Artvin Köşe Yazıları
»Grupsal Davranış Tarzı Nasıl Olmalıdır?
Birileriyle aynı kulvarda koşmak; fikirsel bütünsellik oluşturmak ve yaşamda bunun gereklerini yerine getirmekle mümkündür. Grup olarak bir arada olmak, en basit toplumsal var olma biçimidir. Çoğu kez, aynı yerde bulunmak, aynı fikirsel yelpazede yer almak mekanik bir tarz olarak algılanmakta ve matematiksel bir toplam olarak görülmektedir. Oysaki sanal bir ortam da dahi olsa her unsuru-üyeyi birbirine bağlayan ve sonuçta farklılıklar korunarak uyumlu bir bütünsellik oluşturan bir “içbağ”ın sağlanması, “grup olma”nın asgari ölçütü olmalıdır.
Grubun ortaya çıkmasına neden olan güdüleyiciler ne olursa olsun, ilk hareket noktasında tohumu atılan “yaşam içerisinde duruş”un tüm gruba nüfuz edebilmesini sağlamak gerekmektedir. Bunun koordinasyonunu da grup, site vb. kurucuları ve yöneticiler başta olmak üzere, grupta etkin durumda olan üyeler yapabilirler.
Burada yanlış anlaşılmaması gereken nokta, yönlendirmenin ve yön almanın grup üyelerini aynileştirmek olmadığıdır.
İnternet ortamında oluşturulan grup, site vb. ortamların çoğunda, çok sesliliğin, senfonik uyumun olumlu çağrışımlar nedeniyle reddedilmediğini ama bu gruplara yakından baktığımızda çoğunda tek seslilik ya da çok seslilik adına kakafoniler oluştuğunu görüyoruz.
Aynı yelpazenin insanları olarak “ortak”lık oluştururken, bu ortaklık içerisinde farklı renklerin olması gayet doğaldır. Site içerisinde demokrasi kavramının ilk yapması gereken çağrışım belki de, “farklılıklara tahammül”dür.
Gün geçtikçe çürüyen ve kokuşan bir toplumsal ilişkiler ağı içerisinde, “farklı bir yaşam ve farklı bir dünya mümkün” diyerek bir araya gelen insanlar önce kendilerini değiştirmelidirler. Bu değişime paralel olarak toplumsal ilişkilerin değişimini de hedeflemeli ve uzun erimli düşünmek ve hareket etmek zorundadırlar. Grup içerisinde doğruların çatıştırılması sonuçta bir kayıp ortaya çıkarır ama bunun neye yaradığı her zaman tartışma konusudur.
Grupsal aidiyet, değiştirmeye, dönüştürmeye ve geliştirmeye yönelik olmalıdır. Grup üyesi her birey bu bilinci taşımalıdır. Böylesi bir tutum, grubun ortak iradesini geliştirecek ve bu iradenin harcıda sevgi, dostluk ve güven olacaktır. Bir grupta bu dayanaklar yitirildiği an da, niceliksel olarak ne kadar kalabalık olursa olsun, “grup olma bilinci” ortadan kalkmış ve çözülmüş bir kütle olmanın ötesine geçilemeyecektir
İkili ya da grup halinde tartışmalarda bencillik, hoşgörüsüzlük, duygu fukaralığı biçiminde dışa vuran davranışların grup ilişkilerinde yaratacağı hasarı tahmin etmek zor olmasa gerektir. Tartışmalarda bu davranışlara dikkat etmek, paylaşımlarımızı ve birbirimizi anlamayı daha da çoğaltacaktır.
İnternet ortamlarında birçok grupta bir araya gelmiş insanlar kendilerini solcu, ilerici, devrimci, sosyalist, anarşist vb. olarak tanımlamaktadırlar. Ancak, bu kimlikleri sosyal hayatta taşımanın gereklerini yerine getirdikleri oldukça şüphelidir. Politik kimlik taşıma adına kendimizi kandırmanın hiç bir anlamı yoktur. Unutmamak gerekir ki kendini aldatan kişiler başkalarını daha kolay aldatırlar. Devrimcilik-ilericilik yaşama teğet geçtiği sürece sığlaşır, kısırlaşır, başkalaşır ve hatta zıttına (gericiliğe) bile dönüşebilir. Bir konuda sığlık insanı amaçtan koparır, öz biçime feda edildiği gibi, taşınan kimlik de flulaşır.
Kendilerini devrimci, ilerici vb. tanımlayan bireylerin çağdaş değerlerde ilkesizlik ve seviyesizlik göstermeleri, topluma örnek olmayı ve sorunların çözülebileceğine güvenirliliği ortadan kaldırır. Demokratik davranış, olgunluk ve çözüm üretme konusunda ciddi yaralar alır. Siyasal-kültürel boyutuyla yetkinlikten uzak, bilme ve bilgiye kapalı kişiliklerin kendilerini ilerici tanımlamaları, demokrasiye ve demokratik düşünceye, değerlere saygıyı iyice zedeledi.
Bugün ülkemizde ilerici-devrimci kimlik ve düşünceler müthiş bir kuşatılmışlık altındadır. AKP Hükümetinin ABD desteğiyle yürüttüğü gerici çevirme politikasının bertaraf edilmesinde devrimci-ilerici kesimlerin ayrımları, farklılıkları ortadan kaldırarak birbirlerine kenetlenmeleri gerekmektedir. Yalçın Küçük’ün belirttiği gibi bugün devrimciliğin-ilericiliğin ölçütü, AKP’nin ve tarikatların gerici-çağdışı kuşatmalarına karşı ileri olanı, yani Cumhuriyet’i, eksik de olsa Cumhuriyet’in değerlerini savunmak gerekmektedir.
Bugün her zamankinden daha net, daha kararlı ve ikirciksiz olmak durumundayız. Mücadelesini verdiğimiz düşünceleri yaşamın içinde var etmek zorundayız. Devrimcilerin-ilericilerin tarihsel haklılığı ve meşrulukları her geçen gün biraz daha artmaktadır. Devrimcilik-ilericilik bir yaşam biçimidir. Var olan toplumsal kimliklerin hiçbirinde erişilmesi mümkün olmayan dostlukların, paylaşımların, sevgi bağlarının ve dayanışmanın özneleri olmalıyız. Ülkemizin, bu kez “iç düşmanlara karşı ikinci kurtuluş savaşı” ancak bu şekilde zafere ulaştırılabilir.
Mehmet Ali Yazıcı
Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :28 Nisan 2010 ÇrşOkunma :1790
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı