Artvin Köşe Yazıları
»DEV-GENÇ, Mücadele Demektir
Öğrenci gençlik eylemlerinin gündemde olduğu içinden geçtiğimiz dönemde, toplumsal mücadele tarihimizde ve genölik mücadelesinde önemli bir yeri olan Dev-Genç örgütlenmesini tekrar hatırlamak ve konuşmak gerekiyor.
Genel olarak toplumsal muhalefet ve özelde de gençlik mücadelesi açısından ele alındığında Dev-Genç, önemli bir tarihsel dönemeç ve köklü bir geleneğin başlangıç noktasıdır. Bu gerçeği, geçmişte kalan yıllardaki mücadele pratiği defalarca kanıtlamıştır.
Dev-Genç´in mücadele içerisinde boy verdiği dönem, dünyada 1968 olayları olarak bilinen, çoğunluğu gençlerden oluşan, ama hareketin geliştiği ülkelerde sınıflar mücadelesinden kopuk olmayan bir başkaldırı ve isyan dalgası yaşanıyordu. 1960´lı yılların sonuna doğru ülkemiz de bu gelişmelerden etkilenmeye başladı. Toplumsal muhalefet ve gençlik hareketlerinde önemli gelişmeler görüldü. Gençlik hareketinin de başta üniversite gençliğinin akademik, ekonomik ve demokratik mücadelesi ve talepleri ekseninde yükselerek toplumun diğer kesimlerinin istemleriyle örtüşmesi, muhalefet hareketin ön saflarında yer almasını bir zorunluluk haline getirdi. Dev-Genç örgütlenmesi işte bu koşullarda gençliğin bağımsız hareketi olarak ortaya çıktı. Ve kısa sürede gelişerek muhalefetin tümünü kucaklar hale geldi.
Toplumsal muhalefet ve mücadelenin yükselmesi ve kitle hareketlerindeki gelişme, beraberinde siyasi ve örgütsel sorunları da getirdi. Bu dönem ortaya çıkan siyasal yaklaşımları iki başlık altında toplamak mümkündür. İlki, TİP´in başını çektiği, orta ve küçük burjuva kesimlere dayanan Parlamentarist anlayış, diğeri ise TİP´in dışında yer alan ve solda daha etkin denilebilecek kesimdir. Bunlar da yine orta ve küçük burjuva kesimlere dayanıyorlar ancak demokrasi mücadelesini ve aktif mücadeleyi öne çıkarıyorlar ve sosyalizme varabilmek için var olan demokrasinin sınırlarının genişletilmesini savunuyorlardı.
Dev-Genç´in içinde mayalandığı FKF de önceleri sosyalizm, genellikle TİP çizgisinde halkçılık-sendikalizm karması, aydınlar arası bir entelektüel uğraş karakteri taşıyordu. Mücadelenin gelişmesi ve Marksist-Leninist ideolojinin yaygınlaşmasının etkisiyle FKF’de hızla çözülme başladı. Faşist saldırılara karşı aktif mücadeleden yana, işçi ve emekçi kesimlerin yanında yer almayı savunan yeni bir anlayış gelişiyordu. Toprak işgallerinde yoksul köylünün yanında yer alarak, 6. filoya karşı anti-emperyalist uyanışı aktif olarak örgütleyerek ha1ka yakın ilişkiler kuruluyordu. Siyasi, ideolojik ve örgütsel gelişkinliğin artmasıyla kitle bağları da gelişiyordu.
Bu gelişmeler beraberinde siyasi tercih ve netleşmeleri de getiriyordu ve yeni saflaşma bu eksende gelişiyordu. Ayrışmalar ortaya çıktı ve buna uygun saflaşmalar yaşandı. Bu durum doğal olarak FKF´ye de yansıdı. Ve bu tartışmaların sonucunda 4. kurultayında FKF, Dev-Genç adını aldı.
15–16 Haziran işçi eylemlerinde olduğu gibi Dev-Genç aktif olarak ezilen ve sömürülenlerin yanında saf tuttu. Başta üniversiteler olmak üzere gençliğin yaşadığı sorunların ülke gerçeklerinde kopuk olmadığı, dolayısıyla ülkenin siyasal gerçeklerinden bağımsız düşünülemeyeceğini bilince çıkardı. Buna göre duruş noktaları oluşturdu. Bütün eylemlerinde görülen siyasi içerik Dev-Genç´in önemli belirleyeni oldu: O, yaşamın bütün alanlarında ezilen halkların yanındaydı.
Karadeniz´de fındık ve çay üreticisinin tefeciye karşı mücadelesinde o vardı. Ege´de tütün işçisinin sömürücülere karşı direnişinde; toprak işgallerinde, fabrika işgallerinde, Kürdistan’da ezen ulus egemenlerine karşı mazlum Kürt halkının vermiş olduğu kimlik kavgasında, üniversite boykotlarında, kısacası hep ezilen, sömürülen ve haksızlığa uğrayanların yanında yer aldı.
