Artvin Köşe Yazıları
»Bilinç ve Bilinçaltı Üzerine Notlar
Ruh, akıl, zeka, irade, zihin,inisiyatif gibi kavramlarla ifade edilen insan özellikleri şimdiye kadar birbirinden farklı anlamlarda kullanılsalar da, bu kavramlara karşılık gelen insan özelliklerini gerçekleştiren beynin(yeni korteks) ürünleridir.Hepsi farklı içeriğe sahip görünseler de tüm bu kavramları bilinç üst başlığı altında toplamak ve değerlendirmek mümkündür.Çünkü bilinç,dar kapsamlı bir içeriğe değil,aksine insan etkinliğinin tüm yönlerini kapsayan bir özelliğe sahiptir.Duyu organları aracılığıyla duyumsanan,dış dünyadan alınan verilerin kaydedildiği,işlendiği,birbirleriyle ilişkilerinin kurulup,yeniden dış dünyaya etkinlik,insan etkinliği olarak dönmesini koşullayan,insanın duyusal-zihinsel süreçlerinin toplamı olan bilinçtir.Toplumsal üretim ilişkileri içerisinde var olan bilinç; insan olarak gerçekleştirdiğimiz,gerçekleştirmediğimiz ve elbette gerçekleştiremediğimiz tüm etkinliklerin kaynağıdır.Duygularımız,düşüncelerimiz ve bunların yönlendirdiği insani etkinlikler bilincin dışında var olamaz.
Bilinç maddenin kendisidir ve aynı zamanda hem özne hem de nesnedir. İnsan beyni, maddenin en yüksek ve en gelişmiş biçimidir. Bilinç de bu gelişmiş maddenin ürünüdür.Ve bilinç,maddesiz bir önceliğe sahip olmadığı gibi,tam tersine maddenin gelişmişliğinin bir sonucudur.Bilincin ortaya çıkışına ve gelişimine ancak maddesel süreçlerle ulaşabiliriz.
Canl varlık ve madde olmadan bilinçten söz etmek olanaklı değildir. Bu anlamıyla yaşamı vareden,belirleyen bilinç değil,aksine onun varlık temeli,gelişmesinin koşulu maddesel öncelik,maddi yaşam ve toplumsal üretim süreçleridir.
İnsan bilinci,maddesel değişime açık bir yapıya sahip olmasıyla nesne özelliği gösterirken,etkilenimleri birbirleri arasında ilişkilendirip,bağ kurarak maddi yaşamın değiştirirlmesi yönünde kullanılmasıyla da özne işlevine sahiptir.
Bilincin nesne olma hali temel,önsel durumu ifade ederken,dış dünyanın yansımalarını işlemesi ve etkinliği aracılığıyla dış dünyaya etkide bulunması da özne olma halini ifade eder.Her nesnel etkinin neden olduğu öznesel etkinliğin,koşulsuz olarak insan bilincinde yol açtığı yeni etki,nesnel sürecin gelişmesini,bir üst aşamaya yükselmesini ve öznesel etkinliğin düzeyinde de sıçramaya,gelişime neden olmasına yol açar.
İnsanın gelişmişlik düzeyini ve kendisine yön veren bilinç süreçlerinin oluşumunu sağlayan maddi verili toplumsal koşulları göz önünde bulundurduğumuz da genetik yapının ihmal edilebilir olduğu açıktır.
Buna bağlı olarak bireysel boyuttaki farklılığın nedenlerinin maddi toplumsal koşullardan kaynaklı olduğundan hareketle, maddi toplumsal koşulların bireyin bilinci üzerinde yaptığı şekillenmeyi inceleyebiliriz.
Altbilinç ya da bilinçaltı kavramlarının gerçekte bilinç süreçleriyle bir ilişkisi bulunmamaktadır. Sadece bilinç süreçleri üstünde etkisi bulunan ruhsal süreçleri dile getirirler.Altbilinç ya da bilinç altı deyimi,materyalist felsefecilerle idealist felsefeciler arasında sürekli tartışma konusu olmuştur.Bu sözcüklerin tanımları bile değişik sözlüklerde farklı anlamlarda verilmektedir.İdealizm yanlısı felsefeciler bilinçaltını,bilinç eşiğini aşamayan eksik algıların biriktiği bilinç dışı bir bölge saymışlardır.Öyle ki,Alman düşünürü Leibniz´in ´bulanık algı´adını verdiği bu eksik algıların bıraktığı bilinç dışı izler bu bölgede toplanıyor ve zaman zaman da bilinci etkiliyordu.İdealist düşünürlere göre bu bölge esrarlı bir bölgedir ve bilinmesi olanaksız izlerle doludur.
Bir zaman sonra Freud bu bölgenin sırlarını çözmeye çalışacaktı. Kimi sözcüklerin ´güçsüz bilinç´ deyimiyle dile getirdikleri bu bölge,Freud´culara göre unutulmuş ya da törebilimsel baskılarla bilincin dışına atılmış anı,istek ve özlemlerin gizlendiği bir bölgedir.Bu bölgenin insan üzerinde ki en önemli özelliği bilince çıkma çabalarıdır ve çıkamayınca da insanları hasta düşürmeleridir.Kimi sözlükçülere göre onu belli belirsiz edindiğimiz bilinç deyimiyle tanımlamak mümkündür.Bazı kesimlerde bu bölgeyi ´eşikaltı´ deyimiyle tanımlamaktadırlar.Buna karşın yine bir başka Alman düşünürü Shopenhaver onu bilinmesi olanaksız bilinç temeli olarak algılar.Daha açık bir söyleyişle,düşünüre göre insan bilincini bu bilinmesi olanaksızlıklar yönetmektedir.
Oysa bilinçaltının ya da altbilincin bilinmeyecek hiçbir yanı yoktur. Herhangi bir olguyu algıladığımızda onunla birlikte ve onunla ilişkili olarak bir takım yan olgular da algılarız. Dikkatimize bağlı olarak esas olguyla ilgilenir ve bu yan olgularla ilgilenmeyiz.Üzerlerinde durmadığımız ve dile getirmediğimiz için bilincimiz bu olgulardan etkilenmez.Bu yan algılar,temel algıyla ilişkili olduklarından,temel olgu üstündeki faaliyetlerimizde kimi zaman etken olurlar.Ya da önceden bildiğimiz,ama bu arada düşünmediğimiz öyle şeyler vardır ki,bu andaki temel düşüncemizi,onunla ilişkili oldukları için,etkilerler.Alt bilincin ya da bilinçaltının esrarı kısaca bundan ibarettir.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :21 Ekim 2010 PrşOkunma :1429
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı