Artvin Köşe Yazıları

Olağanüstü Kurultay Öncesi Kılıçdaroğlu'na Olağan Sesle
Yazar : Şevket Çorbacıoğlu


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Siyaset



»Olağanüstü Kurultay Öncesi Kılıçdaroğlu'na Olağan Seslenişim


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

    OLAĞANÜSTÜ KURULTAY VE KILIÇDAROĞLU    
    
    Öncelikle sizi kutluyorum. Siyasi duruşunuzdaki kararlılık ve birilerinin kolay-kolay algılayamadığı, birilerinin de algılamak istemediği ‘siyaset yapma farklılığınızdan dolayı.’
    Verdiğiniz güven ve umut nedeniyle sonuna dek siyaset sürecinde yanınızda olmanın gereklilik olduğunu düşünenlerdenim.
    Kolay-kolay yanılmam;bu nedenle yanıldığımı söyleyenleri asla dikkate almıyorum.
    CHP Genel Kurulundaki konuşmanız ve halkoylaması sürecindeki halka seslenişiniz; ‘yıllardır politika yapanların birikim süzgecinden geçmiş, sade ve anlaşılır özler taşıyordu’. Yanı; anlaşılmaz entelektüel teorisyenlerin söylemlerinden ve sahte yiğitlik tonlamasından soyut, halk dili ile tabana ve kitlelere seslenişiniz, değişim ve gelişim konusundaki inandırıcılığınızın somut yansıması idi.
    Aynı zamanda; salt kendi doğrularıyla hareket eden, başkasının doğruları ve gereksinimleriyle ilgilenmeyen ‘benmerkezci siyaset anlayışını kıracak lider duruşu sergilediğinizi söylemek isterim.
    Konuşmalarınızın eksikleri yok muydu? Vardı, fakat var olan o eksiklikler bile bir ileti yüklüydü, anlayan için.
    “Halkla başladık, halkla bitireceğiz” vurgusu, ülkemiz siyasetindeki bir açmazın giderilmesi konusundaki en önemli ileti idi bence.
    Çünkü;
    Siyasetin arka planına baktığınızda; birkaç kişinin düşündüğünü, birkaç kişinin siyaset yaptığını ve birçok kişinin baktığını görürüz. O birçok kişi “Halk”tır. Sizin o birçok kişi ile başlayarak, birçok kişi ile bitirmeyi hedeflemeniz; Cumhuriyet Halk Partisi’nin, 6 okundan biri olan “Halkçılığı” çok ciddiye aldığınızıngöstergesidir.
    Bu sizin gerçekten “Halka duyarlı, halk duruşunuzun” da göstergesi.
    Böylesi yaklaşımınız, süreç içinde; partiyi birkaç kişinin düşündüğü, birkaç kişinin siyaset yaptığı yapıdan kurtaracağı konusunda umut vermiştir.
    Gandi Kemal dediler. Yakıştıranlar oldu.
    Gandi Kemal adını kim seslendiyse, bilerek veya bilmeyerek çok isabetli bir seslenişte bulunmuş. Fiziğinizden esinlenmiş olabilir, fakat siz hem fiziğiniz ve de hem siyasetteki barıştan yana duruşunuzla, yanı şiddetti reddeden duruşunuzla bunu hak ediyordunuz.
    Şık duran bir yakıştırma idi de, fakat sizin duruşunuz, yani kendi özgünlüğünüz, Gandi yakıştırmasının önüne geçti ki, kimse artık Gandi demiyor; Kılıçdaroğlu veya Kemal diyor. Bu da; CHP’de yinelemeler değil, yenilemeler süreciyle değişimi öne çıkaracağınızın ve bu konudaki inandırıcılığınızın kanıtıdır.
    Birilerini korkuttu bu etkin kimliğiniz. Bu korkudaki tetikleyici güç,‘belirttiğim gibi’ özgün Kemal Kılıçdaroğlu kimliğidir.
    “Korkun!” şeklindeki uyarınız korkutur oldu. Özellikle ‘Korku İmparatorluklarının sahiplerini’ bu soğukkanlı ve sakin güç yansıması kendinden emin özgün kimliğiniz korkutmaya başladı;
    “Siyasi ve ekonomik rant savaşçılarını, sınırsız ve kuralsız demokrasi avcılarını, Partiye, program ve proje yerine sadece kendilerini taşıyan lider erki tapınıcılarını, Lider eteğine sarılmışları, dokunulmazlık zırhına bürünmüşleri ve her şeyden önce; siyasi erk’i...”
    Bakmayın; “Candaş medya, yoldaş medya” diyenlere. Onlar Candaşlıktan, yoldaşlıktan anlamaz, onların anladığı tek şey yarattıkları göreceli yagdanlıktır.
    
    Affınıza sığınarak; belki de haddimi aşarak önerilerde bulunmak istiyorum:

    Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele gitmek adına, kendi doğrularını halkın doğrularıyla bütünleştirerek, halktan yana halk ile düşünen yapıyı inandırıcı kılmak için parti yayın organları “Halk Gazetesi”inde “Halk Köşesi”ne, “Halk TV”de de “Kendimiz ve Kentimiz” adıyla bir programa izin vermeniz önerisinde bulunmak istiyorum. Bu yaklaşımınız ‘vurguladığımı gibi’ CHP’nin birkaç kişi ile düşünmeyeceği, aksine birçok kişi(Halk ile) birlikte düşüneceğinin göstergesi olacaktır.

    Lütfen; Baykal ve Sav kavgalılarını partiye yaklaştırmayın, çünkü onlar kavga ile beslendikleri için, yarın sizinle kavga etmeyeceklerinin garantisini kimse veremez.
    Sayın Önder Sav ve Baykal üzerinden yapılan eleştirilere, yanıt bağlamında asla öncelik tanımayın. Aksine; “Konu bitmiştir, konu kapanmıştır, şimdi uzlaşı ve barış zamanıdır” diyerek kucaklayıcı süreci işletmelisiniz.
    Ve, siyasi geçmişlerinde bugüne dek adları bir kez olsun yolsuzluğa, kirliliğe bulaşmamış Sayın Baykal ve Sav yaşanmışlıkları halka inandırıcı boyutta anlatılmalı ve parti içindeki uzlaşı ve kaynaşma yaygınlaştırılmalıdır.
    Kimlik varsılı, fakat Siyaset oyunlarının yoksulu olmanız nedeniyle; siyasetin kurtlar sofrasının korkulu rüyası, deneyimli savaşçısı/örgütçüsü Önder Sav kararlılığını akılcı kararlığınız ile gereken çizgiye oturtmanızı alkışlayanlar olacaktır, bunlara dikkat edin, bunların içinde, dünün güçlüsünü alkışlayan ve renk değiştirmeyle kendilerini koruyup besleyen Bukalemunlar olabilir.
    Saf değiştirmeyi alışkanlık haline getirenlerin, değişim savlarına inanmayınız.
    Parti meclisine elbette ki yasal sayıda insanları alabilirsiniz. Fakat gelecekteki kurultaylarda; halka yakın kimliklere ‘tabana’ öncelik tanıma konusunda etkinizi artırmalısınız. Bu nedenle; Parti meclisindeki Milletvekili sayısını azaltabilirsiniz, tabanı kucaklamak adına.
    Özellikle Bilim Platformunda, kesinlikle Milletvekili dışındaki yetenekli, halkla bütün pratik bilgi donanımlarıyla yüklü kimliklere de şans tanımalısınız.
    Amaçları salt Milletvekili olmak isteyenleri değil, yıllardır Sivil Toplum Örgütlerinde(STÖ) milletin vekilliğini yapmış üretken kimliklere de...    
    STÖ’nden gelen biri olarak, STÖ’leri ile iletişimi yoğunlaştırmanızın, halka ulaşmanın en etkin yolu olduğunu, size yakın durmayı bir şekilde başarmış olanlar sakın gözardı ettirmesinler.
    “25 yıllık geçmişi ile gelmedi, 25 günlük bir geçmişle geldi, bu siyaset etiği ve performansı için yetersiz bir liderlik sürecidir” diyenleri dikkate almayın. Böylesi söylemler; partilerde yıllardır hiçbir şey üretmeksizin Milletvekilliği bekleyenlerin mantığına özdeş bir duruştur, asla siyaset bilimi ile örtüşmez. Siz bürokrasideki ve STÖ’lerdeki halkla bütün siyasetin içinden geldiniz. Parti ile bütün gözükenlerin halktan ne denli kopuk olduklarını dikkate alınız. Aslında parti ile bütün siyasetin içinden gelmeniz gerekmiyor. Çünkü insan yaşamın her anında siyasetin içindedir; siyaset kişi yaşamından soyut bir olgu değildir.
    Kurgu(Fr.Montaj) siyaset, uzlaştırıcı ve kucaklayıcı olmayan seçmeci-eklektik siyasetin kapısını aralar ve emperyallerin çıkarlarına özdeş anlık siyasetçileri egemen kılar ve de bağdaştırıcı(Fr. Adaptör) seçenek siyasetin gerilimini düşürerek süregelen durumu(Fr.statuko) besler. Bu nedenle sizi eleştirenler, sizin geçmişinizi amaçlı bir şekilde bilerek görmeyenlerdir.
