Artvin Forum / Türkçe ve Türkçe Kullanımı

Soru - Yanıt Bölümü


  • Ana Menü
    • Artvin Haberleri
    • Artvin Genel Bilgiler
    • Artvin Onuncu Köy / Forum
    • Artvin Siteleri
    • BlogEngine Blogum
    • Artvin Sohbet Odası
    • Üye Ol
    • Resim Gönder
  • İlçeler
    • Artvin
    • Ardanuç
    • Arhavi
    • Borçka
    • Hopa
    • Murgul
    • Şavşat
    • Yusufeli
  • Köyler
    • Artvin Köyleri
    • Ardanuç Köyleri
    • Arhavi Köyleri
    • Borçka Köyleri
    • Hopa Köyleri
    • Murgul Köyleri
    • Şavşat Köyleri
    • Yusufeli Köyleri
  • Resimler
    • İl-İlçe Merkezi Resimleri
      • Artvin Merkez Resimleri
      • Ardanuç Merkez Resimleri
      • Arhavi Merkez Resimleri
      • Borçka Merkez Resimleri
      • Hopa Merkez Resimleri
      • Murgul Merkez Resimleri
      • Şavşat Merkez Resimleri
      • Yusufeli Merkez Resimleri
    • Manzara Resimleri
    • Yayla Resimleri
    • Göl Resimleri
    • Baraj Resimleri
    • Kış Manzara Resimleri
    • Tarihi Yerler Resimleri
    • Boğa Güreşleri Resimleri
    • Festival ve Şenlik Resimleri
    • Rafting Kano Resimleri
    • Çiçek Böcek Hayvan Resimleri
    • Ahşap Yapı Resimleri
    • Eski Alet-Edevat
    • Siyah Beyaz Kareler
    • El Sanatları
    • Yiyecek İçecek Resimleri
    • Diğer Artvin Resimleri
  • Müzikler
    • Tulum Müzikleri
    • Davul-Zurna Müzikleri
    • Artvin Türküleri
    • Akordeon Müzikleri
    • Org Müzikleri
    • Tulum Dinle
    • Artvin Türküleri Dinle
  • Videolar
  • Yazılar
  • Şiirler
  • Barajlar
    • Artvin Deriner Barajı
    • Borçka Barajı
    • Yusufeli Barajı
    • Muratlı Barajı
    • Bayram Barajı
    • Bağlık Barajı
  • Servisler
    • İletişim
    • Sitemizi Eşe Dosta Duyurun
    • Ziyaretçi Defteri
    • Sıkça Sorulan Sorular
    • Yardım
    • Biz Kimiz?

 Türkçe ve Türkçe Kullanımı

 Geldiniz !!!  Anasayfa » Onuncu Köy » Türkçe ve Türkçe Kullanımı » Soru - Yanıt Bölümü


Ocak
1
Cma
16:24:48
herhangibiri

Soru - Yanıt Bölümü



Paylaş  




Bugün , bir büyük gazetenin başlığı şöyleydi:

2010 ' a  Yunus 'lu  Kerbela 'lı  Mesaj

Sorum şu:

Bu başlık doğru mudur?

Özel adlara gelen yapım ekleri kesme işareti ile ayrılır mı?

Üyelere   Cevap Yazabilmek İçin Üye Olmalı Veya Giriş Yapmalısınız
axuaxu Ekledi:
17.02.2010 23:56:39

Ola bu Fahro kayboldimi?

herhangibiri Ekledi:
16.02.2010 23:48:19

Haydar Ağabey ;

  1. Bu dizeler benim değil. Sözcüklerin yerlerini değiştirdim.
  2. Orhan Veli’nin Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan “Bütün Eserleri” adlı kitabında “ vebâlim” olarak geçiyor. TDK sözlüğüne ise “vebal” olarak alınmış.Benim yazdığım “hal” sözcüğünün doğrusu ise şairin de yazdığı gibi “hâl” olacak elbette. ( Benim yaptığım intihal olduğu için önemli(!) değil.)
  3. İlgili tümcedeki “varsa” sözcüğünden sonra virgül işaretine gerek yok. TDK, “Şart ekinden sonra virgül konulmaz .” diyor. 
  4. Ek: Haydar Ağabey, sözcükler ek alınca "hâl-im , vebal-im" biçiminde yazılması gerektiğini söylüyor.Tartışmasız doğrudur.

bibinoglu953 Ekledi:
16.02.2010 22:41:22

"Senin yüzünden bu halım.
Boynuna vebalım"


Kadir Öğretmen'im,

Bu dizeler senin mi? Aslı da böyle mi? Yazım yanlışı var mı? Varsa, doğrusu nasıl yazılmalı? Dördüncü sorudaki "varsa" sözcüğünden sonra koyduğum virgül hakkında yorum yapar mısın?

axuaxu Ekledi:
14.02.2010 01:52:29

Bu sayfaların tek Kamil'i benim sanıyordum:)))))
Madem sende Kamil'sin al ünvanın senin olsun...Bundan sonra aramızdaki farkı belirgin hale getirmek için sana "Kopyacı Kamil" diyeceğim...)))))
Bu FAHRO'YU  tuttum...

herhangibiri Ekledi:
14.02.2010 01:12:28

Sayın Kamil Aksu;
"Koba1"  rumuzlu Fahrettin Şentürk, aslında iletiyi bana yazmıştı.Allahtan sen üzerine alındın da beni "kopyacılık" tan kurtardın.
Teşekkürler.

axuaxu Ekledi:
13.02.2010 17:45:55

Evet kendi şiirimi kopyalayıp, Sıddık'linin şiirinin altına çaktım...

koba1 Ekledi:
13.02.2010 17:37:42

 Kamil bey! sen zaten hep kopyacısın.

herhangibiri Ekledi:
13.02.2010 16:31:52

 Sayın Namık Tipioğlu;
Anlaşıldı.
Demek ki şair olma hayallerim suya düştü. Bir tartışma çerçevesinde Orhan Veli'nin şiirinde değişiklik yapıp ucube hâline getirmiştim.Adımla yayımlamayacağım için sanırım suç oluşturmaz.

curbaga Ekledi:
13.02.2010 14:43:12

Önce bir okur,sonra da bir hukukçu olarak yanıtlayayım;
OKUR OLARAK;
Sayın Kadir Tipioğlu,
Yaptığınız "şey" ETİK ölçütlerin dışında.
Ya,esinlendiğiniz şiirin ve şairin adını açık açık yazın;"BEN BU ŞİİRDEN ESİNLENDİM" diye...
Ya da bu şiiri siteden çekin.
HUKUKÇU OLARAK;
Sayın Tipioğlu;
Şiirinizi dikkatle okudum.Orhan Veli'nin şiiriyle karşılaştırdım.
GÖRDÜM Kİ;
SİZİN YAPTIĞINIZ ŞEY ESİNLENMENİN ÖTESİNDE,
İNTİHAL...
Sayın Tipioğlu,mer'i yasalarımıza göre SUÇ İŞLİYORSUNUZ!
Takibi şikayete bağlıdır.
Şaire-merhumsa varislerine-tazminat ödemek zorunda kalacaksınız!
Ayrıca site sahibide bu suçtan MÜTESELSİLEN(ZİNCİRLEME) SORUMLUDUR..
Hiç olmazsa siteyi yakmayınız!!!

herhangibiri Ekledi:
13.02.2010 13:01:20

  Şiir bölümünde yaşanan tartışmayı ad vermeden buraya taşımak istedim.

Özellikle o bölümde yazan şairlerin ve diğer okuyucuların katkısını bekliyorum.

 

  Bir şiirin çatısını alarak ,sözcüklerin yerini değiştirerek ve bir takım eklemeler yaparak altına kendi adımı yazmam doğal mıdır , etik midir? Yoksa bu durumu bir “esinlenme” mi saymalıyız? Eğer doğalsa  hayatımda hiç şiir yazmadım.Ama bundan sonra aşağıdaki gibi yazmayı düşünüyorum.

 

SEVDALIM

 

Ankara’da , Sakarya’da ,
Bir hüzünlü  Kadir Tipi’yim;
Tipi Necat’ın  oğluyum,
Umarsız elemler içinde.

 

Ankara’nın parke taşları

Başıma da konuyor ,konuyor aman serçe kuşları
Sakarya ‘da bir bara oturmuşum

Tanımsız acılar içindeyim
İçimde bir kör kuyu derin mi derin

Susmak istiyorum acılar denizinde

El sevişir koklaşırmış bana ne!;


Dili çözülüyor gecenin

Gölgeler kaçışıyor kuytu yerlere
Senin yüzünden bu halim

Edalım.

 

Ankara’nın orta yeri Sakarya;
Garibim, yalnızım bu şehirde
Sonsuz bir deniz düşünüyorum

Ve üzerinde bir yelkenli

Alıp götürsün acılarımla beni.


Sevdalı'm,

Senin yüzünden bu halım.

Boynuna vebalım

 

            (Herhangibiri)

 

 

*****

İSTANBUL TÜRKÜSÜ


İstanbul'da, Boğaziçi'nde,
Bir garip Orhan Veli'yim;
Veli'nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı'na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum...
İstanbul'un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanıyor hicran yaşları;
Edalı'm,
Senin yüzünden bu halim. İstanbul'un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş,
bana ne?
Sevdalı'm,
Boynuna vebalim! İstanbul'da Boğaziçi'ndeyim.
Bir fakir Orhan Veli;

Veli'nin oğlu,
Tarifsiz kederler içindeyim.

(Orhan Veli )

kopuz Ekledi:
23.01.2010 22:38:17

Mesela: ekarte etmek bunun karşılığı safdışı bırakmaktır. Ekarte sözcüğü bence gereksizdir.

kopuz Ekledi:
23.01.2010 22:33:30

Hocam dilimizde bu kelimlerin karşılığı olmasa bile;sık sık bu kelimelere başvurulmasını doğru bulmuyorum.Öyle ki pekala bu kelimelerin arkasından da dolanılarak yine meram anlatılabilir.Hele edebi yazılar içine sokulması bence çok rahatszı edici. Haydar hocam ne der bilemem.

herhangibiri Ekledi:
23.01.2010 18:10:35


SORU -YANIT

 

Nostaliji, Medafor, Süblimleşmek, Kaotik, Facto, Ekarte, Kozmik, Spontone, Formilasyon, ütopya, Piyon, Diyaletik.
sozcüklerin,den bazıları.Bunları çıkarırken inanın canım yine sıklıdı,Çünkü Sözcükleri kullanan yazarın yazılarını yeniden okumak zorunda kaldım .Ben ön Yargılı da olablirim.Haksızlık yapmış ta olablirim, Malum yazara.
sorum şu Kadir Hocam.
Yukarıya taşıdığım bana göre yabancı sözcüklerin karşılığı varmıdır..
İkinci si bu tür sözcüklerin köşe yazıların,da sık sık kullanılması uygun mudur..

 

*********************

Ayhan Bey;

Ne yazık ki bazı kavramların birebir Türkçe karşılığı yok.Varsa bile o sözcükler yeterince yerleşmemiştir.Veya meramı tam anlatamamaktadır.
Örneğin; sosyalizmin Türkçe karşılığı “toplumculuk”tur.Bence tam karşılığı olmuyor.Çevrendeki insanlara sor “Toplumcu musun? “ Hemen hemen herkesten aynı yanıtı alırsın .”Evet toplumcuyum.”
Türkiye´ de herkes sosyalist !

Ya da “piyon” sözcüğünü ele alalım.Bunu yazılarda mecaz anlamda kullanıyoruz. Türkçe karşılığı açıklaması olur…

Diyalektik teriminin Türkçe karşılığı “eytişim” yerleşmediği için bu defa diyeceksin ki “Eytişim” ne demek?.Herkesin anlayacağı şekilde yazsanız ya…”

Karışık bir iş vessalam.!
Siyaset biliminde, tıpta vb alanlarda tüm sözcüklerin Türkçeleştirilmesi ve tek sözcükle aynı anlamı vermesi çok zor.Öyle değil mi Haydar Abi ?

Sözkonusu ettiğin sözcüklerin Türkçe karşılıklarını sözlükten buldum aşağıda:



Nostalji : Geçmişe özlem

Kozmik.Evrenle ve onun genel düzeniyle ilgili:

Metafor: Eğretileme.(Bir sorunu bir başka biçimde ifade etmek için kullanılır)

Kaotik: Karmaşa, karmakarışık,dağınık

Diyalektik: Eytişim,Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi

Ütopya: Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce.

Süblinleşmek: Uçunmak . Bir cisim, katı durumdan sıvı durumuna geçmeden doğrudan doğruya gaz durumuna dönüşmek.

curbaga Ekledi:
07.01.2010 12:59:53

Küçük yazulur.
Ama,beni yaziyerken böyük yazulur(!)
Küntat...
En doğrisini Kadır Beg bilür...
Not:Bu yazduğum "polemik" degüldür.

bibinoglu953 Ekledi:
07.01.2010 02:10:11

Arkadaşlar,

Elbette tümümüz hata yaparız. Bilmediğimizden ya da dikkatsizliğimizden olabilir yaptığımız hata. Neden olursa olsun, bu hatalarımızı belirtmeniz; doğruyu yakalamak adına, sevindiricidir.
 
Duran (Kendisi istediği için "Duran" diyeceğim artık.), benim bir yanlışımı bulmuştu. Haklıydı. Şimdi de Kadir'in yanlışını bulmuş. Yine haklı... Kadir; dikkatsizliği nedeniyle virgül koyulması gereken yere ne koymuş? Hiçbir şey(!)... 

Namık kardeşin görüşlerine katılıyorum. Bilinçli davranmak koşulu ile internetten yararlanılabilir. Güvendiğimiz kurumların ya da kişilerin sitelerinden bilgi edinilebilir. 

Not: "Namık kardeşin görüşlerine katılıyorum." tümcesindeki "kardeşin" sözcüğü doğru mu yazılmış? Yoksa "Kardeş'in" diye mi yazılmalıdır?

niksarli Ekledi:
07.01.2010 01:16:28

1- Haydar Ağabey, bana 'Duran' diyebilirsin.
2- Bence de espri ve polemik olmalı.
3- "Ayraç"(parantez) içine alınan ünlemden sonra noktayı, Çançur Hoca koymamıştı.Ben de aslında o konuyu sorayım diye düşünürken siz cevap verdiniz(Çançur Hoca'nın yazısından kopyala-yapıştır yapmıştım).
4- "Eleştirel bir gözle bakan yazılarımda bir sürü yanlışlık bulabilir."
Yukarıdaki cümle Kadir Hoca'm tarafından kullanılmış ve anlatım bozukluğu var."bakan" kelimesinden sonra virgül koyması gerekiyordu.
Birilerinin de "yanlış avcısı" olması gerekmiyor mu? O kişi de ben olayım.  :)))
Yazılarımda satırbaşı yapamıyorum,sistem elvermiyor.

curbaga Ekledi:
07.01.2010 00:56:27

Tüm içtenliğimle yazıyorum;
Bilmediğim şeyleri öğreniyor,unuttuklarımı hatırlıyorum sayenizde...
Kadir'in söylediği doğrudur.Elimizin altında "internet" var.
İnsanın kendisinin ulaştığı bilgi,daha akılda kalıcıdır.
Çünkü,o bilgiye ulaşmak için emek verir ve BİLGİYİ İÇSELLEŞTİRİR.
Yalnız,o bilgi KENDİNE KALIR.
Siz,burada çok önemli bir "şey " yapıyor,bilginizi ve emeğinizi başkalarıyla paylaşıyorsunuz.
Size teşekkür ediyorum.
UNUTMADAN,"POLEMİK" OLMADAN BU MEVZU DERİNLEŞEMEZ(!)
"DİL" konusu da polemiğe en açık alandır.
Yanılıyor  muyum?
O nedenle "polemik" e devam ediniz lütfen.
Birbirini gerçekten anlayan ve seven insanlar polemikten korkmaz.
BİZİM KORKTUĞUMUZ "NİZA" DIR...
Selam ve sevgilerimle...

herhangibiri Ekledi:
07.01.2010 00:46:48

Haydar Ağabey ;
Bilmiyorum....
Araştırmadan karşı görüş söyleyemem...

bibinoglu953 Ekledi:
07.01.2010 00:27:35


Canım Kardeşim,

Hakkımdaki düşüncelerin için teşekkür ederim. Ancak kendi kararını yazmamışsın. Sen de benim gibi mi düşünüyorsun? Yoksa başka bir bilimsel bakışın mı var? Merak ettim şimdi!

bibinoglu953 Ekledi:
07.01.2010 00:22:57

Kadirciğim,
 
Duran Bey'e verdiği yanıtların tümüne katılıyorum. Önceki tartıştığımız durumla, Duran Bey'in tümcesinin ilişkisi yok. Umarım karşılaşırız. Karşılaşırız da lastik gibi uzattığın konuyu tartışırız.

Duran Bey,

Birinci tümcenin sonuna nokta koymamışsın. Ünlemi ayraç içine alıyorsan sonuna nokta koymalısın.




herhangibiri Ekledi:
07.01.2010 00:17:40


Haydar Ağabey ;
Başlıkta da görüldüğü gibi yanlışımdan kolayca dönebiliyorum.
Ben,  gerçekten bilmediğim bir konuda düşüncelerini öğrenmek istedim.
Hepsi bu !
Zaten her şeyi de bilmem beklenemez değil mi?
Bilgi saklamak söz konusu değil.Yanlış avcısı olmak da  yapıma uygun değil. Eleştirel bir gözle bakan yazılarımda bir sürü yanlışlık bulabilir.
Türkiye Türkçesini biliyordum da İstanbul ağzının aynı anlama geldiğini bilmiyordum. Bilimsel bir tanım mı onu öğrenmek istedim...Bilgine ,araştırmacı kişiliğine güvendiğim için.
Hepsi bu !
Sevgi ve saygıyla...

bibinoglu953 Ekledi:
07.01.2010 00:01:20

Kadirciğim,

Yine bir tartışma konusu açıldı. Ama tartışmak için değil, düşüncemi açıklamak için yazacağım.

Dil bilimi, matematik bilimine benzemez. Bu nedenledir ki görüş ayrılıkları çoktur. Kendi görüşümü açıklıyorum. Bu açıklamayı, bilimsel bir veriden çok, mantığımla yapıyorum. 

Türkiye'de konuşulan dilin Türkçenin bir şivesi olduğunu belirtmiştim. Bu şivenin içerisinde, yöresel ağızların olduğunu da... Dil Devrimi yapılmadan önce, İstanbul'da konuşulan da bir ağızdı. Ege ağzı, Konya ağzı, Artvin ağzı gibi... Yapılan Dil Devrimi sonucunda, İstanbul ağzı; Türkiye Türkçesi olarak kabul edildi. Böylece İstanbul ağzı, Türkiye şivesi oldu. 

Bu devrimde, Artvin ağzı kabul edilseydi "gülüyorum" değil, "güliyerim" diye yazıp okuyacaktık.
 
İtirazının ne olduğunu yazmış olsaydın daha kolay tartışırdık.

Son dönemlerde yeni şeyler yaratıldı konuşma dilinde. "Kalacağım" yazıyor "kalıcağım" diye okuyorlar ya da söylüyorlar. "Gidecekler" yazıyor, "gidicekler" diye okuyor ya da söylüyorlar. Ben bu seslendirmenin de karşısındayım. Hem "Türkçe, okunuşu ve yazılışı aynı olan dildir." diyeceksin hem de kendi kuralını kendin bozacaksın.

Yumuşak g (ğ) sesiyle ilgili de çok itirazlarım var ama neyse... Uzun bir konu...

Not: Bir konuda itirazın varsa bunu açık açık yaz canım kardeşim. Ayrıntılarıyla açıkla. Yani "İstanbul ağzı" konusundaki düşüncelerini yaz; daha sonra benden yanıt iste. Böyle yaparsan daha kısa yoldan sonuca varırız. Ya da varamayacağımızı anlarız. Yöntemini anlıyorum. Bilgini saklıyorsun, benim yanlış yapmamı bekliyor, sonra da düşünceni yazıyorsun. İyi bir yöntem değil bu.

herhangibiri Ekledi:
06.01.2010 23:54:53

Sayın Niksarlı ;

Haklısın ;
Yalın halde   "AĞABEY " olması gerekiyor.
Yanlış yapan,  dil konusunda  ahkâm kesen benim!
DÜZELTİYORUM.
AĞABEYİ
değil
AĞABEY

Not: Belirttiğin yazı Çançur Hoca tarafından yazılmıştır!

herhangibiri Ekledi:
06.01.2010 23:33:11


Sayın Niksarlı ;

Yazdığın cümlede "anlatım bozukluğu" var. ( Biliyorum , Haydar ağabeyi farklı görüşte .)

" O kulağıma söylüyor ,ben  yazıyorum."

Hangi kulağına söylüyor ?
O kulağıma .
Bu kulağına söylemiyor yani !

Anlatım bozukluğunu düzeltmek için ;
"Kulağıma o söylüyor ben yazıyorum."biçiminde düzeltmen gerekiyor.
Veya ;
O' dan sonra virgül koyup sıfat durumundan çıkarıp zamir olmasını sağlamak gerekiyor.
O , kulağıma söylüyor, ben  yazıyorum.

niksarli Ekledi:
06.01.2010 23:14:39

Bu arada; ısrarla kullandığına göre, "ağabeyi" kelimesini de doğru kullanıyorsundur. Ben "ağabey" olarak biliyordum.

niksarli Ekledi:
06.01.2010 23:09:39

Bu bölüme,Çançur Molla'nın yazı yazması yasaklandı(!)
Bu nedenle,o kulağıma söylüyor,ben yazıyorum.

Yukarıdaki yazıda anlatım bozukluğu var mıdır?
Anlatım bozukluğu noktalama iminin yanlış kullanılmasından mı kaynaklanmaktadır?
"o",  bu cümlede nasıl yazılmalıdır ve neyi ifade etmektedir?
Noktalama iminden sonra bir boşluk bırakmak gerekir mi? Yazar boşluk bırakmış mı?
En önemli soruya geldik:
Yukarıdaki yazı, kim tarafından yazılmış olabilir?

Cevaplarınızı bekliyorum.

Herhangibiri'nin sorularına gelince: 1-b, 2-d, 3-c, 4-a, 5-b
Şimdi sen 'Önceki sorulara cevap vermediğin için seni etkisiz eleman ilan ediyorum' dersin.


bibinoglu953 Ekledi:
06.01.2010 22:59:45

Arkadaşlar,

Kadir Öğretmen, güzel sorular hazırlamış. Soruları ve seçenekleri dikkatle okursanız işlenen konulara ilişkin örnekleri de görürsünüz. Sadece yanıtı bulmaya çalışmayın; yazım kurallarını da anımsayarak okumaya çalışın. Çok yararlı olacak.

Bu arada, dokundurmaları da ihmal etmemiş. 

herhangibiri Ekledi:
06.01.2010 22:57:59


Haydar Ağabeyi ;
İkimiz de saatlerce bekliyoruz ve aynı anda yanıt yazıyoruz.Yanıtlarımız birer saniye aralıkla. Pes!
Yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Yalnızca ; şu "İstanbul ağzı" ne demek biraz aydınlatır mısın? Bilimsel bir yönü var mı bu görüşün ?

herhangibiri Ekledi:
06.01.2010 22:46:04


Sayın Curbağa ;

Sorunuzun  yanıtını, arama motoruna "lehçe,şive ,ağız" yazdığınınızda kolaylıkla bulabilirsiniz.
Lütfen biraz araştırıcı olun.Bilgiler sizi tatmin etmiyorsa  konuyu tartışalım.

bibinoglu953 Ekledi:
06.01.2010 22:45:29

Namık Kardeş,

Sen bir şey yazmıştın. "Akademik tartışmalar yapmayalım." demiştin. Bu yüzden ben yanıtlamak istemedim. Bu konuda yetkin dil bilimciler bile anlaşamıyor. Benim yazacaklarımı Kadir kabul etmeyebilir. Bu da doğaldır. Ama bir tartışmayı da getirir sonuçta. Bu yüzden, sadece senin sorunu yanıtlayacağım. Tartışmaya girmeyeceğim.

Türkçede iki lehçe var. Çuvaşça ve Yakutça... Bunların yanında bir lehçe daha olduğunu savunanlar var. Halaçça... Kimi dil bilimciler bu lehçelere "uzak lehçe" diyor. Lehçe; dilin çıkışından sonra, toplulukların dağılmasıyla, dil yapısının da birbirlerini anlamayacak kadar değişmesi sonucunda oluşur. Daha sonra da coğrafik yerleşimler, siyasal yapılanmalar sonucunda; tümce yapıları, sözcük çeşitliliği ve az da olsa eklerdeki çeşitlenmeyle yakın lehçeler oluşur. Yakın lehçe denilenlere, şive diyenler de vardır. Türkiye'de konuşulan Türkçeyi "yakın lehçe" olarak tanımlayanlar olduğu gibi, şive olarak tanımlayanlar da var. Aynı ülkede yaşayan insanların, çeşitli coğrafyalarında, sözcükleri seslendirmeleri değişebilir. "Geliyorum" sözcüğü; bir yörede "gelirem", başka bir yörede "geliyom", daha başka bir yörede ise "geliyerim" ya da "gâliyerim" diye seslendirilir. Bu farklılıklara "ağız" denir.

Bir de "aksan" vardır. Bu konu da tam olarak sonuca bağlanmış değil. Benim düşüncem şu: Bir İngiliz, Türkçe öğrendiğinde, bizim seslendirmemizin aynısını başaramaz. Çünkü gırtlak yapısı Türkçeye göre değil, İngilizceye göre biçimlenmiştir. Bu yüzden Türkçeyi İngiliz aksanıyla konuşur. Çıkardığı seslerin rengi İngiliz gırtlağına çaldığı için, "İngiliz aksanı" deriz buna. Hatta ülkemizdeki Kürt yurttaşlarımızın çoğu, Türkçeyi Kürt aksanıyla konuşur. 

Bu açıklamalardan sonra, düşüncemi yazayım:

Azerbaycanlıların konuştuğu dil Türkçenin bir şivesidir. Azeri şivesi...  Bizim konuştuğumuz dil de Türkiye şivesinin İstanbul ağzıdır. Ben buna kolayca "Türkiye Türkçesi" diyorum.  

curbaga Ekledi:
06.01.2010 20:56:22

Ben soruma cevap alamadım;
Azeri dili mi,Azeri şivesi mi?
Kırgız dili mi,
Kırgız şivesi mi?

herhangibiri Ekledi:
06.01.2010 20:42:24

Sayın  Halıcı’nın ağız ve şive arasında  ayrım olduğu yönündeki görüşleri bütünüyle doğru.

 

*****************

 

 

Birbirine sık sık  karıştırılan  “de” ve “ki” ile ilgili açıklamalar yaptık .Düşünce alışverişinde bulunduk. Bilgilerimizi ölçmek  amacıyla küçük bir test hazırladım.Her soru 20 puandır.Hadi kolay gelsin!

 

******************

 

 

SORULAR

 

1-     Aşağıdaki tümcelerin hangisinde   “de” nin yazımı ile ilgili bir yanlışlık vardır?

 

A)    Sempozyum Bursa' da yapılacak.

B)     Bende seninle geleceğim.

C)    Yolda arkadaşıma rastladım.

D)    Böyle de yatılmaz ki!

 

2-     Aşağıdaki tümcelerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?

 

A)    Sitede ki yazıları beğeniyle okuyorum.

B)     Haydar  ağabeyide bana takılıyor.

C)    Çançur Mollada iyice bunadı.

D)    Duran da  Tokat’ta yaşıyor.

 

3-     Aşağıdaki  tümcelerin hangisinde  “ki”nin yazımı doğrudur?

 

A)     Bahçemizde ki nar ağacını çok severim

B)     Bende ki şansa bak!

C)     Makaledeki yazım yanlışlarını nasıl göremezsin?

D)     Öyle çok canım sıkılıyorki anlatamam.

 

4-     Kişi adlarından sonra gelen saygı ve unvan sözleri büyük harfle başlar.Aşağıdaki tümcelerin hangisinde bu kurala uyulmamıştır?

 

A)    Samet  bey de güzel örnekler vermiş.

B)     Nimet  Hanım’ın da görüşlerini öğrenelim.

C)    Kemal Efendi poker oynuyormuş.

D)    Cemal Paşa ‘yı  uzun zamandır göremedim.

 

5-     Aşağıdaki tümcelerin  hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır ? ( Bu soru Haydar ağabeyiye ithaf olunur.)

 

A )Bu kış ,  çok soğuk geçecekmiş.

B) Alkollü araç kullanmayınız.

C) Cengiz , bu sitenin yöneticisidir.

D) Lütfen , çimlere basmayınız!

 

 


curbaga Ekledi:
06.01.2010 20:06:02

Sayın Erkinisli;
Anadolu şivesi;
Olabilir...
Ama,
Kırgız şivesi,Azeri şivesi...
Olur mu?
""DİL" İ olur ...
Diye düşünüyorum.
Gerisini hocalara bırakıyorum.

curbaga Ekledi:
06.01.2010 20:01:39

Bu bölüme,Çançur Molla'nın yazı yazması yasaklandı(!)
Bu nedenle,o kulağıma söylüyor,ben yazıyorum.
Erkinisli güzel bir soru sormuş,zaten yanıtını da vermiş.
Aslında doğru da söylemiş.
Ancak,Çançur Hocamız pek tatmin olmadı gibime geliyor.
Biraz daha açıklama istiyor hocalardan...
Ben onun elçisiyim.

niksarli Ekledi:
06.01.2010 16:40:23

Haydar Hoca'm "ağız" demiş fakat buna rağmen Curbaga halâ "şive" diyor. İyi yakalamışsınız. Fakat korkarım ki böyle giderse Saygıdeğer Curbaga'yı bu sayfalardan kaçıracağız.
"

erkinislee Ekledi:
06.01.2010 16:01:42


Geliyerim, gâliyerim, gâliyam, gâliyram...

Şive mi, ağız mı?

Bence Artvin Ağzı.

Şive değil.

Azeri Şivesi, Kırgız Şivesi, Anadolu Şivesi olur ama Artvin, Yusufeli şivesi olmaz benim bildiğim.

Yanılıyor muyum?

curbaga Ekledi:
05.01.2010 16:02:26

Haklısın.
Bu sayfaya şiveyle yazmam yanlış...

bibinoglu953 Ekledi:
05.01.2010 14:14:47

Kadir Öğretmenim,

İkilemeler konusu tamamlandı. Onu anladım. Üçlemelere -yada üçüzlemelere- de örnekler yazdım. Okumadın mı? Ses seda çıkmadı da... Okursan gözlerin parıl parıl parıldayacak inan(!).

bibinoglu953 Ekledi:
05.01.2010 14:05:35

Namık Kardeş,

Düşüncende haklısın. Biz de öyle olmasına çabalıyoruz aslında. Ancak çelişki doğduğunda, ister istemez teknik bir tartışmaya dönüşüyor.

Senin şikâyetçi olmanı yadırgadım doğrusu. Zaten bildiğini okuyorsun. Kadir de korkusundan sana tavır koyamıyor(!).

Şimdi benim de senden bir isteğim var. Bu sayfada yazarken yöresel ağız kullanma. Yöresel ağız kullanmak senin için bir zırh oluyor değil mi? Yanlışlar kaynayıp gidiyor arada!

Biraz söz tut canım kardeşim! Yazmaktan da vazgeçme ha!

curbaga Ekledi:
05.01.2010 12:55:43

ÇANÇUR DEDİ;
Sizlardan ciddi bir istegim var;
Diyerim ki:Çok fazla "akademik" olmasın bu sahifelar.
Çünkülüm "ortalama" talibanın kafasıni karuştiriyer!
Ol nedenle da amaca pek hızmat etmiyer!
Daha yalın(sade) daha "genel" mevzulari kapsasın ki,
Bizlarda faydalanah.
Bilmam ki haksuz miyim?

bibinoglu953 Ekledi:
05.01.2010 12:40:44

Kadir Öğretmen'im,

Ben Sayın Halıcı'ya ve Namık'a yanıt yazarken sen de yazmışsın. Hem de benden önce... Vallahi kopya çekmedim(!). 

"İki nokta imi" konusunda, Namık'ı ben ikna ederim. Sen Çançur Hoca'yı hizaya sok yeter(!).  


Sayın Kaleli,

"Bende merak ettim." değil, "Ben de merak ettim." diye yazılmalı. Bu tümcede kullandığınız "de" bağlaç olduğu için bitişik yazılmaz.

bibinoglu953 Ekledi:
05.01.2010 12:30:23

Sayın Halıcı,

 

Dil konusu ile ilgilenmeniz beni sevindirdi. Herkesin bildiğini yazması, ufkumuzu açacaktır. “Yanlış mı yazıyorum?” korkusundan arınarak, yazmak gerekir. Böyle olursa doğrulara varmamız kolaylaşır.

 

İzninizle, hem yazınızı eleştireyim hem de sorularınızı yanıtlayayım:

 

1- “Saygıdeğer” sözcüğünü yazdıktan sonra satırbaşına geçmeniz doğru değil. Ama seslenişten sonra virgül konulmalı. Noktalı virgül koyanlar da var. Hatta ünlem koyanlar… Ben virgül koyuyorum.

 

 “Saygıdeğer Haydar Hoca’m” yazımı doğrudur. Kesme imi de doğru yerdedir. Özel adlardan önce ve sonra gelen unvanlar, büyük harfle yazılır. Sonun ek gelecekse kesme imi konur.  

 

Bu konuyu açmanız iyi oldu. Çünkü belirttiğiniz hatayı, zaman zaman tümümüz yapıyoruz.

 

Yeri gelmişken, “hoca” unvanının yerine, “öğretmen” unvanını kullanmanın daha doğru olacağını anımsatmalıyım. Kadir Öğretmen’im, Haydar Öğretmen’im, Musa Öğretmen’im gibi…

 

2- Gençlerin, özellikle internet ortamından etkilenerek dilimizi yozlaştırdığı doğru. Ancak bizler de suç ortağıyız. O çocuklar bizim çünkü. “Elimden bir şey gelmez.” diyerek kendimizi etkisizleştirirsek suça ortak olmuş oluruz.

 

“Ki” her zaman ek değildir. Bu konuyu Kadir’le tartışmıştık. İlgili tartışma sayfalarını okuduysanız yeterli bilgiye ulaşmışsınızdır.

 

3- Yazınızdaki ikinci yanlış, “ki” bağlacından sonra “noktalı virgül” koymuş olmanızdır. Ek olduğu için bitişik yazılan -ki’den sonra virgül ya da noktalı virgül konulabilir. Ancak bağlaç olduğu için ayrı yazılan ki’den sonra konulmaz.

 

Esenlikler…


Namık Kardeş,

"Yan yana iki nokta" diye bir şey yok. Ama sen "Kullanacağım." diyorsan elini tutan da yok. İnat bir öğrenci olduğunu biliyorum zaten. "Hocam" sözcüğü, özel addan bağımsız kullanıldığı zaman, "hocam" biçiminde yazılır. Özel adın önüne ve arkasına geldiğinde, ilk harfi büyük yazılır. Gelen eklerden önce kesme imi konulur. Namık Hoca'm, Kâzım Hoca'm gibi... Kadircesini bilmiyorum(!). "Kadircesini" sözcüğünde neden kesme imi kullanmadığımı da Kadir'e sor!

herhangibiri Ekledi:
05.01.2010 12:25:56


Sayın Halıcı ;

 

 Verdiğiniz örnekte “ anlatım bozukluğu “ olduğu görüşüne ben de katılıyorum. Konuya ilişkin yaptığınız açıklama doğru.

“ki” bağlacının ,  olumlu bir eylemden sonra “zaten” anlamında kullanılması doğru değil inancındayım.

 

*************

 

 

Sayın Çançur Hoca’m ;

 

Haydar ağabeyi  ile aramızda  bir çelişki yok.

 

Kişi adlarından sonra gelen saygı sözlerine getirilen ekleri ayırmak için  kesme işareti konur:

Nihat Bey’e, Ayşe Hanım’dan, Mahmut Efendi’ye, Enver Paşa’ya
vb.

 

Fakat ;

 

Özel ad yoksa kesme işareti seslenişte de yok , tümce içinde de:

 

Sayın Hocam ;

 

Panelde  hocam da konuşma yapacak.

 

*****************

 

Haydar Ağabeyi ;

 

İkilemeler için güzel örnekler vermişsin. Belirttiğin gibi ikilemelerin arasına başka sözcükler girebilir.Üçleme  hatta dörtleme bile olabilir. İkilemeler; Orhun  Yazıtlarında bile var.İkilemeler bizim ata yadigârımızdır , onları koruyalım.Bilmecelerde ,masallarda  sık sık ikilemeye başvurulur. ( Bak ! Ne güzel anlaşıyoruz.)

kopuz Ekledi:
05.01.2010 11:50:45

Bende merak ettim.

curbaga Ekledi:
05.01.2010 11:39:51


Çançur Dedi ki;
BEN,İKİ NOKTAYİ YANYANA KULLANMANIN "YAĞNİŞ" OLDUĞUNA İNANMİYERİM HOCALAR..
Ayriyeten;
Hoca'm mi,Hocam mi?
Bir karar verin rahatliyah...
(Bahsaza Kadır Hoca da "Haydar Hoca'm demiş yazisinin bir yerinda...)

erkinislee Ekledi:
05.01.2010 08:28:47

Saygıdeğer

Haydar Hoca'm (Hocam mı olacaktı acaba?)

Kadir Hoca'm

Benim son yıllarda takıldığım, daha doğrusu yanlış olduğuna emin olduğum bir konu var: Ki ekinin yanlış kullanılışı. Özellikle yirmi yaş (20 yaş mı olacaktı acaba) altı çocuk ve gençlerin sıkça kullandıkları "ki" eki.

Örnek vermem gerekirse:

- Ahmet nerede, neden gelmemiş?
- Ahmet gelmiş ki.

Burada demek istiyor ki; "Ahmet zaten gelmiş" .

Bu kullanım şekli maalesef gençler arasında çok yaygın. Siz de tesadüf etmişsinizdir, eminim.

Saygılar...

Not: Yazımdaki yanlışlıkları ya görmezden geliniz ya da en iyisi açıkça söyleyiniz lütfen.

Samet HALICI

bibinoglu953 Ekledi:
05.01.2010 03:20:53

Canım Kardeşim Kadir,

Verdiğim sözcük gruplarının içinden çıkamadın sanırım(!). Uykuya mı daldın, kitapların arasında mı kayboldun(!)? Onların içinden ben de çıkamamıştım. Üzülme! 

TDK'nin bilemediği üçlemelere örnekler vereyim(Sen istemiştin ya...). Aklıma fazla gelmedi ama kalanını sen tamamlarsın artık(!). Şunu da söyleyeyim ki üçlemelerin arasına başka sözcükler girmez. Bildiğim kadarıyla...

Bir daha böyle zor sorular da sorma. Bu yaştan sonra sınava çekilmek hoş değil...

Türkçede üçleme örnekleri:

Çın çın çınlıyorsun.

Zırıl zırıl zırıldadı.

Elek elek elemiş.

Üzüm üzüm üzüldü.

Takır takır takırdıyor.

Kütür kütür kütürdedi.

Parıl parıl parıldıyor.

Pırıl pırıl parıldamış.

Çatır çatır çatırdadı.

Ezim ezim eziliyorsun.

Oyum oyum oyulsun.

Par par parlamış.

Ciyak ciyak ciyakladı.

Zıp zıp zıpladı.

Viyak viyak viyakladı.

Ezim ezim ezilmiş.

Gerim gerim gerilir.

Süzüm süzüm süzülürsün.

Çen çen çenleme.

Hır hır hırlama.

Zangır zangır zangırdadı.

Dürüm dürüm dürülürsün.

Kasım kasım kasılma.

Fokur fokur fokurduyorsun.

Adım adım adımladım.

Yudum yudum yudumladım.

Fıkır fıkır fıkırdama.

Fokur fokur fokurdadın.

Şıkır şıkır şıkırdadın.

Homur homur homurduyorsun.

Param param parçalarım.

Çağıl çağıl çağıldarım.

Gürül gürül gürüldüyor.

Fısıl fısıl fısıldaşıyorlar.

Ikım ıkım ıkınıyorsun.

Dizim dizim dizilmişler.

Sürüm sürüm süründürürüm.

Dilim dilim dilimlerim.

Ulum ulum uluturum.

Bar bar bağırma.

Yeter mi canım kardeşim?

bibinoglu953 Ekledi:
05.01.2010 01:22:43


Kadirciğim,

Seni çok üzdüm. Kusura bakma, yarım yüzyıllık huy, kolay bırakılmıyor.

Yanıtlar ve sorular:

1- Feyza Hepçilingirler’in verdiği örneklerle ilgili düşüncemi yazmıştım. Bu konuyu uzatmamak için susuyorum. Karşı karşıya geldiğimizde tartışmak üzere…

 

2- İkilemelerin arasına bir işaret girerse ikileme olmaktan çıkar. Çünkü her türlü noktalama konuşma akışını kesintiye uğratır. Bu anlamda, ünlem işareti, virgülden daha etkilidir ve nokta değerindedir.

 

3- “İki nokta” konusunda haklısın. Namık yan yana koyduğu için eleştirmiştim. Yazarken “iki nokta(:)” biçiminde yazmalıydım. Amacım konuyu anlaşılır kılmaktı.

 

4- Ünlü yazarlar dil kurallarını iyi bilmeli elbette. Ama ben bildiklerine inanmıyorum. Anlatımlarının mükemmelliğinde kuşkum yok. Ancak dilbilgisi ve yazım konusunda çok zayıftılar. Bu zayıflıklarını da uyduruk sözcüklerle, noktalamadan kaçmakla kapatmaya çalışıyorlardı. Şiir konusu farklı… Şiir de tüm dil kurallarının olduğu gibi kullanılması olanaksızdır. Yöresel ağızların; roman, öykü, mizah ve şiirde kullanılması doğaldır. Ama makalelerde(örnekler dışında), düşün yazılarında, bilimsel yazılarda dil kuralları çok önemlidir.

 

Özdemir Asaf’ın “bileyorum”unu hoş görüyorsun da benim “ayırılmak” eylemini neden hoş görmüyorsun? O ünlüdür, ne yazsa yeridir, anlayışı mı?

 

5- Soruları hep sen sorma, bir de ben sorayım. Aşağıdaki sözcük gruplarını adlandırır mısın?

 

    *taka tuk taka tuk

    *şakır da şıkır

    *tiki tak tiki tak

    *anam anam anam anam!

    *takır tukur takır tukur

    *şakka da şıkka da

    *olur mu olur!

    *vay babam vay!  

6-Son yazınla ilgili bir şey yazacaktım ama vazgeçtim.

7- Dün akşam rahat uyudun mu?

herhangibiri Ekledi:
04.01.2010 23:46:11

Haydar  Ağabeyi ;

      1- Anlatım bozuklukları konusunda seni , çok güvendiğini söylediğin Feyza Hepçilingirler de ikna edemiyorsa benim yapabileceğim birşey yok. Pes ki ne pes !  Sıfatın yanlış yerde kullanımından kaynaklanan “İzinsiz inşaata girilmez.”örneği konusunda  seninle aynı düşünen bir dil bilimci var mı , inan çok merak ediyorum. Bu örnek kesinlikle yanlış değil. Anlatım bozukluğuna tipik bir örnektir ve sınavlarda da sorulur.

 

    2 – “Seslenmelerde de anlam pekiştirilmek istenir, hitapta ısrar edilir.Bu bakımdan  hitap    veya seslenmelerdeki tekrarlar bir çeşit ikileme sayılır:

    

         Ali ! Ali ! Buraya bak.

 

         Murat ! Murat ! diye bağırdı.

 

        Kubilay ! Kubilay ! sesleriyle ortalık inledi.”

 

   ( PROF. DR. VECİHE  HATİPOĞLU ,TÜRK DİLİNDE İKİLEME , TDK ,ANKARA , 1981. )

 

  İkilemelerin arasına noktalama işaretleri konulmaz ama yukarıda belirtildiği gibi  seslenmeler ikileme sayılır.

   Hocam ! Hocam ! Sen beni önce doğru anla da sonra konuşalım.

 

Seslenme ve hitapla ilgili verdiğin diğer ikileme örneklerinin  arasına “ünlem işareti” konulmalıdır.

 

3-     Ünlemden sonra iki nokta konusunda bir sorun yok !.. Anlaştık !..

 

4-     Özel adlardan sonra gelen saygı sözcükleri büyük harfle başlar. Anlaştık , Haydar    Hoca’m.

 

5-      “İki  nokta “diye bir işaret var ( : )  “İki nokta üst üste” diye bir işaret yok .Yanlış adlandırma .Aynı kanıdayız değil mi Haydar ağabeyi.

 

6-      Yan yana  iki noktaya gelince ; ben de böyle bir işaret bilmiyorum. Fakat öte yandan da düşünüyorum , Çançur Hoca “Ben yaptım oldu .” diyor , olamaz mı? Belki değişik bir anlam yüklemek istiyor ? Hangi amaçla kullandığını kendisine sormak gerek.

 

7- Bir zamanlar Perihan Mağden , yazılarında noktalama işaretlerini hiç kullanmazdı. Aziz  Nesin’ in öykülerine dikkat edersen  “bişey   biadam bibakıma tiren” gibi  kendine özgü kullanımlar vardır. Salâh Birsel , “şapalaklaşmak ,holdurhop ,apukurya “ vb sözler uydurup kullanırdı yapıtlarında. Ö.Asaf ,şiirlerinde “bileyorum ,anlayorum “vb. eylemlerini kullanırdı.

 

  Demem o ki ; bu  yazarlar şairler dili çok iyi biliyorlardı. Ama böyle kullanıyorlardı. Yani şairler ,yazarlar elbette dili iyi bilmeli ama biçem yönünden de farklılıklarını göstermeli. Ne dersin? ( Şimdi , bu edebiyatçılara özenip aynı biçimde yazmaya  çıkan olursa yandık.Baştan söyleyeyim taklit olur.Bence hiç heves etmesinler)


Not : İkilemelerin arasına başka sözcük girer mi? Üçleme olabilir mi ? (Elimde sağlam kaynak var ona göre)

 

Saygı ve sevgiyle…


bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 21:57:27

Kadir, "İki nokta yan yana işareti var." demez. Çünkü işini iyi bilen bir öğretmendir. Bizim anlaşamadığımız noktalar, sadece yorum gerektiren noktalardır. Bir de benim tam olarak inanmadığım TDK'nin sık sık değiştirdiği kurallar... Zaten bizim anlaşamadığımız konular, ayrıntılar olduğu için bu sitede çok da önemsenmemeli.

curbaga Ekledi:
04.01.2010 18:41:49

....Çünkü ben çok yapıyorum bunu.
Kadır Hocam"ters"görüşta ise ben kima gedecam?

bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 18:17:56

Üst üste olanı çok gördüm de yan yana olanı sadece sende gördüm Namık(!). (Bu işareti, Duran Bey anımsattı, sağ olsun.) Sen yine de bir Kadir’e sor. “Var” derse de haberim olsun.

curbaga Ekledi:
04.01.2010 18:10:40

Sayın Hocam;
"Hocam...Hocam..."
Anladım...
Yararlanacağım.
Teşekkür ediyorum.
Yalnız,bazı derslerinizi kaçırmış olabilirim:Yanyana "iki noktanın" kullanıldığı bir "durum" var mıdır acaba?

bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 17:00:56

Ne yazık ki internet, dilimizi bozdu Duran Bey. Şimdilik bu kadarını söylemekle -aslında yazmakla- yetineyim. Çok yazınca hassas tellere dokunuyorum(!). Sonra da tıngırdamasını durduramıyorum(!). İyi ki anımsattın şu ayraç içindeki ünlem imini. Sıkıştıkça kullanırım artık.

Dil konusundaki duyarlı duruşunuzu, takdirle karşıladığımı bilin.

Sevgiler...

niksarli Ekledi:
04.01.2010 15:39:58

Ağabey,burada hem bilgilerimizi tazeliyoruz hem de yeni bilgiler öğreniyoruz.Müdahil olduğumda hafızamda daha iyi kalıyor.Özel bir araştırma yapmadan bilgi dağarcığımdaki genel kültürümü ortaya koyuyorum.Keşke herkes müdahil olsa.
Keşke Kamil de müdahil olsa.  :))) ( Ne yapalım ki bu işaret biçimi yazı dilimize internet vasıtasıyla girdi.)

bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 15:17:34

İşte bu konuda yanılıyorsunuz Duran Bey. Özel addan sonra gelen "bey, efendi, hanım" gibi saygı sözcüklerinin ilk harfleri büyük yazılır. TDK'nin bu konudaki tutumunu bilemiyorum. Güvendiğim dil bilimi insanları, benim dediğimi kabul ediyor.

Büyük harflerin kullanımı konusunda çok tartışmalar vardır. Umarım Kadir, bu konuyu başlatır da yeni bir şenlik yaşarız(!). Tartışmalı konularda; tarafların kim olduğuna bakmadan, kendi kararımızı özgürce vermek, en doğru tutumdur bence.

Not: "Tabii eğer yazının başlığı değilse." diye yazmışsınız. Tümcenin anlamı tamamlanmamış. Önceki tümceyi tamamladığı için sorun yok. Ancak sonuna "üç nokta" imi konulmalı.

niksarli Ekledi:
04.01.2010 15:04:17

Ağabey, "Duran Bey," yazarken bey kelimesindeki "b" harfi küçük yazılmayacak mı? Tabii eğer yazının başlığı değilse.

bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 14:38:47

Kadirciğim,

Görüyorsun ki hatamı ya da eksiğimi görünce kabul ediyorum(!).

bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 14:34:00

Duran Bey,

Doğru biliyorsunuz. Genel kullanım sizin dediğiniz gibidir. Ama aklımdan çıkmış her nedense. Uyarınız için teşekkür ederim.

niksarli Ekledi:
04.01.2010 14:20:03

Haydar hocam,eğer birisiyle dalga geçiyor veya yazdığınızın şaka olduğunu ve tersini söylemek istediğinizi ifade etmek istiyorsanız, ünlem işaretini o kelimenin sağına veya cümlenin sonuna (!) şeklinde yazmanız gerekir.
Yanlış mı biliyorum?

bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 13:54:15


Teyzem Oğlu,

 

Sen gerçekten hır çıkarmak istiyorsun! (Namıkçığım ünlem imi koydum ama sen anlamazsın diye yazayım: Bu şakaydı.)

Bir konuyu, ilgi çekici kılmak için sana takıldım sadece. Bundan sonra ünlemlere dikkat et. Kaldı ki yazıda kullandığım tarzdan espri yaptığım anlaşılıyor.

 

Yanlış anladığın bir şey yine var. Ben kimseyi yarı yolda bırakmıyorum. “Bu konuda bir sözcük bile yazmayacağım artık.” tümcesinden, senin anladığın nedir? “Bu konuda, yani tartıştığımız konuda yazmayacağım. Başka konularda yazacağım.” anlamına gelmiyor mu?  

 

Gelelim konuya:

 

A-Sesleniş bölümündeki “Hocam, hocam” yanlış... Aradaki virgül yanlış... Öğrenciler öğretmene iki türlü seslenir:

1- “Hocam” diye bağırır, bir müddet durur; sonra yeniden “Hocam” der. Bunu anlatmak için “Hocam! Hocam!” ya da “Hocam!.. Hocam!” yazabilirsin. Buradaki ünlem, öğrencinin heyecanla seslendiğinin ifadesidir. Ünlemden sonra “iki nokta” kimi dilciler kabul etmese de bir duraklamanın anlatımıdır.

2- Arka arkaya iki kez hocam diyorsa “Hocam hocam” diye yazılmalı bence. Bunu ben ikileme olarak algılıyorum. “Hocam hocam, sen beni önce doğru anla da sonra konuşalım.” tümcesindeki gibi… Bu söylenişi ikileme olarak kabul etmeyenler de olabilir. Çok da önemli bir ayrıntı değildir. Ama araya virgül konulmamalı.

 

B- “Büyük harfler konusunu iyi anlayamadım hocam.” tümcesinde, “hocam” sözcüğünün ilk harfi büyük yazılmaz. Kadir’le bu konuda da anlaşamayabiliriz!

 

Öğrenci öğretmenine seslenirken, elbette "Hocam!" biçiminde yazılmalı.

 

Örnek:

"Öğretmenim!.. Öğretmenim!" ya da "Öğretmenim... Öğretmenim..."

Ama öğretmenin sorusunu yanıtlarken, tümce başında kullanmıyorsa küçük harfle yazılmalı.

 

Örnek:

"İnsan, yer, ırmak, deniz adlarının ilk harfleri büyük yazılır öğretmenim."

 

Not: Kadir’i benden uzak tut Namık! Ya da bana fıtık ameliyatı için para gönder! (Vallahi bu da şakaydı.) Kadir’le cebelleşmek hoşuma gidiyor. Ama bu kadar inat olduğunu bilmiyordum. Akşam benimle birlikte sabahladı. Sabah saat beşi geçerek yattı. Bugün derste uyumuştur mutlaka! 

Ha! Bir de Kadir'e söyle; Feyza Hepçilingirler'den verdiği örneklerle, bizim tartıştığımız konu, aynı potada değerlendirilemez. Bunun nedenini de uzun uzun anlatmak istemiyorum. Kendisi düşünüp bulsun. Öyle kocaman harflerle gözüme sokmakla beni korkutamaz! Tam böyle söyle, sakın değiştirme! (Ünlemlere dikkat!)  
 

curbaga Ekledi:
04.01.2010 11:37:49

Sayın Hocam Haydar;
Biz da bişelar ögranmah içün,masumane sorilar soriyeruh başhalari gibin,sen hama "heyheylaniyersin";"Bu adam,ey niyetinan sormiyer,bunun amaci ortaluği karuşturmah,mikserluh yapmah.."deyi..
Yav,allaheşkina niya beyla önyargılisin bena karşi..
Neradaysa küsecam ha!
Her lafımda bir "mana" ariyersin..
Sen beni beyla mi tanidin?
Gelalım yazduhlaran;
Seninan bu konilarda "tahlahoş" gedecah degilim.Çünkülüm,her işi erbabına birahmali.
Saygım var,ikizinda bilgisina..
Yalağuz;
"Çocuh" parnağıni kaldurup,"Hocam,hocam" diya ikileyerek konişiyersa ve ben da buni yazimda ağnatmak istiyersam NASIL İFADE EDECAM,YAZİYA NASİL TÖKECAM?
Sorum budur,sayın Hocalarım.
Bir da "hocam" diya,talebe seslaniyer hocasına..
Aca,baş harfi küçük mi olmali?
Bu konida daha ayrintili bilgi iştarım..
Eyla "yoruldum,moruldum" ağnamam..
Milleti yari yolda birahmaya hakkız yoh!

bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 05:00:49

Allah aşkına yapma Kadir! Soruyu sorarken, bu yazının inşaat alanına yazılmış bir duyuru olduğunu mu belirtmişsin? Yoksa bu tümce, sadece inşaat alanlarına mı yazılır? Herhargi bir metinde geçme olasılığı yok mu?

Bu kadar zor mu sorunun yanlışlığını kabul etmek? Koskoca(!) ÖSS sınavlarında bile yanlış sorular soruluyor.

Not: Sen benden de inat çıktın vallahi! Bu konuda bir sözcük bile yazmayacağım artık. Yoruldum.

herhangibiri Ekledi:
04.01.2010 04:38:32

 “Bu kez bunlardan , “sıfat”niyetine kullanılmış bir sözcüğün yanlış yere konmasından kaynaklanan ANLATIM BOZUKLUĞUNDAN söz edeceğim.

 Bir dersaneyle işbirliği yapan bir gazete hizmetini şöyle duyuruyordu.”Gün, herkesi ücretsiz üniversite sınavına hazırlıyor.” Üniversitenin “ücretsiz”olacağı anlamı çıkmıyorsa da sınavın ücretsiz olduğu anlaşılıyor bu tümceden Oysa üniversiteler “ücretli olma yolunda son hızla ilerlerken,sınava da her yıl artan ücretlerle girilebiliyor ancak.Söylenmek istenen “hazırlama eyleminin “ücretsiz”yapılacağı.Doğrusu şu”Gün,herkesi üniversite sınavına ücretsiz hazırlıyor.”

……………………………..

 

“Çırılçıplak gazetecilere yakalan Sibel Can, Ateş Hattı’na konuştu.”Gazeteciler neden çırılçıplak ? Sibel Can’ a nazire yapmaya mı çalışmışlar.Yoksa gazetecilere çırılçıplak yakalan Sibel Can mı söz konusu ?

……………………………

 

Biz mecbur muyuz her seferinde söylediklerinin değil de söylemek istediklerinin ne olduğunu düşünmeye?" (sayfa 22, 23)

 

 

FEYZA  HEPÇİLİNGİRLER, OFF TÜRKÇE , EVEREST YAYINEVİ, 25.BASIM ,İSTANBUL.2005.

 


bibinoglu953 Ekledi:
04.01.2010 01:55:07

Benim kafam iyice karıştı. Kimse kusura bakmasın. En başa dönelim Kadirciğim. Senin sorun şuydu(Aynen alıyorum.):

"Aşağıdaki tümcelerde anlatım bozukluğu var mıdır? Varsa nereden kaynaklanmaktadır? Doğruları nasıldır?

 İzinsiz inşaata girilmez.

İlgi ve alakanıza teşekkür ederim."

Şimdi düşünelim; "İzinsiz inşaata girilmez." tümcesinde anlatım bozukluğu var mıdır? Bu tümce bir maksadı tam olarak anlatıyorsa ve yazım kurallarına da uyuyorsa bir sorun olmaz. Sizin dediğinize göre, bu tümce "İzinsiz yapılan inşaata girilmez." anlamındadır; başka anlam çıkarılamaz. Madem öyle, anlatım bozukluğu yoktur. Doğru ya da yanlış, bir maksadı ifade ediyor.

Hem diyorsun ki bu tümce şu anlamı ifade ediyor hem de diyorsun ki anlatım bozukluğu var. Benim maksadım şuydu, diyorsan maksadını soruyu sorarken açıklayacaktın.

Şimdi ben bir tümce yazayım:

"Bu binanın beşinci katına bakmak yasaktır." Bu tümce akılcı bir tümce değil. Böyle bir yasak normal değil. Ama bir anlamı tam olarak ifade ediyor. Öyleyse anlatım bozukluğu yok. Dilbilgisi açısından hiçbir sorun yok.

Soruyu şöyle sorsaydın sana hak verirdim:

"Aşağıdaki tümce, inşaata izinsiz girilemeyeceğini, doğru olarak anlatıyor mu?

İzinsiz inşaata girilmez."

herhangibiri Ekledi:
04.01.2010 01:23:29


  "İzinsiz  inşaata girilmez" tümcesi  elbette söz dizimi olarak doğru. 
  Ama  niyet başka , akibet başka !

 Şöyle mi demek istiyor bu ilanı yazan kişi:

 "Bakın ; benim inşaatım yasal değildir.Bu inşaatı izinsiz yapıyorum.Buraya girmeyin."
 Hepimiz biliyoruz ki niyeti farklı...
 Bu nedenle  tümcede  anlatım bozukluğu vardır.
 Nedenlerini de aşağıda açıkladım.

herhangibiri Ekledi:
04.01.2010 00:47:18

 “İzinsiz inşaata girilmez.” tümcesinin tek bir anlamı olduğu kanısındayım.

 

Tümceyi ögelerine ayıralım:

 

 girilmez : Yüklem

 

Nereye girilmez?

 izinsiz inşaata

 izinsiz inşaata : Dolaylı Tümleç

 

“İzinsiz”  sözcüğünün türü ne?

 

 Niteleme sıfatı

 

Hangi adı nitelendiriyor ?

 

“inşaat “ adını .

 

****************


İnşaata izinsiz girilmez.

 

girilmez  : Yüklem

 

Nereye girilmez ?

 

inşaata .

 

inşaata : Dolaylı Tümleç

 

Nasıl girilmez ?

 

izinsiz.

 

izinsiz : Zarf Tümleci


İnşaat sözcüğünün türü ne?

Zarf (Belirteç) 


Neyi belirtiyor , sınırlıyor ?

"girilmez " eylemini

************************

 

 

 

İnşaatın yasal olmadığını vurgulamak isteyen birinci tümceyi kullanır.

 

Uyarı yapmak isteyen , inşaata ancak bir izinle girileceğini belirtmek isteyen de ikinci tümceyi  kullanır.

 

Not:  İki anlamlı olduğunu savunmadım. Konuyu farklı değerlendiren  Sayın Kopuz’ a  ek açıklama yaptım sadece...


Saygılar

bibinoglu953 Ekledi:
03.01.2010 22:59:32


Bu "curbaga" işi dalgaya alıyor beyler! Yazdığı şu yazıya bakın!

"Hocam,hocam;
Ben cevap verem(bu arada parmah kalkar)
"İnşaata izinsiz girilmez.." olecah Hocam..
Öbir türli oldi mi,sankim izin almadan yapılan inşaat varimiş ta,ona giriliyermiş gibi bişe oliyer..
Kazandım mi?
Kazandisam,na kazandım?"

 

Dil ve yazım kuralları üzerine yaptığımız tartışma alanını da karıştırdı! Mikser midir, nedir?

Aslında bu yanlışları yapmakla iyi etti. Bize bir konu açmış oldu. Biz de “hazır fırsat” diyerek “yanlıştan doğruyu bulma” yönteminden yararlanalım.

 Yapılan yanlışlar ve açıklamaları:

 

 

1- Daha sesleniş bölümünde büyük yanlış yapmış. “Hocam, hocam;” yanlış yazımdır. Burada ikileme var. Sırası gelmişken “ikileme” konusunu kısaca işleyelim:

 

İkileme; anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı sözcüğün, yakın anlamlı sözcüklerin ya da zıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşan sözcük grubudur.


a) Yakın anlamlı sözcüklerle ikileme: doğru dürüst, delik deşik, eş dost
b) Aynı anlamlı sözcüklerle ikileme: kılık kıyafet, ses seda…
c) Karşıt anlamlı sözcüklerle ikileme: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç…
d) Aynı anlamlı sözcüklerle ikileme: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş…
e) Yansımaların tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl…
f) Biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerle yapılan ikileme: eğri büğrü, eski püskü, sus pus, tek tük…
g) Yarı anlamlı sözcüklerle yapılan ikileme: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur…


İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz. Ama “curbaga” virgül koymuş.

 

2- "İnşaata izinsiz girilmez.." olecah Hocam..

 

a- Tırnak işaretini -hayret edilecek biçimde- doğru kullanmış. Ama “olecah” sözcüğü yanlış(Sanki yanlış olduğunu kendisi bilmiyor da…).

 

b- Noktalama imlerinin içinde “yan yana iki nokta” diye bir şey yoktur. Nokta, üç nokta, sıralı nokta ve üst üste iki nokta imleri vardır.

 

c- “Hocam” sözcüğü özel ad değildir. Tümcenin başında da değildir. Öyleyse ilk harfi küçük yazılmalı.

 

3- “Öbir türli oldi mi,sankim izin almadan yapılan inşaat varimiş ta,ona giriliyermiş gibi bişe oliyer..”

 

a- Şive ile yazmasını geçelim.

b- Virgülden sonra boşluk bırakmadan yeni sözcüğü yazmaya başlamış.

c- “…varimiş ta, ona giriliyermiş…”  diye yazmış. Ayrı yazılan yani bağlaç olan “da”, hiçbir zaman “ta” olarak yazılmaz. Bir de bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz.

d- Yine tümcenin sonuna iki nokta koymuş.

                                                         ***

Belki bu dersten dolayı “curbaga” alınır. Namık’ın alınmayacağını biliyorum.

bibinoglu953 Ekledi:
03.01.2010 22:57:57

 Ben bu tür tümcelerde virgül kullanılması gerektiğine inanıyorum. Okuyucuların tümü dilbilgisi konusunda yetkin değildir. Sıfatı falan düşünmeden anlam yüklerler tümceye. Anlaşılır olması açısından virgül gereklidir bence.

Verdiğin örneklerle "İzinsiz inşaata girilmez." tümcesi tam olarak örtüşmüyor. Verdiğin örnekler çok açık. Sıfatları başa aldığınızda, virgül koysanız bile anlam bozuk oluyor. Virgül koymadığınız zaman ise daha bozuk oluyor. Oysa asıl irdelediğimiz tümceyi nasıl yazarsak yazalım tam bir anlam oluşturuyor. Virgül kullandığımızda anlam netleşiyor.

Not: Aşağıdaki açıklamanda, "İzin almadan inşaata girilmemesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz." demişsin. Soruda böyle bir açıklama yok. Soru sorduğun insanlar bunu nasıl anlayacak?  "İzinsiz inşaata girilmez." tümcesinin bir anlamı var. Senin istediğin anlam çıkmasa da dil açısından anlamlı (bence iki anlamlı) olduğunu savunuyorsun şimdi. Virgül koymadan da tek anlam çıktığını savunduğuna göre, "anlamsız" diyemezsin. "Başka bir anlamı kastettim." de diyemezsin. Çünkü kastettiğin şeyi, soruda açıklamalıydın.

 
 

herhangibiri Ekledi:
03.01.2010 21:54:48


Niteleme sıfatı olarak kullanılan bir çok kelime de zarf olarak kulla­nılabilir. (Büyük lokma ye, büyük konuşma.) Ancak zarf olarak kullanılması gereken bir kelimenin cümlede yanlış yerde (özellikle, isimlerden önce sıfat yerine) kullanılması söylenmek istenilenle söylenenin birbirinden farklı olmasına ve anlatım bozukluklarına yol açar:

Toplantıda güzel  konuştunuz. (Konuşma eylemi güzel yapıldı.)

Güzel toplantıda konuştunuz. (Güzel sözü, toplantının sıfatı oldu.)

Tiyatroya fazla gidemiyorum. (Eylem sık yapılamıyor.)

Fazla tiyatroya gidemiyorum. (“Fazla tiyatro” uygun olmaz. )

İnşaata izinsiz girilmez. (Eylem için izin alınmalıdır.)

İzinsiz inşaata girilmez. (İnşaat izinsizdir.)

Başım çok ağrıyor. (Ağrının şiddeti belirtiliyor.)

Çok başım ağrıyor. (Uygun değildir.)

(Yukarıdaki örnekler alıntıdır.)

Niksarlının görüşlerine katılıyorum.

curbaga Ekledi:
03.01.2010 21:53:58

Bence "niksarli" hakli..

niksarli Ekledi:
03.01.2010 21:47:21

Haydar hocam,A- 2. şıktaki anlamı yüklemek için, bence,noktalama işareti kullanmaya gerek yok. 1. şıkta ise noktalama (yani virgül) gerekli.
B şıkkındaki değerlendirmenize ise katılıyorum.

bibinoglu953 Ekledi:
03.01.2010 21:20:49

 A- "İzinsiz inşaata girilmez." tümcesinde anlatım bozukluğu yok gibi duruyor. Ama noktalama eksikliği yüzünden iki anlam çıkıyor. Açıklayayım:
1- "İzinsiz, inşaata girilmez." diye yazarsak yani virgülü birinci sözcükten sonra koyarsak "İzin almadan inşaata girilmez." anlamı oluşur.
2- "İzinsiz inşaata, girilmez." diye yazarsak yani virgülü ikinci sözcükten sonra koyarsak "İzinsiz yapılan inşaata girilmez." anlamı oluşur.

Bu yüzden, birinci tümcede noktalama eksikliği vardır.

B- "İlgi ve alakanıza teşekkür ederim." tümcesinde aynı anlama gelen sözcükler, gereksiz kullanılmıştır. "İlgi" zaten "alaka" demektir. "İlgi ve ilginize" denilemeyeceğine göre, "ilgi ve alakanıza" da denilemez.

curbaga Ekledi:
03.01.2010 18:43:32

Ben,öbir soriyi cevaplamaya bila gerek görmadım idi.. 

curbaga Ekledi:
03.01.2010 18:41:01

Yav..Alla ..Allaaa..
KAZANAN KAZANAMİYER,KAZANAMİYAN KAZANİYER!!
Biri bana buni tez açuhlasun..

herhangibiri Ekledi:
03.01.2010 18:19:36

Sayın Kopuz ;

 

“İnşaata girmek tehlikeli ve yasaktır” Doğru bir tümce fakat bizim vurgulamak istediğimiz yasak ve tehlikeli olması değildir. İzin almadan inşaata girilmemesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

 

Sayın Curbağa ;

 

“İnşaata izinsiz girilmez” biçimindeki  tümceniz  ve açıklamalarınız doğru.

 

"Alaka "  sözcüğüne düzeltme işareti konmasına gerek yok. Konuya ilişkin açıklamaları daha sonra yapacağız. Şu kadarını belirteyim; özellikle karıştırılması söz konusu sözcüklerde  bu işareti kullanmanızı öneririm.

 

Hâl : Durum

Hal : Pazar yeri

 

Ala : Karışık renkli

Âlâ : İyi , pekiyi

 

“İlgi ve alakanıza teşekkür ederim. “

 

Yukarıdaki  tümce de bir soruydu. Bu tümcedeki anlatım bozukluğu nereden kaynaklanıyor?

 

 

Not:

 Sayın Curbağa ;

 Bir soruyu doğru yanıtladınız diğerini görmemezlikten geldiniz. Ben de doğru yanıtınızı görmemeye karar verdim. Bu nedenle ödül kazanamadınız.

 

Sayın Kopuz;

Türkçeye gösterdiğiniz ilgiden ve yazıları sürekli izlemenizden dolayı ,  adminin “Cağ  Kebap “ ından  yeme ödülü kazandınız.Lütfen ilgili bölüme giriniz ve 6 cağ  yiyiniz.

 


curbaga Ekledi:
03.01.2010 15:59:12

Sayın Hocam;
"Alaka" niya şahpasuz??
Şahpayi koyarsah eger,nerasına koyecoh?
Acele cevap iştarım..

curbaga Ekledi:
03.01.2010 15:56:32

Hocam,hocam;
Ben cevap verem(bu arada parmah kalkar)
"İnşaata izinsiz girilmez.." olecah Hocam..
Öbir türli oldi mi,sankim izin almadan yapılan inşaat varimiş ta,ona giriliyermiş gibi bişe oliyer..
Kazandım mi?
Kazandisam,na kazandım?

kopuz Ekledi:
03.01.2010 15:43:57

İnşaata girmek tehlikeli ve yasaktır.Doğrusu bu değil mi hocam.?

herhangibiri Ekledi:
03.01.2010 15:27:49


 Aşağıdaki tümcelerde anlatım bozukluğu var mıdır ? Varsa nereden kaynaklanmaktadır? Doğruları nasıldır?

 İzinsiz inşaata girilmez.

İlgi ve alakanıza teşekkür ederim.

bibinoglu953 Ekledi:
02.01.2010 01:27:43

Kadir Kardeş,

Senin açıklaman TDK'nun koyduğu kurallara göre elbette doğru. Ama ben, bu kuralların yanlışlarının olduğunu savunuyorum.

 

Düşüncemi açıklayacağım ve bir daha tartışmayacağım. Çünkü bu sayfanın amacının dışına taştığımın farkındayım.

ayır(mak): eylem kökü
-ıl : yapım eki
Kural: İki heceli sözcüklerde, ikinci hecedeki ünlü, dar ünlü ise ve ünlü ile başlayan ek alıyorsa fiil kökündeki dar ünlü çoğunlukla düşer.

Sonuç: ayır+ıl = ayrıl(mak) ('y' ile 'r' arasındaki 'ı' dar ünlüsü düşüyor.  

 

Peki,

 

soğur(mak): eylem

-ul: yapım eki

Kural: İki heceli sözcüklerde, ikinci hecedeki ünlü, dar ünlü ise ve ünlü ile başlayan ek alıyorsa fiil kökündeki dar ünlü çoğunlukla düşer.

Sonuç: soğur+ul = soğurul(mak)
Görüldüğü gibi, “u” da dar ünlü olmasına karşın düşmüyor.

 

Ayrıca bir dilde kurallar koyulurken, halkın genel kullanımı göz ardı edilmemeli. Çocukları zorla elinden alınarak evden uzaklaştırılan annelere, “Çocuklarından neden ayrıldın?” diye sorulduğunda, çoğunluğun vereceği yanıt şu olacaktır: “İsteyerek ayrılmadım ki çocuklarımdan zorla ayırıldım.”

 

Bence, ünlü düşmesi kuralı, anlamı değiştiriyorsa uygulanmamalı. Burada özel bir durum var. Ünlü düşmesiyle, anlamda sapma oluyor. Öyleyse bu sözcük, genel kuralın dışında tutulmalıydı. Zaten kural dışında kalan başka sözcükler de var.  

 

Başta da dediğim gibi konuyu uzatmak anlamsız. Daha verimli alanlarda, ayrıntıya girmeden, işimizi sürdürelim.  

curbaga Ekledi:
01.01.2010 23:05:08

Zannetmeyin ki kimse okumuyor..
Ben okuyorum ve gerçekten çok yararlanıyorum.
Teşekkür ederim ikinize de..

herhangibiri Ekledi:
01.01.2010 19:47:46


Haydar Abi;

 

 Kişisel olarak sözcüklerin bu kadar zorlanmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Bizler, kendi anlayışımıza göre kurallar geliştirirsek sorun daha da içinden çıkılamaz bir durum alır.Dilin doğru kullanımına ilgi duyanları da  soğuturuz.

 

Şöyle düşünelim:

 

ayır : eylem kökü

-ıl :yapım eki

ayır-ıl

 

“ayır” eylemi ünlüyle başlayan ek aldığı için ikinci hecedeki dar ünlü düşüyor.

 

“ayrılmak” oluyor.

 

Ses düşmesini yok sayamayız.

Yok saydığımız zaman bir başkası da kendine özgü nedenlerle :

 

“çevrilmeyi, çevirilmek ;  kızarmayı ,kızılarmak “ olarak  yapar.

 

 

Dil bilgisi kurallarını zorlamaktansa farklı sözcükler kullanmak anlam karışıklığını önleyecektir düşüncesindeyim.

 

Suçlu ben değilim,beni yurdumdan zorla ayırdılar.

 

Suçlu ben değilim,yurdumdan   ayrılmayı zorla  isteyen bendim.

 

bibinoglu953 Ekledi:
01.01.2010 18:54:18

"Soru'nun" sözcüğündeki kesme imine anlam veremeyenler olabilir. Bu yüzden açıklama gereği duydum. Kesme imi koymasaydım "soru" sözcüğü "sorun" sözcüğü ile karıştırılabilirdi.

bibinoglu953 Ekledi:
01.01.2010 18:36:07

Çok yönlü irdelenmesi gerekir bu soru'nun. Ancak kısaca yanıtlayayım. Özel adların sonuna gelen yapım ekleri, kesme imiyle ayrılmaz. Çünkü artık bu sözcüğün anlamı değişmiş, başka bir anlam kazanmıştır.

Örnek: Artvinli, Kayserili, Ankaralı vb. (Bu sözcükler, -li yapım eki alarak yer adı olmaktan çıkmıştır. "Bu yerlerde doğan insanlar" ya da "bu yerlerin nüfus kütüğüne kayıtlı insanlar" anlamı doğmuştur.

Ancak yine de ilk harfleri büyük yazılır. Özel adların sonuna gelen çoğul ekleri de kesme imiyle ayrılmaz.

Örnek: Hasanlar, Mehmetler, Artvinler, Diyarbakırlar vb.
***
Yeri gelmişken bir soru soracağım Kadir. Yukarıda "...kesme imiyle ayrılmaz." diye bir tümce yazdım. Benim görüşüme göre, buradaki "ayrılmaz" sözcüğü yanlış. Bu, "ayırılmaz" olmalı. Oysa sözlükte "ayırılmak" diye bir sözcük yok.

Konuya bir örnek yine vereyim:
TDK’ye göre, "Suçlu ben değilim, yurdumdan zorla ayırıldım." tümcesi yanlıştır. "Suçlu ben değilim, yurdumdan zorla ayrıldım." deseydim anlam tamamen değişirdi oysa. Birincide, beni ayrılmaya zorlayan başkalarıdır. İkincide ise ayrılmak için kendim başkalarını zorlamışım sanki.

İçinden çıkabilirsen çık! Ben "ayırılmak" sözcüğünü kullanıyorum. Uysa da uymasa da... Yanlış mı yapıyorum Kadir? Bana bir yol göster!

 

herhangibiri Ekledi:
01.01.2010 16:44:35

Benzer başlık, Artvin-Biz  sitesinde de sözkonusu :

Hey Artvin'li ! Mutlu Yıllar

Köşe Yazıları

Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-3
Şevket Çorbacıoğlu Şevket Çorbacıoğlu Ulusal Bayramların İçi Boşaltılıyor mu?
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-2
Rasim Yılmaz Rasim Yılmaz Ankara'daki Artvinliler Niçin Bölündü-1
İbrahim Erol İbrahim Erol Atatürk Dinsiz miydi?

Üye Girişi

 
Kullanici adi ve sifre alani büyük-küçük harflere duyarlidir.
Yeni Üye Kaydı
Kayıp Şifre
Giriş Yardımı Giriş Yardımı

En Yeni Resim

Artvin resimleri son eklenen resim dosyası.Artvin Manzara Resimleri kategorisinde.

Tekin Böbrek

tarafından eklenmiş.
» Ardanuç Çakıllar köyü
Ardanuç Çakıllar köyü
Resim kategorileri içerisinde yayla resimlerini beğeneceğinizi umuyoruz.

Videolar Son Video

Şavşat Gezisi

Şavşat Gezisi

Genel Bilgiler

  • Artvin Yöresinde Kullanılan Ağaç Eşyalar
  • Tulum
  • Beğlevan Kemer Köprüsü
  • Eski Milli Güreşçi, Polat AYDIN
  • İskender Paşa Camii
  • Demirkent (Erkinis) Camii
  • Mençuna Şelalesi
  • Bayar Şahin
  • Şavşat Kalesi
  • Maral Şelalesi

» Tulum Dinle

» Artvin Türküleri Dinle

» Sohbet Odası


www.artvin.biz'de şu an dolaşan 22 kişi bulunmaktadır.www.artvin.biz bugün 854 tekil kişi,5607 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
2012 yılı toplam 1223363 tekil kişi, 10809887 çoğul kişi tarafından ziyaret edilmiştir.Ip numaranız 38.107.179.208 'dir.
www.artvin.biz'de toplam 13945 üye bulunmaktadir.Son Üyemiz birkangenc
Online Üyeler:


Sayfa olusumu: 0,546875 saniye
© Artvin biz 2005-2012 Coded&Design By Cengiz Gündüz  

BlogEngine | Artvin Siteleri | Resim Gönderin | İletişim | Arkadaşınıza Tavsiye Edin | Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesi


Rss rss Haberler | Resimler | Videolar | Sitemap25 Mayıs 2012 Cma Saat: 18:28:25 Css | Sayfa Başı