Artvin Köşe Yazıları

Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç
Yazar : Mehmet Ali Yazıcı


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

  Artvin Köşe Yazıları

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Artvin Yazılar »Toplum



»Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç


Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız.


Yazı Ekle

Paylaş  

Paulo Freire Brezilyalı bir eğitimcidir. Halk eğitimi üzerine uygulamalı çalışmaları vardır. Köyleri dolaşarak, okuma yazma bilmeyen köylülere kurslar verir, seminerler düzenler. ’Ezilenlerin Pedagojisi’ adlı kitabını bu deneyimler sonucu yazmıştır.

Kitapta, köylülere yönelik çalışmalarından ilginç anılar da vardır. Bunlardan biri, okumayı yeni öğrenmiş bir köylünün itiraflarıdır. Okuma-yazmayı öğrenmek istememesinin nedenini şu şekilde açıklar:

’Okuma-yazmayı öğrenmek istemiyordum, çünkü eğer öğrenirsem eleştirel bir bilince sahip olacağımdan korkuyordum. Hiçbir şeyin düzgün işlemediği bir ülkede böylesi bir bilinç, insanın başına felaketler getirir. Anarşizan bir tutum takınma korkusu, okuma-yazma isteğimi engelledi. Oysa, okumayı öğrendikten sonra hiç de düşündüğüm gibi olmadı.Yani, korktuğum şeyler başıma gelmedi. ’Köylünün değerlendirmesi yaklaşık olarak bu doğrultudadır.
Freire’nin buradan çıkardığı sonuç şudur: ’Eleştirel bilincin uyanması, sosyal hoşnutsuzlukların ifade edilmesinin yolunu hazırlar, çünkü bu hoşnutsuzluklar baskıcı bir durumun gerçek bileşenleridir.’

Eleştirel bilinç, okuma, anlama ve hayata geçirme denkleminde kendini bulur. Bu da ciddi bir özgürlük sorunudur. Özgürlüğünü elde edemeyenler, eleştirel bilince asla ulaşamazlar. Hegel, ’Özgürlüğün elde edilişi yalnızca, hayatın tehlikeye atılmasıyla olur...(...) hayatını ortaya koyamamış bir birey, kuşkusuz bir birey olarak tanınabilir; fakat o, bağımsız bir öz-bilinç olarak bu tanımanın gerçeğine erişemez’ diyordu.

Eleştirel bilinç, fanatizm ve sekterlik değildir. Freire, ’fanatizmle beslenen sekterlik, her zaman hadım edicidir’ diyor adı geçen kitapta ve devam ediyor: ’Eleştirel bir ruhla beslenen radikalleşme ise daima yaratıcıdır. Sekterlik gizemlileştirir ve böylece de yabancılaştırır; radikalleşme eleştirir ve böylece de özgürleştirir. Radikalleşme kişinin seçmiş olduğu tavra artan bir bağlılığı içinde barındırır ve böylelikle somut, nesnel gerçekliği dönüştürme çabasına daha sıkı angaje olmayı getirir. Buna karşılık gizemlileştirdiği ve irrasyonel olduğu için sekterlik gerçekliği sahte (ve bu nedenle değiştirilemez) bir ’gerçeklik’e dönüştürür.’

Eleştirel bilinç edinme çabası, yaygın bir insandışılaşmaya karşı kuşanılacak tek silahtır. Değer yargısı açısından baktığımızda insanlaşma problemi daima insanın temel problemi olmuştur. Bu sorun artık kaçınılması imkânsız bir duruma gelmiştir. ’İnsanlaşma kaygısı öncelikle, insandışılaşmanın sadece varlıksal bir olasılık değil, ayrıca tarihsel bir gerçeklik olarak da fark edilmesini sağlar. Ve insan, insandışılaşma derecesini algılarken, insanlaşma uygulanabilir bir olasılık mıdır diye kendine sorar. Tarih içinde, somut ve nesnel bağlamlarda, yetkinleşmemişliğin (uncompleted) bir varlık olarak insan için, gerek insanlaşma, gerek insandışılaşma birer olasılıktır’ diyor Freire.

İlk çağlardan bu yana insanın mücadelesi insanlaşma üzerinedir. ’Fakat hem insanlaşma hem de insandışılaşma gerçek alternatifler oldukları halde, yalnızca insanlaşma insanın yetisidir (man’s vacation/des Menschen Berufung). Bu yeti, sürekli olumsuzlanmaktadır; ancak bu olumsuzlamayla aynı zamanda olumlanır da. İnsanlaşma; adaletsizlik, sömürü, baskı/ezme ve ezenlerin şiddetiyle engellenir; ezilenlerin özgürlük ve adalet özlemiyle, kaybettikleri insanlığı yeniden kazanma mücadelesiyle olumlanır’ diyor Freire.

İnsandışılaşma sadece insanlığı çalınmış olanları değil, onların insanlığını çalanları da niteler. İnsandışılaşma, "daha insan" haline gelme yetisinin bir tahrifidir. Bu tahrifat tarih içinde gerçekleşir ama tarihin kendine özgü bir yetisi değildir. Freire, insandışılaşmayı eğer tarihin bir yetisi olarak kabul edersek, bunun bizi ya kinizme ya da mutlak umutsuzluğa götüreceğini belirtiyor. Bu takdirde insanlaşma mücadelesi anlamsızlaşır. İnsanlaşma mücadelesinin kapsamı içerisinde olan emeğin özgürleşmesi mücadelesi, yabancılaşmanın aşılması mücadelesi anlamını yitirir. Bu mücadelenin mümkün olması gerekiyor, çünkü insandışılaşmanın somut bir tarihsel olgu olmasına rağmen verili bir akıbet değildir. Tarihsel olarak insandışılaşma, ezenlerin şiddetini doğuran ve karşılığında da ezilenleri insandışılaştıran adaletsiz bir düzenin sonucu olması sayesindedir.

Daha tam insan olma mücadelesi, insan olmanın tahrifine karşı sürer. Bu da, ezilenlerin, horlananların er geç, kendilerini bu hale getirenlere karşı ayağa kalkmasıyla başlar. Bu mücadelenin anlam kazanması için diyor Freire,’...ezilenler, (insanlığı yaratmanın bir yolu olan) insanlıklarını yeniden kazanma peşinde, misilleme olarak ezenlerinin ezenleri haline gelmemelidirler; hem ezilenlerin hem de ezenlerin insanlığını yeniden sağlayanlar olmalıdırlar.’

İnsanlık tarihinin belirleyici dinamiği sınıflar mücadelesidir. Bunu, sınıfların ortaya çıkış dönemini baz alarak söylemekteyiz. İnsanlaşma da bu mücadelenin sonucunda ortaya çıkan ve devamlı kendini geliştiren bir süreçtir. İnsanlaşmanın öznesi ezilen ve sömürülenlerdir. O halde, ezilenlerin ve sömürülenlerin tarihsel görevleri şudur: Başta kendileri olmak üzere, ezenin ve ezilenin de içinde bulunduğu tüm insanlığı özgürleştirmek. İktidar sahibi ezenler bunu asla başaramazlar. Sömüren ve her türlü insani değeri gasp ve talan eden ezenlerin ne kendilerini ne de ezilenleri özgürleştirme misyonları yoktur. Freir’e, ’sadece ezilenlerin zayıflığından doğan erk, hem ezilenleri hem de ezenleri özgürleştirecek kadar kuvvetli olacaktır’ demektedir. ’Ezilenlerin zayıflığı karşısında ezenlerin erkini ’yumuşatma’ yolundaki herhangi bir girişim kendini hemen hemen her zaman sahte yüce gönüllülük şeklinde ortaya koyar hatta asla bunun ötesine geçmez.’ (Freire) .

“Yüce gönüllülük” adaletsizlikle beraber yürür ve adaletsizliği ebedileştirir. Aslında adaletsizliğin kaynağı esasta bu “yüce gönüllülük” tür. Adaletsiz bir sosyal düzen; ölüm, çaresizlik ve sefaletle beslenir. Bu da egemen olan sahte yüce gönüllülük dağıtıcılarının iktidarlarına en ufak bir tehdit yöneldiğinde niçin paniğe kapıldıklarını açıklar.

Bir düşünür, ’en acımasız zalimler mazlumların arasından çıkar’ der. Buradan çıkan espiri şudur: Mücadelenin başlangıç dönemlerinde ezilenler, özgürlüğü pek düşünmezler ve iktidar olmayı hedef alırlar. Bu süreç içerisinde de sürekli kendilerini tarihsel olarak ezenlere benzetmeye çalışırlar ya da ’alt-ezenler’ haline gelme eğilimindedirler. Bugün politik mücadele veren örgütlerin, amaçlarına ters düşen yöntem ve araçları kullanmaları sonucu egemenlere daha doğrusu ezenlere, istemeseler dahi olsa benzemeleri, bu yanlış bilinç sonucudur. Eğer ezenlere karşı mücadele etmek insan olma mücadelesiyse, insan olmanın ezen olmak anlamına gel(e)meyeceğini bilinçlere işlemek gerekir. Bilinçsiz ezilenlerin, özellikle bizim gibi ülkelerde en geçerli insanlık modelleri ezenler gibi olmak, onlara benzemektir. Özgürlük ve kurtuluş anlayışları bu durumun bir milim ötesine geçmez. Daha doğru bir deyişle ’onlar için insan olmak, ezen olmaktır’ (Freire) .

’Bu olgu, ezilenlerin varolma tecrübelerinin belirli bir anında, ezenlere ’meyletme’ tavrını benimsemeleri olgusundan doğar. Bu koşullar altında ezeni yeterince nesnelleştirerek değerlendiremezler. Onu kendilerinin ’dışında’ keşfedemezler. Bu illa da ezilenlerin horlandıklarının farkında olmadıkları anlamına gelmez’ (Freire) .

Bireyin toplumsal yapı içerisinde sistem tarafından kuşatılmışlığı onu belli davranış kalıplarına uymaya zorlar. Ezilenler de verili koşullar içerisine gömülü davrandıkları için örselenmiş bir bilinçle hareket ederler. Bu bilinçten kurtulmak, ezenlerin karşısında olduklarını kavramalarıyla olanaklı değildir. Daha ileri bir adım, ezenlerini yok etme ya da onlar gibi olma değil, insanlaşma ve dolayısıyla özgürleşmenin kendilerine bağlı olduğunun bilicine varmalarıdır.

’Bir özgürleşme süreci oluşturmak, ezilenlerin somut durumunu dönüşüme uğratan devrim bile bu olguyla yüzleşmek zorunda(dır). Devrime doğrudan veya dolaylı olarak katılan ezilenlerin çoğu -ki eski düzenin mitleriyle koşullanmışlardır- devrimi kendi özel devrimleri haline sokmaya niyetlenirler. Eski ezenlerin gölgesi hâlâ üzerlerindedir’ diyor Freire.

Eleştirel bir bilinçle yaşamı örgütlemeye çalışanlar ve ezilenlerin kurtuluşu için mücadele edenler, Freire’nin "Ezilenlerin Pedagojisi" adlı çalışmasını mutlaka okumalıdırlar. Çünkü Freire, geleneksel öğretme-öğrenme yöntemlerinin dışında çok farklı şeyler anlatmaktadır bizlere. Önerdiği eğitim modeli ve bilinçlendirme yöntemi de sırf teoride kalmamış, kendi deneyimleriyle doğrulanmış ve başarıya ulaşmıştır.

Mehmet Ali Yazıcı

« Önceki Sonraki »

Yorum yazabilmek için lütfen giriş yapınız. Arkadaşıma Yolla
Beğendim
  • Currently 3.5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
1 kişi oyladı Ortalama 5 üzerinden 5 yıldız aldı.


Yazar :Mehmet Ali Yazıcı Yayım Tarihi :5 Mayıs 2010 ÇrşOkunma :1571

« Kornasız Kültür

Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD »





Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları

Mustafa Bilir; Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2 için yazdı,
Orhan Aksu; Sermaye Tapınakları Kentleri Bilim için yazdı,
Mustafa Kemal Emül; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Namık Tipioğlu; BLATTA ORİENTALİST´İN SİVAS GÜNCESİ için yazdı,
Mustafa YAVUZDEMİR; Gençliğe Hitabe de Kaldırılmalı…! için yazdı,

Son Eklenen Köşe Yazıları

  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
  • Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
  • Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
  • Atatürk Dinsiz miydi?

   Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yazıcı

15.11.1966 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Öğdem köyünde doğdum. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Yusufeli’de okudum. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden önlisans diploması aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ne girdim. Üniversitenin Öğrenci Derneği’nde ki çalışmalarım ve siyasi faaliyetlerimden dolayı birçok kez gözaltına alındım. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, hakkımda davalar açtı. 1991 yılında aranır duruma düştüm. Altı yıl arandım.1997 yılında Ankara’da bir operasyonda yakalandım. Dört yıl yargılandıktan sonra Ankara DGM tarafından 15 yıl ağır hapse mahkûm edildim. Kararı Yargıtay onayladı. Ankara Ulucanlar, Ermenek Özel Tip ve Sincan F Tipi Hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl yattım.2004 yılının Kasım ayında, TCK’ da yapılan yeni düzenlemelerden dolayı özgürlüğüme kavuştum. 2009'da Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdim. Birçok gazete ve dergide çeşitli konularda yayınlanmış yazılarım bulunmaktadır. "Sen Hiç Ağlamazdın" adında, Anarres Yayınlarından(Ankara-Haziran 2007) çıkan bir şiir kitabım vardır. Günlük çıkan Suluca Karahöyük Gazetesine (Hacıbektaş), aylık Özgürlük ve Uzun Yürüyüş Dergilarine yazılar yazdım. Red Dergisi'nde yazılar yazıyorum. “Köşesiz Yazılar” adında bir kitabım yayına hazırlanmaktadır.
yazici66@yahoo.com

Diğer Yazıları

  • Hakikate Dayanacak Gücüm Vardı
  • “Eşekliğin Teorisi” Vesilesiyle; Bilinç
  • Ranta Dönüştürülen Acılarımız!
  • Libya'da Neler Olacak?
  • 12 Eylül Darbesi ve Mankurtlaşma
  • Mankurtlaşma Ve Seçim
  • 1 Mayıs'ın Doğuşu
  • Yeniden Özgür Gündem
  • Açıklama
  • "Sevgililer Günü" ya da Kapitalizmin Tükettirme Sevgisi
  • Susmayacağız!
  • Açıklama
  • Nerdesin Ey Umut!
  • Orospulaşma...
  • DEV-GENÇ, Mücadele Demektir
  • Sokaktaki Devrim
  • Otobüste Kullanılmayan 50 Kuruşlar Ne Oluyor ?
  • Bilinç ve Bilinçaltı Üzerine Notlar
  • 'Sol'um Süründürür
  • "Devrim Yapılmaz, Devrim Olunur!"(*)
  • Artvinli ve Tuncelili Olmak;
  • Haliç Devletinin Avcı Simon'u
  • Bilim ve Felsefe
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Parfüm Orucu Bozar mı Hocam?
  • Said Nursi'nin "Sol"daki Müritleri
  • Çağın Gerisine Doğru Bir Sıçrama; İran Devrimi
  • Olgu İnsan
  • Kültür Ve Mücadele
  • Sahte Kavga Sahte Kahramanlık
  • Bir Hasan Cemal Kitabı
  • Fearari'sini Satan Bilge
  • "Şu Çılgın Türkler" Romanı Üzerine Notlar
  • Ulusların Ortaya Çıkışı ve Marksizm'de Ulusal Sorun
  • Bana gelen Mektuplar-7
  • 'Tarafsızlık' Düşüncesi Üzerine Notlar
  • Her Hangi Birine Bir Mektup
  • Bana Gelen Mektuplar-6
  • Bana Gelen Mektuplar-5
  • Bana Gelen Mektuplar-4
  • Gelirsen Bir Mevsim Getir, Adı İlkbahar Olsun
  • Bana Gelen Mektuplar-3
  • Bana Gelen Mektuplar-2
  • Adorno´nun Anti-Tezi
  • Sevgi Üzerine
  • Bana Gelen Mektuplar-1
  • Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler...
  • Filistin Tarihi Ya Da Bir Halkın Acı Dolu Dramı
  • Bekir Kilerci ve Hatırlattıkları
  • Eleştiri, Özeleştiri ve Sol
  • Din mi? Bilim mi?
  • Demokrasi Mücadelesinde Kitle Örgütleri
  • Sol'da Birlik (Gerekli mi?)
  • Bireycilik Toplumsalın Ölümüdür
  • Anadolu
  • Sanat Ve Politika
  • Edebiyata Dair Üç Soru
  • Ezilenlerin Pedagojisi'nde Eleştirel Bilinç
  • Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD
  • Mustafa Kemal, Tam Bağımsızlık ve AB
  • Yeni İnsan ve Yeni Kültür Üzerine
  • Yanlış hayat doğru yaşanmaz
  • Hukuk mu Dediniz!
  • İnsanlığın Sorunlarının Çözümü Marksizimde Yatıyor
  • Cumhuriyet Döneminin Beş Tabusu
  • Çözülme
  • Sevgisiz Hayat Yaşanmaya Değmez!
  • Egemenlerin Kronik Korkusu;1 Mayıs
  • Ergenekon; Elma Dersem Çık!
  • Cumhuriyet'in Karanlık Yüzü
  • Tarafımız Belli Olsun!
  • Yeni Liberalizm Nedir?
  • Kal Gittiğin Yerde...
  • Öğretmen İmama Yenildi(mi)?
  • Grupsal Davranış Tarzı Nasıl Olmalıdır?
  • İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!
  • Popüler Kültür ve Tüketim
  • Burjuva Demokrasisi Rıza Üretir
  • Anlaşılmak Üzerine
  • Aydın Üzerine
  • İnsanı Anlamak
  • Ergenekon Operasyonu ya da Güçlenen Türkiye Kapitalizmi
  • Kapitalizm ve Çevre
  • Okullar Açıldı; Paralı ve Ezberci Eğitime Kaldığı Yerden Devam
  • Medya; Yalanın İktidarı
  • Milli Orgazm
  • Küresel Sömürüde Kadına Biçilen Rol

   Yeni Köşe Yazıları

Son yazılar en yeni en üstte
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz

Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1

İbrahim Erol İbrahim Erol

Atatürk Dinsiz miydi?

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Anneler Günü İçin Önerim

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Samsun 19 Mayıs Lisesi Anıları-2

Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu

Yılmaz Erdoğan ve Tayyip Erdoğan


   Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

   Galeri Son Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

www.artvin.biz'de şu an dolaşan 20 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 745 tekil kişi,4570 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1223254 tekil kişi, 10808850 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.210 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:


Sayfa olusumu: 1,421875 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 17:04:17 Css | Sayfa Başı