    Siyaset bilimi, gerçeğin tek olması öğretisi değildir(Fr.Monistik). Daha açık söylemle; Siyaset, salt bir teori veya değere inanış değildir, çünkü bunun politik yansıması, tek güç, yani totaliter duruştur. Siz böylesi yaklaşımların keskin duvarı olduğunuzu ‘ demokratik duruşunuzla’ halka inandırdığınız sürece, değişim rüzgârı tüm ülkemizi ‘yaygınlaşarak’ saracaktır.
Sınırsız ve kuralsız demokrasi avcısı sol eskilerin(günümüz neoliberalleri) söylediklerine kulak asmayın. Onlar 53 yıllık politikacılar örneği verip, 25 günlük Kılıçdaroğlu’nun gelişini siyasi ahlak ve performansına sığdıramadıklarını söylerken, 2 günde kurulup 3.gün iktidar olan “Ben ülkeyi tüccar gibi yönetiyorum” diyen sahiplerini hiç aklına getirmeyenlerdir. Elif sucuklarıyla beslenenlerdir..
    Seçim bölgesinde sallantıya geçmiş veya seçimi kaybetmişleri dikkat edin, uzak tutun; çünkü onlar kesin bir takım yanlış bilgilerle bazı yetenekli ve sevilenleri siyaset oyunlarıyla öteleyenlerdir.
    Etrafınızda duvar ördürmeyin. Örenler yeterli akademik kimlikler olsa da dikkatli olun; kesin bir hesabi vardır. Böyleleri; gizemli liderlik savaşına özdeş çok sesliği demokrasi adına partide egemen kıldıklarını söyleyerek, ayağınız takılmasını dilinizin sürçmesini beklerler hep,
    Özellikle, partiye salt kendini taşıyan, proje ve program taşımayan duvar örücülerine dikkat edin. Onlar; partiye katkı verme yeteneğindekileri ‘’yeteneksizlikleri ortaya çıkmasın diye’ engelleyenlerdir.
    Örgütlenme işini iyi bilenlere fazla alan bırakmayın; zamanla örgüte yabancılaşabilirsiniz. Örgütlenme politikası ustası Önder Sav bunun en somut örneğidir.
    “Partinin liderini değiştirdi, partiyi değiştirebilecek mi?” diyenleri ciddiye alın; onlar kuşkuculardır ve laf taşıyıcılardır; eğer onları susturursanız bilin ki değişim sürecini başlatmışsınızdır demektir.
    Gelişiniz ile ilgili ve Önder Sav duruşunuzu komplo teorileriyle tanımlayanlar ve bunun dış odaklı kurgular savına hiç mı hiç zaman ayırmayın, çünkü siz artık zamanla yarışan ve bu nedenle zamanı çok ekonomik kullanmak durumu ile karşı-karşıyasınız.
    Süreç içinde, belli aralıklarda şüpheci olma lüksünüzün olduğunu unutmayın;     
    Örneğin son Wikileaks olayının, çok iyi hazırlanmış bir kurgu olabileceğinin kuşkusunu yaşamanızı isterim.Fakat, yeterli malzeme olarak sunulan bazı suçlamaların, gerçek suçları öteleyen dış odaklı ince ayar kurgular olabileceğini dikkatten kaçırmayın.
    Özellikle Wikileaks yansımaların, siyasal iktidara ‘mağdurları ve mazlumları’ oynatmanın ilginç senaryosu olabileceğinin kuşkusuna, az da olsa yer vermelisiniz.
    Özelleştirme konusundaki görüşünüzü az-çok bilen biriyim(çünkü aynı dergide yazdık). Özellikle Şubat 2001’de yazdığınız “Özelleştirme üzerine notlar” başlıklı yazınız doğrultusunda olguya bakacağınıza inancım tamdır. En az özelleştirme kadar, özerkleştirme seçeneklerin savunucu olun, halka çalışma ortamları oluşturmak için.
    Yeterli ve yetenekli kimliklerle çalışmayı ilke edinin, onlardan çekinmeyin. Yetersizler Parti meclisine ve TBMM’ine girebilirken, yeterliler, yıllardır kurultay salonuna giremediği gerçeğini dikkate alacağınız konusunda kuşkum yok.
    Kesinlikle partinin gelensel demirbaş kadroları değişmeli ve CHP nefes alarak oksijen depolamalı yeni bir koşu için. Fakat bu süreç yinelemeler ile değil yenilemeler ile olur.
Siz bu süreci başlattınız. İşte bu sürecin yaygınlaşarak daha güçlü işlemesi gerekmektedir. Buna asla ´Hayir!´ demiyeceğiniz konusunda güvenim tamdır.


    Kesin Baykal ve Sav üzerinden kavgalara izin vermeyin.
Örneğin Sayın Baykal’ın şu söylediklerini asla aklınızdan çıkarmayın: “Dostlarınızı satmayın elbette... Sizi bugünlere getirenleri sakın ha satmayın. Onları yok saymayın. Siyaset güven, vefa işidir. Siyaset bir güven işi. Siyasetçinin en büyük sermayesi güvenilirliği, bunu gözetmek lazım. Siyaset dostluk, arkadaşlık sevgi işidir. Sevgiyi, dostluğu ihmal etmeyeceksiniz. Birbirinize çelme atmayacaksınız. Siyasette ihanet olur, ama ölçüsünde tutulmasını sağlayacaksınız”
    Bu hangi açıdan söylenmiş olursa olsun, üzerinde düşünülecek olmaktan çok, uygulamaya konulması gereken evrensel bir duruştur.
    
    Tüm bu saydıklarımı, kendinden önceki her düşünceye ve duyguya çelme attığını düşündüğümüz sözcük olan (Fakattan) soyutlayamayız. Fakat için gerekli akılcı duruşu da ileriki süreçlerde göstereceğinize inanıyorum.
    Lütfen Türban konusunda dikkatli olalım. Sağ asla oy vermez bize, soldan oy verenlerin de kimyasını bozarız, kesinlikle.
Fakat, Arapça mütedeyyin, yani ideolojik bir bağlantısı olmayan, kutsalın siyasete alet edilmemesini öngören dindar kitlelere gerçekler anlatılarak katılım sağlanabilir.
    Böylesi bir süreç için şunları işlemenizi öneririm:
    Onlar, ulusötesi egemenlere türbanlıların dinini yaşadığını söyleterek, türbansızların adeta dinsiz olduğunu vurgulamaya çalışanlardır;
    Bunun halka iyi anlatılması gerekir.
    Özellikle; Anadolu kadının güzelim saçlarının bir parçasını öne düşüren ve o’na gizemli güzellik katan kutsal başörtüyü modernize ediyorum diyerek türbana dönüştürenlerin, bu objeyi siyasal İslam’ın ve ılımlı İslam aldatmacasının simgesi haline getirdiklerinin ve kesin olarak “Başörtüsüne” karşı olunmadığının anlatılması gerekmektedir.
    En önemlisi; Avrupa Birliği(AB) tartışmalar sürecinde Eser Karakaş hocanın “Tayyip bey, AB sürecinde veya başka konularda başarısızlığını örtmek için türban olgusunu ortaya atacaktır…” değerlendirmesinin üzerinde durularak türban konusundaki samimiyetsizliğin kamuoyuna çok iyi anlatmalıyız.
    Biliniyor ki, türban sorun olarak gösterilmekte, fakat çözüme kavuşturulmayıp korumaya alınarak türban alanı adeta “Dinsel SİT Alanı” haline dönüştürülmektedir.
    “Kadının çilesini anamdan biliyorum” diyen, fakat karşıtlarına da “Ananı da al git” diyerek anaların kutsallığını bile siyasi rant çizgisinde yorumlayanlar ile kadının çilesini türban ile betimleyen, onun gerçek çilesine asla saygı göstermeyen düşünce sahipleri, kadınlarımıza çok iyi anlatılmalıdır.
    Laik Demokratik Türkiye yandaşı olduğunu söyleyen, ama kadınlarımızın elini sıkmayan bakanlarıyla siyasi erk oluşturanlar halka tüm çıplaklığıyla anlatılmalıdır.
    
    Ülkemizin günümüz sosyal-kültürel özgünlüğü dikkate alınarak, Demokratik bir Laiklik anlayışı öne çıkarılmalıdır.
    Kuvvetler ayrılığını bozarak, otoriter demokrasi ile sivil dikta rejimini kurumsallaştıran ve sosyal devleti yıkmaya çalışan siyasal erk karşısında yeni bir siyaset dili geliştirilmelidir.
    “Ben bugüne kadar hiçbir kabul yerine(Fr. Resepsiyon) katılmadım. Şu sebeple katılmıyorum; rahmetli Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken Diyanet İşleri Başkanlığı’na verdiği önemi ve itibarı bugüne kadar hiçbir zaman göremedik… Tokalaşmanın dini yönünü tartışan bir toplum olmamalıyız artık. Ben şahsen elini uzatan hanımefendilerin elini sıkmakta bir sakınca görmüyorum.” diyen Pr. Dr. Ali Bardakoğlu’nun yaklaşımı halka anlatılmalıdır.
    Tekrar ediyorum;
    Bilerek, sorunları koruma altına alınan ve çözümlenmeyen “türban’ birilerinin adeta “Dinsel Sit alanı” ve günümüzün en önemli siyasi getirim aracı(Fr. Rant). Bu şekliyle sinir bozucu ve itici. Özellikle dinini gerçekten Kur’ana göre yaşayanlar türbanı; abartılı giyim şeklinin, çok renkli süslülüğün ve dikkat çekici giyim şeklinin aracı olarak görenlerin halka kesinlikle anlatılması gerekir.
    Eğer; saçlarını örterek tinsel bağlamda, yani içsel sessizliğiyle kendini daha huzurlu hissediyorsa kızlarımız; Anadolu kadının güzelim saçlarının bir parçasını öne düşüren ve o’na gizemli güzellik katan kutsal başörtüyü üniversitelerde, hatta Kamu da serbestçe kullanabilme özgürlüğüne kavuşturulsun ve türban olgusu birilerinin, özellikle dinden ve yoksuldan geçinenlerin aracı olmaktan ‘uzlaşılarak’ çıkarılsın.

    Bunları gözlemleyen ve karşı tarafı iyi çözen “Siz” bana göre yeni bir siyaset dilinin ilk örneklerini sundunuz. 1970’lerde Sayın Ecevit’in işlettiği bu süreç, o günün CHP egemenlerince eleştirilmiştir; bugün ise aynı şey size yapılmak istenmektedir.     Bunu sizden çok yakınızdaki siyasetçilerin kırması gerekmektedir.

