Baraj ve Hesler
15
Ptsi
20:22:23
Gölge Etme
baraj yapmadan önce Yusufeli yerleşim alanını düşünüyoruz. Yoksa baraj inşaatı kolay. Onlarla ilgili çalışmalar bitti. Yarın(bugün) bizzat Yusufeli´ne gideceğiz. Aynı zamanda, Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Erdoğan Bayraktar da Yusufeli´ne gelecek. Böylece hep birlikte ele alacağız. Ben şunu samimiyetle söyleyeyim, oradaki insanlar çok candan, yiğit, vatan ve millet aşkıyla dopdolu insanlar. Dolayısıyla Başbakanımız da ´kesenin ağzını açın, en güzel şekilde, arkadaşlarımızı bırak mağdur etmeyi, onlara çok daha iyi imkanlar sağlayın´ diye talimat verdi. Bizzat kendisi takip ediyor. Ben de zaten DSI Genel Müdürümüze bu konuda kesin talimat verdim. Altyapısıyla, üst yapısıyla, mimarisiyle, şehir merkezine yapılacak iş merkezleriyle, resmi kurumlarıyla muhteşem bir Yusufeli inşa edeceğiz. Buna kararlıyız. Barajın inşaatına gelince, yol inşaatı başladı. Biliyorsunuz barajı yapmanız için önce yolları yapmanız lazım. Onunla ilgili barajın projeleri hemen hemen bitiyor. Önümüzdeki yıl da baraja ilk kazmayı
vuracağız. "
ersislizeyno Ekledi:
30.04.2012 14:17:23güzel bi yusufeli kuracaklarmiş nerden kuracaksin nasil yapacaksin biri bana acıklasin yusufelinde olan kültürell güzellik yetişen bitki meyve sebze başka nerde yetişecek muhteşem bi dogası olan bir yeri yok etmeye çalişiyorsunuz birde cok güzel bir yusufeli kuracaklarmiş cocuk kandırırsınız anca siz....
kopuz Ekledi:
25.08.2011 22:01:19
Yusufeli Oldu Bittiye Getirilmek İsteniyor
Son zamanlarda Yusufeli üzerinde tekrar tartışmaların başlatıldığını görüyoruz. Bilgi kirliliği yaratılarak halkın kafası karıştırılıyor. Yusufeli ilçesinin taşınması konusu tekrar takrar ısıtılarak Yusufeli halkının önüne konuluyor. “Yusufeli halkının mağdur edilmeyeceği”, “Bakanların Yusufeli halkını çok sevdiği” gibi hukuki hiçbir güvencesi olmayan, sadece duygu sömürüsüne yarayan sözleri daha sıklıkla duymaya başladık.
Yusufeli’nin yakın tarihine baktığımızda bir yandan, on yıllardır baraj yapıldı, yapılıyor, oldu, olacak söylemi ile yatırımların engellendiğini, gelişmenin önüne set çekilerek genç neslin göçe zorlandığını görüyoruz. Diğer yandan Yusufeli’nin barajın altında kalmasına karşı direnmiş ve hala direnmekte olan onurlu bir mücadeleyi buluyoruz. Bu iki farklı tarihçeyi yazanlardan biri gelmiş geçmiş tüm hükümetler olurken, diğeri toprağına, suyuna, memleketine, yurduna sahip çıkan Yusufeli halkıdır. Direnci kırılmamış, mücadelesini hem hukuk alanında, hem toplumsal alanda veren Yusufeli halkı bu güne kadar türlü cambazlıklar, ihanetler, satışlara gelmeler ve kandırılmaların tümüne cevap vermiş ve üstesinden gelmeyi başarmıştır.
Son yapılan iş şudur:
Sanki Yusufeli halkı baraja evet demiş, çözüm bekleyen sorun yeni ilçe arayışıymış gibi halkı mücadelesinden saptırmak ve artık bu iş bitti, “bu barajı siz istemeseniz de yapacağız” oldu bittisine getirmek istenmektedir. Diğer yandan, “Bakın sizin ayağınıza kadar geldik, size yeni ilçe seçme şansı bile veriyoruz” tavrı sergilenerek beyinler bulandırılmaya çalışılıyor. Bu yolda,” Dünyanın en güzel ilçesini kuracağız” gibi içi boş vaatlerini duyuyoruz. Oysa biten hiçbir şey yoktur, Yusufeli halkı bu güne kadar yazdığı kendi tarihini yazmaya devam ediyor. Kendisine bırakılan mirası korumaya, yaşatmaya, çoğaltmaya kararlı bir şekilde devam ediyor.
Barajı Yusufeli halkına karşı yapmayı dayatanlar da kendi tarihlerini yazacaklar elbette. Öyle bir tarihi var sayarsanız o tarihten olsa olsa göç ettirilmiş insanları, yok edilmiş bir kültürü, tespih tanesi gibi dağılmış insanları ve sular altında kalmış toprakları okuyabilirsiniz. Bu anlamda 14 Ağustos 2011 tarihinde Çay TV’deki programda Yusufeli halkı dayatmalara karşı dimdik durduğunu, duracağını bir daha ve en güzel bir şekilde gösterdi..
Güçlüyüz, çünkü haklıyız. Kararlıyız ve bir ve beraber olup mutlaka kazanacağız.
YUSUFELİ KÜLTÜR DERNEĞİ
kopuz Ekledi:
19.08.2011 20:30:53
Yusufeli Yerinde Güzeldir!.
Geçtiğimiz pazar ve pazartesi 14-15 Ağustos) günleri, yeni ilçenin kurulacağı yerle ilgili halkın görüşünü almak üzere toplantılar yapıldı. 15 Ağustosta yapılan ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın katımlıyla gerçekleşen toplantıda halkın görüşünün alınmasından ziyade yönlendirilmesi ve ikna edilmesinin istendiği görüldü. Katılanların büyük bir kısmı ikna programına tepki gösterdi. Öncelikle Yusufeli’nin yerinde durduğunu, halkın Yusufeli’nin sular altında kalmasına onayının olmadığını belirtmek gerekiyor.
Aslında sorulması gereken soru, “İlçe nereye taşınsın?” değil, “Yusufeli’nin yok edilmesini istiyor musunuz?” şeklinde olmalıydı. Her şey olmuş bitmiş gibi halkın dikkati yeni ilçe yerinin belirlenmesine yönlendirilmektedir. Hal bu ki hiçbir şey olmuş bitmiş değildir. Bir Bakanımızın, “Nisan ayında Yusufeli Barajının temeli atılacaktır, herkes hesabını ona göre yapsın” dedikten sonra 5 yıl geçtiğini unutmayalım.
Yapılacağı söylenen yeni ilçenin yeni Yusufeli olması mümkün değildir. Yusufeli’nin yok edilmesinden sonra yeni bir Yusufeli olmayacaktır. Olsa olsa büyükçe bir köy, belde olacaktır.
Ayrıca Ankara’da yeni ilçe yerinin belirlenmesi konusunda yapılan bilimsel çalışmaların sonucunun bir siyasi parti başkanının köyünü işaret etmiş olmasını da ilginç bir tesadüf olarak kabul etmemiz gerekiyor!.
Yeni ilçe yeri ile ilgili bu güne kadar yapılan tartışmalar ve herkesin gönül rahatlığı ile razı olduğu bir yerin bulunamaması, mevcut ilçenin tam yerinde kurulduğunu ve alternatifinin olmadığını göstermektedir. Biz Yusufelililer olarak neden var olan ilçemize sahip çıkmıyor da sanal tartışmalara sürükleniyoruz? Neden, “Yusufeli bizim için kutsaldır ve kutsal olan şeylerin bedeli yoktur” diyemiyoruz? Neden, hiçbir menfaat gözetmeksizin Yusufeli’ni baraja boğdurmamak için mücadele eden Yusufeli Kültür Derneği’nin etrafında toplanıp mücadelesine katkı sağlamıyoruz?
Yusufeli ilçe merkezi ve bağlı köyleri bir bütün teşkil etmektedir. Yani köyler olmadan ilçede, ilçe olmadan köylerde bir canlılık olması mümkün değildir. Kamulaştırılan köyler başka illere göç etmektedir. Yusufeli sular altında kalacak şekilde baraj yapılırsa, kuracağınızı söylediğiniz ilçeye memurlar gibi insanları da atamanız gerekecek. Yoksa ikamet edecek kimseyi bulamayacaksınız.
Etrafımızda olup bitenleri bir de HES’lerle, madenlerle birlikte düşünelim. Acaba Çoruh Vadisi insansızlaştırılmak mı isteniyor? Bizler bu hedefin kurbanı mı oluyoruz? Bu konuyu merak edenler için Mazlum ÇORUH’un yazdığı ve ikinci baskısı çıkan “KUSURSUZ ENERJİ (!) PLANI” kitabını tavsiye ediyorum. Bu kitabın özellikle, “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları ve “Rant Lordları “ isimli kitaplarla birlikte okunmasında fayda vardır.
Yurttaş Mazlum Çoruh’un, Çoruh Havzası Enerji Projesini inceleyerek yazdığı
“Kusursuz Enerji (!) Planı, Bir Ülke Nasıl Batırılır” adlı kitabı bize, bir çok bilgimizin bilgi olmaktan ziyade birer önyargı olduğunu ispatlıyor. Bu kitabın yazarının 40 yıllık inşaat mühendisi olduğunu bilmezseniz iddialarına gülüp geçersiniz. Y. Mazlum Çoruh’a göre;
- Yusufeli Barajı’nın 275 metre olarak yapılmasının hiçbir teknik ve ekonomik gerekçesi yoktur. Bu baraj Yusufeli’ni yutacak boyutta büyük yapılmazsa alt barajlarda önemli ölçüde verim kaybına sebep olacağı iddiası çok komik ve temelsizdir.
- Proje vadiyi insansızlaştırmak için yapılmaktadır. Baraj yapımına tersinden (yukarıdan değil, aşağıdan, Muratlı Barajı’ndan) başlanması bunun açık kanıtıdır. Bu haliyle havzada maden yağmasına zemin hazırlamaktadır.
- Bu, büyük büyük barajlar sadece bir defa dolacak ve bir daha dolmayacaktır.
- Türkiye’nin de imzaladığı Kyoto Sözleşmesi’ne göre, barajların metan ve karbondioksit salınımlarından ötürü, alanlarının büyüklüğüne göre para ödememiz gerekmektedir. Göl manzaralı Yusufeli hayalini bu çerçevede bir daha düşünmek gerekiyor.
- Bu barajlar Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik değildir. Çünkü proje en erken 50 yılda tamamlanacaktır. (Muratlı Barajı 8, Borçka 11 yılda tamamlanmıştır. Deriner’in yapımına başlanmasından sonra 14 yıl geçti. Yusufeli Barajı’nın yapımı 18-20 yıl sürer.)
- BOP haritasındaki bölünmüş Türkiye haritası ile, Çoruh üzerindeki barajların yapımı ile ortaya çıkan kalın çizgi bire bir oturmaktadır.
Yusufeli yerinde güzeldir, başka yer aramaya gerek yoktur.
Nizamettin TORUN
Türk Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanı


Sayfa Başı