Artvin Köşe Yazıları
»Fearari'sini Satan Bilge
Değersizliğin ´değer´ sayıldığı, hiçliğin, muhtevasızlığın revaçta olduğu tarihsel bir dönemden geçmekte insanlık. Öyle ki, bir ileri duruşu savunmak, hayata geçirmek bir yana, ayakta kalmak, elde olanı korumak bile gün geçtikçe zorlaşıyor.
Bütün dünyanın, orta çağ sonrası reform ve ronesans dönmelerinde olduğu gibi yeniden bir altüst oluşu, temel bazı insani değerlerin yeniden içeriklendirmesi gerekiyor.
Bu nasıl olacak? Sorunun kritik noktası burasıdır. Kanımca, bu tür sorulara yanıt oluşturmanın yolu, Batı(Avrupa) Merkezli yaşam alışkanlıklarından, zihniyet tarzlarından kurtularak ama insanlığın gelişim süreçleri içerisinde Avrupa Merkezli dünya şekillenmesi dönemlerinin katkılarını da gözardı etmeden oluşturacağımız çözümlerden geçmektedir.
Avrupa Merkezli zihniyet ve yaşam tasavvurları gelişmesinin son noktasına gelmiştir. Bundan sonrası için insanlığa verebileceği fazla bir şey kalmamıştır. Geçmişin üzerinden yeni bir ´aydınlanma´döneminin başlaması gerekiyor. Bu dönemin toplumsal dinamiklerinin neler olacağını şimdiden kestirmek oldukça güç.
Gelelim kitabımıza... Ferrarisi´ni Satan Bilge(ki, batı kültürüyle yetişmiş başarılı bir avukattır) batı merkezli toplumsal yaşama yön veren siyasal sistemlerin yarattığı başarılı ama mutsuz, zengin ama yürek fakiri, toplumsal ama yalnız insan tipinin gelişkin örneğidir. Kitabın yazarı Robin Sharma, kahramanını iyi seçmiştir. Batı´nın tüm zenginlikleriyle donatmıştır Bireyin kendine ve toplumsal ilişkilere yabancılaşmasını, roman kahramanının kişiliğinde doruğa çıkarmıştır. Sonuç olarak batı merkezli, bir başka deyişle batı kapitalizminin yarattığı insan tipinin gelmiş olduğu son noktanın örneğidir. Ve kelimenin gerçek anlamıyla, batılı insan toplumsal ve ekonomik olarak zenginlik ve refah içerisinde yüzsede, bir insan(birey) olarak mutsuzdur.
Bunu aşmanın ve mutluluğu yakalamanın yolu olarak da doğu mistitizmini yaşamak öneriliyor. Kısa süreli bir doğu tatili (örneğin bu yer Hindistan olabilir) her derde deva olarak gösteriliyor. İnsan merak etmiyor değil, bir takım seanslardan geçip rahatlayarak ülkesine dönen avukatımız acaba daha sonra ne oldu? Öyle mi kaldı yoksa yine eski rahatsız, mutsuz haline geri mi döndü?
Şaka bir yana, kitapta bazı aforizmatik güzel sözler edilmişse de batı kapitalizminin yarattığı yabancılaşmayı, mutsuzluğu ve insandışılaşmayı aşmanın yolu, içinde bulunulan koşullara karşı mücadele etmekten geçmektedir. Yazar bunu işaret etmemiş, bireyci terapileri çare olarak göstermeye çalışmıştır. Batılı üretim ilişkilerinin insanı çıldırtma noktasına getirmesi iyi verilmiş ama işaret edilen çözüm palyatif kalmıştır. İçinde yaşadığımız olumsuz toplumsal koşullar ancak yine toplumsal bir karşı duruş ve alternatif yaşam ilişkileriyle aşılabilir.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :16 Haz 2010 ÇrşOkunma :1848
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı