
Sayın Kaya,
Tırnak içerisindeki bölüm, Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ´ın, bir televizyon programında söylediklerinden alınmış.
Bu alıntının kaynağı verilmeliydi bence.
Haz
12
CtsiDuran KAYA Nükleer İran için dedi;
"İran elinde düşük oranda zenginleştirilmiş uranyumu Türkiye’ye emaneten verecekti. Bunun karşılığında batılı ülkelerden 120 kg’lık yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum alacaktı bununla Tahran’daki tıp amaçlı kullanılan nükleer reaktörü çalıştıracaktı. Bu anlaşma İran’ın uranyum zenginleştirme çalışmasını engellemeyi öngörmüyordu. Anlaşmanın bir tarafında Rusya ve Fransa vardı. İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu Rusya’ya verecek Rusya’da bunu işledikten sonra Fransa’ya verecek Fransa’da metal çubuklar halinde tıbbi amaçlarla kullanılacak şekilde geri verecekti. İran bunu kabul etmedi. Türkiye araya girdi. Türkiye aynı teklifi yaptı. 2009 da İran elindeki uranyum stokunu fazlalaştırdı. İran 1200 kg uranyumu Türkiye’ye verse bile elinde yine ABD ve batının tehlikeli gördüğü boyutta uranyum kalıyordu.
Ortadoğu’da nükleer silahı olan tek ülke var İsrail. “İsrail ile birlikte İran’ın da nükleer silah sahibi olması işi daha da içinden çıkılmaz yapacaktır. Bu nedenle bunun mutlaka engellenmesi gerekmektedir. Türkiye mutlaka birleşmiş milletler ve UAEK’nun uyarıların yanında yer almalı ve yaptırım kararlarına da katılmak durumundaydı. Türkiye bu nedenle BM Güvenlik Konseyi kararına olumlu bir şekilde bakmalıydı”
Sayın Erol, yukarıya kopyaladığım yazınız "tırnak işareti" ile başlayıp tırnak işareti ile bitiyor. Arada yine bir tırnak işareti kullanmışsınız. Dolayısıyla bu paragrafları başka bir yerden mi aldınız yoksa size mi ait olduğunu anlayamadım. Daha doğrusu o işaretleri ne için kullandığınızı çözemedim. Ne demek istediğinizi daha anlaşılabilir yazarsanız bu meseleyi tartışabiliriz.
Önce bu konuyu açıklığa kavuşturursanız sevinirim.



Sayfa Başı