Dev-Genç´in mücadele tarihi bugün bizler için bir "hazine" işlevi olmaya devam ediyor. Her çevre Dev-Genç’i kendi penceresinden bakarak değerlendirip sahip çıkıyor görünse de, önemli olması gereken mücadele geleneğini bugünlere taşımaktır.
Dev-Genç´in mücadele pratiğini kavrayarak günümüz koşullarında ete kemiğe büründürmek her zamanki gibi bugün de olanaklıdır. Kuşkusuz, bugün için aşılmış yanları da vardır. Engels, "Modern Sosyalizmi biraz olsun derinlemesine irdelemek isteyen bir kişi, hareketin aşılmış görüş açılarını da öğrenmelidir." diyordu. Bu belirleme ülkemizdeki sosyalist mücadele tarihimizin bütünü için de geçerlidir.
Dev-Genç işçi sınıfının kendi bağımsız siyasi örgütlenmesinin olmadığı dönemde bir parti gibi mücadelenin ön saflarında yer almıştır. Ama bu durumda asla kendisini bir proletarya partisi olarak görmemiştir. Dev-Genç´in örgütlediği gençlik ağırlıklı eylemler hiçbir şekilde işçi sınıf hareketine özdeş sayılamaz. Göz ardı edilmemesi gereken olgu her iki hareketinde paralel gelişmesi, işçi sınıfı ideolojisinin benimsenmesi ve gelişen mücadelenin önemli bir bileşeni olmasıdır.
Gençlik, bizim anladığımız şekilde bir işçi sınıfı partisinin olmadığı bugünkü koşullarda bu işlevi tekrar yüklenebilir. Yeter ki istensin ve bu doğrultuda hareket tarzları yaratılsın.
Bugün yine anti-emperyalist bir çizgide ve gerici, faşist saldırılara karşı aktif tavır alışla gençlik mücadelesi toplumsal muhalefet içerisinde önemli bir etki gücüne sahiptir. Bunu doğru kanallara akıtarak, bağımsız bir gençlik hareketi yaratmak düşünüldüğü kadar zor değildir. Geçmişten öğrenmesini bilerek ve Dev-Genç geleneğinin yaratmış olduğu siyasal kültür ve kararlılığı bugünde rehber olarak kabul ederek adım atarsak bunu başarmamız mümkündür.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :21 Ocak 2011 CmaOkunma :1522
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Ocak
22
CtsiÖnder AKSU DEV-GENÇ, Mücadele Demektir için dedi;
Kürdistan neresi hudutlarını çizebilirmisin.Çizemessiniz bunu Türkiyede Yapmak mümkün değildir Zira Kürt kökenli vatandaşlarımız Anadolunun her yerindeler.Ve bu halk belli kültürel bağlarla bağlıdır., Türkistan gibi kürdistan tabiri de farsçadır ve iran ırak hudutları içinde kalır.Misaki milli hudutları içinde Kürdistan diye bir yer yoktur.Ben bir 68 kuşağıyım ne yazıkki bu günkü kürt isyanının temelleri dev genç gibi örgütlerin içinde atılmıştır. O zaman devrimci kardeşlerimiz diye yoldaş olduklarınız ve kalıntıları bu gün askerlerimizi şehit etmekte ve amaçları ortadadır.Ne yazıkki devrimci hareketiniz Ayrılıkçı guruplarca ( ki bunlar kendilerini saklamış kürtçülerdir ve amaçları büyük kürdistanı kurmaktır) kullanılmış ve sizler istismar edilmişsinizdir. Türkiye selametini Ancak ve ancak Ulusalcı ,Tam bağımsız Kurucusunun ideolojisi doğrultusunda bulabilir. Ulus devletlerin içindeki etnik guruplar uluslaşmaya çalışırken devleti oluşturan asıl unsurların buna demokrasi adına izin vermesi mümkün değildir. uluslar ve ulus devletler kendi öz güçleri ile yaşarlar.Devleti kimse kimseye bağışlamaz.Ne ulus olmaya çalışmak nede mevcut ulusal devletini korumak ayıp değildir.Allah kime verirse bu tarihte hep olmuştur.Savaş insanlığın mukadderatıdır.Savaşlar yer yüzünde tek insan kalana dek olacaktır.Adem elmayı yeyip cennetten kovulunca Cenabı Mevla ´ Şimdi buradan birbirinize düşman olarak inin´ diye buyurdu Gelecek uyarıcılarımıza uyanlardan gayrısı cezalandırılacaktır dendi ve orada öldürülüp diriltilerek çıkarılacaksınız. Böyle yazdım diye savaş yanlısı olduğumu zannetmeyin .Antiemperyalist mücadele ile birlikte Türk ulusal bağımsızlık ve bütünlüğünü korumak Türk gençliğinin birinci görevidir.



Sayfa Başı