Artvin Köşe Yazıları
»Ayrılıkçı!
Yapmaya çalışacağım basit sosyolojik analizde , bir kez daha PKK’yı , daha genel anlamıyla ayrılıkçı hareketleri ele alacağım.
Doğruluğundan şüphe duymadığımız ,bize SUNULAN resmi söylemin doğru olmayabileceği konusunda ,30 yıl düşünüldüğünde, zihinlerde soru işaretleri oluşması çoktan gerekiyordu zaten.
Çünkü ülke kaynaklarını ve enerjisini eriten bu sorun çözülmezse memleketin medeni dünyayı yakalaması hayalden öteye gidemeyecek ,yurt dışına çıktığımızda narkotik köpeklerine koklatılmaya devam edeceğiz.
Esasında Atatürk’ün bile şimdilik kaydıyla sümen altı ettiği bu sorun,
Zamanla resmi söylem haline( Atatürkçülüğün de bir gereğiymiş gibi) dönüştürüldü ve kaybeden milli birlik ve üniter yapı oldu , sözde üniter yapı.
Sözde çünkü bugün De facto bir bölünmüşlük zaten var.
Peki sorun yalnız bizde mi?
Başka devletlerin bizdekine benzer biçimde kendisini farklı hisseden toplulukların ayrılıkçı talepleri yok mu?
Onlar bu soruna nasıl yaklaşıyorlar? Alınacak dersler var mı?
Ayrılıkçı talepler hangi koşullarda ortaya çıkıyor?
Bugün sesi soluğu çıkmayan potansiyel ayrılıkçı güçler toparlayıcı, çekip çevirici bir lider bulduğunda halının altından çıkıp tekrar varlık gösteremez mi?
Mesela İngiltere’de 1998 de silah bırakan IRA ilanihai tasfiye mi olmuştur yoksa yeniden doğuş için havayı mı koklamaktadır?
Bugün hem PKK’yı hemde onun başını tamamen ezsek sorunu bitirmiş mi olacağız yoksa potansiyel ayrılıkçılara bir yeni lider çıkarma süresi mi vermiş olacağız?
Devletle tamamen entegre bir kürt yaratamazsak sorunu çözmüş olacakmıyız?
Apo yakalanmadan önce yılanın başı ezilirse sorun biter safsatasını dillendirenlerin bugün ne büyük hata içinde olduklarını söylemeye gerek var mı? İşte devletin elinde değil mi yılanın başı?
Ezmekten kasıt öldürmekse , öldürdüğünüzde onu yalnız ilahlaştıracağımızı da naçizane ben söyleyeyim.
Belçika,İngiltere,Fransa,İtalya,İspanya ‘da da ayrılıkçı hareket ve düşünceler mevcuttur. Ve devletler bu ayrılıkçılarla mücadeleye devam etmektedir.
FRANSA
Britonlar sorunu ; İngiltere’den gelen bu kesim doğal olarak kendisini Fransız olarak hissetmemekte devletin Fransızlaştırma siyaseti tepki toplamakta , öz dillerini konuşamamak nedeniyle patlamaya hazır bir bomba haline dönüşmekte. Şimdilerde bir sorun gibi görülmeyen Britonlar yelkenlerini şişirmekte ve bir lider beklemekte . Uygun lider çıktığında Fransa’nın yeni baş belası haline gelecektir.
Korsika sorunu; Kökeni Napolyon’a dayanan sorun , Korsika’nın Fransa’ dan ayrılmak istemesi olarak özetlenebilir.
Bask bölgesi sorunu; şimdilik dondurulmuş olan bu sorun ETA ‘ nın bölgeye bağımsızlık talebidir.
BELÇİKA
AB’nin en zayıf halkasıdır üniter yapı açısından. Valon ,Flaman çatışması dönem dönem etkisini zayıflatsa da tam olarak sonlandırılacak gibi görülmüyor. Çünkü Nüfusun yaklaşık olarak üçte birini Valonlar oluştururken üçte ikisini Flamanlar oluşturmakta , yani herikiside ciddi bir nüfus oranına sahiptir , birinin alttan alması mümkün değildir. Flamanlar ülkede ikinci sınıf dil olarak tanımlandığını düşünerek milliyetçi bir yapıya bürünmüşlerdir. Oysa anayasa her iki halkın da dilin de varlığını tanımıştır.
İSPANYA
Etnik milliyetçiliğin baş ağrıttığı ülkelerden biri de İspanya’dır. Bask bölgesi kendisini İspanya’dan tamamen ayrı olarak görmektedir .
Baskıcı faşist Franco rejimine karşı bölge milliyetçiliği alabildiğine palazlanmıştır, yani Franco rejimi zaten zayıf olan üniter yapıya çok ciddi zarar vermiştir ki bu dönemde 1959 yılında ETA doğmuştur.
Eğer ulusların tarihinden bir ders çıkarmak gerekiyorsa burada alınması gereken ders , baskıcı faşizan yönetimlerin ulusal birliğe hizmet etmek şöyle dursun tamda onu parçaladığı gerçeğidir.
Tıpkı bizde baskıcı 12 eylül yönetiminin astsubay çavuşlarının halka muamelesinin PKK ‘ya taban yarattığı gerçeği gibi.
Tıpkı 12 eylül rejiminin, uyuyan ve bir lider bekleyen Kürtçülük hareketine bir aktivasyon enerjisi sağladığı ve PKK’ yı ve Apo’yu doğurduğu gerçeği gibi.
ETA gücünü İspanyol anayasasına konulan 2. Madde ile ciddi oranda yitirmiştir , hatta belki terörün yalnız uzantıları kaldı denilebilir,yani beslenme gerekçelerinden en önemlisini anayasa değişikliğiyle kaybetmiştir.
Neydi bu madde; İspanyol ulusun parçalanamayacağına vurgu yaparken tüm özerk bölgelerin varlığını anayasal güvenceye alıyordu , örgütün varoluş ayaklarından birini kaybetmek telaşıyla karşı çıktığı bu madde ile ETA’nın halkla bağına sekte vurulmuştur.
Sosyalist işçi partisinin lideri Zapatero ‘ nun solun gerçek ruhu doğrultusundaki yaklaşımı ile cesur demokratik adımları sayesinde ETA bitme noktasına gelmiştir. Bugün yalnız adı kalan ETA Bask halkıyla bağını tamamen yitirmiştir.
Üstelik bölgeye yönelik iyileştirmelerin yapılması için ETA’nın silah bırakması falan da beklenmemiştir.
Ancak malum sorunun çözümü için ben farklıyım diyene empati duygusuyla bakacak , oy hesabından uzak , samimi bir iktidara ihtiyaç vardır.
Böyle kökleşmiş bir sorunu radikalce çözmek için , belli ki halkın hissiyatının hilafına aklı öne çıkaran ve bir sonraki seçimde sandığa gömülmeyi göze alan bir kararlıya , bir gözü peke ihtiyaç vardır.
Ve maalesef ki böyle bir gözü pek şu anda bu topraklarda yok ,
Zeten bu topraklar da böyle bir gözü peki bağrına basmaktan çok uzak.
Böyle olunca hal
Apo’ ya emri hak vaki olsa , PKK tarihteki yerini alsa
Yeni bir Keko doğar , yeni bir BKK …!
İbrahim Erol
gazete54.com
Yazar :İbrahim Erol Yayım Tarihi :5 Eylül 2010 PazarOkunma :4630
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı