Baraj ve Hesler
20
Pazar
12:32:18
ONUNCU KÖY
Bu sonuncu köyümüz..
Unutmayın.Köylerimizi "su" altında bırakan suyun kendisi değildir..
Çünkü suyun bilinci yoktur..
Suyu nereye yönlendirirseniz oraya akar..
Suyun başındakilerdir suya yön verenler.
Doğada boşluk diye bir kavram yoktur.
"Boşluk" sadece bazı insanlarımızın bilincini İŞGAL eder..
Bu işgale izin verirsek eğer,
Önce köyümüz ve sonra her şeyimiz SU ALTINDA KALIR!
MERHABA..
hhsungur Ekledi:
08.03.2011 00:56:26Merhaba ;
Lütfen www.burhanname.com sitesini ziyaretiniz beklenmektedir.Savcı Bey öyle dedi...
Ona göre...
kopuz Ekledi:
21.01.2010 15:09:11cengiz bey Rasim bey in Yıldırım demir,le söyleşi haberini 10 .köye taşıyabilirimisin.
lingi aşağı da .
http://artvin.biz/Artvin-haberleri-588-Ardanuclular-Derneginde-Yildirim-Demir-ile-Soylesi-haberi.html
Resimleri ile birlikte taşır san sevinirim
hhsungur Ekledi:
05.01.2010 00:05:08Yâhu NAMİK ; kafam,ala bula oldu. Eskidan açardim artvin.biz i,ha koyler gelirdi heman.Bulurdum HAMURLUYU,ya<ardım yazimiiii...
Ha şimdi,demindan beri dolaniyerm ortalıkda.
Tarsus'ta böyle durumlar için: it ayağı yemiş gibi ne dolanıyorsun ortalıkda,diller yani derler.
Dur bakayım bir daha deneyeyim.
Duran Kaya ya ve Kemal Birader e şiir yazacağız da...
5197
1. bölük
5.takım (yanisi capon ordusu)
mazlum Ekledi:
31.12.2009 12:30:32Bütün Onuncu köy sakinlerinin yeni yılını kutlarım.
kopuz Ekledi:
30.12.2009 13:49:34Özmenem yazınız tarafımdan silinmiştir.
mazlum Ekledi:
29.12.2009 10:33:23
Kısmen amin!...
kopuz Ekledi:
28.12.2009 22:36:56Adnan bey siz huysuz ihtiyarı takip edin, yine bize çatmasın. Görev dağılımı zaten yapacağız.
ozmenem Ekledi:
28.12.2009 22:03:41
saolun abilerim.
ama ben cahilim, sadece nefer olmak isterim.Savaşacak asker olmak isterim.ne kalbim nede beynim komutan olmaya izin vermez. haddimi bilen biriyim.
sizleri seviyor ve sizlere saygı duyuyorum.
kopuz Ekledi:
28.12.2009 20:29:26adnan bey 10. köye hoş geldiniz ahale bir kenara geç otur evin anahtarı hazır .
kopuz Ekledi:
28.12.2009 20:10:56Allahum,
El açip sana galduğ bizlari boş çevurma ya Rabbi. Cehenemunda kizarmiş piliç gibi kavurma, her birumuzi ogeçaya bergeçaya savurma ya Rebbum...
Gorunu gorunmaz belalardan, indan cindan, şeytani hilelardan, kuri iftiradan, türli türli desiselardan bi da cazi şerrindan bizlari koru ya Rebbum..
Haman haman hergun yeduğumuz nanelardan, barajlardan hesmüdür nadur işta o anderlardan emarikanın şerrin den ve da sarhoşluk veran para gibi nebatdan oga bizlari sonra da cumle koni komşiyi veda 10. koyu uzak eyla ya Rebbum...
koyumuzun bahçasinda na güzel otururken köyün sakinlarini kızduran, suçsuz yavrulari segirtturan huysuz ehdiyar mazlum kullaruva saadet ihsan egla ya Rebbum.
Allahum Allahum,
Eziz akşamun yuzi suyi hurmetina hergun toplandugumuz habu 10 köyün başina turli turli belalardan, kuri iftiradan, mutasyona oğramiş ander donğuz giribindan, virüs gibi haşarettan bi da laf anlamaz uyelardan koru ya rebbum..
El açtuğ sana galduğ, duvalarumuzi kabul, gonlumuza nur, işumuza uğur ver...Bi hurmeten fatiha.
niksarli Ekledi:
28.12.2009 19:55:13Sayın Özmenem,siz de hoşgeldiniz onuncu köye.Sizin de tecrübelerinizden faydalanmak isteriz.
Saygılarımla.
ozmenem Ekledi:
28.12.2009 19:49:13
Dayanışma bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması demektir. Toplumsal dayanışma ise toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir.
Dayanışma: İnsanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirine karşılıklı olarak bağlı duruma gelmesine dayanışma denir. Dayanışma, toplumda kişiler arasında sevgi, saygı ve işbirliğini geliştirir. Çünkü, dayanışma ahlâkî bir gerekliliktir.
Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda toplumsal dayanışmanın çok önemli bir yeri olduğunu artık idrak etmemiz gerekmektedir. Çünkü iyi yaşamamıza yardımcı olacak unsurlardan birisi dayanışmadır. Ülke içinde veya dış ülkelere karşı her zaman birlik ve beraberliğimizi korumak zorundayız. Toplumsal dayanışma denildiğinde konuyu birçok farklı noktadan incelemek gerekir. Toplumu oluşturan bireylerdir. Bireyler arasında güven ilişkisi, demokrasi, hukuka saygı, kurumlar arasındaki iletişim, köylü yada kentli bireylerin birbirine olana saygı ve bağlılığı, devlete olan güven ve günümüz Türkiye’sinde olumlu yada olumsuz her türlü gelişmelere verilen reaksiyonlar olarak incelenebilir. Birlik ve beraberlik denildiğinde toplumsal dayanışmaya en büyük örnek Kurtuluş Savaşımızdır.
Kurtuluş Savaşında verdiğimiz milli mücadele ve elde ettiğimiz zafer, milli birlik ve beraberliğin bir eseridir.
Unutmayalım ki: Birlik ve beraberliğin olmadığı bir toplumda kargaşa ve terör vardır.Dayanışmada Sevgi, Saygı ve Hoşgörünün Önemi :Dayanışma, sevgi, saygı ve hoşgörü varsa gerçekleşebilir. Birbirini sevmeyen, hoşgörü sahibi olmayan, birbirinin haklarına saygı göstermeyen insanlar dayanışma içinde olamazlar.
Değerli dostlar, bugünkü yşadığımız olaylar kurtuluş savaşı öncesi sevr zihniyetinin trend yaptığı döneme çok benzemektedir.
Bu yüzden, ikinci bir şahlanış yapabilme iradesi ve kararlılığı sergilemek gerekiyor. O dönemi şöyle bir hatırlayalım, imkanlar kısıtlıydı ama başarma azmi ve kararllıığı vardı milletimizde. Bugün ise, imkan çok , azim ve kararlılık inanç eksikliği çekilmektedir. bir sosyolog olarak yaptığım tesbit budur.
Bu hayati mevzu ve kutsal mücadele de (memleket mes'elesinde) şahsımında sizlerin yqanında, omuz omuza, yürek yüreğe sizinle birlikte mücadele de olacağıma söz veriyorum.
Saygılarımla
kopuz Ekledi:
26.12.2009 14:24:02Zeycan hanım Sizi aramız,da görmek ne güzel. Hoş geldin
Selamlar
niksarli Ekledi:
26.12.2009 12:08:01Sayın Sarıkız,siz de hoşgeldiniz.Umarım yazılarınıza devam edersiniz.
yusufeli1 Ekledi:
26.12.2009 11:12:16Merhaba,
Ben zeycan sarıkız.
Siteye yeni üye oldum ve henüz yazılanları okuyup anlamaya çalışmakla meşgulüm. Yusufeli sitesi aracılığıyla buraya katılım gösterdim. Baraj ve HES mağdurlarıyla oluşturduğumuz ''baraj ve HES eleştirel kampanyalarında'' çalışmaktayım.
Yaklaşık bir ay öncesinde, başta Ayhan abi ve o yörede yaşamakta olan değerli yöre yaşayanları vasıtasıyla, Aşağı Irmaklar yöresinde HES projesi uygulanacağı haberini aldık. Bu haber üzerine, bu sitede konuyla ilgili yayınlanan videoları da izledik. Ardından yöreyle ilgili durumu, kampanyalar dahilinde, tüm baraj ve HES mağduru yöre yapılanmalarına gönderdik.
Bu, hem daha önce yörelerinde su konusunda mağduriyet yaşayanlar için hem de Aşağı Irmaklar için önemli olsa gerek, ki; böylece yöreler karşılıklı fikir alış-verisinde bulunabilir. Birbirlerinin tecrübelerinden faydalanabilir. Genel olarak bu tür projelerin yol açtığı sorun ve sonuçların tartışılması hakkında birbirlerine örnek teşkil edebilir ve bu sayede her yöre kendi problemiyle sırf kendi başbaşa kalmamış olup, meselenin gerçekten de tüm ülkeyi ve ülkenin su politikasına dair gidişatını ilgilendirdiğini bir kez daha gözler önüne serer.
Yıllardır ülke genelindeki baraj ve HES projelerine yönelik sorunlar üzerine çalışmakta ve çeşitli kampanyalar oluşturup mağdur yöre yaşayanlarıyla birlikte hareket etmekteyiz. Bu süreler içerisinde biriktirdiğimiz naçizane tecrübe ve saptamalarımızı da heryerde paylaşmaktayız. Buraya geliş amacım da budur.
Herşeyden önce ''doğru HES-yanlış HES'' tartışmalarının zaman kaybına yol açacağını düşünmekteyim. Çünkü şu ana kadar bu projelerin uygulandığı ve ona direnişin vücut bulduğu hiçbir yörede ''doğru'' denecek bir HES projesine tanık olunmamıştır. Uygulayanlarını değiştirirsek o zaman düzelir de diyemeyiz. Çünkü kim uygular uygulasın projenin kendisi ortadadır, ''yanlıştır'' ve şu ana kadar da o projelerin ne doğru olduğuna, ne de uygulayanlarının doğru uyguladığına tanık olan yöre yoktur. Yoktur, çünkü tüm o yörelerle birlikte çalıştığımız için hem onların sorunlarını birinci elden çok iyi biliyoruz hem de yörelerdeki tahribat ve talanın vehametine gözlerimizle tanık oluyoruz. Aksi halinde şu ve ya bu proje doğrudur diyen ''bekle de gör'' kuralına tabi kalır, ki; başlarken zaten hepsi de kendi projelerinin ''doğru'' olduğunu anlatarak bunları uygulamıştır ve beklenenlerin sonucunda görülenler bugünkü isyana vücut vermiştir. Bu durumda çok geç olmuş oluyor ve de geçmiş olsun demek kalıyor.
En birinci sorun, ülke yönetimimizin şu an sular üzerinde ısrarla uyguladığı ''yanlış su politikalarıdır''. Ülkemizin bu su politikasını derhal değiştirip yeni su politikaları oluşturmasına ihtiyacı vardır. Elbetteki bunu yapabilmesi için de, sularımız üzerinde şu an uyguladığı ve adeta birer ''yok etme'', ''insansızlaştırma'', ''talan etme'' uygulamasına bürünen bu katliam projelerinden derhal vazgeçmesi gerekmektedir. Bu konu üzerinde yıllardır edindiğimiz tecrübeleri birleştirerek bir ''Su Dosyası'' hazırladık. Bu dosya 2010 Ocak 11-12 sinde İstanbul'da ''Tüm Kampanyalar Ortak Toplantısı'' yapılarak ve çeşitli STK' ların de bize verdiği desteklerle kamuya, basına ve meclise sunulacaktır. STK'lar sivil toplum hareketleridir. Kampanyalar ise sosyal hareketlerdir. Yani bizler kampanyalar olarak kesinlikle ''halka, onun yararına ve onun istemlerine dayalı'' çalışmalara ehemmiyet göstermekteyiz. STK'ların da bizlerle bu ilkelerde çalışmasına ve bizleri bu doğrultuda desteklemesine özen göstermekteyiz.
Bu doğrultuda en vazgeçilmez talebimiz: ''Suların halkçı kullanımını sağlamak üzere, sosyal adalet ilkesi ve eşitlikçi katılım ilkesi gereklerini benimsemiş bir toplumcu uygulamaya gidilmesidir. Su'ların yönetiminde yetkilerin ''demokratik havza su yönetimi'' modeli çerçevesinde yerele (bu alanda yetkinleşmiş ve halkın ihtiyaç ve istemlerini temel alan yerel yönetim, yereldeki halk, halkın seçtiği yerel idareler, yerel STK’lar vb.) devredilmesidir! Yerel idarelerin ''halk ile ortak projeler geliştirerek çalışılması, devletten bu uğurda finans desteği alması'' model olarak geliştirilebilir.''
Bu konuda detayları edinmeleri için Aşağı Irmaklar yöresinde yapılanan derneğe dosyaları gönderebilirim. Eğer katılımcı olarak bulunmak isterlerse de yukarda verdiğim tarihlerde İstanbul'da yapılacak toplantıda tüm katılımcı yöreler ve kampanyalarla birlikte yer alabilirler.
Şimdilik ileteceklerim bu kadardı. Siteyi okudukça tartışma ve görüş alış-verişinde bulunma aşamasına da memnuniyetle katılım göstermeye çalışacağım.
selam ve saygılarımla
sarıkız
bibinoglu Ekledi:
26.12.2009 00:59:46
Erdal bey, toplantıya katıldım. Koca İstanbulda 35-40 kişi. Karadenizdeki derelerin satılması temelinde konuşuldu. İsmail bey gerek gördüğü gelişmeleri açıklayacaktır. Bu tür platformlar, katılımlar az da olsa çok önemli.
erdal08 Ekledi:
23.12.2009 14:50:38Ankara Artvinliler Derneği Başkanımız sayın Güner YALCIN bey in Katkılarıyla
Değerli Karadenizli hemşehrilerim,
Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum,
Biz Karadenizli'ler vadilerimizde uygulanmakta olan (ve uygulanacak) HES projelerine karşı bilgi ve duyarlılığımızı arttırmanın ve gerekli sivil tepkimizi daha güçlü bir şekilde duyurabilmenin yollarını aramak için bir araya geliyoruz.
Bu toplantıya İstanbul'da çeşitli sivil toplum örgütleri ve toplumsal muhalefet bileşenleri de katkı sağlayacak.
Sizleri bu toplantıda yanımızda görmek ve gerekeli 'oluşumun' altyapısını birlikte kurmak istiyoruz.
Sizlerin email adreslerinize değerli avukat Yakup Okumuşoğlu'nun önerisi ile ulaştım.
Toplantının yer ve zamanı hakkında bilgi aşağıda vermiş olduğum linklerde bulabilirsiniz.(Son link'te toplantı katılım linkidir)
Bu emailin biraz geç gönderilmiş olduğunun farkındayım. Fakat bu ilk toplantımıza uzun sürecek ciddi bir hazırlık yapmaya gerek olmadığı görüşündeyim.
Toplantıya gelemediğiniz taktirde konuyla ilgili başka bir arkadaşınızı gönderebilirseniz seviniriz. Zira bizler aramızda her vadiden temsilciler olmasının daha etkili olacağını düşünüyoruz.
Bu oluşumun altyapısını kurmak için şimdiden web sitemizi kurduk ve facebook'da bir grup oluşturduk. En alt bölümde Çağrı metnimizi koyduk.
İlginiz için teşekkürler.
İsmail Akyıldız
Senoz Vadisi Koruma Platformu Sözcüsü
İ.T.Ü Öğretim Görevlisi
http://www.karadenizisyandadir.org/web/index.php
http://www.facebook.com/iakyildiz?ref=profile#/group.php?gid=213273236147&ref=mf
http://www.facebook.com/event.php?eid=235811667017&ref=mf
Karadeniz su kaynakları ve bu kaynaklardan hayat bulan ekosistem ile bölgedeki ekonomik ve sosyal yaşamın su ihtiyacı, tarihte hiç olmadığı kadar tehlike altındadır. Karadeniz doğası tarihinin en kritik günlerinden geçmektedir. Binlerce derenin kullanım hakkı, uygun etüt ve planlamalar yapılmadan hidroelektrik santrali projeleri yapmak üzere özel sektöre devredilmiş, projeler uygulamaya konurken doğaya müdahalenin doğuracağı sonuçlar bilimsel olarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçirilmeden vadiler apar topar ranta açılmıştır.
Bu olumsuz gidişatı durdurmak üzere Karadeniz halkı ve bazı sivil toplum örgütleri çeşitli mücadeleler vererek bölgede bilime ve hukuka aykırı uygulamalara karşı koymuştur.
Vadilerin tek başına vermiş oldukları hukuk mücadeleleri ne yazık ki sermayenin büyük gücü karşısında etkili olamamış, faaliyet gösteren şirketler idare mahkemelerinin vermiş oldukları iptal kararlarına rağmen doğa katliamına etmişlerdir.
Senoz Vadisi gibi daha birçok örnekte de açıkça ortaya çıktığı gibi;
hukuk mücadelesini kazanmış olmak şirketleri durdurmaya yetmemiş, hukuk uygulanmamış, halkın talepleri hiçe sayılmıştır.
Daha güçlü bir birliğe ihtiyacımız vardır.
Bu yüzden Karadeniz vadileri bir araya gelerek ülke çapında faaliyet gösteren diğer toplumsal muhalefet bileşenleri ve sivil toplum örgütleri ile irtibata geçerek güçlerini artırmak ve vadilerde uygulanmakta olan bilimdışı, hukuk dışı uygulamalara müdahale ederek bu olumsuz gidişatı kontrol altına tutmak zorundadırlar.
Karadenizliler bu birlikteliği bir an önce gerçekleştiremezlerse durum büsbütün kontrolden çıkacak vadiler geriye dönüşsüz bir şekilde tahrip edilerek yok edilecek vadide yüzlerce yıldır şekillenen kültürün de zorunlu olarak sonunu getirecektir.
Bu konuları masaya yatıracağımız, derelerimize, kültürümüze ve doğal yaşama sahip çıkmak için biraraya geleceğimiz ilk toplantımız İstanbul’da 25 Aralık 2009 Perşembe 19:00’da TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI’nda gerçekleştirilecektir.
Konuyla ilgili tek tek bireylerin ve sivil toplum örgütlerinin de bu toplantıya katılımını bekliyoruz.
Toplantı tarihi: 25 Aralık 2009 Cuma 19:00-22:00
Toplantı yeri: MMO İstahbul Şubesi / KatipMustafa Celebi Mh. İpek Sk. No:9 Beyoglu-İstanbul
bibinoglu Ekledi:
23.12.2009 12:27:01Arkadaşlar, etkili bir mücadele; ancak savunduğunuz şeyin doğruluğuna kendimizi de inandırdıktan sonra mümkün olabilir. Burada yaptığımız tartışma da esasen, doğruyu arama, emin olma arayışı. Bu aynı zamanda; soru sormayı, acaba demeyi gerektirir. Barajlar la ilgili olarak; TMMO'nın sitesinin yayınlar sekmesinden kitapları şeçip, Yenilenebilir Enerji Kaynakları kitabının 40.sayfasındaki Hidroelektrik Enerji ve Santraller bölümünü, yine "acaba" diyerek okumanızı tavsiya ederim. Bir iki cümlesini ilginizi çekmesi açısından aşağıya alıyorum. İnatla araştırmaya devam ediyorum...
"Dünyada kullandığı kaynağı tüketmeden, kirletmeden enerji üretildikten sonra
tekrar doğaya bırakan yegane enerji tesisi hidroelektrik santrallerdir. Buna
rağmen son 20 yılda ortaya çıkan radikal çevre hareketleri , büyük ölçüde petrol
ve gaz lobilerinin de desteğiyle hidroelektrik santrallerin özellikle gelişmekte
olan ülkelerde yapımlarının yavaşlamasına neden olmuşlardır.
...Artık baraj inşa edilmesine ilişkin kararların ulusal bir karar olmadığı ve küresel
gelişme stratejilerine ve tercihlerine bağlı olduğu tespiti yapılmaktadır. Bu
tercihleri Üçüncü Dünya ülkelerinin yapması mümkün olmadığına göre, nihai
karar küresel güç odaklarınca saptanacaktır. Bu hususu sağlamak için Dünya
Barajlar Komisyonunun önerdiği çözüm de uluslar-üstü bir denetleme
kuruluşunun oluşturulmasıdır."
Tekrar yazma gereği hissediyorum. Uyanık olmak ve yukarı da belirttiğim TMMO'nun kitabı da dahil hiç bir veriyi aklın ve deneyimlerimizin süzgecinden geçirmeden kesin kabul yoluna gitmemeliyiz. Başkalarının değil kendi davamızı inançla savunabilmek için.....
Bu yazdıklarımın suların özelleştirilmesi konusuna girmediğini, barajlar konusuna girdiğini ben de biliyorum. Ama Onuncu Köy mensupları için yazdım. Hamurlu Köyü mesaj tahtasına girilemiyor nedense....
admin Ekledi:
22.12.2009 13:34:42Değerli Arkadaşlar,
Pek uyarı yapmak istemiyorum; ama burası "Köy Mesaj Tahtası" gibi sayfalanmayacağından ve açacağınız yeni konular bir iki saat sonra Google'de bellekleneceğinden,biraz farklı olan konular için yeni bir başlık açmanızı tavsiye ediyorum.Belki ilerde sayfalama ekleyebilirim fakat kullanıcıları sıkmadan daha kolay bilinçlendirebilmek için değişik başlıklar daha yararlı gibi görünüyor.
Tüm katılımcılara teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.
Not:Sayın "Olgun Gümüş" arkadaşımızdan, oradaki gelişmelerden anında bizleri haber edebilmesi için, ayrı bir başlık altında;güncel gelişmeleri bizimle paylaşmasını rica ediyorum.Bu konuda Nimet hanım ve de Artvin'den katılan ziyaretçilerimiz de destek verir sanırım.
curbaga Ekledi:
22.12.2009 12:51:15Arkadaşlar;
Belki gözden kaçmıştır diye yazıyorum;
"BURSA SEMPOZYUMU HAKKINDA" başlıklı yazıyı okuyunuz.
Katılımcı(konuşmacı) olmak isteyenlerin başvuruları bekleniyor..
curbaga Ekledi:
22.12.2009 00:14:50
Oyanki teraftayım Cemal..
Birez boşkaldi da orasi..
Burasi ey gediyer eyi..
turgutsezer Ekledi:
21.12.2009 23:46:28hepinize merhaba.
coşkun çoruhumuz öyle yada böyle barajlar oldu katkı ise bizden bukadar.kollarını ,kollarını
besleyen kaynaklarını vermiyoruz,satmıyoruz o kadar şiarından hareketle inceden derinden
çalışıyoruz meraklanmayın. bu işe el attık sempozyum ocak ayı sonugibi olacak sanırım.
siteye yazılan katılımlar konusunda herbir kişiyi not alıyoruz.son durumu sempozyuma onbeş
gün kala sizlerle paylaşacağız.şimdilik bu kadar.
erkinislee Ekledi:
21.12.2009 22:29:19Ola siselat...
Kaçuk sani kimin olu..Kim kimdan çekti bi Allah bilu bi da ben..Burda da mi buldun bizi..Az bi rahat etmiştuh..Yusufelim.com da sanun bashılarundan el yaha etmiştuh..Galdun burda da bizi gammazliyesin..Alicağun olsun..
Saninan goruşuruh..
siselat Ekledi:
21.12.2009 22:14:20Hoşbulduk Abi,
Şu bizim kaçıkların uslu durmalarına bakmayın lütfen.3-4 yıldır anamı ağlattılar vallahı...Hele hele içlerinde biri var ki çok tehlikelidir, aman dikkat ediniz. Sitemizin bu tescilli kaçkınının ikide bir: "Nerde benim zeytin ağaçlarım?" diye vaveyla koparması var ki; kükremesi arşa değer!
İsmi bende mahfuz olsun, öteki kaçkınımızın ise Emniyette kaydı var! Tekrar uyarmak isterim ki, halis muhlis durmalarına sakın aldanmayınız.
Saygılarımla...
niksarli Ekledi:
21.12.2009 21:58:40
Sevgili Siselat,sizin kaçuklar bizim akıllılardan daha akıllı çıktılar.Sen bir de Hamurlu köyü sayfasına uğrasan hep şaşarsın.
Hoş geldin.
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 21:54:16
"Susuzluk çekene çeşmeden karşılıksız su vereceğim" (vahiyler 21:6, İncil). sonuç ne oldu. Çarmıh. O gün hz. İsa'yı çarmıha geren İsrail egemenleri bu gün bizim sularımızın peşinde. ancak bu sefer karşılarında Onuncu Köy var. Hiç şansları yok sn. Kaleli hem de hiç.
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 21:40:58
amiin, amiiin... yahu bu onuncu köy daha eylenceli biz eyisi mi burda devam edelim. İmam burda ama muhtar yok. Namık abi nerdasın?
siselat Ekledi:
21.12.2009 21:20:46Merhaba Arkadaşlar,
Bizim kaçkınları ararken burda buldum.Artvin.Biz'in değerli yöneticisinden istihramın odur ki, şu bizim kaçkınları Yusufelim.Com'a bir zahmet gönderiversin. Uzunca bir zamandır "kaçaklar nerde" diye doktorlar durmadan beni sıkıştırıyordu...Epeydir izlerine rastlayamayınca kamu adına bayağı endişelenmiştim.Ama neyseki şükür izlerine burda rastladım...
kopuz Ekledi:
21.12.2009 21:10:14Allahum,
El açip sana galduğ bizlari boş çevurma ya Rabbi. Cehenemunda kizarmiş piliç gibi kavurma, her birumuzi ogeçaya bergeçaya savurma ya Rebbum...
Gorunu gorunmaz belalardan, indan cindan, şeytani hilelardan, kari dırdırından, kuri iftiradan, türli türli desiselardan bi da cazi şerrindan bizlari koru ya Rebbum..
Haman haman hergun yeduğumuz nanelardan, uç bayazdan; un-şeker bi da tuzli taamlardan ve da sarhoşluk veran haşhaş gibi nebatatdan oga bizlari sonra da cumle koni komşiyi veda uzaktaki tum Yusufelililari uzak eyla ya Rebbum...
Sitemuzun bahçasinda kuduran mehellenun sebilarini urkutan, suçsuz yavrulari segirtturan yabancılara dişlari bilevli kirli sermayeleri gostarmadan iflah et ya Rebbum.
Allahum Allahum,
Eziz akşamun yuzi suyi hurmetina hergun toplandugumuz habu köyün başina turli turli belalardan, kuri iftiradan, mutasyona oğramiş ander donğuz giribindan, virüs gibi haşarettan bi da laf anlamaz uyelardan koru ya rebbum..
El açtuğ sana galduğ, duvalarumuzi kabul, gonlumuza nur, işumuza uğur ver...Bi hurmeten fatiha.
Meal-i tiranslate:
Cazi : cin
Kari : kadın
Rebbum :Allah, Rab.
Taam : türlü türlü yiyecek, içecek
Oga : önce
Kudurmak : oynamak
Mehelle : mahalle
Segirtturmak : kovalamak
Galmak : gelmek
Açtuğ: açtık
Dinglamak : dinlemek
Bayaz : beyaz
Urkutmak : ürkütmek, korkutmak
Oğramiş : uğramış
Donğuz : domuz
Ogeça : karşı yaka
Bergeça : beri yaka.
Metin üzerin,de bazı değişikler yapılarak 10. köye uyarlanmıştır..
Metnin orjinali www.yusufelim.com.
kopuz Ekledi:
21.12.2009 20:46:47Düzeltiyorum Kadir Bey
kopuz Ekledi:
21.12.2009 20:45:22Cemal bey bizler şunu düşünüyoruz Çoruh vadisindeki bütün derneklerin toplanarak ortak mücadele platformu altında faaliyet yürütmesi yönündedir .
Dernekler baharla birlikte bir araya gelip tanışma toplantılar fikir teatisinde bulunmak en öneliside açık hava ve kapalı yer toplantılarına ağırlık vermesi çalışmalarını yürtmesinden yanayız.Burda yeşil artvin derneği yol gösterci olacaktır.
Çoruh havzasındaki bütün derneklerin katılımı ile bahara doğru artvinde toplantı yapmayı planlıyoruz.
Şu anda bir panik yaşanıyor ama bunlar aşılacaktır önce kriterlerimizi belirleyelim olmasa olmazlarımız nelerdir bunları gözden geçirelim.eksiklerimizi tamamlayalım.
mart ayından sonra vira bismillah diyeceğiz yeterki bize desdek olun yanlız bırakmayın.
( küçük bir not kemal bey imla kuralları beni sıkıyor bağışlayın)
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 20:22:37
Ayhan bey, tüm yerel dernekler birlikte bu işgale karşı çıkarsa başarılı oluruz. bu konu milli mücadele kadar önemli bir konu. Sularımızı ne yerli ne de yabancı sermayeye sattırmamak için bütün varlığımızla mücadele etmeliyiz.
kopuz Ekledi:
21.12.2009 20:14:18Cemal bey işte bur,da tahkim yasaları devreye giriyor daha önce tahkim yasalarının çok ağır bedeller ötedeceğini söylemiştim.
Balık baştan kokmuş içinden çıkmaz bir hal almış.buyrun bunlar en basitleri ya ilerisin,de tahkime gidecek davaları düşün 100 yıl çalışsak ödeyemeyiz .
Bizim yaptığımız hizmet,in farkında olacaklardır. en güzeli şirketler el koymadan tahkime gitmeden bu işin önünü kesmektir aşağı ırmaklar,da bunu başaracağız. çünkü karşı taraf ilerleme kayıt edememiş.
Peki öteki dereler ne olacak..
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 20:06:15Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2008 Yılı Raporundan bir bölüm:
4.2.8 Tahkim davaları
Geçmiş dönem uygulamalarının bir sonucu olarak, üretim ve dağıtım tesislerinin işletme hakkının devri ileYİD projeleri içn bakanlığımız aleyhine açılan ulusal ve uluslar arası tahkim davaları ile ilgili ayrıntılı bilgi aşağıda yer almaktadır.
Kepez Elektrik TAŞ hissedarı olduğunu iddia eden Güney Kıbrıs menşeli “Libananco Holdings Co. Ltd” tarafından T.C. Devleti aleyhine 10.1 milyar dolarlık tazminat talepli ICSID nezdinde , Enerji Şartı Anlaşması çerçevesinde açılan tahkim davası devam etmektedir.
ÇEAŞ ve Kepez Elektrik TAŞnin hissedarı olduğunu iddia eden Polonya menşeli “Cementownia Nowa Huta” tarafından T.C. Devleti aleyhine daha sonra belirlenecek oran üzerinden faizi ile birlikte 4.648.157.411 ABD doları tutarında tazminat talebi ile ICSID nezdinde açılan tahkim davası devam etmektedir.
ÇEAŞ ve Kepez Elektrik TAŞnin hissedarı olduğunu iddia eden Polonya menşeli “Europe Cement Investment and Trade SA” tarafından T.C. devleti aleyhine ÇEAŞ için 3.500.000.000 ABD doları ve Kepez Elektrik TAŞ için 3.000.000.000 ABD doları tazminat talebi ile 02.02.2007 tarihinde tahkim başvurusunda bulunulmuş olup, söz konusu şirketler için açılan toplam 18,5 milyar dolarlık üç tahkim davasına ait süreç devam etmektedir.
ANDAŞ tarafından T.C. Devleti aleyhine 19.12.2007 tarihinde ICC nezdinde toplam 51,2 milyon ABD doları tutarında tazminat talepli tahkim davası açılmış olup, davaya ilişkin süreç devam etmektedir.
Karadeniz Ereğli DG projesinde ilgili şirket 12.12.2007 tarihinde Adalet Bakanlığına başvurarak tazminat talebinde bulunmuş ve 28/6/2008 tarihinde de ICSID nezdinde tahkim davası açılmıştır. Davaya ilişkin süreç devam etmektedir.
Bu bilgiler ilgili Bakanlığın resmi internet sitesinden alınmıştır. İsmini telafuz etmeye zorlandığımız bu şirketler meğer nerelerin hissedarı imiş. Yemişler içmişler de bir de diş kirası isterlermiş. İşte size özelleştirme. İşte size yerli/yabancı sermaye. Mehmet'e sattık dersiniz altından Moşe çıkar. Enerjiye geeell haanıımm. Sermayenin vatanı, nerede kar varsa orasıdır.
kopuz Ekledi:
21.12.2009 17:02:02Olgun gümüş bey yazılarına katılıyorum.görüşlerini benimsiyorum.yapacağınız her Türlü eymelerde yanınız da olacağımızı belirtirim derneğin bir an önce faaliyete geçmesi gerekir.derneğe katılımı mükün olduğu kadar yüksek tutun.çevre köylerinde katılımını sağlayın.
Şu anda sizin işiniz kolay.aşaığı ırmaklar suyunu alan firma biraz mesafe kat etseydi.işiniz zordu ancak şimdi kolay yeterki içinze girip sizi bölmeye çalışmasınlar.
selamlar
curbaga Ekledi:
21.12.2009 14:43:58Telaşa gerek yok Cemal.
Zamanla her şey yerli yerine oturur.
Ben bu aşamada "sayfanın" amacına ulaştığını görüyorum.Her türlü görüş burada ifade edilmeli.
Biraz da konuya olan "açlığımızdan" hızlı başladık..
Önemli olan konuyla ilgili "fikir" sahibi olmamız.Gerisi gelir merak etmeyin..
samusharli Ekledi:
21.12.2009 14:43:15
Syn. Bibinoğlu öncelikle teşekkürler .. bizim çıkış noktamız halktır burdaki tepkiyi görüp de kayıtsız kalmak mümkün değil.bizler zaten ilk başta bireysel tepki diyoruz kalan kitle psikolojisi herkezin konuyu iyice bilmesi noktasında gerekli çalışmalar yapılmıştır..köylü konuyu iyi biliyor ...nerde duracağını nasıl hareket edeceğini biliyor ..en önemlisi duruşunu tepkisini her defasında aynı kararlılık da verebilmesi şimdiye kadar bunu başardık ... dernek konusunda aynı kararlılık geçerlidir... gelecek için bir sigorta olduğu düşüncesiyle dernek konusunda çalışmalar yapılmaktadır. bizzat bu çalışmaların takipçisiyim...
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 14:27:52Olgun Bey, çok teşekkürler. Kurulacak derneğe bizler de elbette üye oluruz ve maddi ve manevi destekleriz. elimizi biraz çabuk tutalım derim. Bu arada bizlerin ne gibi katkısı olabilir? dernek konusu çok önemli. Örgütlü olmalıyız. Hatta sbroşürler çıkarıp halka dağıtmalı ve halkı bu mücadelenin içine ve karar mekanizmalarına dahil etmeliyiz diye düşünüyorum. Saygılarımla.
samusharli Ekledi:
21.12.2009 14:19:43Merhabalar.. Ben Olgun Gümüş .. Yapılmak istenen HES çalışmaları sırasında Aşağı Irmaklar Köyü Muhtar vekili olarak görevdeydim...konunun merkezindeki kişilerden biriyim..tüm olaylarda vardım...ve buna istinaden resmi anlamda muhatap arayışı benim üzerimdeydi fakat bu konunun resmi anlamda muhatap bulamadığı kanısına vardım yaptığımız araştırmalardan yapılacak uygulamalar ve stratejiler belirlendi ..ilk etapta etüt çalışmasına izin vermemek gerektiğini bu konudaki kanuni yaptırımları aramaya başladık ve biraz zor kullanmak mecburiyetinde kalmış olsak da bu çalışmaya engel olduk..şimdi bizim köy muhtarlığı olarak konu ile ilgili pek fazla vasfımız yok... dernekleşme bizim ilk etaptaki çalışmalarımız içerisindedir ... alt yapısı tamamlanmıştır 2010 tarihi itibariyle resmi anlamda deneğin kurulması gündemdedir ...amaç sosyal alanlar içerisinde her tür eylemi,etkinliği dernek adı altında yapmaktır. amaçlanan sadece HES ler değil tüm doğal yer altı ve yer üstü kaynakların korunmasıdır...biz bu düşünce etrafında hareket edilmesi gerektiği kanaatindeyiz...
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 14:15:48
Bir önerim olacak, onuncu Köyde Sularımızın özelleştirilmesi ve ARDANUÇ sularını, Barajlar forumunda da Çoruh üzerindeki barajlar konusunu tartışalım diyorum. Şu anda ardanuçta devam eden problemi de daha iyi anlamak adına. Ne dersiniz? aksi takdirde her iki sayfaya aynı mesajlar kopyalanıyor. anlamı kalmıyor. NAMIK ABİ BİR EL ATSAN EY OLUR...
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 13:36:53arkadaşlar ben şahsen yerel derneklerin mücadeleyi örgütlemesi açısından büyük faydası olacağı kanaatindeyim. samusharli arkadaşımız bizleri bizzat yerinden bilgilendirir. Anonim şirket veya herhangi bir şirket konusuna kesinlikle katılmıyorum. biz suyun sermayeye satılmasına karşı çıkarken kuracağımız semaye şirketi ile mi karşı çıkacağız yoksa kendi kurduğumuz sermaye şirketi mi suları alacak. Vergisel problemlerden hiç bahsetmiyorum. Temelden ve etik olarak ta yanlış.
Ardanuç'ta kuracağımız yerel bir dernek diğer kurulu derneklerle işbirliği içerisinde yerel mücadeleyi örgütlemelidir. bütün dünyada suyun metalaştırılmasına karşı Derneklerde örgütlenerek mücadele ediliyor.
Ülkemizdeki suların ve HES lerin özelleştirilmesine, satılmasına temelden zaten herkes karşı çıkıyor. burada problem yok. Ancak, özelde Çoruh üzerine kurulacak bütün HES lere karşı çıkmak, ülkemizin en önemli Hidroelektrik potansiyelini saf dışı bırakmak olmuyor mu? Duygusal davranırsak haklılığımızı anlatamayız. akılcı davranmak zorundayız. Hangi HES lere karşı çıkıyoruz veya elektrik amaçlı olmayan hangi barajlara karşı çıkıyoruz. bunun bilimsel temellerini ve felsefesi zaten belli. Bize düşen çoruh üzerinde yapılacak baraj veya santrallerin hangilerinin kamusal faydası, çevre ve insana verdiği zararları karşılayamaz bunu tespit etmek. Ve öneri getirmek. BU ARADA MÜCADELEMİZİN ESAS TEMELİ :"SUYUN METALAŞTIRILMASINA KARŞI" KURMALIYIZ. ESAS AMACIMIZ İSE "TEMİZ SUYA ULAŞMANIN İNSAN HAKKI OLDUĞU VE SUYUN İŞLETİLMESİNİN KAMU(HALK) ADINA DEVLET ORGANLARINA AİT OLDUĞUNUN ANAYASAL GÜVENCEYE ALINMASI" OLMALIDIR.
Dünyada, işletim hakları satıldıktan sonra sivil mücadeleler sonucu vazgeçilen çok sayıda örnek var.
Samusharli arkadaşımız bize Ardanuç'ta ikamet eden kişilerin ve hatta bazı muhtarlarımızın bu forumda yazmasını temin edebilir mi acaba. Arkadaşımız bir dernek kurulmasına nasıl bakıyor?
niksarli Ekledi:
21.12.2009 13:28:35Naci ağabey,sizi çok iyi anlıyorum,sizi yoran asıl mesele ise anlattığınız bilgileri dönüp dönüp tekrar anlatma ihtiyacından doğuyor.Bunun sebebi de tartışma devam ederken tartışmanın gidişatından bihaber olan başka birilerinin tartışmaya müdahil olmak istemesi.Bunu da yeni katılanlar açısından anlayışla karşılıyorum.Ancak,ne var ki,daha önceki yazılan mesajları da okuyup tartışmaya katılsalar daha yapıcı olur.
Biz burada(sizler) bir çok fikir beyan ettik.O fikirler burada yer almalı.Bir çok soru soruldu,o sorular burada cevap bulmalı.Hamurlu sayfasındaki HES ile ilgili mesajların tamamı buraya(aslında buraya da değil,bir alttaki HES forumuna) aktarılmalı.Aslında bu sayfada tartışmamalıyız.Burası onuncu köy sayfası.Bir alt konu başlığı olan HES sayfasında tartışalım ki bilgiler derli toplu olsun.Daha önceki hes forumundaki yazılar da buradaki HES sayfasına atılsın.
Elle tutulan bir şey yapıldıysa onu da siz yapmışsınız,bir kitap hazırlamışsınız.Daha ne yapacaksınız demiyorum.Elbette yapabileceğiz başka şeyler de vardır.Bu konuda da size ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Abi, ben veteriner hekimim.
kopuz Ekledi:
21.12.2009 13:05:49bizide yordun abi herşeye mühendis gözüyle baktın ekonomik gayrı ekonomik bıktım ya deli olacağım .
beni ilgilendirmiyor ekonomik gayri ekonomik olduğu benim insanıma ne veriyor
mazlum Ekledi:
21.12.2009 12:52:58Değerli arkadaşım benim orta yolculuk gibi bir hayat anlayışım yok. O hal ticarette geçerli olabilir. Alan ve satan memnun olursa. Görevim en doğru olanı söylemektir.
Tabiata müdahale, mühendisin işi ve vazifesidir. Sizin meslekte de tabiata müdahale vardır. Mesela, ilkel bitkiden buğday üretmek, aşılı ağaçlarla daha iyi ürünler elde etmek gibi. Ama genetiğe müdahale hakkı tartışılıyor. Bana göre,genetiğe müdahale, faydası kesinleşmeden laboratuarın dışına çıkmaması gerekir.
Konumuz H.E.S.ler, biraz önce Kopuz'a da yazdım, lütfen yavaş okuyun, iyi yazar değilim, belki iyi anlatamıyorum.
Diyorum ki, mühendisin görevi tabiaat müdahaledeir. Ama bunun amentüsü, manifestosu var. Onu sağlıyorsanız müdahaleniz meşruiyet kazanır.
Bizleri bir araya getiren konuya gelince; bendeniz, D.S.İ. nin, değil Çoruh havzasında; ülkemin neresinde olursa olsun, yapmış olduğu hiç bir projenin, ülkem yararına olabileceğine inanmıyorum. Böyle bakınca da, sizlerin doğrudan mücadele ettiğiniz projelerin hepsinin hayırlı olacağına inanmıyorum.Diyorum ki: Çoruh Enerji Planı ve onun türevleri,daha doğrusu piçleri olan ikincil projeler de, derhal durdurulmalıdır. Çünkü bu Plan, asla bir enerji planı değil. Sizin mücadelenize karşı çıkan yok.
Buradan bütün H.E.S. ler yanlıştır, yıkılmalıdır neticesi çıkarılmamalıdır. O konuyu bir kaç kere daha tartışmalıyız.
Yoruludum arkadaşım, aynı cephede savaştığım arkadaşların yanlış atışından korunmak için çabalamaktan,sakınmaktan,saklanmaktan senin anlayacağın. Ayrıca benim kimseyle meselem olmaz. Mücadele stratejime de arkadaşlar neden katılmıyor diye bir meselem yok. Sizlerin çabasını yakından izliyorum, bazen üzülüyorum.
Amacım meslek haysiyetimi korumak, ülkeme yapılan bir büyük ihaneti millete anlatmaktır.
Saray paşalarının palavralarından, cephedeki onbaşının sesi duyulmuyor ki!..
samusharli Ekledi:
21.12.2009 12:36:05Merhabalar.. Aşağı Irmaklar da yaşayan biri olarak yapılması planlanan suncusuyu deresi doğu regülatörü ve hidro elektirik santralinin uygulanmak istendiği yerin tam merkezindeyim..problemi ilk farkeden kişilerden biriyim ve Aşağı Irmaklardaki süreci takip eden ve içinde olan birisi olarak, herkezi konu ile ilgili bilinçlenmeye ve bilinçlendirmeye davet ediyorum ... biz burda fiziki bir mücadele örneği sergiledik fakat bunun doğru bir hareket olmadığınıda iyi biliyoruz konunun kanunen muhatap bulamaması bizim için aşılması zor bir engel biz hiç bir zaman fiziki tepkiden kaçınmayız fakat bu nekadar daha çözüm olur bilinmez ... konuya vakıf kişilerin bilgilendirmesine ihtiyacımız var .... konuya olan ilgi için çok tşk.
erkinislee Ekledi:
21.12.2009 12:07:22
Naci ağabey,
Yorumunuzda "Tümüyle H.E.S lere karşı olmak bizlerin haketmediğimiz sıfatla damgalanmamıza sebep olacaktır.....D.S.İ. ye emanet ettiğimiz sular, bu kurum tarafından maalesef; o suların binlerce yıldır bekçiliğini yapan, o sulardan yararlanan, bu sular çevresinde hayat kurmuş insanlara hiç sormadan, onların izini alınmadan, onlaraın hakları korunmadan, daha çok kapitalinin hakimiyetini her şeyin üstünde tutan anlayışın sahibi gruplara, kişilere tahsis edilmişlerdir, edilmektedirler. Bunun sonu, o çevrenin binlerce yıldan beri, yerleşilebilir olma halini büyük ölçüde ortadan kaldırmaya götür mektedir, götürecektir..........
Sulara müdahale edilebilir, bir tek şartla; öncelikle o yörenin insanlarının yararlarını, haklarını korumak kaydıyla. O yörenin en yakın olanının, en çok hakka sahip olduğunu unutmadan, inkâr etmeden, hakkını vererek. Geleceğini karartmadan, ülkeye faydalı bir maliyetle ürün ortaya çıkabiliyorsa o zaman müdahale edilebilir.
Yöre insanlarının hakları garantiye alınmadan, çevrede yaratacağı yıkımın, çevrede yaratacağı faydalarla karşılanabilir olduğu bütün çıplaklığıyla ortaya konmadan; kimsenin dışarıdan gelip, sularımıza müdahale hakkı yoktur........." demişsiniz..Katılmamak elde değil..
Ancak..
Durum o kadar vahim ki..HES lerin hangisi çevreye zarar veriyor hangisi vermiyor..Bunu araştırıp görecek ne zaman var ne de güç..Ama göz görüyor ki Çoruhumuz derelerinde yapılan/yapılacak olan HES lerin biri bile sizin kriterlerinize uymuyor..
Bu durumda durşumuzu netleştirmek lazım..Orta halli konuşacak zaman değil..
Saygılar..
kopuz Ekledi:
21.12.2009 11:37:16Naci abi yine ters düştük bak bunun orta yolunu bulmamız lazım.Biz H.E.S karşı çıkıyoruz.Haketmediğimiz yakıştırmadan bansediyorsun bunun adı nedir vatan hainliği zaten bize yakıştırılan şu anda vatan hainliği hiçte gocunmuyoruz
Bu işin ortasını bulalım derim yoksa biz başımızın çaresine bakacağız.
Bana burdan yapılmakta olan hangi H.E.S yararlı olduğunu söyleyebilirmisin.Aşağı ırmaklardaki H:E:S karşı çıkmayacakmıyız.
BarhaldakiH.E.S Karşı çıkmayacakmıyız..
Öneri getirmişin diyorsunki bir kopAratif kurulur.suyun işletme hakkı o koperatife verilir.bana çoruh vadisinde satılmadık dere gösterebilirmisin sumu kaldı satılmadık koparatif kurulup alınsın.
Şunu netleştirmemiz lazım
Neye ne zaman nerde karşı çıkacağız.Bakın ben şunu diyorum eğer bir proje .de insan yok sayılıyorsa çevre felaketine yol açıyor sa en önemlisi yabancı ya peşkeş çekilmiş ise hele bu proje çoruh vadisin de ise biz karşı çıkıyoruz
Önce duruşumuzu netleştirelim.Bana burdan genel olarak konuşma çoruh üzerindeki H.E.S ler yararlımıdır zararlımıdır karşı çıkmak vatan hainliğimi dir yurtseverlikmi dir.bunları açılarsan sevinirim..
.
kopuz Ekledi:
21.12.2009 11:11:29Dur az ağabey H.E.S karşı çıkmamaktaki kastını açıklarmısın.
.H.E.S ten kastın nedir yamaç satrallerimi yoksa ana nehieüzreindeki satrallermi
mazlum Ekledi:
21.12.2009 08:59:08Bibinoğlu arkadaşımıza katılıyorum.
Tümüyle her şeye karşı olmak mücadele gücümüzü zayıflatır. Daima, yapılmak isten yanlış şeyin karşısına doğru çözümü kaoymalıyız. Tümüyle H.E.S lere karşı olmak bizlerin haketmediğimiz sıfatla damgalanmamıza sebep olacaktır. Derdimizi amacımızı anlatmakta zorlanırız.
Benim önerim; dernek faaliyetiyle beraber, her küçük havzadaki insanları, kendi su imkanlarından yararlanmak üzere bir kooperatif vey yerel anonim şirket etrafında örgütlemek, bu bu yapılanma marifetiyle, kendi sularını, kendine zarar vermeden, yararlı olarak kullanmasını, kendi refahının yaratılmasına çalışmak en doğru olanıdır. Arkadaşlar, sermayeyi kiralamk mümkün dünyada böyle işlere yerleştirilmek istene kiralık sermaye çok. Yeterki çıkan ürünün müşterisi garanti olsun herkes sermaye koyar böyle yapılanmalara. Bu yapılanmalar bir üst örgüt tarafından desteklenebilir. Holding gibi.
Devletimizin, sosyal hukuk devleti olduğu anayasasında yazılıdır.
Unutmayınız; kooperatifler, yerel imkânlardan, öncelikle yararlanmak hakkına sahiptirler.
D.S.İ. ye emanet ettiğimiz sular, bu kurum tarafından maalesef; o suların binlerce yıldır bekçiliğini yapan, o sulardan yararlanan, bu sular çevresinde hayat kurmuş insanlara hiç sormadan, onların izini alınmadan, onlaraın hakları korunmadan, daha çok kapitalinin hakimiyetini her şeyin üstünde tutan anlayışın sahibi gruplara, kişilere tahsis edilmişlerdir, edilmektedirler. Bunun sonu, o çevrenin binlerce yıldan beri, yerleşilebilir olma halini büyük ölçüde ortadan kaldırmaya götür mektedir, götürecektir.
Sulara müdahale edilebilir, bir tek şartla; öncelikle o yörenin insanlarının yararlarını, haklarını korumak kaydıyla. O yörenin en yakın olanının, en çok hakka sahip olduğunu unutmadan, inkâr etmeden, hakkını vererek. Geleceğini karartmadan, ülkeye faydalı bir maliyetle ürün ortaya çıkabiliyorsa o zaman müdahale edilebilir.
Yöre insanlarının hakları garantiye alınmadan, çevrede yaratacağı yıkımın, çevrede yaratacağı faydalarla karşılanabilir olduğu bütün çıplaklığıyla ortaya konmadan; kimsenin dışarıdan gelip, sularımıza müdahale hakkı yoktur. Kanunlara dayanarak yaptıklarını söyleyenlere söyleyecek sözümüz hazırdır: Sen, kaç yıllık kurumsun? kaç yıllık devletsin? kanunların kaç yıllık? ben, binlerce yıldan beri buradayım! Devleti ve kurumları bana hizmet etsin diye kurdum, sizlere emanet ettim. Devletler ve kurumlar, benim hakkımı öncelikle koruyor ve bana yarar sağlıyor ise, saygılı olurum. Bu hale uymayan hiçbir işlem, sizlerin yazdığı kanunun lafına sarılıp sunuyor diye, bizlere uygulayamazsınız.
Değerli arkadaşlar, dernekler marifetiyle halkı bilinçlendirmeliyiz, ekonomik gelişmelerini sağlayacak örgütlenmeyle de o yörenin imkanlarından, öncelikle o yörenin insanlarının yaralanmasına çalışmalıyız. Bu yerel bir anonim şirketle de olur, kooperatifle de.
Söylenecek çok sözüm var. İlgi duyarsanız devam etmek isterim.
kopuz Ekledi:
21.12.2009 02:36:24Aşağı ırmakları Nimet Kardeşimiz takip ediyor. Orda sorun olacağını sanmıyorum çünkü yeterli donanıma sahip biri var.
Haberdar oluyoruz.şu sıkıntı var.Ankar,da Bğımsız olarak çalışan bir gurup oluşturmuşlar onlarla bağlantıya geçip buraya gelmeleri sağlanabilir.
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 01:10:26
duran bey bizi 10.Köye attılar fosur fosur uyiyer bunlar yav. Dur bir da Hamurliya bahem.
bibinoglu Ekledi:
21.12.2009 01:06:05
Duran bey, diğer forum sayfasında da yazdım. HES lere temelden karşı olmak çok saçma. Önemli doğa alanları veya insan mağduriyetlerine sebep olacak yerler hariç HES ler temiz enerji üreten santrallerdir. ama bizim temelden karşı olacağımız şey, sularımızın satılmasıdır. ne şekilde olursa olsun HES lerin veya sularımızın işletmesinin özelleştirilmesine karşıyız. HES DÜŞMANI DEĞİLİZ SULARIN METALAŞTIRILMASININ KARŞISINDAYIZ. SUYUN İNSAN HAKKI OLDUĞU VE ANCAK VE ANCAK DEVLET ORGANLARI TARAFINDAN KAMU ADINA SU ÜZERİNDE TASARRUFTA BULUNULABİLECEĞİNİ ANAYASAL GÜVENCEYE ALDIRMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ.
niksarli Ekledi:
21.12.2009 00:53:14Cemal bey,Artvin ve Ardanuçla ilgili görebildiğim kadarıyla bizleri burada aydınlatan Nimet ablanın haricinde başka kimse yok.Ardanuçta son yapılan toplantı ile ilgili toplantı tutanağını yada toplantı özetini burada sunacaklardı.Belki bu vasıtayla öğrenebiliriz.Ben yine Nimet abla vasıtasıyla bilgilenmeye devam edelim derim.Orada da hassas bir grup oluşmuş.O grup istediği takdirde destek veririz.
Bizim aynı zamanda Bursa'da yapılacak olan toplantıya(sempozyum dediler ama,sempozyum daha farklı düşünülebilir) yoğunlaşmamız lazım.Bursa'daki dostlar bu işe el attılar anladığım kadarıyla.
Yüksel AKSU'yu kim önermişti şu anda hatırlamıyorum ama,O'nun da desteğini almakta fayda var.Ergül bey de istekli.Bu dostlar dernekler ve federasyonla bir araya gelir olayı tartışır ve görev dağılımı yaparlarsa iyi olur.Toplantıya çağrılacak konuklar da belli olur,haber verilir,onlar da konu paylaşımı yaparlar,en azından,toplantıya hazır gelmeleri sağlanmış olur.Bakın bir anda katılım çağrıları çoğaldı,bu bağlantıları kuracak ve organize edecek grup belirlenmeli.
bibinoglu Ekledi:
20.12.2009 23:13:50
Tekrar ediyorum. Yusufeli'li kardeşlerimiz gibi Ardanuç'ta kesinlikle yerel bir örgütlenmeye gidilmeli ve halen Ardanuç'ta ikamet eden üyelerimiz bu forumda mutlaka yazmalı. Ardanuçtaki derelerimizi ancak güçlü bir yerel örgüt ile kurtarabiliriz. Diğer yerel örgütlerle eylem birliği içerisinde.
kopuz Ekledi:
20.12.2009 22:44:31Bir tesbitte bulunmak istiyorum.tabi benim görüşüm.Dr Önder Bey toplantı için çok önemli çünkü gerek çevresi gerekse temsil ettiği saygın kişiliği yapılacak toplantıyı daha,da etkili hale getirebilecek durumda her halde bize yardımlarını esirgemez.Ayrıca gazeteci Hüseyin ağabeyimizin de ilgilerini bekliyoruz..
Doktor kamil beyin,de yardımlarını bekliyoruz..
kopuz Ekledi:
20.12.2009 22:08:18Salı gününden sonra birkaç gün yokum.Bursada yapılması düşünülen toplantıya sanrım Turgut bey çalışıyor.
Eğer uygun görülür ise Türkiyede barajlar H.E.S konusunda uzman bilim adamları arasında gösterilen Profesör İlyas Yılmazer Katılacaktır.Kendisi ile görüşüldü.
Doğa Derneği başkanı Dr Güven Eken katılacaktır.Ayrıca Yusufeli kültür derneği başkanı Avukat Recep Akyürek katılacaktır.
Başka katıkı isteniyorsa yardıma hazırız.Bilginiz olsun
bibinoglu Ekledi:
20.12.2009 21:16:55
Ben, mücadele için mahallinde yani Ardanuç merkezde çok acele bir dernek kurulmasının (belki de vardır ben bilmiyorum) çok yerinde olacağını düşünüyorum. Hepimiz derneğe üye olur, maddi olarak ta destek oluruz. Artvin biz sitesinde derneğe de bir yer açılamaz mı?
curbaga Ekledi:
20.12.2009 21:04:35
Valla daha onu bile bilmiyoruz Cemal'im..
Araştıralım hep birlikte..
bibinoglu Ekledi:
20.12.2009 20:48:22
namık abi, özellkle en yakınımızdan başlayarak; ardanuçta hangi dereler veya ırmak sularının işletme hakları özel sektöre devredilecek biliyor muyuz?
axuaxu Ekledi:
20.12.2009 18:58:21
Onuncu Köy Muhtarlığına;
Masmavi gözleri delen
Seni yedi düvele öven
Yer ile göğü titreten
Kemal yaşar mı onuncu köyde?
Harmanda tütünü seren
Güneşin rengini veren
Hani şu Yemen ´de ölen
Ali asker mi onuncu köyde?
Halkını ve hakkı seven
Gönül gözü ile gören
Ne dedi ise dinlenen
Aşık mahsun mu onuncu köyde?
O kocaman kayaları
Parça parçalara bölen
Derinliği bilinmeyen
Deniz gezmiş mi onuncu köyde?
Hep Erdoğan hep er ölen
Sana gök kubbeden gülen
Halkı için canın veren
Can yücel mi onuncu köyde?
Bir şiir de ben yazsam
Sahipli köyüne assam
Şiirde masal anlatsam
Nazım hikmet mi onuncu köyde?
axuaxu
axuaxu Ekledi:
20.12.2009 17:01:05
10. Köy adlı platformun "çığ ı başlatan bir kar tanesi" olması dileklerimle emeği geçen herkese selamlarımı gönderiyorum..
bibinoglu Ekledi:
20.12.2009 15:51:50Merhabalar Namık Abicim. İzninizle Onuncu Köy sayfasına Nazımın "Masalların Masalı" şiirinden bir bölümle başlamak istiyorum. Endişem o ki, mücadele etmezsek bizden önce "su gidecek" ve umudum o ki; suyun şavkı vuracak; çınara, bize, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak,
sonra o da gidecek.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Su serin,
çınar ulu,
ben şiir yazıyorum,
kedi uyukluyor,
güneş sıcak,
çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Nazım Hikmet 7 Mart 1958
turgutsezer Ekledi:
20.12.2009 14:48:14
su,tüm canlılar için yaşamsal temel bir girdidir.bu nedenden dolayı su;temel insan
hakkıdır satılamaz. kaynak sularımız ticarileştirilmek toplumun ortak kullanımından
çıkarılmak istemine cepheden karşı çıkıyorum.sularımız özgür olmalı,özgür akmalıdır.
hepinize merhaba.
erdal08 Ekledi:
20.12.2009 13:15:16ALHES MÜH. MÜŞ. ENERJİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. tarafından yapılmak istenen SUNCUSUYU DERESİ (Aşağı Irmaklar Deresi) DOĞU REG. VE HES projesidir...
Yapılmak istenen Suyu dereden kaldırıp C1 ya da kanallar ya da tünellerle yamaç bir yere ulaştırmak..ÇED için gerekli olan fizibilite ve etüt çalışmaları devam etmektedir.Bu çalışmanın Bölgeye ve bölge insanına ve de Ülke yararına bir çalışma olmadığı kanatindeyin mutlaka bu yanlış tan dönülmelidir.
kopuz Ekledi:
20.12.2009 13:07:11Sevgili Namık beye abi demek istiyorum açıkcası yaşını da bilmiyorum ama tek bildiğim olgun hoş görülü karşısında ki insanı anlamaya çalışan Artvin insanımızın bütün güzel özelliklerini üzerin de taşıyan biri.
Siteye ilk girdiğim,de Şöyle bir göz attım.ya dedim acaba beni misafir edecek bir yer yokmu kapı da kaldım.
Hafif sola doğru gittim pencerelerinden Karanlığa güçlü bir ışık yayan bir konak gördüm. Ola dedim Yusufelili aha bunlar zengine benziyer gel kapıyı çal selam ver. Ne ise lafı uzatmiyem.içeri girdim ,selam verdim.Birde ne görem herkes ayağa kalkıp buyur etti.Baş köşeye aldılar beni.
İçlerinde Doktor, Savcı, Eğitimci, İşadamı ,Yazar hepsi var.Azda sıkılmadım degil hani .Nede olsa yusufeli uşağıyam Sıkılganım.
Uzatmayalım.Nedir derdin efendi.anlat bizde dinliyelim derdini belki yardımcı oluruz dediler .
Bende anlatmaya başladım.Anlattık,ça pü dikkat beni dinlmeye başladılar ama doğruluğunu da teyit etmeleri gerekiyordu.Araştırdılar bana hak vermeye başladılar .
İçinde bulunduğumuz sıkıntının onlarında sıkıntısı olduğunu çabucak kavradılar.Hemen kolarını sıvayarak Yusufelili bir usta buldular.Cengiz usta çok meşhurmuş . beni yeni tanıdım.köy inşa etmesini istediler.Cengiz usta,da köyü inşa ederek açılışını yaptı.
Topraklarından kovulmak istenen bizleri köye yerleştirdiler. Evlerimiz güzel sıcak komuşularımız harika.
Aşağı Irmaklar sitesine girdiğim,de video kilip izledim o kilipte Bir şey yapmalı diyordu çok etkilendim.
Evet bir şey yapmalı vakit geç olmadan diyorum sözü şimdi diğer köylülerime bırakıyorum.


Sayfa Başı