    Siz; Güneydoğu sorununu ve başörtüsü sorununu barış bütününde af ile çözeceğiz deyince; sayın Başbakan, Güneydoğu sorununu “Genel af rüşvettir” diyerek farklı yere taşıdı. Ardından, ‘en büyük seçim malzemesi türbanı kaybetmeme adına’ CHP’yi suçlayıcı ve de uzlaşıyı zorlaştıran olmadık duruşlar sergileyip, sorunun çözümünü tekrar öteledi. Bu noktada bazı CHP’liler çıkıp, Başbakanı değil sizi suçladı.
    Güneydoğu sorunu da, siyasi erk tarafından türban yaklaşımına benzer duruşlarla ötelendiği, özellikle Güneydoğu insanımıza yeterlice anlatmalıdır. Ve bunun politikalarını yaşama geçirilmelidir
    Bu yanlışı duruşu düzeltmek için de, sizin ‘sakin güç felsefenizle kendini gösteren yeni siyaset dilinizin (anlaşılır kılmak için) halka dikkatlice anlatılması zorunluluktur.
    
    Bir önemli konu da; enerji politikalarındaki iktidar yanlışlarıdır.
    Örneğin HES’ler.
    Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu(EPDK) bugüne kadar 1600 HES lisans dağıtmış ve bu sayının 2 binlere çıkacağı söylenmektedir. Bu da beraberinde, salt dereleri değil, evimizin önünden geçen çayları bile, HES lisans sahibi iktidar yandaşı çantacıların baskısı ile 49 yıllığına birilerine satacaklardır.
    Yani; Su kullanım hakkı devredilen havzanın kullanım gereksinimi(irtifak hakkı), 49 yıllığına kamulaştırma ve yetki devri ile şirketlere geçmektedir. Öyle ki HES lisansı olmayan derelerin yatakları değiştirilerek lisansı olan şirketlerin kullanımına açılmaktadır(Belediye Meclis kararı ile imara kapalı deprem yatağını-fay hattı- 15 km öteye taşıyıp imara açılması aklıma geldi nedense)
    İşini özü; su havzalarındaki tarihi ve doğa dokusu doğanı(insan ve kültürü) ile birlikte yok olma sürecine sokulmaktadır.
    Bu olguların halka tüm çıplaklığıyla, seçenek projeler bütününde anlatılması zorunlu koşuldur.

    Yukarıdaki değerlendirmelerimi birileri “Yağdanlık kokuyor” şeklinde yorumlayarak her zamanki ‘Çıkara özdeş yapay’ kırılganlıklarını gösterebilirler. Onların bu kırılganlıklarını azaltmak adına bir özeleştiri getirmek istiyorum:
    
    Öncellikle şunu tekrar belirteyim;    
    “CHP´nin ´Altı Oku´nun evrensel solun okları olduğuna inanan ve bu 6 işaretin 21.yüzyılın özgün gelişim ve değişimin işareti olduğu, bunun kesinlikle 21.yüzyılın özgünlüğü ile harmanlanması gerektiğini düşünen biriyim. Kimsenin adamı değilim, sadece Kemal Kılıçdaroğlu ile kendimi ve kentimi daha güvenceli gören biriyim, o kadar.”
    Düne kadar Lider Oligarşisinden söz eden bizler, Lider erkine tapınmamak için refakatçi-karşılayıcı-ağırlayıcı bir Genel Sekreter değil, güçlü lider ve güçlü parti politikaları için etkin, üretken ve yaratıcı, savaşçı bir Genele Sekreter´in gerekliliğini yazar, çizer ve söylerdik.
    Ve de sayın Baykal´ın hazırlamış olduğu tüzüğün lider oligarşizmini kurumsallaştırdığını ısrarla belirtirdik.
    Şimdi böylesi bir tüzüğü yürürlüğe koyup ve partide büyük bir yenilenme süreci başlattığımızda söylenecek sözümüz ne olacak?
    Birileri çıkıp; "Baykal, bu tüzükle otoriter bir liderliğe soyunduğunu söyleyenler, aynı tüzükle sizin için aynı şeyler söyler ise ne diyeceğiz?" sorularına yanıtımız ne olacak?
    
    Diyorum ki; bu partinin güçlü lider ve politikaları için güçlü bir Genel Sekreter yapılanmasına gitmesi gerekir. Bunun için de 18 Aralık’ta yapılacak Olağanüstü Kurultay’da, en azından ‘demokratik tüzük kurultayı’ ile ´Güçlü lider, Güçlü Politikalar ve Güçlü CHP´nin yolu açılacağının işareti verilebilsin.
    Genel Sekreter, tabandan gelmiş ve halkla ilişki pratiğini yakalamış, halk dilini iyi anlayan ve konuşan biri olmalıdır.
    -Ki adayım Gürsel Tekin’dir-

    ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
    Teknopolitikalar Platformu
    İLET-Kİ
    evesbere@mynet.com
    GSM: O506 609 00 32

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
1 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 5 yıldız aldı.


Yazar :Şevket Çorbacıoğlu Yayım Tarihi :10 Ara 2010 CmaOkunma :1596

« Bugünün İşini Yarına Bırakma Alışkanlığı

Suların Senfonisi (Tipi Dedemin Anısına) »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Şevket Çorbacıoğlu

İnş.Müh-Türk Mühendisler Birliğinin iki dönem Genel Başkanı-TMMOB-İMO Genel Sekreteri-KHGM Diyarbakır Bölge Müdürü(2001-2002)-Teknopolitikalar Platformu kurucusu ve sözcüsü-Ankaradaki Artvin Vakfının kurucu üyesi ve halen isteğe bağlı ikinci başkanı; Otantik Artvin Evi proje tasarımcılarından ve öykülendiricisi İşin özü; Cennetin izdüşümü Artvin bütününde Doğa ve doğan/insan aşığı yazan çevreci bir mühendis. Milletvekilliğini, sivil örgütlerdeki duruşuyla MİLLETİN VEKİLLİĞİne tercih etmeyen bir adem...Daha doğrusu Milletin Vekilliğini milletvekilliğine tercih eden bir adem..
evesbere@gmail.com

Diğer Yazıları

  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Anneler Günü İçin Önerim
  • Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2
  • Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan
  • Artık İki Tane E-Muhtıramız Oldu
  • 1 Mayıs'ı da İkiye Böldük
  • Başbakanın Bina Okuması ve Özel Paşası
  • Ankara'da Artvin Tanıtım Günleri
  • 23 Nisan Bayram Öncesi Çoçuklara Yaşatılanlar
  • Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim Kurgu Kentlerine Dönüştürüyor
  • Marmaris'in Mavisi ve Yeşili Yok Artık Ankara Gibi Betonlaşmış
  • Çatalca; İstanbulun Unutulmuş En Güzel Yanı
  • Chp İktidara Koşmak İçin Ne Yapmalı?
  • Cin Olmadan Çin Gibi Çarpmak
  • Çoçukları Eğitmek mi Amaç Yoksa Eğdirmek mi?
  • Devlet İhalelerinde Dik Duramayışın Öyküsü
  • Nasistler Egemen Olmaya Başladı
  • K-Adın Var mı?
  • Eşek Yerine Koyanlar ve Sağanlar
  • TL'mizin de Sembolü Oldu
  • Dini Dar Nesil miyiz Biz?
  • Ustanbuldasın Ankara'yi Bulasın
  • Chp'de Büyük Tüzük Savaşları
  • Akp'yi Teorize Eden Mehmet Altanlar vb Gerçeği Görmeye Başladılar mı?
  • Atatürk'ünü de Düşüncesini de Al da Git!!!
  • Arhavili Doğa Duyarlılığındaki Kararlılığını Gösterdi
  • Korkunun Silivri'ye Faydası Yoktur
  • Öcalan'ı Bodruma Paşa Yapan Türköne Atatürkçü Olmuş
  • Noooo, El'inizi Yoksuldan Çekin 2012'de
  • Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-1
  • Ermeni Fransa ve Akp Duruşu
  • Cahil Açığı ile Cari Açığı Tetiklemek
  • Akp Devletçi Oldu-1
  • Yükselen Türkiyemde Yükselen Halk mı Birileri mi?
  • Gazete Çankaya ve Sobe
  • Chp'de Kavga Bitmez, Kavgacılar Gitmez
  • Dersim Dersleri
  • Tayyip Erdoğan Sosyalizme Yelken Açtı
  • Euro 2012'ye Gidemeyişimizin Suçlusu Kim?
  • Kurtlar Vadisi Karakterleri ve Kozinoğlu Ölümü
  • 10 Kasım Gözyaşım
  • Çürük Binaları Değil Çürük Bina Yapanları Güçlendiriyoruz
  • Demokrasisiz ve Solsuz Cumhuriyet'e Doğru
  • Nükleer Hesler ve Tehlike Seni Bekler 2
  • Bizi Bizden Ç-Alan Yetenek Sizsiniz
  • Nükleer ve Hes Karşıtlarını Eleştirmek 1
  • DOLARA DEĞİL DOĞAYA
  • Laiklikten Korkmayın!
  • EKO(NO)MİKLİKLER
  • Nerede Benim Eski Seçimlerim
  • Arhavilinin Doğa Duyarlılığı
  • Mustafa Balbaylar Neden Yemin Edemiyor?
  • Şike ve Futbol Pazarını Ele Geçirme
  • ABD'nin Böl-Yönet Politikası Sonlanabilir mi?
  • Akp'in Değişimlerini Utanmadan İnkar Etmek
  • Chp Başarısızdır, Doğru. Fakat Akp İçin de İstediğini Aldı Diyemeyiz
  • Gül, Düşün ve Oyunu Ona Göre Ver
  • Ygs Sınavı ile Ne Oldu? Kim Güldü, Kim Ağladı?
  • Seçimlerde Hile Olabilir mi?
  • Metin'imiz Doğası ve Doğanı İçin Şehit Oldu
  • Akp Dağıtırken Chp Aile Sigortası Diyor
  • Kütahya-Simav Depreminin Gerçek Sesini Merak Edenler
  • Güneydoğu İpek Yolunda Mardin ve Hasankeyf
  • Büyük Anadolu Yürüyüşü Kimleri Rahatsız Etti ve Kimler Gerçekleri Görmüyor?
  • 19 Mayıs 1919'da Değişen Yazgımız 12 Haziran 2011'de Karşıt değişime Uğrar mı?
  • Mühendisler Hayden Sıra Sizde, Meydanlara...
  • Chp İktidar Oluşumunu Düşlere Taşımak
  • Başbakan'ın "Kanal İstanbul Projesi" mi, Şevket'in "Ankara Dereli Akıtılsın Projesi" mi...?
  • Samsunspor Süper Lig'deki Evine Döndü
  • 1 Mayısta 1 Daha Y-Azmak
  • Nükleer Enerji-Matruşka-Göktaşı
  • 23 Nisan ve Atatürk ve Mandela ve Nobel ve Kurbağa
  • Bedri Baykam'ı Ben Bıçakladım!
  • CHP'yi Eleştirmek
  • HES Lisanslı Çantacılar ve Kılıçdaroğlu
  • Temiz Eller mi Yoksa Tesbih Eller Operasyonu mu?
  • Engin Ardıc'ın Eyalet Önerisine Şeçenek Bölge Bakanlığı
  • Kapitalistlerin Tepişmesi ve Kapitalsizlerin Ezilmesi
  • Çay Demlemesini Biliyor muyuz?
  • Aygaz Tüpü ve Nükleer Enerji
  • Hagi Hagi, Hadi Hadi Güle Güle
  • Japonya'da Kıyamet Provası ve Türkiye Deprem Manifestosu
  • Y-Azanlar Tutuklanmalıdır
  • Dünya Sosyal Patlama Risk Haritası'nda Türkiye Yok
  • HES'sizce Mavi ve Yeşile Yolculuk-Arhavi Kamilet Vadisi
  • Amerika Ağalığı Bırakmalı Ağabeylik Yapmalı
  • Çankaya-Dikmen Artvin Evi Önündeki Sevgili Ceviz Ağacını Vurdular
  • Asker Üzerinden Siyaset Yapma! Çünkü;
  • Wikileaks Sonrası Bile Ülkem Relax
  • Torba Yasası Kimlerin Torbası?
  • Galatasaray Nereye Koşturuluyor?
  • Kılıçdaroğlu Chp'li Belediyeleri Eleştiremez!
  • Uğur Mumcu'yu Öldürdük Zanneden Aciz Ölü Tasnifçileri
  • Ben Cenneti Buldum
  • Aksırmak Tıksırmak Ne Demek?
  • HES-Savar Doğa Kalkanı ve Artvinliler
  • Siyaset Meydanı da Özelleştirildi Gibi
  • 21.Yüzyılın 11.Yeni Yılı
  • Atatürk'ün Ankara'ya Gelişi
  • HES-Savar Doğa Kalkanı Projelere Var mısınız ? I
  • Chp'nin 15. Olağanüstü Kurultayı ve Büyük Özgürlükler Sözleşmesi
  • Haydarpaşa Garı Yandı mı, Yandırıldı mı ?
  • Son Ali Sami Yen Sonunda Galatasaraya Cehennem Oldu
  • Olağanüstü Kurultay Öncesi Kılıçdaroğlu'na Olağan Seslenişim
  • Demokrasi Sağlığa Zararlıdır
  • Chp ve Galatasaray'da Olağanüstülükler
  • Dünyada Dinler ve Dini Bayramlar
  • 10 Kasım Yas Değildir
  • Hes ,Yes , Kes Ve Pes
  • 29 Ekim 1923 Cumhuriyet'i ve 29 E-kim 2010 Cumhuriyet'i
  • Demokratik Uzlaşı İçin Türban Değil Başörtüsü Önerimdir
  • Halk Oylamasındaki Gerçeği Düş Görenler
  • Galatasaray Med-Cezieleri ve Tugay Kerimoğlu
  • Denis Som Aramızdan Çok Erken Ayrıldı
  • Bodrum ve Mavi Yolculuk
  • Hiddink'e Azeri Tokadı da Alman'dan
  • Re-Cepsel Çılgın İstanbul Projeleri
  • Düşünce ve İnanç Özgürlüğü Sınırsız mı?
  • Çılgın İstanbul Projeleri
  • Ayvalık ve Çevresi Ayvayı Yemiş
  • Sinem'in Üç Çoçuğu ve Sinem(aları)
  • Laz Sezen Aksu'nun Duruşu Doğru mu ?
  • Evet ve Basket
  • Hayır Çıkarsa Fena Olur!
  • Askeri ve Sivil Darbelere
  • Taşımalı Siyasete E-Vet mi, E-Ret mi?
  • Gökçeada ve Muço Ailesi
  • 30 Ağustos 1923 ve 12 Eylül 2010 Emperyalizme 'Hayır!' Demenin Amentüsüdür
  • Rize'deki Felaket Yıllardır Geliyorum! Diye Bağırıyordu
  • Futbolumuz Avrupa´da Deprem Geçirdi
  • Yaşam Bir Hevestir, İlk ve Son Nefestir
  • Türk İslam Cumhuriyeti 2013'te 1. Yılını Kutlayacakmış
  • Kılıçdaroğlu'nun Kalibresi ve Duble Yol
  • Devenin Boyu ve Düşüncenin Boyu
  • Galatasaray Rijkaard İle Değil Koşmak Yürüyemiyor
  • Papazın Bağını Ankara Betonlaşması Yutmak Üzere
  • Orduyu Tutuklamaktır Bunun Adı
  • Recebim-2 Ağladı Ağlattı
  • Antidemokrasi ve Artıdemokrasi
  • Ahtapot Bu Sefer Yanıldı, Dünya Şampiyonu Hollanda
  • Benimseyemediğim Atasözleri
  • Artvin Evi Özelinde Teknik Şartname Ve İnşaat Sözleşme Örnekleri
  • Sivas Katliamı
  • Barış ve Demokrasiyi İstemiyorum
  • Şehitlerimiz, Busemiz, Behzat Miser ve Babalar Günü
  • İlhan Selçuk'u Kaybetmedik
  • Terör ve Teori
  • Son Belediye Yasası Belediye Kasası Gibi
  • Sel Felaketleri Meteorolojik mi İdeolojik mi?
  • İsrail Çağımızın Haydutu ...mu?
  • Mayıs Korkuları ve 27 Mayıs
  • İnternetini Al da Git (Get The Internet On The Go)!!!
  • Osama ve Kılıçdaroğlu´nu İzlemek
  • Hasankeyf´in Tarihi Keyfini HES ile Bozanlar
  • Maden Ocağı Yine Çöktü, Komplo da...
  • Hasankeyf'in Tarihi Keyfini Bozanlar
  • Mayıs Korkuları, 19 Mayıs ve Gandhi Kemal
  • Kılıçdaroğlu ve 17 Yıl Önce Yazılan Bir Yazı
  • Baykal'ın Haklılığını Kanıtlayan Sözler
  • Siyaset Oyunlarının Yoksulu Kılıçdaroğlu Nasıl Aday Olmalıdır?
  • Kaset ve Kasıt
  • Annecim Değişen Bir Şey Yok
  • Mütarekeci ve Vatan Haini Olmak Olası mı?
  • Üç Fidan Devasa Bir Orman
  • 1 Mayıs; Taksim Meydanı Taksim Edildi
  • Boğaz Köprüleri Boğazın İncisi Değil Sancısıdır
  • Sarı İneğimize Ne Oluyor?
  • Futbolumuzun Hastalığı Şampiyon Yapamayanı Hemen Göndermekle Başlıyor
  • 23 Nisan ve Birkaç İnsan
  • Fb İçin Paşa Ağlıyor, Soytarı Gülüyor
  • Köy Enstitüleri ve Küresel Efendi
  • Anayasa Ve Venedik Tacirleri
  • Rijkaard Sivas´ta Kendini Bitirdi
  • Güldüşün Çorbası-2
  • Bu Galatasaray'ın Fener karşısındakı Durumu, Halkın İ ktidarKarşısındaki Durumuna Özdeş
  • Güldüşün Çorbası
  • Anayasaya Dokun, Doğaya Dokun, Kendine Dokunmama Kuralı
  • Futbolun Efendisi Özhan Canaydın´ı Kaybetmedik
  • Halkoyu ile Halkı Oyuna Getirmek
  • Trabzon´da Güneş Doğdu Rijkaard Soldu
  • Balbay ve Özkan´a İletir misiniz
  • 100 Bin Ermeni ve Türkiyelilik
  • Berta Köprüsünde Çevre Dostlarının İsyanı
  • Kılıçdaroğlu' nu Anlamak
  • Elazığ Depreminde Suçlu Kerpiç Evler
  • Fazla Düşünmeyin Bırakın Kendinizi Bize
  • Acı Tütün
  • Şili'nin Deprem ve Yaşam Duyarlılığı ve Türkiyemiz
  • Futbolda Niçin Avrupa´da Yokuz
  • Tekel ve Çalışanları Batırıldı
  • Artvin Özelinde Yol Yapım Önerisi
  • Hesler Kimi Besler - 3
  • Hesler Kimi Besler - 2
  • Hesler Kimi Besler - 1

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 17 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 116 tekil kişi,597 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1222625 tekil kişi, 10804877 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.207 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:


Sayfa olusumu: 0,703125 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 10:09:31 Css | Sayfa Başı